Etkilenme Endişesinden Bir Şiir Teorisi, Edebiyat, Ülker GÜNDOĞDU

Etkilenme Endişesinden Bir Şiir Teorisi yazısını ve Ülker GÜNDOĞDU yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Etkilenme Endişesinden Bir Şiir Teorisi

14.03.2022 09:00 - Ülker GÜNDOĞDU
Etkilenme Endişesinden Bir Şiir Teorisi

Kirlenme Istırabı

Bir şair başka bir şairin doğmasına nasıl yardım eder? Güçlü şairlerin hayali için başka bir şairi yanlış okumaları yoluyla oluştuğunu söyler Harold Bloom. "Gerçek şiir tarihi, şairlerin şair sıfatıyla başka şairler yüzünden nasıl ıstırap çektiklerinin hikâyesidir. Tıpkı gerçek bir biyografinin kişinin kendi ailesi yüzünden çektiği ıstırabın tarihi olması gibi." Şairlerin bu ıstırap ile baş edebilmesi için geliştirdikleri bir yöntem olduğunu söylemektedir. Edebiyat teorisi alanının esasen romantik şairler üzerinden, sanatçı, birey ile selefleri arasındaki ödipal ilişki hakkında bir teori geliştirmektedir.

Harold Bloom eseri Etkilenme Endişesi, bir şiir teorisi "insanı icat eden kişi" olarak gördüğü Shakespeare'in selefi Marlowe karşısında yaşadığı etkilenme endişesini nasıl aştığını anlatmaktadır. Bunu yaparken büyük edebiyatçıların yaşadığı toplumsal koşullara "Hınç Okulu" adını verdiği, günümüz eleştirmenlerine tartışma açmaktadır. Eserin, temelini oluşturan "Etkilenme" konusuna Shakespeare sonelerinden örnekler vererek açıklık getirmektedir. Bu eserinde Bloom'a göre "etkilenmenin sonu yok." Shakespeare "etkilenme" sözcüğünü birbiriyle bağlantılı olmak beraber iki farklı anlamda kullanmıştır. Bu anlamlardan bir tanesi "esinlenme" dir. Bloom, eserini neredeyse tamamen Shakespeare üzerine kurmuş ve kurgulamıştır. Shakespeare hayranlığını her fırsatta dile getiren yazar için "bizi yaratan büyük ölçüde Shakespeare'dir." der. Sık sık alıntılar yaptığı bir diğer isim Emerson'un özellikle Shakespeare hakkındaki yer verdiği görüşler: Shakespeare'i "İlahlaştırma" gibidir. Ona göre hadsizlerin başında da Fransızlar gelmektedir. Çünkü Fransızlar Shakespeare'i anlayamamış bir toplumdur.

Çokkültürlülük yanlıları için Shakespeare vazgeçilmez bir yazar olarak bilinir. Bütün yazarlardan farklı olduğu nicelik açıdan çok büyüktür. Niteliksel olarak da farklılaşmaktadır. İngiltere ve Amerika'da Shakespeare kültürel olarak belli bir tarihe ve topluma ait Dünya Kanonu'dur. "Ben bir şiirsel etkilenme teorisyeni olarak Shakespeare'den nasiplenen endişeli biriyim, bu rol zihinlerimizi ve ruhlarımızı yaratmış Shakespeare'i geriden takip eden bizler için kaçınılmazdır. Kanonik edebiyata Hınç duyanlar öyle ya da böyle Shakespeare inkârcılarından öte bir şey değildir" ifadesini kullanır Bloom (2008: 13-16).

Önsöz'den sonra gelen Mukaddime bölümü Gnostisizm14'in öncü öğretmenlerinden olan Valentinus15'un Hakikat İncili'nden alıntılardan oluşmaktadır. Öncelik Üzerine Bir Tefekkür ve Bir Özet adlı bölümü giriş ve özettir. Bu eser poetika özelliğindedir. Bu kısa kitap şiirsel etkilenmeyi tarif ederek ya da şiirler arası ilişkilerin hikâyesini sunarak bir şiir teorisi ortaya koymaktadır. Teorinin amacı düzelticidir. Şair, şairi mi doğurur? Bir şairin başka bir şairin doğmasına nasıl yardım ettiğine dair açıklamaları ortadan kaldırmaktır. Bloom, eleştiri geliştirecek poetika sunmaktadır (2008: 47). Bu eserin amacı okurun eleştirel vizyonunu, şiir bağlamında ve kendi etkilenme endişeleri bağlamında irdeletir. (2008: 53).

