Görünmez Kentler İle İnsanlığın Mekân Kurgusu, Düşünce, Bilal CAN

Görünmez Kentler İle İnsanlığın Mekân Kurgusu yazısını ve Bilal CAN yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Görünmez Kentler İle İnsanlığın Mekân Kurgusu

31.05.2022 10:47 - Bilal CAN
Görünmez Kentler İle İnsanlığın Mekân Kurgusu

Kent, içimizde ve dışımızda kendimize mekân arayışımızın bir sonucu olarak konumlandırdığımız belirli sınırları olan ve bu sınırlar içerisine geçim kaygısını, hayallerimizi, düşüncelerimizi, duygularımızı kattığımız bir makro mekân olarak yer edinmektedir. Mekân düşüncesi, varlığımızı konumlandırdığımız ve kendimizi vasıflandırdığımız olmazsa olmaz düşüncelerden biridir. İnsanoğlu bağımlı bir varlık olarak mekâna görünmez bağlarla bağlıdır. Onunla yaşar, onunla büyür, onunla hayatını idame ettirerek dünya hayatını tamamlar. Mekânsız bir insan düşünülemez. İnsansız bir mekân da muhayyilemiz dışında olduğu için sadece görünenlerden yola çıkılarak benzerlikleriyle kıyas edilerek açıklanabilir.

Mekân; kurgu ve gerçek arasında görünenden yola çıkılarak peşine düşülen bir olgudur. İnsanoğlunun mekân serüveni her daim rahatlık, güvenlik ve temel ihtiyaçlara ulaşım konusunda sorunsuz bir hayalin ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Bu bakımdan denilebilir ki; insanoğlu gerek kurgusal gerekse gerçek anlamda mekân kurucu rolü üstlenmiş bir yapıdadır. Mekânın var olabilmesi için öncelikle hayal edilmiş olması lazım. Makro bir mekân olarak dünya da yaratıcı tarafından kurgulanarak ortaya koyulduğu için mekân düşüncesinin temelinde bir kurgunun yattığını söylemek yanıltıcı olmayacaktır. İnsanoğlu da yaratışım serüvenine ortaya koyduğu eserlerle dâhil olabildiği için, mekânı öncelikli olarak kurgulamakla işe başlamaktadır. Hazırlanan mekânı bile görüş ve düşüncesine göre tasarlaması, onun en iyiyi arama telaşından kaynaklanmaktadır. Göze, gönle iyi gelecek, sadra şifa verecek yerin, bir tür yansıma olduğunu, yaşadığı mekânın insanı yansıttığını bilerek mekânlar kurgulamaya devam edecek. Tarih boyunca bu durum devam eden bir süreç olarak tekrararlana tekrarlana günümüze değin geldi. Gelecekte de devam etmesi, bu günden hayal etmekle, yapılmışlar üzerinden kurgular geliştirmekle mümkün olacaktır.

1invisibleCalvino, İtalyan edebiyatının en çok bilinen isimlerinden biri olarak novellalar, roman ve edebî anlatı üzerine yoğunlaşarak düşünce dünyasındaki renkliliği edebî alanla aktarır. 1972'de yayınladığı Görünmez Kentler adlı eseri, bir anlatı kitabı olarak mekânları odağına alan ve bu mekânlar dolayısıyla hayali/kurgu arası mekânlarla insanlığın mekân üzerine kurguladığı düşüncelere edebî pencereden yeni bir bakış açmıştır. Eser; ne tam bir roman, ne tam bir öykü ne de tam bir mekân kitabı olmasının yanında hepsini içerisinde barından kimi zaman da seyahatnameye benzeyen taraflarıyla büyük bir okur kitlesine hitap etmiş bir eser olarak yer edinmiştir. Eserin kahramanları; Marco Polo ve Kubilay Han'dır. Eserin temel odak noktası Kubilay Han'ın imparatorluk sınırları içerisinde bulunduğu ifade edilen ve hiç görmediği, göremeyeceği kentlerin anlatımı olarak yansıtılmaktadır. Kentlerin kurgusu, Marco Polo'nun diliyle yapılarak aktarılır. Kentler; bu aktarımla çok çeşitli biçim ve tasvirlerle aktarılarak inan zihninin sınırları dışında, kimi zaman da anlam olarak yer edinmese dahi kendini gösteren nitelikte aktarılmıştır.

