Günümüzün Anlatıcıları: Kürşat Çelik İle Konuştu, Söyleşi, Müzeyyen ÇELİK K.

Günümüzün Anlatıcıları: Kürşat Çelik İle Konuştuk yazısını ve Müzeyyen ÇELİK K. yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden oku

Günümüzün Anlatıcıları: Kürşat Çelik İle Konuştuk

06.12.2021 09:00 - Müzeyyen ÇELİK K.
Günümüzün Anlatıcıları: Kürşat Çelik İle Konuştuk

Kişiyi yazmaya yönelten temel etken hayaller mi yoksa gelişen şartlar mı? Ya da diğer bir etken... Sizde hangisi daha etkili oldu?

Hayaller, gelişen şartlar, gelişmeyen şartlar, gerçekler, yalanlar, yaşanmayanlar… Galiba her şey. Yani benim için hikâye, hayattaki her şeye tekabül ediyor diyebilirim veya hayattaki her şey hikâyeye. Ama ilk çıkışta hikâye yazacağım demedim, hikâye hep içimde dönüp dolaşan bir şeydi, bir şeymiş daha doğrusu. Beni yazmaya kendisi itti.

Anlatmanın arkaik yanı düşünüldüğünde, anlatının kutsal yanı var gibi görünüyor. Sizce de öyle midir?

Anlatının, edebiyatın hatta genel manada sanatın kutsal bir yanı var, evet. Fakat ben bunu sanatçıdan bağımsız görüyorum. Sanatın kendi eliyle kendi içinde oluşturduğu bir kutsiyet. Yüzlerce, binlerce yıldır kutsalı var eden sanatın kendisi. Sanat; kendisine atfedilen, yüklenen bütün kutsallardan ari. Amiyane tabirle biz onu başımızın üstünde taşıdığımızı düşünsek de aslında başlar üstünde kendi yeri, yine sanatın kendisi tayin ediyor. İnsan, sanatı kendi elleriyle şekillendirip var ettiğini düşünse de ortaya koyulanın yine sanat tarafından gerçekleştirildiğini düşünüyorum. Her şeyden ve herkesten bağımsız bir kutsal.

Post modern anlatım imkânları bağlamında metinler-arasılık yanında türler-arasılık da gündemde. Hatta aynı metinde hem modern hem de post modern imkânlar birlikte kullanılabiliyor. Bu konunun bir şablona oturması gerekir mi?

Postmodernizm, biraz da her türlü şablonun yıkımı değil mi esasında. Var olan bütün kalıp ve kuralların yıkıldığı yere bu ismi veriyoruz. Dolayısıyla burada genel bir şablondan söz etmek, sanatın torna tezgâhına sokulması ve aynılaşması demek. Gelişen dünya şartlarında evrendeki birçok kural, şekil, şablon saatler içinde işlevini yitirirken sanat gibi kanunlar üstü bir alanda şablon varlığına inanmıyorum. En nihayetinde doğallığını yitirir. Milenyumdan sonrası sanat ürünlerinin dışında normal hayat akışı içinde de metinlerarasılık var. İş yerinde en bunaldığımız anda sosyal medyada herhangi bir gönderi ile bambaşka yerlerde çok farklı hikâyeler o anımıza dâhil oluyor. Yetiştirmemiz gereken acil bir işin ortasında Marakeş'ten bir görsel dâhil oluyor mesela. Veya haritada yerini bilmediğimiz bir toprak parçasının birkaç cümlelik anlatısı saniyeler içinde ekleniyor hikâyemize. Her şeyden kaçmak istediğimiz bir anda yanımızdan geçen birisinin cümleleri hatta duyguları bizim hayat metnimize dâhil oluyor.

Edebiyat dergilerinde görünüyor musunuz? Görünmek de gerekir mi? Edebiyat dergileriyle ilgili ne düşünüyorsunuz?

Uzun zamandır dergilerde çok seyrek görünüyorum. Ama bu koşuşturma içinde vakit bulamamaktan kaynaklanıyor. Yazın hayatına dergilerle dâhil oldum ve bu önemini hâlâ koruyor benim için. Dergiler bir nevi afiş benim için, kaba tabirle reklam ve okura ya da herhangi bir sanat ürününe dergiler vasıtasıyla temas ediyorum. Dijitalleşme her alanda olduğu gibi edebiyatta da önemli değişikliklere yol açsa da matbu veya dijital dergiler, etkisini bir süre daha devam ettirecek elbette.

