Eskimeyen Bir Eser: Beyaz Gemi, Edebiyat, A. Erkan AKAY

Eskimeyen Bir Eser: Beyaz Gemi yazısını ve A. Erkan AKAY yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Eskimeyen Bir Eser: Beyaz Gemi

08.09.2023 09:00 - A. Erkan AKAY
Eskimeyen Bir Eser: Beyaz Gemi

Türk dünyasının ve geçtiğimiz yüz yılın büyük yazarlarından biridir Kırgız asıllı Cengiz Aytmatov. Onu okurken bir Tolstoy, bir Dostoyevski devşirmişiz gibi hissederim. Ruha nüfuz eden satırlarıyla Türk kültürünün zenginliğini, unutulmuş kelimelerimizi, uzak diyarlardaki soydaşlarımızın töresini, adetlerini hatırlatır, tanık olmadığımız bir tarihe ve fakat yabancı da kalamayacağımız yaşantılara aşina olmamızı sağlar. Uzak düşmüş kardeşler arasındaki bağı edebiyat ile yeniden kurar, korur. Orta Asya enginliğinde yaşanan zorlukları, yavanlığı, yalnızlığı onun romanlarında, karakterlerinin çaresizliğinde buluruz. İçimizi burkar, zaman zaman canımızı yakar. Hazin hikâyeleri usul usul içimize akıtan dildir Aytmatov. Fransız şair Louis Aragon, Cemile adlı romanını kast ederek aşkı da en iyi onun anlattığını söylemiştir.

Hikâye Hakkında...

Eserlerinde insanlar hatta yakın akrabalar arasındaki bağları ince ince işleyen, geniş ailenin kaçınılmaz çatışmalarını odağına alan Aytmatov "Beyaz Gemi" adlı eserinde de çocuğa ve çocuğun yalnızlığına eğilir. Annesi ve babasını hiç tanımamış, bu nedenle dedesine tutunmuş olan, hikâyenin isimsiz kahramanı Çocuk, herkesin hor gördüğü dedesine üzülmek, onu çok sevmek, onun dertleriyle dertlenmek ve onun değerleriyle değerlenmekten ibaret bir yaşamı sürdürmektedir. Dedesinin eski dürbünü ve maşin mağazadan alıp ona hediye ettiği okul çantasıyla konuşacak kadar yalnızdır. Hiç arkadaşı yoktur. Hayatı dedesi, üvey ninesi, teyzesi ve eniştesiyle sınırlıdır ve bu çevrede kendisinden sıcak bir ilgiyi esirgemeyen sadece dedesidir. Bir gün kendisini terk eden anne ve babasına kavuşacağını hayal ederek hayata tutunur. Babasının bir gemide çalıştığını bilmektedir. Here gün dürbünüyle Isık-Göl'ü gözler, orada gördüğü bir geminin babasının çalıştığı gemi olduğunu düşünür ve o gemiye ulaşmak için balık çocuk olması gerektiğine inanır. Evlerinin önünden akan çayın üzerinde dedesinin çaya set çekerek oluşturduğu küçük gölette yüzerek bir gün hayalinin gerçekleşmesini bekler.

Hikâyedeki çocuk ile dede birbirlerine bağlı oldukları kadar insanlara, çevrelerine, sözlerine ve inançlarına da bağlıdırlar. Romanın bir bölümünde anlatılan ve Kırgızların yeniden doğuşuna değinen Maral Ana destanından dede ile çocuğun ruhlarına sıçrayan marallar (geyikler) onlar için birer töredir, adeta onları üzerinde yaşadıkları toprağa ve birbirlerine bağlayan bir kuvvettir. Romanın karanlık yüzü Bekey Teyze'nin kocası Orozkul ise hayatla tüm bağlarını koparmış, çocuğu olmadığı için önce karısına, sonra onun bütün ailesine ve dünyaya düşman kesilmiş bir zorbadır. Öksüz çocuğun hâlinden anlamadığı gibi onun sığındığı tek kale olan kayınpederini de aşağılamakta, hor görmekte, yok saymakta hatta yok etmeye çalışmaktadır. Maralların varlığını önemsemez, önemseyenlere hınç duyar, kinlenir.

