Günümüzün Anlatıcıları: Hüseyin Kılıç İle Konuş, Söyleşi, Müzeyyen ÇELİK K.

Günümüzün Anlatıcıları: Hüseyin Kılıç İle Konuştuk yazısını ve Müzeyyen ÇELİK K. yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden

Günümüzün Anlatıcıları: Hüseyin Kılıç İle Konuştuk

29.09.2022 09:00 - Müzeyyen ÇELİK K.
Günümüzün Anlatıcıları: Hüseyin Kılıç İle Konuştuk

Kişiyi yazmaya yönelten temel etken hayaller mi yoksa gelişen şartlar mı? Ya da diğer bir etken... Sizde hangisi daha etkili oldu?

Borges'in ve Bizim Adalı Sait'in dediği gibi… Olmadı, ne dedikleri hakkında hiçbir fikrim yok:)

Bende aklına gelen güzel bir fikri paylaşma ihtiyacı gibi bir durum sanırım.

" -Şöyle olsa güzel olmaz mı? *olur/olmaz ya da - Şöyle olsa nasıl olur?*Gerçekten mi? –Yok yahu sadece fikir olarak"

Böyle deyince hayal demiş gibi oluyorum. Gelişen şartların yönlendirdiği yazım daha gerçekçi ve gerçekler pekiyi değil genelde. O yüzden cevap veriyorum: A- Hayaller.

Anlatmanın arkaik yanı düşünüldüğünde, anlatının kutsal yanı var gibi görünüyor. Sizce de öyle midir?

Değildır. Kutsal olan anlatı benim yazdıklarım değil en azından, kutsal kitaplar o görevi yıllar önce ortaya çıkarak görmüş. Yazıyoruz işte, yediğimiz, içtiğimiz, işe gidip geldiğimiz gibi:) Bir kişiye bir keyifli an, bir güzel düşünce, bir sorgulama fırsatı sunabiliyorsam ne mutlu.

Post modern anlatım imkânları bağlamında metinlerarasılık yanında türlerarasılık da gündemde. Hatta aynı metinde hem modern hem de post modern imkânlar birlikte kullanılabiliyor. Bu konunun bir şablona oturması gerekir mi?

Şablonların adına ne denirse densin üretimi artırsa da yaratıcılığı körelttiğini ama piyasalar için kolaylaştırıcı ve belki gerekli şeyler olduğunu düşünüyorum. Mümkünse şablonlara takılmak istemem.

Edebiyat dergilerinde görünüyor musunuz? Görünmek de gerekir mi? Edebiyat dergileriyle ilgili ne düşünüyorsunuz?

Mümkün mertebe, kabul ettikleri sürece hem basılı hem çevrimiçi dergilerde öykülerimle yer alıyorum, belki gereğinden fazla. Atölye enflasyonu var, dergi enflasyonu var, yazan enflasyonu var ama okur ve yayınevi enflasyonu varsa da çok daha düşük. O yüzden görünür olmak önemli bence. Ben yazarım isteyen okur diyen kişiler için farklı olabilir ama kitap çıksın satılmasa da olur diyemezsin, eğer sana bir yatırım yapıyorsa sen desen bile yayınevi demez. Edebiyat dergileri gerçekten çoğunlukla somut bir karşılık alınmadan kişisel özverilerle vücuda geliyor. Ben de bir yıl boyunca Yük Edebiyat'ın yayın kurulunda yer aldım, zor bir iş. Güzel bir dergi çıkardığımızı da düşünüyorum ama vakit sorunu sebebiyle ben bıraktım mesela. Yüzde yüzünün iyi eserlerle, incelemelerle dolu olduğu dergi bulmak zor ama ne olursa olsun dergi çıkaranlara saygı duyuyorum. Bilhassa e-dergi ya da platform sayısındaki artış ise bir yandan benim gibi yeni isimlere fırsatlar sunmaları açısından çok önemliyken iyi öykü bulmayı da zorlaştırıyor dağınıklıktan ötürü. Bakalım ileride ne olur.

739-simdi-karsiya-gecebilirsiniz-kapak

Yazarken karşınıza birini alıyor musunuz? Okuyucu yahut hayali bir karakter de olabilir. Yoksa kendiniz mi kendi muhatabınızsınız?

Kimseyi almıyorum. Bir film izler gibi film sahnesinin içinde neler olduğunu gözümde canlandırmaya çalışıyorum sanırım ve o karakterlerin söylediklerini, söylemediklerini, kameranın başka bir açıdan gösterdiklerini yazıya dökmeye çalışıyorum diyebilirim.

Öykü yazmak için en haklı nedeniniz nedir? Yazmasınız ne olur?

Haklı ya da haksız bir neden yok, insan yazmak isterse yazar. Devam etmek için çevredekilerin beğenisi, öykülerin yayımlanması vs sayılabilir ama bunlar motivasyon unsurları sadece. İnsanlar ölüyor bir şey olmuyor, ben yazmazsam hiçbir şey olmaz.

