Etiketlerin Dünyasında Özelliği Olmayan İnsanların Hik, Edebiyat, Ülker GÜNDOĞDU

Etiketlerin Dünyasında Özelliği Olmayan İnsanların Hikâyesi yazısını ve Ülker GÜNDOĞDU yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden o

Etiketlerin Dünyasında Özelliği Olmayan İnsanların Hikâyesi

07.02.2022 09:00 - Ülker GÜNDOĞDU

Yazarların ilk eseri, ilk göz ağrısı, bir mutluluğun sebebi olarak, emeğinin taçlanmış ve bir vücuda bürünmüş hali olarak yer edinir. Eser, ortaya koyduğu insani değerler açısından, günümüzde yitirilmeye başlanan hasletleri gün yüzüne çıkartması eserin ön plana çıkan özelliklerinden. Esere titizlikle eğilip, metin aralarında yansıyan duygu durumlarını yansıtmaya çalışmak, ortaya konulan eserle hemhal olmak bir nevi hem eserin hem de eserin ortaya koyduğu duygulara bürünmek, eserin kişisel ölçekte değerlendirilmesine sebep olmuştur. Bu yüzden de ortaya koyacağımız bu değerlendirme olabildiğine kişisel ve olabildiğine eserin yaşatmış olduğu duygu durumunun bir çözümlenmesi olarak yansıyacaktır.

Bu eser ile yazarın ilk adımlarının heyecanını hissederek okuruz. Çağımızda saf güzelliklerin değersiz kabul edildiği düşünülürse değerli olanın kıymetini bilmek herkesin harcı değildir. Değerli olanın yerini yeniliğin almasının zararı yok, değersiz olan yeniliğe ihtiyaç yok. Her yenilik, kimi zaman değerli olanı törpülerken kimi zaman da değersiz olanı ayyuka çıkartmaktadır. Bu durum toplumdan topluma ve kişiden kişiye değişebilmektedir. Kimisi için elmas değerli iken kimisi için boncuk, kimisi için parlak nesneler eftaldir.

Modernizmin değeri değersizleştirerek emeğe, kutsala, insana ve vicdanî olana yabancılaşmanın adı olmuştur. Modernizm ile birlikte, özellikler, versiyonlar, göstergeler, görüntüler imaj ekseninde ele alınmış ve her şey vitrine çıkmıştır. Görünür olmak, marka ve çeşitli özellikleri barındırıyor olmakla eşdeğer tutulmuştur. Görünür olmak için birbiriyle yarışan insanlar, hep en güzel, en iyi, en sofistike hallerini yansıtarak kendilerini unutmuşlar. Enes Can, hiçbir özelliği olmadan da yürümenin zor olduğunu dünyaya, kendimize ve insanlara göstererek, insani değerlerin özelliğinin ne denli önemli olduğunu, hikâyelerine gerçeğin ta kendisini konu alarak bunu sarsıcı bir biçimde hatırlatmaktadır. İnsanlar, dünyaya, kendine ve başkalarına küsmüş olduğunu fark bile edemiyor, etse bile kendini unutmuş, gelip geçiyor. Kendini kendine hatırlatarak barıştıran, hayat hikâyelerine yeniden doğan umudu kalbe doyuran, insana kendi özelliğini fark ettiren, yaşamla barıştıran, hiç olmadığı kadar en saf haliyle kalp hizasından görmeyi sağlayan, sevgi doğuran sıcacık hikâyeler dimağınızda iz bırakırken okur anlamını bulur. İnanılmaz bir soğukluğa bürünen günümüz insanında yitip giden insani özelliklerin yerini metaının almasıyla; kendinden kopuş, ilişkilerden kopuş, değerlerden kopuş, doğadan kopuş, hayattan kopuş eşya, zaman ve mekândan kopuş çok hızlı gerçekleşti.

