Goethe’nin Faust’u, Edebiyat, Faik ÖCAL

Goethe’nin Faust’u yazısını ve Faik ÖCAL yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Goethe’nin Faust’u

05.01.2024 09:00 - Faik ÖCAL
Goethe’nin Faust’u

Ben sadece sınırlarımı zorlamak istedim. Kendi gerçekliğimin dışına çıktığımda, artık Mefisto'nun kelimelerinin büyüsüne kapılmıştım. Aklım benimle oyun oynamıştı. Aklımın benimle oyun oynamasına izin vermiştim. Hayatı yaşayacaktım, sonsuzluğu tadacaktım, gençliğime uzatacaktım.

Sınırlarımı zorluyordum, vicdanım kanıyordu. Başkalarının kanı düşüyordu üzerime. Ellerimi tanımıyordum. Ellerim bana ait değildi. Soğuk ve çirkindiler. Margerete ellerimi tanımıyordu, bu beni dehşetli korkutuyordu. Tek umudum, içten içe kanayan vicdanım, beni konuşturmayan vicdan azabım.

Sınırlarımın dışına çıktığımda vicdanım parçalanmıştı, her bir parçası bir yere savrulmuştu. Mefisto'nun gözleriyle vicdanımın parçalarını topluyordum. İnsandım ve beni yaratan bir Tanrı'nın var olduğunu biliyordum. İnsandım ve günahkârdım. Vicdanımın parçalarına tutunup pişmanlık duyuyordum, hasbelkader bir tövbekâr. Aşka inanıyordum. Margerete ile Tanrı arasında sadece benim boş heveslerim, dünyevi isteklerim ve Mefisto'nun hileleri vardı.

Bu dünya Mefistoların, Martaların dünyasıydı. Ben istemeden Margerete'ye, Valentin'e ihanet etmiştim. Ruhumu tutan Tanrı'ydı. Tanrı ruhuma konuşmuştu, ben dinlemiştim. Ben ruhumun gölgesinde serüvenlere çıkmıştım. Biliyordum, sonsuz ruhumun gölgesi de sonsuz olur. Tanrı beni terk etmeyecekti, münasebetsiz isteklerime, çirkin günahlarıma, dengesiz hareketlerime, boş konuşmalarıma rağmen.

Mefisto taşla dolduruyor ruhumun kuyusunu. Margerete gözyaşlarını akıtıyor. Bir savaştır, alıp başını gidiyor, ruhumun kuyusunun başında. Bir yanda Mefisto'nun taşları, öte yanda Margerete'nin gözyaşları. Boğulacak gibi oluyorum. Marta'nın çirkin yüzünü görüyorum. Korkuyorum. Kendime kızıyorum. Neden Mefisto gibilerini hayatıma aldım, diye. Valentin'in kanı dökülüyor üzerime. Garip bir ferahlık geliyor üstüme. Bedenimin hükmü kalmıyor. Belki bir başka mezarın yolcusuyum. Bu kuyunun sonu gelecek, başka bir yola çıkacağım. Kim bilir.

Derken Mefisto'nun kahkahasıyla yere çakılıyorum. Hayal mi görüyorum. Kuyunun dibi yok. Düşüyorum, aynen kâbuslarımdaki gibi. Başı sonu olmayan kör topal bir düşüş… Âdem'in cennetten düşüşü gibi çıldırtıcı, kışkırtıcı, baş döndürücü. Mefisto gözlerimin içine bakıyor. Gözlerim bana ait. Gördüğüm hiçbir şey bana ait değil. Gördüğüm her şey inandırıcılığını yitirmiş. Hayatımı nasıl, hangi ara bu hale getirdim. Kitapların arasında açmıştım gözlerimi, kitaplarımın arasında yolculuğumu bitirmem gerekirken şimdi nerelerdeyim, nelerle uğraşıyorum. Dahası, akıbetimin ne olacağı hakkında hiçbir fikrim yoktu.