Yazdığınız kurgunun kaderinizi etkileyeceğine inanır mısınız? Böyle bir deneyim yaşadınız mı?

Yok inanmam. Çok sayıda öykü yazdım, birisindeki bir olay bir gün denk gelirse şaşırmam ama bu sadece matematiksel bir ihtimal olduğu için olur.

Öykücüler genelde birbirini sever ama bu eğer bir yarış olsaydı çağdaşlarınızdan kimi geçmek isterdiniz?

Geçmeye gerek yok yahu, yan yana, konuşa konuşa yürüyelim işte. Konuşursak belki birbirimize de bir faydamız olur, öbür türlü yalnızlık.

Hikâye ile öykünün farklı türler olduğuna dair dergiler dosya hazırlıyor ve yazarlar bazen görüş ayrılığına düşüyor. Sizce böyle bir fark var mı? Bu iki kavramla ilgili sizin tanımınız nedir?

Ortamlarda öykü diyorum, dost meclisinde hikâye:) Bir kurgu ortaya koyup bir metin yazıyorum aslında ben. Adı şudur demek akademik ve ticari tasnif açılarından önemli olabilir ama yazma eylemi açısından pek anlamlı gelmiyor.

Öykü yazıyorsunuz ama iyi bir öykü okuru olduğunuzu düşünüyor musunuz? Dergileri takip eder misiniz? Yeni çıkan kitapları alır mısınız? Bir de son çıkanlardan bize önermek istediğiniz öykü kitabı var mı?

İlk öyküm yayımlanana kadar ağırlıklı roman, arada sırada hatırat okuduğum için farkı kapatmak adına öykü okumaya birkaç yıldır ağırlık verdim ama birkaç yıl daha okumam gerektiğini hissediyorum ortalama bir düzeye gelebilmek için. Dergileri ve yeni çıkan kitapları mümkün mertebe alıyorum ama zaman kısıtlı ve bir koltuğa çok karpuz sığdırmaya çalıştığım için haklarını ne kadar veriyorumdur emin değilim. İsim vermek gerçekten zor, biri aklıma gelse öbürü gelmeyebilir ama bu yıl benimle birlikte Ketebe'den ilk kitabını çıkaran Mürüvvet Özpehlivan'ın Ciğerlerinin Açıldığını'yı ve Metin Nart'ın Zellenbur'un Sıradan Bir Günü'nü söyleyebilirim sanırım. Deniz Eldam'ı söylemekle söylememek arasındayım zira kalemi kuvvetli ama sert diye nitelendirilebilecek öyküler var Bunu Kimseye Anlatma'da ve ben okur olarak daha neşeli öyküler okumak istiyorum genelde:) Mehmet Akgül'ün Kill Bill'in Islığı'nı aldım ama henüz başlayamadım, onu da merak ediyorum. Son olarak Yük Edebiyat'ta bir yıl boyunca birlikte emek verdiğimiz Uğur Demircan'ın kitabını bekliyorum. Birini söylesen öbürü kalıyor. Zor iş kitap tavsiyesi. Bir de zevkler ve beklentiler çok farklı olabiliyor. Zor yani:)


Yazar: Müzeyyen ÇELİK K. - Yayın Tarihi: 29.09.2022 09:00 - Güncelleme Tarihi: 25.09.2022 14:08
777

Müzeyyen ÇELİK K. Hakkında

Müzeyyen ÇELİK K.

Müzeyyen ÇELİK KESMEGÜLÜ 1983 Kütahya doğumlu. İlk, orta ve lise öğrenimini Kütahya’da tamamladı. Trakya Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu. Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı’nda “Edebî Yönden Hazîne-i Evrak Dergisi” adlı teziyle yüksek lisansını tamamladı. Hayal Bilgisi, İzafi, Hece Öykü, Hece, İtibar, Mahalle Mektebi, Aşkar, Nordik, Türk Dili, Karagöz, Olağan Hikâye, Geçerken dergilerinde öyküleri yayınlandı. Halen Kütahya’da öğretmenlik yapıyor. Evli ve Ali Mahir’in annesi. 

Eserleri

Kamu Baş Rüyacısı, 2014, Ebabil Yayınları
Omzumda Biri, 2017, Hece Yayınları
Nasiruddin Tusi, 2020, Kaşif Çocuk Yayınları
Bütün Ağırlıklarım, 2021, Hece Yayınları
Akşemseddin, 2021, Diyanet Vakfı Yayınları
Kudüs’e Yolculuk, 2022, Mecaz Çocuk Yayınları
Mutlu Dinozor Tontinosoruz, 2023, Tulu Kitap

Müzeyyen ÇELİK K. ismine kayıtlı 84 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 7 kitap bulunmaktadır.

Twitter Instagram Kitap Satış Sitesi Kitapyurdu.com