Orozkul'un eziyetinin sınırları zorladığı bir günün gecesinde, aile Orozkul'un elinden ya da dilinden bir felaket beklerken, felaket tipi olur gelir ama hem çocuğu hem de dedesini Orozkul'un zulmünden kurtarır. Çünkü tipiye yakalanan genç Kırgız şöförler Mümin Dede'nin evine sığınmıştır. Şöförlerin lideri olan Kulubeg, soydaşı olan dedeyi de onun torununu da çok sever, onlara saygı ve yakınlık gösterir. Çocuğa ağabeylik eder. Üstelik o da Maral Ana'ya inanmaktadır. Ancak çocuğun iyilikten yana olan tüm hayalleri gibi o da gelip geçicidir, o da Orozkul'un kötülüğüne mani olamayacaktır. Ailenin geçimini sağlayan Orozkul'un gücü onu saf kötülüğe, tüm aileden acı bir intikam almaya iter. İyiliğinden kimsenin şüphe etmediği ama iyiliğini kuvvetle birleştiremediği için herkesin ancak "saf" olarak gördüğü Mümin Dede'ye Ana Maral'ı vurdurtur. İçkinin su gibi içildiği bir şölen gecesinde Ana Maral'ın eti yenmektedir. Bu hem dedenin hem de çocuğun inanç dünyasının çöküşüdür. Masalı anlatan da dinleyen de masalın dışına itilmiş, masal bir yana atılmıştır. Zaten soğuk algınlığının pençesinde olan, yüksek ateş nedeniyle gerçekle hayal arasında gidip gelen hasta çocuk, kendisine zulmeden eğlenceden kaçmak için bir karanlığa yatan sarhoş dedesini ayağa kaldıramaz, Beyaz Gemi'ye kavuşmak için, son bir kez balık olmayı dileyerek kendini çayın soğuk sularına bırakır.

Eleştirilen Son

Kitabın sonunda Aytmatov'un bir açıklaması yer alıyor. Her ne kadar kendisini savunma gereği hissetmediğini söylese de bu açıklama bir savunmadan ibaret. Yazar, hikâyesinin sonunda iyiliği bir zaferle taçlandıramadığı için dönemin diğer yazar ve eleştirmenleri tarafından eleştirilmiş. Çocuğun ölümü gerçekten ağır bir son. Yazar ise bunun asil bir duruş olduğundan dem vuruyor ve farklı bir bitirişe ihtiyaç olduğu görüşüne katılmıyor. Ana Geyik efsanesinin akamete uğramasını, geyiğin öldürülmesini toplum açısından tehlikeli bulmuyor. Bu düşüncesine dayanak olarak okuru gösteriyor. Geyik ölmüştür, dedenin iyiliği pasif kalmıştır, çocuk bunlara dayanamamıştır ama OKUR! hâlâ ayaktadır ve o, iyiliği yaşatacak kudrete de zamana da sahiptir. Aytmatov'a katılırsınız ya da katılmazsınız; o bildiği işi kendi yordamıyla yapmış ve okura da bir görev, bir sorumluluk yüklemiştir. Konunun biz okurları ilgilendiren kısmı sanırım bu görevdir.

Küçük Bir Not

Metinde ona yakın kez yanyana iki nokta (..) kullanıldığını görüyoruz. TDK imla kuralları içerisinde böyle bir işaret yer almıyor. Üç nokta kullanım yerleriyle ilgili açıklamalarda üçden az ya da üçten fazla nokta kullanılmaması gerektiği belirtilmiş. Dolayısıyla bir ortaokul okuma listesinde rastladığım bu kitabın hatalı bir imla kullanımının önünü açmaması gerektiğini düşünerek sonraki baskılarda bu durumun düzeltilmesini umuyorum.

