Gerçeklik Ve Karakter Bağlamında “Hacer Günlüğü”

Gerçeklik Ve Karakter Bağlamında “Hacer Günlüğü”

Gerçeklik Ve Karakter Bağlamında “Hacer Günlüğü”

12.04.2021 - Ethem Erdoğan
Gerçeklik Ve Karakter Bağlamında “Hacer Günlüğü”

Gerçeklik Dolayımında

İnsanı ve onun düşünce biçimlerini, hayat tarzını şekillendiren, yeni yorumlamaya yol açan etkenler sanatsal değişimleri de gerçekleştirir. Bu değişimler temel olarak gerçeklik algısında olan değişimlerdir. Sanat disiplinlerinde değişiklik de gerçeklik algısının değişimi sonucudur. Tarih ve sosyoloji bize sebepler-sonuçlar gösterirken değişime yol açan etkenlerin ruhunu açmaz.

Geleneksel dönem; değerlerin orijin olduğu bir belirleyiciler dönemidir. Modernizm bu değerlerin ürettiği iyi-güzel-faydalı algısının yerine; akıl ve bilimin tanımladığı iyi-güzel-faydalı algısı sunmaktadır. Bu ikilem; üretimin modernize oluşu ve hızlı kentleşme toplum yapısını değişimden çok bozmuştur. Buna koşut olarak gerçeklik algısı, toplumsal ilişkiler, gruplaşma-kutuplaşma vb. farklılaşmalar yaşanmıştır. Post-modernizm ise; tam bir merkezsizlik paradigması; ne olduğu belli, ne olmadığı. Karmaşanın bir ölçüde giderilmesi için aksiyon mu reaksiyon mu olduğunun belirlenmesi şarttır belki de. Aklın gereği olanı ve mutlak gerçekliği reddeden bir yapıya sahip olduğu için, tarihinin mutlak anlamda belirlenmesine de imkân vermemektedir. Çünkü sınırlar, mutlak gerçekler, evrensel anlatılara kuşku ile yaklaşıyor, tarihini ve kendisini belirlemeyi de zorlaştırıyor. Ancak bu dönem toplumsal ve kültürel değişimlerin uçlandığı başat unsur teknoloji. Hayatın her ayrıntısı tüketim nesnesi haline gelmiş durumda. Kökten bir kültürel ve zihinsel değişim söz konusu. Yeni gerçeklik üzerine eğilmek gerekiyor artık. İnsanların birbirleriyle ve gerçek hayatla ilişkileri, sadece anlamak için bile yeterince açık değil.

Şiir, bir yönüyle gerçeğin ve gerçekliğin izahı, buradan uçlanan yorumuyla da anlamlandırma çabasıdır. Gerçek ve gerçeklik bir olgusal düşünce olarak geniş anlamların işaretidir. Algılayışa ve dünya görüşüne göre de yeni anlam değerleri kazanan olgulardır. Farklı disiplinlerde değişik kisvelerle karşımıza çıkar. En renkli ve güzel kıyafeti de şiirde büründüğü halidir. Aynı zamanda değer olarak da şiirde en sağlam kullanıma kavuşur.

Şiir, gerçekliğin sanatsal ifadesidir. Yalnızca duyu organlarıyla algılanabilen somut ve nesnel olan; varlık, görüntü ve olayları incelterek işler. Şiir gibi diğer edebi türler de gerçeğin ve gerçekliğin stilize edilerek ele alınması sonucu ortaya çıkmaktadır. Genel anlamda bütün sanat etkinlikleri, insanla diğer varlık ilişkileri gibi insanla ilişkilerin insani taraflarından yola çıkılarak estetize edilip yorumlanmasıdır. Yorumlama beşeri faaliyetlerin anlamlandırılması amacını taşır. Şiir bu bağlamda insani bir nitelliği somutlama işi ve gayreti sayılmalıdır.

Hacer Günlüğü

İshak Aslan’ın üçüncü şiir kitabı Hacer Günlüğü. 2020 yılı Mart ayında Çıra Yayınları etiketiyle çıktı. Kitap yüz sayfa. Güzel bir kapağı var. Üstte gök mavisi, ortaya yakın beyaz. Beyazla gök mavisi arasında uçan kuş figürü var. Ortadan aşağıya doğru vizon ve bej renkler var. Gök mavisi özgürlüğü imliyor. Uçan kuş figürü de özgürlük atmosferini tamamlayan bir unsur. Gök mavisi ile vizon arasına bej ve beyaz serpilerek derinlik oluşturulmuş. Tabiatın en açık tonlarından olan bej, toprak kahverengisi ile saf beyazın karışımından mürekkeptir. Saflığın, uyumun rengidir bej. Gözleri dinlendirir, insan ruhunu sakinleştirir. Cömerttir, kendine güvenir ve ikinci planda olmayı yadırgamaz. Vizon rengi, yumuşak, nötr ve hatta soluk bir renk olarak değerlendirilebilir. Bu açıdan bu rengi beje benzetebiliriz, doğru kullanıldığında harika sonuçlar üretilebilen ancak potansiyelini ortaya çıkaramadığınızda kasvetli ve boğucu bir yaşam alanı oluşturabilecek tehlikeli bir renk. Olumsuz düşünceye de gerek yok çünkü vizonun içindeki estetik güzelliği ortaya çıkarmak için bazı belirgin hamleler ile küçük dokunuşlar yeterli. Vizon renk, oluşturulmak istenen karizmatik ve doğal atmosferi ortaya çıkarıyor. Eğer arka kapağa da uygulanmış olsaydı bu renkler görsel şölen olabilirdi.