İnsani özelliklerin yerini ve değerini bilen, değerin yitip gitmesine razı gelemeyen, hatırlatmak ve yaşatmak için gayrete girerek, umudunu bizlerden esirgemeyen çiçeği burnunda kalemimiz Enes Can, Hiçbir Özelliği Olmayan Adamın Hikâyesi adlı eseriyle, modernizm ve geleneksel hikâyeciliğin ayırımında gerçek değerleri geleneksel hikâye anlatımıyla eseri üzerinden okurunu ruhuyla selamlarken insanı, kendi insani değerine davet ediyor. İlk eserin ilk adımlarını atarken, zaman ve eşyanın manasını mana içine gizleyerek okuru gizin içine çeken bir eser. Yazarımızın değerli çabasının bu güçlü adımlarına tanık olmakla içimi saran heyecanımı sizlerle buradan paylaşıyorum. Kitabı, değerini ortaya koyacak güçte bir değerlendirme yazmanın önemini her geçen gün daha fazla yüklediğim kalemim özen içerisinde. Böylesi eserler kafesini kırar insanlığın diyebilirim. Daha uzun hikâyeler olmalıydı diye geçirdim içimden. Çünkü hikâyeler çok fazla kendimizi kendimize yakınlaştırıyor. İnsanı en masum haline büründürüyor.

Enes Can'ın dilinin duruluğunu, dinginliğini hayatın olağanında saklı gerçeğin güzelliğiyle birlikte okurlarına tatlı bir huzura olan özlemiyle değerin özelliğini özümsetmesi çok değerlidir. Kültürümüzün yozlaşmasının önüne geçilebilmenin nereden geçtiğini reçete edilmesine ne kadar ihtiyacımız olduğuyla karşı karşıya bırakmaktadır. Birkaç kelime hatası ilişti gözüme sadece, onun dışında hiç kusuru yok, kul yapımı ne de olsa hatasız olmaz, işin doğallığıdır hata, olmazsa olmazı. İlk eserin, değeri kadar nazarı da naziresi de çok olur. Olsun ki; değerlerin doğallığında kıymeti görülsün. Değerin görülmesiyle, kaybolan kendini hikâyelerle bulursun. Bu hikâyeler ile insanın insani özelliğine olan hasletini, okurunda giderdiği için derinlere intikal ederek akılda kalıcı yerini almaktadır.

Etkili, sarsıcı, aydınlatıcı ve çok anlamlı manalarıyla siyah beyaz, gözyaşı, umut ve ihtiras dolu insan doğasının hikâyeleridir. Bulamayız o eski değerleri. Her defasında başka bir düşünce karanlığını ortadan kaldıran bu değerler üzerinde, okura kendi özelliğine mahcup olma hissiyle, kusursuzluğu silen anlatı aktarım dili sade ve duru, üslubu akıcı ve sürükleyici okuma keyfi sağlamaktadır.

Eserin dili günlük anlatım dilinden farklı olarak etkili sözcüklerle, deyim, atasözü ve tamlamalarla zenginleştirilerek hikâyeleri ve verilmek istenen mesajı, hayatta fazla kullanılmayan kelimeler ve cümle yapılarıyla etkileyici bir üslup kazandırılarak sunulmuştur. Yazınsal, kurmaca nitelikli gerçeklere dayalı hikâyelerden oluşan Hiçbir Özelliği Olmayan Adamın Hikâyesi, birinci kişi anlatımı, üçüncü kişi anlatımı ve kalbî bir anlatıma sahiptir. Bu durum Enes Can'ın dile getirmek istediği insanlık durumuna ve yaşam gerçeğine göre değişmektedir. Enes Can, kendine özgü aktarım biçimiyle hikâyeleri boyutlandırması sonucunda; eseri üzerinden gönlünü tanıma olanağı bulurken dertleşme samimiyetini hissettiğim için insanı kendiyle yakınlaştırmaktadır. Dünyadaki durumlarla değerleri yazarın bilgisiyle açıklanacak bağlamda dünyanın kendine özgünlüğü içinde yeni değerler de sunmaktadır. Hikâyelerinde ele aldığı olaylar serim, düğüm, çözüm planıyla sonuca bağlanmaktadır. Kahramanlar ve çevrenin betimlemeleri, kişi portrelerini özenle ve derinlemesine ele alınmasıyla okura hikâyeleri yaşama olanağı tanımaktadır. Hikâyeler üzerinden verilmek istenen fikir ile okur, merakının peşine düşüp heyecanla varacağı zaman ve mekân imgeleme dünyasına mana içine gizlenen bilgi günümüz gerçeğine örtüktür, okur kendisini kendi bulması için mantıksal önermeleri dikkate alarak açmaktadır. Ruhunu okuruna samimiyetiyle açabilen yazarın eserini okumak her okura şifadır, nice eserlerini okumayı diliyorum.

