Günümüzün Anlatıcıları: Numan Altuğ Öksüz İle Kon, Edebiyat, Müzeyyen ÇELİK K.

Günümüzün Anlatıcıları: Numan Altuğ Öksüz İle Konuştuk yazısını ve Müzeyyen ÇELİK K. yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizde

Günümüzün Anlatıcıları: Numan Altuğ Öksüz İle Konuştuk

22.12.2021 09:00 - Müzeyyen ÇELİK K.
Günümüzün Anlatıcıları: Numan Altuğ Öksüz İle Konuştuk

Kişiyi yazmaya yönelten temel etken hayaller mi yoksa gelişen şartlar mı? Ya da diğer bir etken... Sizde hangisi daha etkili oldu?

Sadece yazma eyleminin değil, üretimin olduğu her alanın temelinde hayal vardır. Göğe dalıp, insana bakıp, dağı taşı gözleyip zihnini ve kalbini birleştirenlerin hayallerini üretmenin, yazmanın ilk aşaması olarak görmekteyim fakat farklı etkenler de elbette vardır. Benim hayallerimin yanında "anlatma ihtiyacı" yürüyor. Nefes almak, yemek, içmek gibi görüyorum yazma eylemini. Var olmam için ne gerekiyorsa yazmak o. Var etmem için ne gerekiyorsa yazmak o. Benim anlatma ihtiyacımın etkisi daha fazla.

Anlatmanın arkaik yanı düşünüldüğünde, anlatının kutsal yanı var gibi görünüyor. Sizce de öyle midir?

Kutsal meslek, kutsal anlatım, kutsal yazar… Ben bu kutsama işlerine karşıyım. Antik zamanlarda yazmaya, anlatmaya böyle bir sıfat yüklenmişse de günümüzde bir şey ifade ettiğini düşünmüyorum. Ayrıca çağımızda anlatmaktan, anlatıdan ziyade anlamak daha kutsanası bir şeymiş gibi geliyor. Anlamak adına herhangi bir çabanın olmadığı bu çağın en büyük şikâyeti anlamamak, anlaşılamamak ve anlaşamamak değil mi? Ne kadar anlatılsa nafile. Anlamayı kutsayalım.

Post modern anlatım imkânları bağlamında metinlerarasılık yanında türlerarasılık da gündemde. Hatta aynı metinde hem modern hem de post modern imkânlar birlikte kullanılabiliyor. Bu konunun bir şablona oturması gerekir mi?

Zaman her şeyi değiştiriyor, dönüştürüyor… Edebiyatın bunlardan uzak kalması düşünülemez. Kavramlar, terimler yıkılıyor; çok geçmeden yenileri ekleniyor. Ben terimlerden ürküyorum. Yazılanı, üretileni kavramlarla veya terimlerle açıklayamadığımız da oluyor. Ayrıca en küçük parçaların karşısına dahi bir tanım, kavram koymayı doğru bulmadığımı söylemek isterim. Edebiyatın kilosunu tartacak bir tartı, boyunu ölçecek bir metre yok. Edebiyatın ve genel anlamda sanatın üstünlüğü içinde sakladıklarıyla ilişkilidir. Bir şablon olursa duygu uçar. Sınırlar konursa elimizde sadece madde kalır.

Edebiyat dergilerinde görünüyor musunuz? Görünmek de gerekir mi? Edebiyat dergileriyle ilgili ne düşünüyorsunuz?

Yıllardır çeşitli edebiyat dergilerinde öyküler, yazılar yayımlıyorum. Görünmek gerekir mi? Bilemiyorum, amacım hiç bu olmadı. Zaten günümüzde görünmek için bir sürü mecra var. Edebiyat dergilerini bu amaçla kullanan varsa kâğıt fiyatlarının tavan yaptığı şu dönemde lütfen bu amacından vaz geçsin.

Klasik bir benzetme olacak ama gerçekten dergiler okuldur. Özellikle yazma yolculuğunun başında iyi bir derginin editörünün sadece gönderilen yazıyla ilgili dönüş yapması bile yazma hevesi olana çok şey katar. Dergiler yazınsal anlamda bugünü öğretir, gösterir. Nice güzel dost da kazandırır, bence en kıymetlisi bu.