Mekân bir yansıtma ve anlamlandırma biçimi olarak insanın hem içinde olduğu hem de içindeyken onu anlattığı bir olgu olarak onun varlığının ayrılmaz bir parçasıdır. İçinde bulunduğu kabın rengini, durumunu, şeklini, kokusunu anlatmak bazı durumlarda imkânsız olsa da insanoğlu mekâna bağımlı bir varlık olarak ondan kendini soyutlamaz. Mekândan soyutlanamayan insan, bedeniyle bu dünyaya ruhu ile ötelere aittir. Bedenimizin asılı kaldığı bu mekânla olan bağımız bizim onu tanımlamamıza, onunla anlamlar üretmemize, onunla kendimizi gerçekleştirmemize ve onunla uzlaşarak uyumlu bir hayat sergilememize neden olmaktadır. Fakat düşüncenin boyutları, kimi zaman bu uzlaşmanın ötesinde çeşitli anlam çukurlarıyla genişleyerek farklı anlamlar üretmeye yöneltebilmektedir. Bu üretilen anlamlarla hayalin ve gerçeğin birbiriyle dolaylı yoldan çekişmesi neticesinde yeni ve orijinal yaklaşımlar söz konusu olabilmektedir. Mekâna bakış açısından bu orijinal bakış açılardan biri de Calvino'nun Görünmez Kentler adlı eseridir. Eser, mekânın anlam sınırlarında insanlığı bir gezintiye çıkartarak, farklı anlamlar üretmesine imkân sağlamaktadır.

zaira

Türkiye'de ilk baskısı 1990'da yapılan bu eserin geçen süre içerisinde 20'den fazla baskısı yapılmış, güncelliğini yitirmemiş bir eserdir. Mekân, hayal, arzu, mekân kurgusu, mekân insan ilişkisi bakımdan insan zihninin çeperlerine çarpa çarpa büyüyen bol bol referans verilen bir eser olarak kendini kanıtlamıştır.

Calvino, dil ustalığı sayesinde geçmiş, şimdi ve gelecek açısından kurguladığı bu eserinde insanlık mekân anlatımına bir katkı sunmuştur. Geçmişte olduğu gibi şimdi de gelecekte de birbirimize mekânları anlatmaya devam edeceğiz. Mekânı anlatışımız, zihnimizde sahip olduğu renklerle olacaktır. Eser, 9 bölümde ikili unsurlarla mekânı ele alırken hayali-gerçek arasında bir yerde durarak aktarımlarda bulunur. Her bölümde kentler benzer unsurlarla irdelenmekte, farklı kentlerdeki aynı unsurlar ele alınarak anlatılmaktadır. Anlatıcının ve dinleyenin sabitliği, kendi mekânlarında oturarak mekânlara dahil olması, bu anlatım biçiminin mekânlar arası yolculuğunun sabit ayağı olarak değerlendirilebilir. Anlatılan mekânlar ise her defasında değişmekte, sabit duran anlatıcı ile dinleyicinin muhayyilesine göre şekillenmektedir. Burada ayrıca okurun o anlatılanlar karşısındaki durumu da ifade edilmelidir. Okur da, anlatıcı ve dinleyinin karşısında farklı bir mekânda anlatıcının anlattığı mekânı izlemektedir. Tüm bunlar, birçok mekânın anlatım biçimiyle iç içe geçmişliğiyle, mekânın anlatımla birbirini helezonik şekilde kapsadığı şeklinde anlaşılabilmektedir.

Calvino'nun Kentleri ve Mekân Anlatımı

Calvino'nun kentleri; hayalî, felsefi ve edebî bir anlatım biçimiyle şekillenen kentler bütünlüğü olarak yansımaktadır. Her kent, birer sembol gibidir, gizil bir gücü, bir etkisi olan bu farklı halkların farklı yaşam biçimlerine vurgu yaparak ilerler. Bir nevi mekânın egzotikleştirilerek anlatımı söz konusudur. Calvino'nun Görünmez Kentler'de ele aldığı kent isimleri ve barındırdığı anlamlar şu şekildedir:

Dioamira: 60 gümüş kubbeli kent

İsidora: Salyangoz kabuklarıyla kaplı helezonik merdivenli evlerin bulunduğu kent

Doretea: 300 evli 700 bacalı, güzel kadınların ülkesi

Zaire: yüksek burçlu kent

Anastasia: Arzular kenti

Tamara: Düşünüleni söyleyen kent

Zora: Kendini unutturmayan kent

Despina: iki gölün sınır kenti

Zirma: Sürekli kendini yenileyen kent

İsaura: Bin kuyulu kent

Maurilia: Eski ve yeninin kıyaslandığı kent

Fedora: her odasında bir cam küre bulunan metal binalı kent

Zoe: her zihinde farklı bir biçimi olan kent

Zenobia: Uzun kazıklar üzerinde yükselen kent

Eufemid: Anıların takas edildiği kent

Zobeide: Düşlerde gözüküp daha sonra inşa edilen kent

İpazia: Canına kıymış kadınlar kenti

Armilla: Duvarsız evler kenti, boruların kenti.