Eleştirilerini Oscar Wild'a yöneltmektedir. Ona göre Wild, şairlik işini başaramayan ve bu başarısızlığının da farkında olan biridir. Etkilenme endişesini aşacak güce sahip olmadığı için şairliği başaramadığını bilen Oscar Wilde, etkilenmenin karanlık hakikatlerini de biliyordu der Bloom (2008: 47). Bloom, kurduğu teorinin etkilerinin Freud ve Nietzsche'ye dayandığını söylemektedir. Benim anlayabildiğim kadarıyla, bu eserde etkilenme teorisinin başlıca etkileri Nietzsche ve Freud'dur. Sunduğu teori mutlu ikamenin mümkün olduğunu, ikinci bir şansın bizi önceki bağlılıklarımızı tekrar tekrar aramaktan kurtarabileceğini iddia eden Freudcu iyimserliği de reddetmektedir Bloom (2008: 49-50).

Etkilenme Endişesi'nin altı aşaması kısa tanımları ve isimlerinin ilham kaynaklarının bilgisinden ibarettir. Bu aşamaların birincisi: Clinamen, gerçek anlamıyla şiirin yanlış okunmasıdır. Şiir alanında da bir şair selefinin şiirini, bununla bir clinamen gerçekleştirecek şekilde yanlış okuyarak selefinden sapar. Clinamen ya da Şiirin Yanlış Okunması "Güçlü-Zayıf Şair" karşılaştırması ile başlayan bu bölüm ağırlıklı olarak Milto ve onu eseri Kayıp Cennet etrafında şekillenmektedir.

Aşamaların ikincisi: Tessera, tamamlama ve antitezdir. Bloom bu sözcüğü antik gizem kültlerinden almış. Şiirde de şair antitetik alarak selefinin şiirini tamamlamaktadır. Tessera ya da Tamamlama ve Antitez Tessera aşaması, modern şairin karşı çıktığı ve farklı olmak için çabaladığı selefinin şiirini gayr-i ihtiyari bir şekilde tamamlamasıdır. Bloom bu bölümde, Emerson, Nietzsche, Johnson, Coleridge, W.J. Bate, Freud, Goethe gibi pek çok kişinin ismini anarak, alıntılar yaparak, kendi anlayışına göre Etkilenme Endişesinin temellerini ve Tessera aşamasını anlatmaktadır. Bloom, bölümün hemen başında kendi nezdindeki "etkilenme" tanımının Nietzsche ve Emerson'a borçlu olduğunu itiraf etmektedir. Ben etkilenme endişesi anlayışımı Johnson, Coleridge ve onların takdire şayan araştırmacısı Bate'den çok, bu endişeyi belli ki duymayan Nietzsche ve Emerson'a borçluyum der Bloom, (2008: 85-86).

Aşamaların üçüncüsü: Kenosis, selefle sürekliliği koparma aracıdır. Şiir de şair şiirini yazarken sanki kendi ilhamından arınırmış, şairlikten uzaklaşırmış gibi görünür. Ancak bu arınma işi selefinin şiirindeki arınmayla bağlantılı olduğu için, kendisiyle birlikte selefinin de içini boşaltmış olur.

Aşamaların dördüncüsü: Daimonikleşme, selefin Yüce'sine tepki olarak kişiselleşmiş bir Karşı Yüce'ye ulaşma yönündeki harekettir. Daimonikleşme ya da Karşı Yüce Temel olarak "iblisleşme" olarak tanımlayabileceğimiz bu aşama, Freud'un bastırma anlayışı çevresinde şekillenmiş. Bu anlayışa göre şair, kendi içindeki "ben"i bastırarak "başka biri"ne dönüşür. Bu "başka biri" modern ve güçlü şair olan "daimonik şair"dir. Bloom'a göre "normal insan"ı "şair" hâline getiren güç her zaman için daimoniktir.

Aşamaların beşincisi: Askesis, yalnızlık durumuna ulaşmayı amaçlayan kendini arındırma hareketidir. Bloom bu sözcüğü genel anlamıyla Empedokles gibi Sokrates öncesi şamanların pratiğinden aldığını söyler. Bu aşamada şair Kenosis'teki gibi bir iç boşaltmaya değil de bir daraltma yoluna gider. Şair, kendini selefinden farklı kılmak için yeteneğini veya şiirinin anlamını daraltma yoluna gider; ancak bu durum ister istemez selefinin yeteneklerini de daraltır.