Yazarken karşınıza birini alıyor musunuz? Okuyucu yahut hayali bir karakter de olabilir. Yoksa kendiniz mi kendi muhatabınızsınız?

Yazarken yalnızım, çoğunlukla karşımda kimse olmuyor. Birine ihtiyaç duyduğumda ise karşıma yine kendimi alıyorum. Yazdığımdan daha çok bir okurum, benim zevk ve beğenilerim etkili oluyor yazdıklarımda.

Öykü yazmak için en haklı nedeniniz nedir? Yazmazsanız ne olur?

Yazmazsam hiçbir şey olmaz, ne kadar doğru bilmiyorum ama henüz yazmak için kendimi zorunlu hissetmiyorum. Hikâyenin kendini yazdıracağı zaman geldiğinde ben olaya dâhil oluyorum. Yazmak için haklı nedenlere de inanmıyor olabilirim. Bilmiyorum. Belki bir gün öğrenirim.

Yazdığınız kurgunun kaderinizi etkileyeceğine inanır mısınız? Böyle bir deneyim yaşadınız mı?

İnanıp inanmadığımı hiç düşünmedim böyle bir deneyimim olmadığındandır belki.

Öykücüler genelde birbirini sever ama bu eğer bir yarış olsaydı çağdaşlarınızdan kimi geçmek isterdiniz?

Hayatım boyunca yarışlardan nefret ettim, eğer ortada bir yarış olacaksa ben kaybetmeyi seçerim hemen.

Hikâye ile öykünün farklı türler olduğuna dair dergiler dosya hazırlıyor ve yazarlar bazen görüş ayrılığına düşüyor. Sizce böyle bir fark var mı? Bu iki kavramla ilgili sizin tanımınız nedir?

Teknik anlamda, edebi tanımlamalar altında günümüz kısa anlatısının öykü olduğunu düşünüyorum. Hatta 40'lı yıllardan sonraki kısa metinlerin öykü olarak adlandırılmasını doğru buluyorum. Fakat teknik tanımların dışında fonetik olarak hikâye sözcüğünü sevdiğim için bu türü hep bu isimle anacağım.

Öykü yazıyorsunuz ama iyi bir öykü okuru olduğunuzu düşünüyor musunuz? Dergileri takip eder misiniz? Yeni çıkan kitapları alır mısınız? Bir de son çıkanlardan bize önermek istediğiniz öykü kitabı var mı?

İyi bir hikâye okuyucusuyum diyemem, kaçırdığım, atladığım birçok şey var elbette. Ama gerek klasiklerden gerekse günümüz hikâyelerinden fazlasıyla okumaya çalışıyorum. Özellikle günümüz metinlerini kaçırmamakta fayda var. Aynı dönem metin üretenler olarak hem klişeye düşmemek hem de aynılıktan kurtulmak ve en önemlisi de türün gelişimini yakalayabilmek için bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Daha da önemlisi kendi yazın hayatımın olumlu yönde gelişimi için bunun yadsınamaz bir durum olduğunu düşünüyorum. Şimdi kimi önersem muhakkak birilerini unutacağım bu yüzden son çıkanların hepsini tavsiye ediyorum.


Yazar: Müzeyyen ÇELİK K. - Yayın Tarihi: 06.12.2021 09:00 - Güncelleme Tarihi: 06.12.2021 17:11
305

Müzeyyen ÇELİK K. Hakkında

Müzeyyen ÇELİK K.

Müzeyyen ÇELİK KESMEGÜLÜ 1983 Kütahya doğumlu. İlk, orta ve lise öğrenimini Kütahya’da tamamladı. Trakya Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu. Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı’nda “Edebî Yönden Hazîne-i Evrak Dergisi” adlı teziyle yüksek lisansını tamamladı. Hayal Bilgisi, İzafi, Hece Öykü, Hece, İtibar, Mahalle Mektebi, Aşkar, Nordik, Türk Dili, Karagöz, Olağan Hikâye, Geçerken dergilerinde öyküleri yayınlandı. Halen Kütahya’da öğretmenlik yapıyor. Evli ve Ali Mahir’in annesi. 

Eserleri

Kamu Baş Rüyacısı, 2014, Ebabil Yayınları
Omzumda Biri, 2017, Hece Yayınları
Bütün Ağırlıklarım, 2021, Hece Yayınları

Müzeyyen ÇELİK K. ismine kayıtlı 8 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 5 kitap bulunmaktadır.