Valdrada: Gölün kıyısında ve göldeki yansımada duran kent.

Olivia: Süslü fakat yağ ve kurum bulutlarının sardığı kent.

Sofronia: 2 yarım kentten oluşan kent.

Eutropia: Bir satranç tahtasının boş kareleri içinde bir aşağı bir yukarı yer değiştirmelerin kenti.

Zemrude: gittikçe batan kent.

Aglaura: konuşulan kent.

Ottavia: boşlukta duran kent.

Ersilia: iplerle ilişki ağlarının örüldüğü kent.

Bauci: İnce direkler üzerinden göğe yükselen kent.

Leandra: iki tanrılı kent.

Melania: halkı yenilenen kent.

Smeraldina: kanal ve sokak ağlarından oluşan kent.

Fillide: bin bir köprülü kent.

Pirra: bir kadehe benzeyen kent.

Adelma: Ölüler kenti.

Eudessia: Halıya benzeyen kent.

Moriana: Akvaryuma benzeyen evlerden oluşmuş kent.

Clarica: rastgele parçalardan oluşan kent.

Eusapia: bir eşi de yeraltında olan kent.

Bersabea: bir eşi de gökte asılı olan kent.

Leonia: kendini her gün yenileyen kent.

İrene: güllere benzeyen yerleşim planlı kent.

Argia: hava yerine toprakla kaplı kent.

Tecla: Şantiyeye benzeyen kent.

Trude: Havaalanına benzeyen kent.

Olinda: toplu iğne başında kurulan kent.

Laudomia: Yaşayan, ölen ve doğacak olan 3 kenti barındıran kent.

Perinzia: Farklı şekillerde insanların yaşadığı kent.

Procopia: Sürekli kendi içinde genişleyen kent.

Raissa: Hüzünlü kent.

Andria: sanatla kurulmuş kent.

Cecilia: Birbiriyle aynı olan evlerden oluşan kent.

Marozia: kehanetli kent.

Pentesile: yeri tarif edilemeyen kent.

Teodora: hayvanlar âleminin büyük mezarlığı.

Berenice: kötülerin kenti.

Tüm bu kentler, hayal/kurgu üzerinden gerçekle bir şekilde ilişki olarak zihinlerimizde bir yerlerde işaretlenerek anlam bulmaktadır. Calvino, bu eseriyle insanlığın mekâna bakışının bir şekilde hayali isimlerle başladığının örnekliğini de göstermektedir. Mekânı tanımlamak için öncelikle onu isimlendirmek, ardından betimlemek yahut öne çıkan bir unsurunu ele alarak başlayarak açıklamak basit, anlaşılır bir eylem olarak durmaktadır.

Not: Bu yazı daha önce Şehir ve Kültür Dergisi'nin 93. sayısında Nisan 2022 tarihinde yayınlanmıştır.


Yazar: Bilal CAN - Yayın Tarihi: 31.05.2022 10:47 - Güncelleme Tarihi: 06.06.2022 20:26
327

Bilal CAN Hakkında

Bilal CAN

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji lisansını tamamladıktan sonra yüksek lisansını da aynı üniversitede tamamladı. Sosyolojik çalışmaları mekân, kent, şehir ve edebiyat sosyolojisi üzerine yoğunlaşmıştır. Şiirleri, denemeleri, kitap değerlendirmeleri ve eleştirileri bir çok dergide yer aldı.

Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor ve 2015'ten itibaren genel yayın yönetmenliğini yapıyor.

Yayınlanmış Kitapları

Zaman İçinde Mekan, Hece Yayınları, 2021. (TYB 2021 Şehir Kitabı Ödülü)
İnsanlığın Ağlama Tarihine Bir Giriş, Hece Yayınları, 2021.
Kebikeç, İzdiham Yayınları, 2019.
Kentle Kavga: Mustafa Kutlu Öykücülüğünde Mekan, İzdiham Yayınları, 2017.

twitter: @bilalcan1

Bilal CAN ismine kayıtlı 299 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 4 kitap bulunmaktadır.