Günümüzün Anlatıcıları: Çağdaş Küçük İle Konu�, Söyleşi, Müzeyyen ÇELİK K.

Günümüzün Anlatıcıları: Çağdaş Küçük İle Konuştuk yazısını ve Müzeyyen ÇELİK K. yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizde

Günümüzün Anlatıcıları: Çağdaş Küçük İle Konuştuk

27.06.2024 09:00 - Müzeyyen ÇELİK K.
Günümüzün Anlatıcıları: Çağdaş Küçük İle Konuştuk

Kişiyi yazmaya yönelten temel etken hayaller mi yoksa gelişen şartlar mı? Ya da diğer bir etken... Sizde hangisi daha etkili oldu?

Benimkisi tamamen gelişen şartlarla alakalı.

İlk gençlik yıllarımda Savaş ve Barış, Parma Manastırı, İnce Memed gibi klasikleri hayranlıkla okurken muhtemelen şöyle düşündüm, bunları yazabilmek için yazar olunmaz yazar doğulur ve ben de yazar olarak doğmamıştım. Ama sporu çok seviyordum ve keyifle okuduğum gazete sayfalarındaki yorumcular gibi bir şeyler karalayabileceğimi fikri hep kafamda vardı. Hazır olduğumu hissettiğimde yazmaya başladım, sonrasında anlatacaklarımı bir hikâyenin içine yedirme fikri beni kurmaca yazmaya kadar götürdü.

Anlatmanın arkaik yanı düşünüldüğünde, anlatının kutsal yanı var gibi görünüyor. Sizce de öyle midir?

Bazı büyük romanları okurken büyülendiğimi hatırlıyorum.

Post modern anlatım imkânları bağlamında metinlerarasılık yanında türlerarasılık da gündemde. Hatta aynı metinde hem modern hem de post modern imkânlar birlikte kullanılabiliyor. Bu konunun bir şablona oturması gerekir mi?

Bunun tartışılacak bir tarafı yok. Anlatacağınız şey bu imkânları gerektiriyorsa, bu biçimde daha etkili yazacağınızı düşünüyorsanız bu yola koyulursunuz.

Edebiyat dergilerinde görünüyor musunuz? Görünmek de gerekir mi? Edebiyat dergileriyle ilgili ne düşünüyorsunuz?

İlk defa bir dergide öykümün yayımlanacağı haberi geldiğinde yaşadığım mutluluğu unutamam. Kendime inanmaya başlamam bu sayede mümkün oldu. Görünmek şart değil elbette ama dergide çıkan öykünüzün tanımadığınız insanlar tarafında okunacak olması hayali bile insana iyi geliyor. Dergiler iyi ki var… Ama sadece dergiler değil, işini titizlikle yapan başta Parşömen Fanzin olmak üzere nice edebiyatla ilgili internet siteleri de önemli. Ben sırf Cemil Kavukçu okuyacak diye bir öykümü Edebiyathaber'e göndermiştim.

Yazarken karşınıza birini alıyor musunuz? Okuyucu yahut hayali bir karakter de olabilir. Yoksa kendiniz mi kendi muhatabınızsınız?

Yazarken karşıma kimseyi almıyorum.

Öykü yazmak için en haklı nedeniniz nedir? Yazmasanız ne olur?

Kurmaca yazmanın kendine has bir mutluluğu var ama yazmazsam da bir şey olmaz.

Yazdığınız kurgunun kaderinizi etkileyeceğine inanır mısınız? Böyle bir deneyim yaşadınız mı?

Hayır.

Öykücüler genelde birbirini sever ama bu eğer bir yarış olsaydı çağdaşlarınızdan kimi geçmek isterdiniz?

