Eğer Bu Bir Oyun Olsaydı, Edebiyat, Necla DURSUN

Eğer Bu Bir Oyun Olsaydı yazısını ve Necla DURSUN yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Eğer Bu Bir Oyun Olsaydı

25.02.2022 09:00 - Necla DURSUN
Eğer Bu Bir Oyun Olsaydı

Kalabalık bir şehirde yaşamanın gereklerinden biridir her daim hızlı olmak. Bir yere mi gideceksiniz, adımlarınızı açmalısınız. Alışveriş listeniz market arabasının içinde mi, hızlıca kasaya yönelmelisiniz. Otobüse binmek için sıra mı var, tereddütsüz sıraya girmelisiniz zira birkaç saniye içinde bekleyenlerin sayısı onlarca kişi artacaktır. Bu durum tiyatro bileti alma konusunda da geçerlidir. Bir tiyatro gelecek ayın programını yayımlamışsa ve içinde izlemek istediğiniz bir oyun varsa zaman kaybetmeden bilet almalısınız. Yoksa birkaç gün sonra bir bakmışsınız biletler tükenmiş ve siz hala bekler konumdasınız. Bu akıbeti yaşamak istemediğim bir oyun vardı. Oyunun adı: "Eğer Bu Bir Oyun Olsaydı", türü; okuma tiyatrosuydu. Yani oyuncuların yarı ezber yaptıkları ve ara ara göz gezdirdikleri tekstleri ellerinde, gündelik kıyafetleri üstlerindeyken bir nev-i prova gibi icra edilen tiyatro türüydü. Bir tiyatro sever olarak "kulis bileti", "perde arkası bileti", "sahne önü bileti", "prova bileti", "protokol bileti" gibi bilet türlerine aşina olsam da "okuma tiyatrosu bileti" ni ilk defa bu oyun sayesinde duyduğumu belirtmeliyim. Bilet almak için tiyatroyu aradığımda; okuma tiyatrosu biletlerinin ücretsiz olduğu ve rezervasyon yaptırmanın yeterli olduğu söylendi. Neredeyse alınan nefese bile ücret ödenen bir şehrin paydaşı olarak bu durum şaşırmama sebep olsa da, söyleneni uygulayıp rezervasyonu yaptırarak günü geldiğinde oyunu izlemek için yerlerimizi aldık.

Oyuna Hazırlanan Sadece Oyuncular mıdır?

Oyuna, oyuncular kadar olmasa da seyirciler de hazırlanır. Bilet almak, oyun saatinden en az 15 dakika önce salondaki koltuğunda olmak, cep telefonunu sessize almak gibi hazırlıkların dışında kalanlardır. Oyunu daha iyi anlamak, özümsemek, hafızadaki kalıcılığını sağlamak için oyuna ait bilgilerin edinilmesidir sözü edilen. Tiyatro olsun film olsun eğer uyarlananın bir kitabı varsa onun okunması bu amaca hizmet edecek yöntemlerden biridir. Oyun için bendeniz de bu yolu tercih ederek araştırma araştırdığımda; Mitos Boyut'un Tiyatro/Oyun Dizisinden çıkan bir yayını olduğunu öğrendim. Almir İmşireviç 'in yazdığı kitabı okumak için en yakın kitabevine gittim. Yazarın "Eğer Bu Bir Oyun Olsaydı 555" ve "Eğer Bu Bir Film Olsaydı 527" olmak üzere iki eserinin olduğunu ve her ikisinin de mevcut olduğunu öğrenince kitapları raftan aldım, inceledim. Eserlerin çevirisi Bilge Emin tarafından yapılmıştı ve Boşnak yazarın her iki kitabının da konusu Balkanlardı.

Eğer Bu Bir Film Olsaydı adlı kitabında yazar; Yugoslavya'nın 1990 dan sonraki süreçte parçalanmasını ve yıllardır birlikte yaşamış halkların sürüklendiği kaosu konu almaktaydı. Milliyetçi duyguları tetikleyen ve etnik nefret duygularının gün yüzüne çıkmasını sağlayansa "uygar" bilinen devletlerin kışkırtmalarıydı. Yazar bu "büyük" aktarımı "küçük" bir ailenin sınırları dahilinde anlatıyordu. Ancak tiyatro uyarlamasını izleyeceğim için odağımdaki eser yazarın diğer kitabı yani "Eğer Bu Bir Oyun Olsaydı" idi.