Enes Can, insan olarak insana derdini anlatan ve o derdi okurun kendine dert edinmesi, sahiplenmesi ve içselleştirmesindeki etkisini, kalp süzgecinden insana, evrene, eşyaya, zamana, değerlere, özelliklere, tüm varlığa ve yokluğa bakılması gerekliliğine olan inancını kazandırmaktadır. Çünkü dünyaya hep kalp süzgecinden bakılması insanı kendine döndürür. Değerli Enes Can'ın değerleri hasbi gönülden bu manayı duymak benim için çok anlamlı ve değerli. İyi ki; bu manaya sahip yazarlar kervanında estetik bir değer olarak eser, sanatsal kuvvetli adımlarla ilerleyecektir.

Hikâyelerin Düşündürdükleri

Hiçbir Özelliği Olmayan Adamın Hikâyesi, adını taşıdığı hikâyesiyle birlikte eserde, on bir hikâye yer almaktadır. İlk hikâye Döküntü, adına münhasır anlamıyla çabucak tükettiğimiz değerleri eşya üzerinden hoyratça eskitişimizi gözler önüne sermektedir. "Değişen sadece eşyalar, binalar değil ki insanlar da değişti." derken her insanın kendine has özellikleri vardır. Karakterin bir yansıması olan bu özelliklerin bazıları genetikken bazıları sonradan kazanılır. Olumlu ve olumsuz olmak üzere ikiye ayrılan bireysel özellikler yetişkinlikte ortaya çıkmaya başlar. Bu olumlu ve olumsuz özelliklerimizi tanıyor muyuz? Bu özelliklerin kazanılmasında etkili olan nelerdir? Kişisel özelliklerin kazanılmasında etkili olan unsurlar; aile, mizaç, alınan eğitim, arkadaş çevresi, yetenekler ve hobiler, yetiştirilme tarzı ve kültür insana olumlu ve olumsuz özellikleri üzerine etki sağlamaktadır. İyi, güzel, doğru, adaletli, kanaatkâr, şükreden ve inançlı olmak olumlu özelliklerimizdir. İnançsız öz benliğini unutmuş, saygısı olmayan, böbürlenen, affetmeyen, nankörlük eden, kalbi katılaşmış, yalancı ve zalim olanlarsa insanın olumsuz özellikleridir.

Değerli olanın ne olduğunun ayırdımın da olmayan ya da günümüzde değeri tamamen yitirmiştir insan. Değerleri eski bir soba gibi bir köşeye atıvermektedir. Günümüz insanı, bu olumlu insani özelliklerinden yozlaşmakla kalmayıp, olumsuz özelliklere değer atfederek kendin de matah bir özelliğe sahipmiş gibi olumsuz özellikleriyle davranmaktadır. İşte hiçbir olumsuz özelliğe sahip olmayan insanlar üzerinden çizilen portrelerle hikâyelerin karakterleri seçilerek ayrıntılı olarak ele alınmaktadır. Gözünü herkesten daha üstün ve özel olma hırsı ve ihtirası bürümüş olan insanlara ne yazık. Bu hikâye: Bozuk Paraaaaaa, adından yola çıkarak sorgulayıp durduğumuz gerçeğin özünü şöyle düşündürür: "Dünya zaten böyle bir yer değil mi? Bazıları kirletir, bazıları temizler. Bazıları eskitir, sen o eskiyenleri alıp yeni diye boynuna takarsın. Benim ömrüm de tok olan insanların şımarıklıklarını süpürmekle geçecek." diye gerçeğin özünde fedakâr insanlar koruyucu ve anaç bir yapıya sahiptirler. Öncelikleri karşısındaki insanın mutlu olmasıdır. Bu nedenle çoğu zaman kendi menfaatlerini düşünemezler bile.