1987 yılında, aldığı Sait Faik ödülü ardından yapılmış bir söyleşide Tomris Uyar şöyle diyor, "...Şimdi, yazılan öykülere bakıyorum, çok samimi söylüyorum bunu, kimseyi küçümsemiyorum, bende bir yazma düellosu uyandıracak öykü görmüyorum. O zaman kendimle mi düello edeceğim? Türkiye'de ne iyi, ne kötü bir şey yapılıyor. Her şey ortalama. Onun için de yüzleşme ihtiyacı vermiyor insana. Çünkü zaten kötü değil, zaten iyi de değil."

fgttt 1981 yılında "Türk Romanında Ölçüt Sorunu" adlı yazısında, Türk romanının sadece daha önce yazılmış romanlarımızla değil batı romanlarıyla karşılaştırılması, onun ölçüt alınması gerektiğini savunan Fethi Naci, Tomris Uyar'ın bu çıkışını yadırgar ve şöyle çıkışır: "Tomris Uyar niçin 1986'da, 1987'de yazılan öykülere bakıyor, niçin yalnız Türkiye'ye bakıyor? Üstelik Türk hikâyesi Türk romanına da benzemez: İşte koskoca Sait Faik! Niçin ona da bakmıyor? İşte Çehov! İşte kendi çevirdiği Cortázar! Niçin onlara da bakmıyor? Ve daha nice hikayeci! Tomris Uyar, yeter ki gerçekten yazma düellosu istesin!

Şimdi ben çağdaşlarımın yazdıklarına sizin bahsettiğiniz gibi yarış ya da düello gibi kavramlarla yaklaşamıyorum. Dün ya da bugün, yerli ya da yabancı, fark etmiyor, tüm güzel öykülere önce beğeniyle sonra da o beğeninin ardındaki nesnel sebeplere kafa yorarak bakıyorum. Hepsi bu.

Hikâye ile öykünün farklı türler olduğuna dair dergiler dosya hazırlıyor ve yazarlar bazen görüş ayrılığına düşüyor. Sizce böyle bir fark var mı? Bu iki kavramla ilgili sizin tanımınız nedir?

İkisi de aynı şey.

Öykü yazıyorsunuz ama iyi bir öykü okuru olduğunuzu düşünüyor musunuz? Dergileri takip eder misiniz? Yeni çıkan kitapları alır mısınız? Bir de son çıkanlardan bize önermek istediğiniz öykü kitabı var mı?

Öyküden çok iyi bir roman ve günlük okuru olduğumu söyleyebilirim. Dergileri eskiden daha iyi takip ederdim, şimdilerde biraz sayının içeriğine bakarak hareket ediyorum.


Yazar: Müzeyyen ÇELİK K. - Yayın Tarihi: 27.06.2024 09:00 - Güncelleme Tarihi: 26.06.2024 10:51
317

Müzeyyen ÇELİK K. Hakkında

Müzeyyen ÇELİK K.

Müzeyyen ÇELİK KESMEGÜLÜ 1983 Kütahya doğumlu. İlk, orta ve lise öğrenimini Kütahya’da tamamladı. Trakya Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu. Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı’nda “Edebî Yönden Hazîne-i Evrak Dergisi” adlı teziyle yüksek lisansını tamamladı. Hayal Bilgisi, İzafi, Hece Öykü, Hece, İtibar, Mahalle Mektebi, Aşkar, Nordik, Türk Dili, Karagöz, Olağan Hikâye, Geçerken dergilerinde öyküleri yayınlandı. Halen Kütahya’da öğretmenlik yapıyor. Evli ve Ali Mahir’in annesi. 

Eserleri

Kamu Baş Rüyacısı, 2014, Ebabil Yayınları
Omzumda Biri, 2017, Hece Yayınları
Nasiruddin Tusi, 2020, Kaşif Çocuk Yayınları
Bütün Ağırlıklarım, 2021, Hece Yayınları
Akşemseddin, 2021, Diyanet Vakfı Yayınları
Kudüs’e Yolculuk, 2022, Mecaz Çocuk Yayınları
Mutlu Dinozor Tontinosoruz, 2023, Tulu Kitap

Müzeyyen ÇELİK K. ismine kayıtlı 92 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 7 kitap bulunmaktadır.

Twitter Instagram Kitap Satış Sitesi Kitapyurdu.com