İmşireviç "Eğer Bu Bir Oyun Olsaydı" adlı kitabında Bosna Savaşı'nı konu almıştı. Kişisel yaşanmışlıklarını da eklemlediği eserinde, 3,5 yıl süren Saraybosna Kuşatmasında yaşanan bir olayı anlatmaktaydı. Metin bir çeşit hatıra defteri gibi kayda alınmış olsa da kuşatmaya Saraybosnalı İshak' ın yaşadıkları özelinde bakılmaktaydı. Trajik olayların ve yaşanılanların kişisel bir öyküymüşçesine yazıldığı eserde bir muhasebe söz konusu değilse de; gündelik yaşantısını süren insanlar ve onların duygularının ön planda olduğu eserin kurgusu gerçek karakterlerin savaşı anlatmak isteyip de anlatamamaları üzerinedir. Eğer oyunu izlemeden önce kitabını inceleyeceğim denilirse, 27.sayfadaki İshak'ın sorgusunun yapıldığı bölüm oyunun ve kitabın özeti mahiyetindedir.

20220131_143529

Kitap Hırsızı

Kitaba göre oyunun bir sunucu vardır. Sunucu oyuncuları sırayla sahneye çağırır ve her biri oyunda destek alacağı birer obje belirler; "ameliyat masası" gibi "ıslak bir şemsiye" gibi. Küçük farklılıklarına rağmen kitapla birebir örtüşen tekstlerinin yazdığı not defterleri ellerinde olan 4 oyuncunun sergilediği oyun, sunucunun yönlendirmeleriyle ilerlemektedir.

Oyunda olaylar kitapla doğru orantılı olarak seyrini izlerken seyirciye ilginç bilgiler verilmektedir. Örneğin; eskiden tramvayların atlarla çekilen bir taşıma aracı olduğu, ilk atlı tramvayın 1820'de İngiltere'de kullanıldığı, ilk elektrikli tramvayın 1879'da Berlin'de üretildiği ve ilk elektrikli tramvayın Bosna'da kullanılmaya başlandığı söylenir izleyiciye. Genel kültür bilgisi içeren bu türdeki bölümler oyuna değişik bir tat, izleyene bilgelik katmaktadır.

Erkek oyuncunun Farnz Ferdinand, birinci kadın oyuncunun Ferdinand'ın eşi Sophie ve ikinci kadın oyuncunun onların aracını kullanan şoförleri olup bir selamlara kortejinin canlandırılmasıyla oyun hız kazanır. Çünkü o sahnede 1.Dünya Savaşının fitili ateşlenecektir. Sonrasında ise oyun aynı caddede yol alan tramvay odakta olmak üzere ilerler.

Savaş sonrası Bosna'da tramvaya binildiğinde boş koltuklara rağmen bir sürü insanın ayakta yolculuk ettiği dikkat çeker. Bunun nedeni; kuşatma esnasında keskin nişancıların yani "sniper" ların tramvayda oturarak yolculuk yapanları hedef alarak ateş etmeleriyle can güvenliği olmadığına inanan halkın hala bu psikozla yaşamaya devam etmesidir. Oyunda tramvayda oturan bir yolcunun bir sniper tarafından nişan alınarak öldürülmesiyle pek çok masum insanın öldüğü kuşatama günleri sahnelenir. Ardından oyuncular Lahey Savaş Sonuçları Mahkemesi oturma düzenini alınır ve 1973 Saraybosna doğumlu olduğunu söyleyen İshak sorguya alınır.

Dört kişilik çekirdek bir kadronun canlandırdığı karakterlerin çokluğu seyircinin dinamik bir akışla yüz yüze gelmesine sebep olurken; sevdiği kıza okumak istediği kitabı almak isteyen fakat bulmadığı için onu çalan karakterin bu bahisteki replikleri, kitapseverlerin gözlerini buğulandırmaktadır.

Birkaç Husus…

Eserde Türk isimleri taşıyan yerlerden bahsedilmektedir. Bosna'da çekilen filmlerde de sıklıkla yer alan bu durum Türk izleyicisine bir Türk yazarın oyununu izliyor hissini yaşatmaktadır. "Baş Çarşı" gibi, "Hüsrev Bey Camii" gibi yer ve yapı isimlerin yanında Türk isimleri de bu duyguyu pekiştirmektedir; "İshak" gibi "İbrahim" gibi.

