Gerçekliğe Yakılan Mum: Dört Köşeli Üçgen, Edebiyat, Gülnaz ELİAÇIK YILDIZ

Gerçekliğe Yakılan Mum: Dört Köşeli Üçgen yazısını ve Gülnaz ELİAÇIK YILDIZ yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabili

Gerçekliğe Yakılan Mum: Dört Köşeli Üçgen

28.04.2023 09:00 - Gülnaz ELİAÇIK YILDIZ
Gerçekliğe Yakılan Mum: Dört Köşeli Üçgen

"Sorgulanmayan bir yaşam, yaşanmaya değer değildir."

Platon

Salah Birsel'in şaşkınlık denizinde kulaç attığı bir metin Dört Köşeli Üçgen. Yazıldığı dönem göz önüne alındığında ise epey cesurca bir dil ve tema ile karşı karşıya buluyor okur kendini. 1957 yılında Ulus gazetesinde tefrika halinde yayımlanan roman Salah Birsel'in ilk ve tek romanı. Yazar, eserinin Türk edebiyatının ilk düşünce romanı olduğunu iddia ediyor.

Dört Köşeli Üçgen, Birsel'in oluşturduğu "Gözlemci" karakteri üzerinden toplumsal yergiyi hiciv ve ironi yoluyla yapar. Gözlemci'nin felsefi sorgulamaları da romanı okur açısından ilginç kılarak sürükleyici bir okuma sürecine götürür. Ancak bu kitaba her ne kadar roman denilmişse de Birsel'in hakkını verdiği tür olan denmeye daha yakın olduğu muhakkak.

Günümüzde türlerin birbirine dair geçirgenliği artık inkâr edilemez bir gerçekken 1960'lı yıllarda, bunu postmodern bir tavırla yakalamak büyük başarı. Ancak bu dönemde Birsel'in romanı belki de birçok iyi kitabın uğradığı kadere maruz kalarak çok da dikkat çekmez.

Gözlem ve Gerçek Algısı

Roman, Tütün Yaprak Evin'de çalışan gözlemcinin -esasında bekçidir,- kendini önüne gelene "uluslararası gözlemciyim" diye tanıtmasıyla bir yere evrilir. Bu tavrı yaptığı işi değersiz kılan topluma esasında önemli biri olduğunu ispat etmek için ortaya koymuştur. Romandaki başka bir karakterin gözlemciye "bir baltaya sap olamayışından" böyle bir şey uydurduğunu söylemesi de karakterin değersizlik duygusunu ve ilgi çekme merakını meşru kılar.

Gözlemci, önceleri gözlem işi için yirmi dört saatini ayırırken gittikçe bu süreyi artırtarak kırk sekiz saate çıkarır hatta öyle ki bir gece evine geldiğinde lambanın yanmaması sonucu karanlıkta kalır ve yatağına uzandığında ayağının kedisine değmesiyle sadece gözüyle değil bütün uzuvları ile gözlem yapabileceği keşfine ulaşır. Bu durum öyle ağır bir hal alır ki, en son bir fırıncıyı yanarken hissettiklerini gözlemlemek adına diri diri yakmaya kalkışır ve akıl hastanesine yatırılır. Gözlem konusunda ileri gittiği muhakkaktır ama şöyle bir yanı var ki Birsel bu karakter üzerinden "gerçekler"in ne denli tahammül edilemez olduğunu da ortaya koyar. Roman karakterimizin gerek etrafındaki arkadaşları, gerekse şefi olan ve aslında bir yığın anormal davranışa sahip olan kişiler yaşadıkları ve söyledikleri yalanlarla adeta yalandan oyulmuş büstler olarak gezmektedir. Gözlemci ise salt gerçekçidir. Ve yaşadığımız toplumda ne o gün, ne de bugün, kimse gerçeğe talip değildir. Çünkü gerçekler insanın omuzlarını düşüren ve baş ağrıtan şeylerdir. Kitabın isminden mülhem soracak olursak gerçek kaç köşeli bir üçgendir? Bir duruma yahut olmuş olan olaya kaç farklı açı ile bakılabilir? İşte gözlemcinin asıl başını ağrıtan mevzu birden fazla bakış açısıyla toplumun kurallarını hiçe sayarak öğrenmeye çalıştığı gerçeklerdir. Öğrendiklerini anlatması ise ona akıl hastanesinin kapılarını açar. Aslında tipik bir deli mi veli mi hikâyesi şeklinde de okunabilir bu eser. Bu taraftan baktığımızdaysa yine toplumun cehaleti ile yüz yüze gelmekten kaçınamayız. Çünkü deliliğin bir parça velîlikle, velîliğinse bir parça delilikle icra edildiğine kim karşı çıkabilir? Toplum gerçekleri örtüsüz söyleyenlere –gözlemci gibi- deli, örtülü söyleyenlere ise velî ismini takmıştır.