Kendimi tanıyamıyorum. Kimim ben? Kuyuda can çekişen sadece benim ben'im mi? Margerete, bir şeyler söyle? Ellerimi tanıyamıyorum. Gördüğüme itibar etmiyorum. Margerete, sana ve Tanrıya inanmıştım. Burada sana tutunmuştum, kütüphanemde Tanrıya yakındım. Şimdi neden ruhumun kuyusundan çıkamıyorum. Tanrım, sen ruhumdaki çocuk masallarını bana okumuştun. Tanrım, seninle göğün ötesinde susmuştum. Tanrım, içimdeki bütün yolculukları sana yapmıştım.

Kanadı kırık kuş kalmadı içimdeki ovalarda. Ayağı kırık olmayan at kalmadı içimdeki dağlarda. Yüzü yırtılmayan coğrafya kalmadı içimde. Sözünü tutan bilge kalmadı hayatımda. Adresini unutmayan seyyar yok yol güzergâhlarımda. Her kesi ve her şeyi tükettim bir solukta. Valentin'in kanı ve Margerete'nin gözyaşları bir olup yağıyorlar ruhumun kuyusunun üstüne. Çarpık rüyalarımdaki tabirler bir bir çıkıyor. Ruhumun gök kuşağı kanın sıcaklığına, gözyaşlarının saflığına çalıyor. Valentin sıcaklığı, Margerete saflığı, diyorum son bir gayretle. Onlarla çıkıyorum ruhumun kuyusundan.

Gözlerimde, ellerimde, vicdanımın son tövbekâr parçacıkları. Hikâyemin bittiği yerde, ben yeni yolculuğuma çıkıyorum. Ruhumdaki bütün kuyuları Valentin'in kanı ve Margerete'nin gözyaşlarıyla dolduruyorum. Böyle insan kalabilirim. Böyle aklımı ve imanımı bir arada tutabilirim. Böyle aşkla Tanrıya bağlanabilirim.

Beni tut Tanrım, beni bırakma. Beni ilkbahar yağmurlarıyla tut ki unutmayayım içi dışına palamut ağaçlarını. Beni yaz yolculuklarına say ki eksilmesin başımın üzerinde kristal buz yalnızlıkları. Beni kendinde öldür ve dirilt. Biliyorum aradığım, muhtaç olduğum her şey sende ve ben buralara ait değilim. En büyük hatam, gerçekliğimin sınırlarını ihlal ederek, içimin bütün kapılarını Mefisto'ya açmak, ruhumun kuyularını kapatarak kendimi kendimden mahrum bırakmak.

Faust

Goethe

Çev. İclal Cankorel

Doğu Batı Yayınları

575 sayfa

İstanbul, 2019


Yazar: Faik ÖCAL - Yayın Tarihi: 05.01.2024 09:00 - Güncelleme Tarihi: 16.11.2023 21:18
654

Faik ÖCAL Hakkında

Faik ÖCAL

2000’de Cumhuriyet Üniversitesi Sosyoloji mezunu... 2004 yılında Franz Kafka’nın Romanlarında Birey ve Devlet İlişkisi üzerine yaptığı tez ile yüksek lisansını yaptı.

Çeşitli sitelerde ve dergilerde yazıları çıkmakla birlikte 2008’den beri düzenli olarak Yolcu Dergisi’nde yazılar yazmaktadır.

 

Yayımlanmış Kitapları:

Yitik Anılar Şehri, Erguvan Yayınları, 2008.
Aziz ve Aciz Emanetçi, Erguvan Yayınları, 2008.
Dört Mevsim Beş Vakit Hüzün, Roza Yayınları, 2012.
Uzaktaki, Az Kitap, 2021.
101 Kürtçe Roman 1. Cild, Sitav Yayınları, 2022.
Beyaz Hüzün, Az Kitap, 2022
Yeni Bir Aydınlanma Felsefesi, Zilan Akademi, 2023
Deprem Günlüğü, KDY, 2023 

İnstagram: faikocal02

Twitter: @ocal_faik

Faik ÖCAL ismine kayıtlı 70 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 7 kitap bulunmaktadır.