Sonuç

Artık çocukluktan çıkmakta olan genç okur Türk edebiyatının sınırlarının ne denli geniş olduğunu Aytmatov'un eserleriyle fark edebilir. Hikâyelerin içinde türlü acıların da olduğunu görecek, okurken büyüdüğünü hissedecektir. Özellikle bu eserde bir anlatı yöntemi göze çarpmaktadır. Tanrı anlatıcı rolündeki yazar zaman zaman hikâyesindeki farklı karakterlerin zihinlerine girerek bazı bölümleri onların gözünden anlatır. Okur, bu karakterden karaktere kaymaları fark edebilirse dili kullanmanın yeni bir yöntemini kavramış olacaktır. İlaveten coğrafya ve toplum farkının dile yansımaları belki ilk planda bir şok etkisi yaratacak, ama her halükârda zihin açacaktır. Sovyet dünyasında, farklı bir ideolojinin yetiştirdiği, o dünyanın kavramlarıyla çatışma değil uyum içinde, onun dilini de kullanarak dünyaya seslenen, ama bir yandan da benliğini, öz değerlerini sahiplenen, halk hikâyelerine, masal ve mitlere sık sık göndermeler yapan Aytmatov en nihayetinde insanı irdelemektedir. Duygu insanıdır. Duygulu okumalara meyleden, yakın tarih, coğrafya ve kültürle ilgilenen okurları kendisine bağlayacaktır.

Cengiz Aytmatov
Beyaz Gemi
Ötüken Yayınları
1.Basım 1991.
93.Basım
168 sayfa


Yazar: A. Erkan AKAY - Yayın Tarihi: 08.09.2023 09:00 - Güncelleme Tarihi: 11.03.2024 14:14
651

A. Erkan AKAY Hakkında

A. Erkan AKAY

1981 İstanbul doğumludur. İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği bölümünden mezun olmuştur. 2008 yılından bu yana Konya'da yaşamaktadır. İki evlat babası, iki evlat amcası, ikisinin de eniştesidir.

Spora, edebiyata ve küçükleri eğlemeye ilgisi çocukluğundan beri devam etmektedir. 2012-2020 yılları arasında Bilgin Atıcılık Spor Kulübü Kurucu Yönetim Kurulu Üyeliği, 2015-2020 yılları arasında Türkiye Atıcılık Federasyonu Teknik Kurul Başkanlığı, 2017-2020 yılları arasında Türkiye Olimpiyatlara Hazırlık Merkezleri Atıcılık Komisyonu Üyeliği ve İl Branş Sorumluluğu görevlerini yürüterek ulusal ve uluslararası düzeyde başarıya ulaşmış birçok sporcunun yetişmesine katkıda bulunmuştur. Destek AFAD gönüllüsüdür.

2017 yılında, kardeşinin bir hayali olan “Hayallerin Karın Doyursun” isimli kitaba katkılarından sonra, hep arzuladığı çocuk kitapları yazımının önü açılmıştır. Yayımlanmış 14 kitabı bulunmaktadır. Edebistan, Eğitim Her Yerde, Dilhane, Masal Dergisi gibi çeşitli sanal dergilerde, Hece ve MEB Özel Eğitim Çocuk Dergisi gibi matbu dergilerde deneme, makale ve şiirleri yayımlanmıştır.

Farkındadır ki her yazılan okunmaz ama okunanlar da ancak yazılanlardır. Yaşadıkça anlamını kaybeden sonsuz sözler arasından zarurî olanlara tutunuyor.

Dualarınızı bekler.

A. Erkan AKAY ismine kayıtlı 149 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 10 kitap bulunmaktadır.

Twitter Facebook Instagram mastodon/Threads LinkedIn YouTube Kişisel Kitap Satış Sitesi Kitapyurdu.com