Oyunda etnisiteye dikkat çeken ise adres tarifi yapılan bir cümlede "Katolik Mezarlığı" ve "Yahudi Mezarlığı" nın birbirine ne kadar yakın olduğunu vurgulanmasıdır. Ölüleri de dirileri de yan yana yaşayan Bosna'da yabancı sermayeyi temsilen "sarı boyalı Holiday İnn Hotel" den de sıklıkla söz edilmektedir. Tarih boyunca savaşlara zemin olan topraklarda yaşananları yazarın oyunlarına ait değerlendirmesini yaptığı yazısında Goran Cvetkoviç şöyle dile getirmektedir: "Metin, bir çeşit günce veya kayda alınan hayali bir duruşma şeklinde yazılmıştır. Bu duruşma suçlunun değil olaya katılımcı olanların duruşmasıdır… Bu, mevcut durumun muhasebesini yapmak değildir. Trajik e acı zamanlardaki rollerimizi gözden geçirmektir. O dönemde iki türlü kahraman vardı: katil ve öldürülen… İnsanlara unutmamayı sağlayan gerçek, doğru ve özlü gözlemlerle yaşanan bir olay gibi." (İmşireviç, 2016, s. 46)

20220209_202535

İki kadın iki erkek olmak üzere dört oyuncunun canlandırdığı karakterler; nine, bebek, baba, anne, dede, politikacı ve şoför gibi 27 karakterden oluşmaktadır. Küçük dev kadronun oldukça iyi bir iş çıkarttığını bilmem söylemeye gerek var mı?

Oyunda oldukça samimi, seyirciyle etkileşim içinde olacak şekilde olan bir kurgu, dramatik ve o ölçüde şiirsel bir anlatım benimsenmiştir. Bu durum ve anlatılanların gerçekliği izleyeni düşünmeye belki de araştırmaya sevk etmektedir. İnsani ve toplumsal değerleri ele alan oyunu Balkanların gözyaşıyla ıslanan coğrafyasına ilgi duyanların izlemesi yerinde olacaktır.

Sonuç

1971 Bihaç doğumlu ve Boşnak asıllı yazar bir röportajında "Savaşı anlatan oyun yazamıyorum." demiş olsa da oyun savaşı öylesine hissettirerek anlatmaktadır ki başka söz söylemeye, başkaca şeyler yazmaya hacet bırakmamaktadır. "Hayatta gerçek olan, var olandır, insanın en iyi bildiğidir. Sahnedeki gerçek ise, gerçekte var olmayan ama gelecekte olabilecektir. Sizin için neyin ilginç ve önemli olduğuna karar verin, neye inanmak istediğinize." (İmşireviç, 2016, s. 39)

Esasında yazıların sonuç bölümünde alıntı yapmak çok münasip bir durum değilse de bu defa hoş görülmesi temennisiyle "iyi okumalar, iyi seyirler" diyerek Saraybosna Güzel Sanatlar Akademisi Dramaturji Bölümü mezunu yazara dair bilgilerle metnimizi sonlandıralım.

Eğer Bu Bir Oyun Olsaydı ilk defa 1999 yılında sahnelenmiş ve Ulusalararası MESS Tiyatro Festivalinde Altın Mask Ödülü almıştır.

Eser Bosna Hersek Tiyatro Eserleri Antolojisi'nde yer almıştır.

Balkanların Şeytanı Utanç adlı oyunu Fransa Antolojisi'nde yer almıştır.

Oyunları; Avignon, Paris, Split, Ferney Voltaire, Lozan, Bonn, Lyublyana ve Belgrad'da sahnelenmiştir.

Eğer Bu Bir Film Olsaydı oyunu 2012 'de Zenica'da düzenlenen Bosna Hersek Dram Festivali'nde Yılın En iyi Tiyatro Metni Ödülü 'nü almıştır.

Oyunları: Eğer Bu Bir Oyun Olsaydı, Circus İnferno, Balkanların Şeytanı Utanç, Playback Sevdalinka, Gerçek Bir Hikâye, Mousefuckers, 212. Sayfa ve Eğer Bu Bir Film Olsaydı

Kaynakça

İmşireviç, A. (2016). Eğer Bu Bir Oyun Olsaydı. İstanbul: Mitos Boyut.

Eğer Bu Bir Oyun Olsaydı

Almir İmşireviç

Bilge Emin (çev)

Mitos – Boyut * Oyun Dizisi 555

46 sayfa


Yazar: Necla DURSUN - Yayın Tarihi: 25.02.2022 09:00 - Güncelleme Tarihi: 15.02.2022 15:14
438

Necla DURSUN Hakkında

Necla DURSUN

1976 Sakarya doğumludur. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Yerel Yönetimler Anabilim Dalı Küresel Şehirler ve İstanbul Araştırmaları Bilim Dalı’nda Yüksek Lisansını “Kuzguncuk Semt Tarihini İnsandan Okumak; Bir Seçki ile Şahsiyetler” konulu yüksek lisans teziyle tamamlamıştır. Finans sektöründe çalışmakta ve İstanbul’da yaşamaktadır.

Necla DURSUN ismine kayıtlı 61 yazı bulunmaktadır.