Kitabın iç dizaynı genel anlamda iyi. Belki 26 ve 27. Sayfalar da bölünebilirdi. Kitaptaki metinler, nazım şekli olarak fazlaca serbest. Birimler; ikilik, üçlük, dörtlük, beşlik şeklinde çeşitlendirilmiş durumda. Bu durumun bütünlük için ne ifade ettiğinden emin olamadım.

Önsöz ya da sunum olmak üzere “Hacer Günlüğü İçin Prologomena” şiiri konulmuş. Kant’ın bulduğu bir isim. “Her gelecek metafiziğe mukaddime ya da ilerde kendisini bir bilim olarak sunması muhtemel olan metafiziğe önsöz” demekmiş. Şair bu metinde zaten “yeniden kurulabilir mi evren” mısraıyla ve “yeni bir yolculuğa var mısın”, “kayıp atlasımdadır aradığınız ümmet”, “öyleyse hazırsan hazırlığın Hızır’dır”, “duvarları onara onara seyahatimiz” gibi ifadeleriyle kitabın içeriğine dair, ait olduğu medeniyet perspektifine yönelik ipuçlarını vermektedir. Kitapta Hz Nuh, Hz Musa, Hz İbrahim göndermeleri var. Hatta metin ve karakter olarak da Hz İbrahim ile Hacer ve Sare validelerimiz şiirize olarak bulunuyor.

Metinde bulunan bir figürün ‘kahraman’ haline gelmesi oldukça zordur. Fon-renk ve süsleme gibi görülme riski barındırır çünkü. Bu eksiltinin giderilmesi, tüm yönleriyle insanı ortaya koymasına bağlıdır. Tek yönlü figür kahraman değildir. Ama kahraman da herkes gibi bir insandır, bazıları farklı yaşar; çünkü karakteri farklıdır. Karakterler şiirde fiili yapan özne, şairin sözcüsü, temsilci bir kişiliktir. Hacer’e bu gözle bakalım:

“Muhacir kızıyım göğsümü rüzgar doldurdu

Çocukluğumun öyküsü ile yola vuruldum

Adımlarım cebinde gezinir İbrahim’in

Çöl kumlarında ebruli mest şaşkın Hacer” (S.25)

“İbrahim Hacer ve İsmail’den bir kutlu ev

Lale avuçlarından dua ile mübarek

Yepyeni bir milletin doğduğu ev

Vadiye kurulup taşacaktır sonsuzluğa nehir” (S.64)

Şiirdeki karakterler hangi niyet çerçevesinden ne ölçüde ve nasıl kurguladığı önemli olmaksızın; sosyal hayatta bazı veçheleri ile var olan kişilerdir. Kitaptaki şiirlerde İbrahim ve Sare karakterlerinde olduğu gibi:

“Birbirine karışmayan iki denizi aydınlatır

Gurbette daim kurbiyettedir İbrahim” (S. 41)

“Sare hatundur köyden kente yürüyen adres”

“Sare dilberdir rimellerinde saklanır cin ve ins”

“Sare annedir sultanlara baba oğlun” (S. 53-54)

Kahraman bir gerçeklik fenomeni olarak sürekli değişen ve tamamlanamayan bir yapıdır. Hayatın içinden alınıp yazar ve şair tarafından filtre edilir.

“Karşıdaki tepenin ardında bir umut olmalı hadi kalk Hacer

Karşıdaki tepede su olmalı su diye koşmaya başlıyorum”

Eserde modernizm öncesinin gerçekliği, çağcıl bir hastalık olarak modern ve cari bakış açısına göre değil, moral değerlerimiz üzerinden kurulmuştur. Modern, postmodern vb bütün yenilerin öncesinde; bizim gerçekliğimiz var ve esas olandır. İshak Aslan bu minvalde gerçekliği estetize ederek; esasen çağdaş ve serbest bir mesnevi denemesi yapmış. Bir önceki eseri olan Âdem Güncesi de yaratılış, varoluş mesnevisiydi. Bu çabasını takdirle karşılamak gerekiyor. Mesnevi geleneği belki yeniden canlanır. Belki İshak Aslan çağdaşları içinde hamse sahibi şair olarak iz bırakır. Bu eser içeriğinde hac ibadetinin alegorisi, ülülazim peygamber Hz İbrahim kıssasının bazı bölümleri var. Gerçeklik ve karakter açısından edebiyatımızda yeni bir yaklaşım. Umarım ki, bu yaklaşım devam ettirilir.

İshak ASLAN, Hacer Günlüğü, Çıra Yay. İstanbul 2020

Ethem Erdoğan - 12.04.2021

,

530

Ethem Erdoğan Hakkında

Ethem Erdoğan

Kütahya doğumlu. 1995 yılında Alkım edebiyat dergisini bir grup arkadaşıyla beraber çıkardı. Yazı ve şiirlerini Alkım, Kırağı, İpek Dili, Edebiyat Ortamı, Hece ve Yediiklim edebiyat dergilerinde yayınladı.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin