Günümüzün Anlatıcıları: Nihan Feyza Lezgioğlu İle K, Söyleşi, Müzeyyen ÇELİK K.

Günümüzün Anlatıcıları: Nihan Feyza Lezgioğlu İle Konuştuk yazısını ve Müzeyyen ÇELİK K. yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitem

Günümüzün Anlatıcıları: Nihan Feyza Lezgioğlu İle Konuştuk

19.01.2023 09:00 - Müzeyyen ÇELİK K.
Günümüzün Anlatıcıları: Nihan Feyza Lezgioğlu İle Konuştuk

Kişiyi yazmaya yönelten temel etken hayaller mi yoksa gelişen şartlar mı? Ya da diğer bir etken... Sizde hangisi daha etkili oldu?

Kaosu dindirebilmek ümidiyle yazmaya ve üretmeye başladığımızı düşünüyorum. (Bunu "gelişen şartlar" başlığı altına almak doğru olmaz sanki). Bende de öyle oldu. Yazmaya ilkokul çağında başlamış olsam da bu üretimin benim için hikâye anlatıcılığının ötesine geçmesi o kaosun farkına vardığım ana tekabül ediyor sanırım.

Anlatmanın arkaik yanı düşünüldüğünde, anlatının kutsal yanı var gibi görünüyor. Sizce de öyle midir?

Anlatının kutsal bir yanı olduğunu düşünmüyorum ben. Yazma eylemini; canını sıkan, keyfini yerine getiren, üzerinde düşünmek zorunda hissettiği, severek düşündüğü şeylerden vb. bahsetmek isteyen bir grup insanın faaliyet alanı olarak görmekten yanayım.

Post modern anlatım imkânları bağlamında metinlerarasılık yanında türlerarasılık da gündemde. Hatta aynı metinde hem modern hem de post modern imkânlar birlikte kullanılabiliyor. Bu konunun bir şablona oturması gerekir mi?

Sanatta şablon oluşturmak ve yazılanları, çizilenleri, söylenenleri o şablona oturtmak doğru gelmiyor bana. Yaratıcılığın olumsuz yönde etkilenmesi bir yana, bu aynı zamanda sanatçıya ve sanatına bir müdahale de.

Edebiyat dergilerinde görünüyor musunuz? Görünmek de gerekir mi? Edebiyat dergileriyle ilgili ne düşünüyorsunuz?

Elimden geldiğince edebiyat dergilerinde görünmeye çalışıyorum. Bunu gerekli ya da gereksiz olarak nitelendirmek çok doğru olmayacaktır çünkü edebiyat dergilerinde yer almak kimi için yapıcı olabilirken bir başkasında aynı olumlu etkiyi doğurmayabilir. Bana göre tamamen kişinin isteğine bırakılması gereken bir husus bu. Ama edebiyat dergilerinin yazın dünyasına ne çok şey kattığı da başka bir mesele. Sanatseverleri besliyor, üzerlerindeki ölü toprağını belirli aralıklarla silkeliyor, yeni kalemlere yol açıyor, edebiyat kültürünü canlı tutuyorlar… Özellikle yayım hayatına basılı şekilde devam etmek için direnen dergilerin bu direnci çok kıymetli diye düşünüyorum.

kaz_ayagi Yazarken karşınıza birini alıyor musunuz? Okuyucu yahut hayali bir karakter de olabilir. Yoksa kendiniz mi kendi muhatabınızsınız?

Yazarken kendimi karşıma alıyorum. Anlatacaklarımı yansımama anlatıyorum diyebilirim. Son okumayı yapıyormuşuz gibi.

Öykü yazmak için en haklı nedeniniz nedir? Yazmasanız ne olur?

İlk sorunun cevabında biraz bahsetmiştim. Birçoğu gibi, kaosu dindirebilmek için başladım yazmaya. En haklı nedenim buydu. Yola somut bir amaçla çıkmıştım yani. Ama zamanla daha büyük bir kaosun içinde buldum kendimi. Bir sınırı aşınca da -asla ulaşamayacak olsak da- iç huzura yaklaşmaya başladığımı fark ettim. Amaç aramızdan kalktı sonra. Düne göre daha yakınındaysam bu yeterliydi benim için. Yazmak her şeyden önce bir alışkanlık artık. Yazmasam, eskilerin deyimiyle bigâne düşerim.

Yazdığınız kurgunun kaderinizi etkileyeceğine inanır mısınız? Böyle bir deneyim yaşadınız mı?

Yazdığım kurgunun kaderimi etkileyeceğine inanmıyorum. Böyle bir deneyim de yaşamadım. Ama insan ileride yaşayacağı bir olayın benzerini önceden yazmış olabilir. Bu fikir çok uzak gelmiyor bana.

Öykücüler genelde birbirini sever ama bu eğer bir yarış olsaydı çağdaşlarınızdan kimi geçmek isterdiniz?

Çağdaşlarım güzel işler yapıyorlar. Hepsi üretme ve tutunabileceğimiz güzellikleri çoğaltma uğraşında. Ben de kendimi her gün daha ileriye taşıma derdindeyim. O nedenle başka öykücüleri kendime ancak örnek alabilirim.

Hikâye ile öykünün farklı türler olduğuna dair dergiler dosya hazırlıyor ve yazarlar bazen görüş ayrılığına düşüyor. Sizce böyle bir fark var mı? Bu iki kavramla ilgili sizin tanımınız nedir?

Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre, hikâye ve öykü kavramları eş anlamlı iki sözcük. Fakat hikâyenin öyküye göre daha geniş kapsamlı olduğunu, sözlü kültürün uzantısı olduğunu ve yazarının anonim olduğunu; öykünün ise yazarı belli olan kurmaca metinlerin ortak adı olduğunu düşünenler var. Ben iki kavram için de TDK'nin "gerçek veya tasarlanmış olayları anlatan düzyazı türü" açıklamasını yeterli görüyorum.

Öykü yazıyorsunuz ama iyi bir öykü okuru olduğunuzu düşünüyor musunuz? Dergileri takip eder misiniz? Yeni çıkan kitapları alır mısınız? Bir de son çıkanlardan bize önermek istediğiniz öykü kitabı var mı?

Edebiyat dergilerini ve yeni çıkan öykü kitaplarını olabildiğince takip ediyorum. Okurluğunu beğendiğim birkaç kişinin önerileri de kıymetli benim için. Onların tavsiyeleri üzerine de yeni öykü kitapları alıp okuyorum. Ancak kendimi iyi bir roman okuru olarak tarif etmeyi daha doğru buluyorum. Çünkü roman okumayı, romanın o sistematik yapısını çok seviyorum.

Okuduğum ve beğendiğim yeni öykü kitaplarını sayarken bazılarını söylemeyi unutabiliyorum. O nedenle öneride bulunmayayım.

Davetiniz için çok teşekkür ederim.

Hoşça kalın.


Yazar: Müzeyyen ÇELİK K. - Yayın Tarihi: 19.01.2023 09:00 - Güncelleme Tarihi: 18.01.2023 23:14
828

Müzeyyen ÇELİK K. Hakkında

Müzeyyen ÇELİK K.

Müzeyyen ÇELİK KESMEGÜLÜ 1983 Kütahya doğumlu. İlk, orta ve lise öğrenimini Kütahya’da tamamladı. Trakya Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu. Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı’nda “Edebî Yönden Hazîne-i Evrak Dergisi” adlı teziyle yüksek lisansını tamamladı. Hayal Bilgisi, İzafi, Hece Öykü, Hece, İtibar, Mahalle Mektebi, Aşkar, Nordik, Türk Dili, Karagöz, Olağan Hikâye, Geçerken dergilerinde öyküleri yayınlandı. Halen Kütahya’da öğretmenlik yapıyor. Evli ve Ali Mahir’in annesi. 

Eserleri

Kamu Baş Rüyacısı, 2014, Ebabil Yayınları
Omzumda Biri, 2017, Hece Yayınları
Bütün Ağırlıklarım, 2021, Hece Yayınları

Müzeyyen ÇELİK K. ismine kayıtlı 83 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 5 kitap bulunmaktadır.