Aşamalardan altıncısı: Apophrades, ölülerin dönüşüdür. Sözcük Atina'daki eski bir inanışa göre, ölülerin, ölmeden önce yaşadıkları evlere yeniden yerleşmek için döndükleri aksi ya da uğursuz günleri tanımlamak için kullanılırmış. Şiirde de şair, selefinden farklı olabilmek için o kadar çok yol kat edip şiirini o kadar çok merhaleden geçirmiştir ki farkında olmaksızın en başa yani çıraklık mertebesine dönmüştür. Apophrades ya da Ölülerin Dönüşü Etkilenme endişesinin bu aşaması, tüm revizyon aşamalarını atlatan şairin selefinin son kez eski yerini halefinden almak için ölüm uykusundan uyanması ve geri gelmeye çalışması olarak açıklanmaktadır.

Eserin en sonunda bulunan sonsöz, Yol Üstüne Düşünceler bölümünde yer alan kısa hikâye tarzı yazıda, kendini bulmaya çalışan şairin yenilenme aşamalarından geçerken iç konuşmalarına benzer anlatım, eser ile bütünleşmektedir. Bloom'a göre hiçbir güçlü şair, şiiri bir eleştirmen gibi okumaz. Çünkü şairler ne ideal ne de sıradan okurlardır; hatta ne Arnold'cu ne de Johnson'cudur. Güçlü şairler sadece kendi şiirlerini okur ve sadece onunla ilgilenirler. Çünkü güçlü şaire göre anlayışlı olmak zayıflık göstergesidir ve etraflı, adil karşılaştırmalar yapmak seçilmiş biri olmamak, olamamaktır. Etkileme sözcüğü Aquinolu Tommaso'nun Skolastik Latincesinde "başkaları üzerinde güce sahip olma" anlamını kazanmıştır. Ama yine de yüzyıllar boyunca kök anlamı olan "içe akış" ve esas anlamı olan "insanlara yıldızlardan gelen kuvvet ya da tecelli" anlamlarını da kaybetmemiş. Bu bağlamda Bloom'a göre Şiirsel Etkilenme; entelektüel revizyonizm denen daha büyük fenomenin parçası olduğudur (2008: 67-68). Rönesans'tan bu yana Batı şiirinin ana geleneği, bir endişe ve kendi kendini kurtarıcı bir karikatür tarihidir, tahrifat tarihidir, modern şiirin varlığını borçlu olduğu sapkın, bilinçli revizyonizmin tarihidir der Bloom, (2008: 69).

Etkilenme endişesi enerji, kuvvet, istenç dışında başka neyle alakalıdır ki? Bunlar bizzat şairlere mi aittir yoksa başkasından, selefinden mi geçmiştir? Etkilenme endişesinin hem en büyük mağdurlarından hem de en büyük teorisyenlerinden biri olan Thomas Mann, Goethe'nin bu sıkıntıyı hiç çekmemiş olması nedeniyle daha da çok ıstırap çekmiş. Mann'ın kendisi de bunu fark etmiştir der Bloom, (2008: 87-88). Mann'ın Goethe'ye karşı "Etkilenme Endişesi"nin ilk aşaması olan Clinamen etkisi, ikinci aşamaya yani Tessera'ya sebebiyet vermiş; bunun sonucunda da Mann'ın bazı özellikleri Goethe'ye atfedilebilir hâle gelmektedir. Bloom'a göre Antitetik Eleştiri, yukarıdaki iki sapma türünü birbiriyle karşılaştırdığımızda anlam kazanmaktadır. Çünkü ona göre "Bir şiirin anlamı ancak başka bir şiir olabilir." (Bloom: 2008, 124) Bloom bu bölümde, buraya kadar anlattığı, bir şairin etkilenme endişenin üç aşaması olan Clinamen, Tessera ve Kenosis aşamalarının özetini yaparak şiir, iyi şiir, kötü şiir, etkilenme, eleştiri gibi tabirleri de edebi ve alegorik bir üslupla açıklamaktadır.