Örneğin romanda gözlemcinin şefi olan İsmail karakterinin karısının diğer bir şefle ilişkisinin ortaya çıkması ama İsmail'in karısını uygunsuz şekilde şefiyle yakalaması halinde bile bu gerçeği inkara girişmesi ve bu olay sonucunda gözlemcinin işinden kovulması, gerçekleri gösterenle, gösterilen arasındaki farkı bariz olarak okur önüne serer. Gerçek usulünce söylenmezse kaybettirir, yalanın gölgesi isi genellikle korunaklıdır!

Romanda Mizah, Hiciv İroni

Salah Birsel'in gerek deneme ve şiirlerinde gerekse tek romanı Dört Köşeli Üçgen'de mizah, hiciv ve ironi kol koladır. Hatta yer yer yaşanan olaylardan absürtlük fışkırır. Okur olarak, toplumsal yergide üslup olarak benimsenen bu tavrı, yer yer seviyor, kimi zaman kızıyorsunuz. Mesela kitabın ilk sayfalarında " karnından konuşanlar" mevzusu vardır, bu bölümde kadınları ve erkekleri karşılaştırırken Birsel, kadınlar için bekâr, dul, evli gibi toplumsal tanımlar kullanır bu kadınları kıyaslarken karşısına koyduğu erkeklere ise, amir, müdür gibi toplumsal statüsü olan unvanları verir. Hâlbuki bekârlık, dulluk ya da evli olma hali sadece kadına özgü bir hal değildir. Her ne kadar bu sınıflandırmayla ironik bir üslup kullanmaya çalışsa da asıl başarı herhangi bir türü, -kadın erkek, hayvan, bitki…- alaşağı etmeden, vermek istediği mesajı iletebilmesidir.

Birsel, gerek denemelerinde, gerekse söz konusu eserinde kullandığı hiciv, mizah ve ironi arasında git gel üslubuyla toplumsal yozlaşmaların, hoşgörüsüzlüğün, liyakatsizliğin üstesinden gelmeye çalışır.

Gözlemci karakteri üzerinden birçok alt başlıkla toplumsal eleştirilerin yer aldığı bu eser, okuyanını bugün de cezbedecek niteliktedir. Eser Mehmet Güreli tarafından sinetomagrofik anlamda çok başarılı şekilde 2018 yılında sinemaya uyarlanmış ancak kitap gibi filmin de kıymeti pek bilinmemiştir. Filme baktığımızdaysa Gözlemci karakterini oynayan Mustafa Dinç gerçekten rolünün hakkını verir. Ancak her film uyarlaması gibi, film kitabın onda birini ancak anlatır.

Son olarak hayata dair rahatını kaçırmak istemeyenlerin, sormadan yaşamayı sevenlerin kitabı değildir Dört Köşeli Üçgen, bu yüzden olsa gerek taliplisi az olmuştur. Ancak kendi keşfine çıkan insanoğlu için okunmazsa çok eksik kalınacağına inandığım bir eser oldu. Okuduğunuzdaysa zaten var olmayan huzurunuzun görünen kuyruğu dahi yok olabilir ve hayata bağlandığınız tüm köşeler yıkılıp sizi ortada dımdızlak bırakabilir!

Sahi siz hangi köşenizden bağlanıyorsunuz hayata?

Salah Birsel
Dört Köşeli Üçgen
Ada Yayınları
Sel Yayıncılık
137 Sayfa

Not: Bu yazı Daima Edebiyat dergisinin 5. Sayısında yayımlanmıştır.


Yazar: Gülnaz ELİAÇIK YILDIZ - Yayın Tarihi: 28.04.2023 09:00 - Güncelleme Tarihi: 02.02.2024 16:07
931

Gülnaz ELİAÇIK YILDIZ Hakkında

Gülnaz ELİAÇIK YILDIZ

1987 yılının Aralık ayında Yozgat’ta dünyaya geldi.  Doğduğu bu şehirde yaşamaya devam ediyor. 2008 Yılında Yozgat Bozok Üniversitesinde Bilgisayar Teknolojileri ve Programlama Bölümünü, 2016 yılında Anadolu Üniversitesi İşletme bölümünü, 2020 yılında da yine Bozok Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi. 2011 yılından beri Kitaphaberde kitap değerlendirme yazıları yazıyor.

Yazı çalışmaları; Bir, Şehrengiz, Serencam, Kün Edebiyat, Yedi İklim, Ayraç, Berhava, Mâi, Hayal Bilgisi, Mahur Beste, Yolcu, Siyah Sanat gibi süreli yayımlarda yer aldı.

2016 Eylül ayından beri evli. Şimdilerde bir oğula anne, okumaya âşık bir dünyazede!

Gülnaz ELİAÇIK YILDIZ ismine kayıtlı 70 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 1 kitap bulunmaktadır.

Twitter Facebook Instagram Kişisel Kitap Satış Sitesi Kitapyurdu.com