Günümüzün Anlatıcıları: Erhan GENÇ İle Konuştuk, Söyleşi, Müzeyyen ÇELİK K.

Günümüzün Anlatıcıları: Erhan GENÇ İle Konuştuk yazısını ve Müzeyyen ÇELİK K. yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabi

Günümüzün Anlatıcıları: Erhan GENÇ İle Konuştuk

31.12.2021 09:47 - Müzeyyen ÇELİK K.
Günümüzün Anlatıcıları: Erhan GENÇ İle Konuştuk

Kişiyi yazmaya yönelten temel etken hayaller mi yoksa gelişen şartlar mı? Ya da diğer bir etken... Sizde hangisi daha etkili oldu?

Yazmayı hiç hayal etmemiştim. Ben daha çok iyi bir okur olmanın peşindeydim. İyi bir okur olmaya çalışırken, bir üniversite hocasının sayesinde yazabildiğimi keşfettim. Daha doğrusu öykü yazdığımın farkına vardım. Hoca her dersten sonra bizden o derste ne yaşandıysa onları not etmemizi ve kendisine e-posta ile göndermemizi istiyordu. Ben o ilk dersi öyle ayrıntılı bir şekilde anlatmıştım ki bir sonraki derste hoca herkesin yazdıklarını değerlendirirken bana sen öykü yazmışsın demişti. O günden sonra bunu daha iyi nasıl yapabilirim diyerek başka okumalara başladım. Sonrasında yazdıklarımı yayımlama hevesi ve edebiyat dergileri geldi.

Anlatmanın arkaik yanı düşünüldüğünde, anlatının kutsal yanı var gibi görünüyor. Sizce de öyle mıdır?

Yazmazken, yani sadece iyi bir okur olmaya çalışırken yazmanın kutsal bir yanı olduğunu düşünür, yazarların büyülü kişiler olduğunu hayal ederdim. Onlara hayranlık beslerdim. Yazmaya başladıktan sonra da bu düşünce bir miktar devam etti. Son tahlilde istikrarlı bir şekilde yazabilmek için çalışmaktan başka bir büyü olmadığını düşünüyorum.

Postmodern anlatım imkânları bağlamında metinlerarasılık yanında türlerarasılık da gündemde. Hatta aynı metinde hem modern hem de post modern imkânlar birlikte kullanılabiliyor. Bu konunun bir şablona oturması gerekir mi?

Yazmanın şablonları sadece yaratıcı yazarlık kurslarında var bence. Onun dışında eğer gerçek sanatın peşindeyseniz bunun bir formülü yahut şöyle yapılması lazım denebilecek bir şablonu yok. Bana kalırsa yazar içindeki sanatçıyı dinleyerek ve belki de farkında olmadan el yordamıyla bir şeyler yapıyor, sonra bir başkaları onun metinlerarası olduğunu teşhis ediyor. Yoksa hangi yazdığımız paragraf metinlerarası değil ki? Belirgin veya üstü örtük, tüm metinler metinlerarasılıktan bağımsız değildir. Okuduğumuz her şey bir şekilde yazdığımız metne de sızar.

Edebiyat dergilerinde görünüyor musunuz? Görünmek de gerekir mi? Edebiyat dergileriyle ilgili ne düşünüyorsunuz?

Edebiyat dergileri eskiden çok daha fazla gündemimdeydi. Orada yazılanları kendi yazdıklarımla kıyaslar, neyi nasıl yapmam gerektiğini öğrenmeye çalışır, bazen de "benim öykülerim, bu yayımlananlardan daha iyi" derdim kendi kendime. Edebiyat dergilerinde çok öykü yayımladım. Onlardan çok yararlandığımı da söyleyebilirim. Ama günümüzde dengeler değişiyor artık. Edebiyat dergilerinde görünmek gereksiz demiyorum ama edebiyat dergileri kendilerini yenilemeliler diyorum.

Yazarken karşınıza birini alıyor musunuz? Okuyucu yahut hayali bir karakter de olabilir. Yoksa kendiniz mi kendi muhatabınızsınız?