Sonuç

Harold Bloom'un Etkilenme Endişesi adlı eserini bir şiir teorisi olarak özetlersem: Şairin şairlik serüveni Ephebe yani çırak adıyla, kendinden önce yaşamış ve şiir yazmış olan güçlü bir başka şairin şiirlerini yanlış okuyarak, yanlış yorumlayarak ve kendince selefinin şiirini düzeltmeye çalışarak, ata şiirden sapması ile başlamaktadır. Bu aşama Clinamen, yani yanlış yorumlama olarak adlandırılır. İkinci aşama olan Tessera, yani tamamlama aşaması ise selefinin şiirini yanlış okuyan Ephebe'nin selefinin şiirini tamamlaması ve bir kademe ileriye taşıması durumudur. Üçüncü aşama Kenosis'tir, yani kaçınmadır. Ephebe bu aşamada, Tessera aşamasının verdiği endişeyle selefinden kaçmaya ve kendini bulmaya çalışırken yine istemsiz bir şekilde kendi şiiri ve selefinin şiirinin içini boşaltma eğilimi gösterir. Dördüncü aşama, Daimonikleşme aşamasıdır ve Kenosis'le birlikte selefinden kurtulan ve kendini bulan Ephebe'nin şeytani bir egoya ulaşması, daha doğrusu kendini bulma çabası içerisindeyken, tabiri caizse ruhunu şeytana satması durumunu anlatır. Beşinci aşama Askesis'tir. Bu aşama daimonik etki altındaki Ephebe'nin kendini arındırma çabası neticesinde şairlik yeteneğinde bilinçli bir daralmaya gitmesi durumudur. Altıncı ve son aşama olan Apophrades, halef ile selef arasındaki mücadelenin zirveye ulaştığı andır. Selef mezarından uyanıp halefi tarafından ele geçirilen eski yerini geri almaya çalışır. Mücadelenin sonucunda "güçlü şair" kesin olarak belirlenmiş olur. Edebiyat, kuram gibi disiplinlerde farklı bakış açıları geliştirmeye devam edecek nitelikte bir eser olarak tanımlanmaktadır. [1]

Harold Bloom

Etkilenme Endişesi

Bir Şiir Teorisi

Metis Yayınları

179 sayfa

Kasım 2008

img_2325

[1] Emrah GÜLÜM Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi Sayı: 4/4 2015 s. 1755-1781


Yazar: Ülker GÜNDOĞDU - Yayın Tarihi: 14.03.2022 09:00 - Güncelleme Tarihi: 06.03.2022 00:20
501

Ülker GÜNDOĞDU Hakkında

Ülker GÜNDOĞDU

1977 yılının Ocak ayında Konya Ereğli’de dünyaya geldi.  Ereğli Lisesi’nde eğitimini tamamladıktan sonra iş hayatına; Ankara’da IBM Bilgisayar Satış Temsilcisi olarak atıldı. İstanbul’da kendi şirketlerini kurana dek çeşitli işlerde çalıştı. İstanbul’da yaşamakta. Kütüphanesini oluşturduğu yirmi üzeri alandaki, beş bini aşkın kitabının anlamını, canına okudu. 

Bilgisayar, dil, gitar, estetisyenlik alanlarında eğitimler aldı. Yurt içi ve yurt dışı olmak üzere yirmi şehri, kültürel gezme imkanı buldu. Kitaplara, yazmaya, tablolara, eski ve yeni objelere, tüm renklere ve dört sitil yüzmeye tutkun. “O kadar derinim ki” diyen okyanusu kıskanmakta.

18.08.2020 tarihinde Kitap Haber ailesine katıldı. Kitap Haber Kültür Sanat Editörü olarak biteviye yazmaya devam etmekte. Kitap Haber Dergisi, Yolcu Dergisi, Şehir ve Kültür Dergisi, Teferrüc Dergisi, Aydos Edebiyat Dergisi’nde yazdı ve yazmakta. İlk yazmaya amatör olarak bir roman ile başladı. Şu ana kadar bir roman, bir deneme, bir öykü, bir Kadıköy’ün Semtleri, iki değerlendirme dosyaları; en güzel haliyle gün yüzüne çıkmak için naçizane enikonu hazırlanmakta. 

1998’de evlendi. Bir oğul ve bir kız evladı var. Ailesi ve kitaplarıyla huzurlu bir yaşamın diğerkâm ve müptezel yolcusu. Bibliyomani değil sadece bir kitap daha okuyacak…

Ülker GÜNDOĞDU ismine kayıtlı 106 yazı bulunmaktadır.