Hiçbir Özelliği Olmayan Adamın Hikâyesi, köyde büyümüş olmayı bir eksiklikmiş gibi gören modernliğin, özünü dışlamak olduğunu sanan karakteri, hayat felsefesi hiçbir şey yapmamak üzere olan giyimle modernliğin olabileceğini düşünen karakteri, mert delikanlının yeni mekânlarda yemek yemeye düşkünlüğünün onu modern kılacağını sanan karakterini ve annesine bakmak istemeyen ama bakmamak için sosyal yardıma başvuran örnekler üzerinden hiçbir olumsuz özelliği olmayan insanların git gide yok olduğunu anlatmaktadır. Günümüzde değerlerimizi nasıl kaybettiğimizi ve değerlerimizin yerini nelerin aldığını yansıtan bir hikâyedir. Farkında olamayışımızı fark edebilenin olması ne umut vericidir. Saydam bir görüşün bize yitip giden olumlu insani özelliklerimizi hatırlatma çabasında olan Enes Can, gelecek nesillere insanın olumlu özelliklerinin olduğu güzel niyetiyle bakan hikâyeleri zihinlere güzel fikirlerin tohumunu atmaktadır. Enes Can'ın ortaya koyduğu, Hiçbir Özelliği Olmayan Adamın Hikâyesi adlı eserinden insanı, insan yapan değerler üzerinden olumlu özelliklerine çarpıcı bir hatırlatma olacaktır.

Yasak Bölge adlı hikâyesi: "Ben, insanın makyajsız olanı gibi neonlardan arınmış yolların, yolcusu. Başka tatlardan arındıkça varlığı önemli olan şey aşk" olduğunu söylerken etkili insanlarda bulunan ortak özelliğin, kendileriyle birlikte ilişki kurdukları insanlara ve ilahi olana verdikleri değerlerin olmasıdır. İnsanları ve kendilerini anlamaktadırlar, ihtiyaçları dikkate alırlar. İnsanları yüceltirler. Bu nedenle onlar için "ben" değil daima "biz" vardır. Adında saklı mana ile Yara Bendi hikâyesi: "Durmak bir eylem olabilir miydi? Bir insan durarak, yüzlerce hareketin anlatmak istediğini, anlatabilir miydi? Hareketin kibri, durma eyleminin mütevazılığının yanında öyle bir eriyordu ki, bir insan ancak bu kadar durabilirdi. Yarası olana bant, olmayana yara... duruşuydu." Yara olması mı, yara olmaması mı insan lehine değerlidir? Söz konusu insan için doğru olan nedir? Buna göre düşünülmesi gereken, "Doğru olan nedir?" sorusuna göre davranmak, değerli insanların içinde bulunduğu her ortamda uydukları bir ilkedir. Bu ilke, onlara her durumda pusula görevi görmektedir. Kabullenişin özüne tuttuğu ışığı Sen Evsen Ben Kapı adlı hikâyeden anlamlandırmak mümkün. "Kadere razı olup sustum." Sabrın gücü, olmayanı kabullenmek, kanaatkâr olmak, az ile yetinmesini bilmek ve ihtiyacından daha fazlasını istememek demektir. Kanaatkâr insanlar aynı zamanda umutludurlar. Bir şeyden kolay kolay şikâyet etmedikleri gibi sahip oldukları şeyler için sıkı sıkıya bağlılıkla şükrederler.

Pembe Battaniye adlı hikâyenin yaşam ve ölüm arasında yok olan değerin ne denli önemli olduğu gerçeğiyle sarsar. "Varlığım ismim kadar duyulmayacak bir sessizlikte kaybolup gideceğim." Der ve her insanın, önemli öncelikli olanı ayırmak ve nelerin yapılacağına karar verip bunları hayata geçirmek, bilincinin birinci ön koşul olmasıdır. Acil olanla önemli olanı ayırmak, yaşamak ve yaşatmak için şarttır. İnsan, insan olduğunu unutursa insanlığın yok oluşu gerçekleşir.

Öz Gaziantep Aktarcısı, "Devrin büyük hastalığı işte bu; mükemmeliyetçilik, şekilcilik, kendini beğenmişlik... Saf insanların varlığı şifalı bitkilerden daha iyi geliyor insana." İnsanların yüksek farkındalıkları vardır. Kendi eksikliklerini bilirler ve bunları tamamlayacak doğru insanlarla ilişki kurarlar. İnsanın güçlü değerli taraflarının bir araya gelerek açığa çıkmasını ve doğru işlerin ancak bu anlayışla yapılabileceğini bildirmektedir bu güzel hikâye.