Yazdıklarımın ilk okuyucusu benim. Yazarken önce kendimi ikna etmeye çalışıyorum. Kendim bir okur olarak o metinden tatmin olmuşsam yayımlamaya karar veriyorum.

Öykü yazmak için en haklı nedeniniz nedir? Yazmasınız ne olur?

Sadece öykü değil, bir şeyler yazıp hiç olmayan bir dünya kurmayı seviyorum. O kurduğum dünyadan bir şeyler söylemeye çalışmak hoşuma gidiyor.

Yazdığınız kurgunun kaderinizi etkileyeceğine inanır mısınız? Böyle bir deneyim yaşadınız mı?

Yazılanlara bu kadar önem atfetmenin doğru olmadığını düşünüyorum.

Öykücüler genelde birbirini sever ama bu eğer bir yarış olsaydı çağdaşlarınızdan kimi geçmek isterdiniz?

Şahsını sevmesem de iyi öyküyü kim yazarsa yazsın seviyorum. Bir yarış içinde değilim. Yazdıklarımla çağdaşlarımdan ayrıldığımı düşünüyorum.

Hikâye ile öykünün farklı türler olduğuna dair dergiler dosya hazırlıyor ve yazarlar bazen görüş ayrılığına düşüyor. Sizce böyle bir fark var mı? Bu iki kavramla ilgili sizin tanımınız nedir?

Hiçbir şeyin hiç kimseye dayatılmaması gerektiğini düşünüyorum. Yazdığı metne istediği türün adını vermekte herkes özgürdür. Türün adıyla ilgili tartışmayı zamana bırakıyorum. Ama her şeye rağmen öykü kelimesini seviyorum.

Öykü yazıyorsunuz ama iyi bir öykü okuru olduğunuzu düşünüyor musunuz? Dergileri takip eder misiniz? Yeni çıkan kitapları alır mısınız? Bir de son çıkanlardan bize önermek istediğiniz öykü kitabı var mı?

İyi bir okur olmaktan hiçbir zaman geri kalmak istemem. Dergilerde iyi öyküler yazıp henüz kitabı çıkmayan yazarları keşfetmeyi de seviyorum. Bunlardan biri de Mehmet Faruk Kurt. Mehmet Faruk'un birkaç öyküsünü Türk Edebiyatı Dergisi'nde yayımlamıştım. Daha sonra kendi dergimiz Vesanat'ta da bir öyküsünü yayımladım. Gelecekte iyi şeyler yazabileceğine inanıyorum. Zaman bulabildikçe yeni kitapları takip etmeye çalışırım. Son zamanlarda elime geçen kitaplardan Sahra Tahiroğlu'nun Kocaman Kocaman Ben adlı kitabını önermek isterim.


Yazar: Müzeyyen ÇELİK K. - Yayın Tarihi: 31.12.2021 09:47 - Güncelleme Tarihi: 31.12.2021 09:51
216

Müzeyyen ÇELİK K. Hakkında

Müzeyyen ÇELİK K.

Müzeyyen ÇELİK KESMEGÜLÜ 1983 Kütahya doğumlu. İlk, orta ve lise öğrenimini Kütahya’da tamamladı. Trakya Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu. Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı’nda “Edebî Yönden Hazîne-i Evrak Dergisi” adlı teziyle yüksek lisansını tamamladı. Hayal Bilgisi, İzafi, Hece Öykü, Hece, İtibar, Mahalle Mektebi, Aşkar, Nordik, Türk Dili, Karagöz, Olağan Hikâye, Geçerken dergilerinde öyküleri yayınlandı. Halen Kütahya’da öğretmenlik yapıyor. Evli ve Ali Mahir’in annesi. 

Eserleri

Kamu Baş Rüyacısı, 2014, Ebabil Yayınları
Omzumda Biri, 2017, Hece Yayınları
Bütün Ağırlıklarım, 2021, Hece Yayınları

Müzeyyen ÇELİK K. ismine kayıtlı 8 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 5 kitap bulunmaktadır.