Mola adlı hikâye benim en sevdiğim; yaşamın sıcacık bir anısının içine insanı sarmakta: "Ömrümüzün frekans arayışına bir es verme vakti." Der ve insanlar, yaşadıkları yerden ayrılmalarının kolay olmadığıyla değerlerini unutmaları beklenmez. Doğru kararların farklı görüşlerin tartışılmasıyla ortaya çıkacağını bilirler. Bu nedenle eğer bir toplumda herkes aynı görüşteyse, mutlaka farklı görüşlerin ifade edilmesinin yollarını ararlar. Gerekirse kendileri aykırı görüş ileri sürerek, toplumun değeri için yaşamlarından fedakârlık ederler. Bu değerlerin bütün boyutlarının tartışılmasını ve sağlıklı yeni bir karar oluşmasını böylelikle sağlamaktadırlar.

Pamuk Şeker ne güzel hikâyedir. "Yüzlerindeki sertlik gönüllerindeki yumuşaklığı kimse anlamasın diyedir belki. Ve unutmayın, aslında her insan zamanında mahrum olduğu şeyi satar." Her değerin bir hedefi vardır ve değerli insanlar kimlerle ne için bir araya geldiklerinin bilincindedirler. Hem kendilerinin hem de başkalarının zamanlarını değerli kılmaya özen gösterirler. Değerlerin dışına çıkmazlar, kimsenin hayatını önemsiz görmezler. Değerlerin varlığını kayda geçirirler ve değerlerin hayata geçip geçmediğine dikkat ederlerken yüzleri ciddi gönülleri pamuk şekeridir.

Babamın Zehir Şişesi adlı hikâyede, değerin en büyüğünün baba olduğu anlamı; derinliğine gizlenmiştir. "Öyle hemen geçmiyor." Der ve içler cız eder. Sorunlar çok önemlidir, hassastır hele bir de sağlık sorunuysa çaresizliğin ta kendisidir. Ve bunların çözülmesi gerekir ama sorunlara duyarsız kalanlar işi zorlaştırır. Sorunları çözmek kimseyi ileri götürmez, çoğu sorunu sadece kabullenmek gerekir. Hayatta daha önemli olan değerler olduğu için hassas insanlar, değere odaklanırlar. Bu nedenle duyarlıdırlar. Değişim onları ürkütmez, değişimin içindeki tehditleri değil, değerleri görmeyi ve bunları kendi yararlarına değerlendirmeyi başarırlar.

Yün Çorap, "Heybeden yediğimiz insanlığımız bizden sonraki nesle ne bırakacak bilemiyorum." Değerleri bırakır. Dürüstlük, dayanışma, paylaşma ve yardımlaşmayı düstur edinenler adil, insaflı, vicdanlı ve merhametlidirler. Sevgi dolu ve başkalarına karşı saygılıdırlar. Hoşgörülü, barışçıl, fedakâr olan insan, vefakâr, cömert olduğu gibi doğa, eşya ve hayvanseverdirler. Şükür halindedirler. Sabırlı ve saygılıdırlar. Ahlaklıdır, kibirlenmez ve bencil davranmazlar. Başkalarının ayıbını ulu orta söylemedikleri gibi üstünü örterler. Dünyevi hayata akılcı ve mantıklı bir anlayışla yaklaşmaktadırlar. Bu erdemleri bırakabilmek insani sorumluluğumuzdur.

Bayram Sabahı bu hikâye diğer en büyük değerin anne olduğunu şöyle anımsatır: "Bayramıma umut ışıkları saçan o sesi duymalıyım. Annem arar birazdan." Dışa dönük olan insanların en bariz özellikleri ile çevrelerindeki insanlarla kolay bir şekilde iletişime geçmeleriyle ilişkiler kurulabilir. Bu tür insanlar vakitlerinin çoğunu yeni yerler keşfetmekle ve yeni insanlarla tanışmakla geçirirler. Kâşif ruhlu oldukları için öğrenmeye de öğretmeye de meraklıdırlar. Açık sözlü insanlar toplumun tabularına göre hareket etmezler. Beğenmedikleri ya da hoşlarına gitmeyen bir şey olduklarında bunu, karşısındaki insanı kırmadan, uygun bir dille söyleme yeteneğine sahiptirler. Anne sesi hayatın değerine çeken umudun kendisidir. Sonuç olarak; insanı insana en duru haliyle anlatan hikâyelerin her satırına bir değerlendirme buraya yazmayı dilesem de insanın değerini insana değerlerle anlatmakla bitmez.

Küçücük eserin içine sığan hikâyelerde işlenen kocaman dünya ve kazanılanlar; insanlarda en çok aranan olumlu özelliklerdir. En başında dürüstlük gelir. Kendi zararına bile olsa doğruyu söyleme cesareti ve ne olursa olsun yalan söylemekten kaçınma gücü, dürüst insanların en değerli özelliğidir. Duygusal insanlar mantıktan çok hisleriyle hareket ederler. Genelde hassas bir yapıya sahip oldukları için, çok kolay kırılabilirler. Çalışkanlık da her toplumda saygı duyulan kişisel özelliklerin başında geliyor. Hayatın en önemli konusu değerlerdir. Yaşamdan zevk almanın en doğal yolu budur.

Kendimizi ve kimseyi kırmak istemeyen duygusal özelliklerimizi ortaya çıkarmaktadır. Olumsuz bir kişilik çevrenizdekileri ve sizi olumsuz etkiler. Her zaman negatif olan birisinin etrafında olmak çok zordur. İyi bir kişiliği bulmak ve bu iyi özellikleri korumak için değerler çok önemlidir. İnsanlar her zaman yenilenen bir değerdir. Yeni değeri özü koruyarak hayata geçirmek önemlidir. Bulundukları Her Ortamda "Doğru Olan Nedir?" Sorusunu Sormakla değer eyleme dönüştürülebilir. Çünkü eyleme dönüşmeyen değerin hiçbir önemi yoktur. Bu insanlar aynı zamanda hayatın getirdiklerine göre değişmesi gerektiğini de bilirler ve öyle yaşarlar.

Hiçbir Özelliği Olmayan Adamın Hikâyesi

Enes Can

Eşik Yayınları

2021 İstanbul

hhhh


Yazar: Ülker GÜNDOĞDU - Yayın Tarihi: 07.02.2022 09:00 - Güncelleme Tarihi: 07.02.2022 09:30
617

Ülker GÜNDOĞDU Hakkında

Ülker GÜNDOĞDU

1977 yılının Ocak ayında Konya Ereğli’de dünyaya geldi.  Ereğli Lisesi’nde eğitimini tamamladıktan sonra iş hayatına; Ankara’da IBM Bilgisayar Satış Temsilcisi olarak atıldı. İstanbul’da kendi şirketlerini kurana dek çeşitli işlerde çalıştı. İstanbul’da yaşamakta. Kütüphanesini oluşturduğu yirmi üzeri alandaki, beş bini aşkın kitabının anlamını, canına okudu. 

Bilgisayar, dil, gitar, estetisyenlik alanlarında eğitimler aldı. Yurt içi ve yurt dışı olmak üzere yirmi şehri, kültürel gezme imkanı buldu. Kitaplara, yazmaya, tablolara, eski ve yeni objelere, tüm renklere ve dört sitil yüzmeye tutkun. “O kadar derinim ki” diyen okyanusu kıskanmakta.

18.08.2020 tarihinde Kitap Haber ailesine katıldı. Kitap Haber Kültür Sanat Editörü olarak biteviye yazmaya devam etmekte. Kitap Haber Dergisi, Yolcu Dergisi, Şehir ve Kültür Dergisi, Teferrüc Dergisi, Aydos Edebiyat Dergisi’nde yazdı ve yazmakta. İlk yazmaya amatör olarak bir roman ile başladı. Şu ana kadar bir roman, bir deneme, bir öykü, bir Kadıköy’ün Semtleri, iki değerlendirme dosyaları; en güzel haliyle gün yüzüne çıkmak için naçizane enikonu hazırlanmakta. 

1998’de evlendi. Bir oğul ve bir kız evladı var. Ailesi ve kitaplarıyla huzurlu bir yaşamın diğerkâm ve müptezel yolcusu. Bibliyomani değil sadece bir kitap daha okuyacak…

Ülker GÜNDOĞDU ismine kayıtlı 106 yazı bulunmaktadır.