Yazarken karşınıza birini alıyor musunuz? Okuyucu yahut hayali bir karakter de olabilir. Yoksa kendiniz mi kendi muhatabınızsınız?

Yazarken karşımda genelde eşim oluyor. Hem yazıyorum hem de ona anlatıyorum. Bazen de bilgisayarı kucaklayıp "Bak, şu paragrafı okur musun? Acayip yazdım ha." diyerek hava atıyorum. Zihnimde bir öykü taşıyorsam evde, yolda, denizde her nerede isek yine ona kurduklarımdan, kuracaklarımdan bahsediyorum. İpek kızım büyüyünce sıra ona da gelecek tabii.

Öykü yazmak için en haklı nedeniniz nedir? Yazmasınız ne olur?

Daha önceki soruda söylediklerimi uzun uzun tekrar etmek istemem. Yazmayı bir ihtiyaç olarak kabul ediyorum. Yazmazsam çok eksik kalırım. Deli olur muyum? Bilemem.

Yazdığınız kurgunun kaderinizi etkileyeceğine inanır mısınız? Böyle bir deneyim yaşadınız mı?

Açıkçası hiç düşünmedim. Etkilemedi sanırım. Okuyanın kaderine tesir eder mi? Ederse de olumlu olur umarım.

Öykücüler genelde birbirini sever ama bu eğer bir yarış olsaydı çağdaşlarınızdan kimi geçmek isterdiniz?

Evet, severler ama kavga etmemiz lazım. Böyle olmaz. Meydanı başka türlerde yazanlara bırakmamalıyız. "Nasıl öykü dersin? Ne demek öykü şiire yakın?" gibi nice konuda kavga edebiliriz.

Espri bir yana Ayfer Tunç'un öyküleri muhteşem. Hele Kırmızı Azap'takiler… Bu soruya cevabım sonsuz saygıyla Ayfer Tunç'tur.

Hikâye ile öykünün farklı türler olduğuna dair dergiler dosya hazırlıyor ve yazarlar bazen görüş ayrılığına düşüyor. Sizce böyle bir fark var mı? Bu iki kavramla ilgili sizin tanımınız nedir?

Ben yazdıklarıma öykü diyorum. İsteyen hikâye diyebilir. Tam burada topu Hasan Harmancı'ya atmak istiyorum: "… Öykü mü diyelim hikâye mi? Bana kalırsa 'koçum' diyelim; olsun, bitsin. Sen yeter ki güzel bir şeyler yaz kardeşim. Boş ver adına ne diyeceğini. Canını sıkma!"

Öykü yazıyorsunuz ama iyi bir öykü okuru olduğunuzu düşünüyor musunuz? Dergileri takip eder misiniz? Yeni çıkan kitapları alır mısınız? Bir de son çıkanlardan bize önermek istediğiniz öykü kitabı var mı?

İyi bir öykü okuru muyum, bilemiyorum fakat öyküyü diğer türlerden daha fazla önemsediğimi söyleyebilirim. Dergileri, yeni çıkan kitapları sıkı bir şekilde takip ederim. Beğendiğim öykülerin sahiplerine sosyal medyadan ulaşıp teşekkür ederim. Bir de Edebice dergimize gelen öyküler var. Öykü hep artsın.

Son zamanlarda okuduğum kitaplar arasından bende iz bırakan ikisinin adını anmak isterim: Yücel Öztürk, Kuşkesen ve Muhammet Erdevir, Lav Denizindeki Ada. Öneri değil, sevdiğim kitaplardır.

Teşekkür ederim.


Yazar: Müzeyyen ÇELİK K. - Yayın Tarihi: 22.12.2021 09:00 - Güncelleme Tarihi: 21.12.2021 23:08
482

Müzeyyen ÇELİK K. Hakkında

Müzeyyen ÇELİK K.

Müzeyyen ÇELİK KESMEGÜLÜ 1983 Kütahya doğumlu. İlk, orta ve lise öğrenimini Kütahya’da tamamladı. Trakya Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu. Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı’nda “Edebî Yönden Hazîne-i Evrak Dergisi” adlı teziyle yüksek lisansını tamamladı. Hayal Bilgisi, İzafi, Hece Öykü, Hece, İtibar, Mahalle Mektebi, Aşkar, Nordik, Türk Dili, Karagöz, Olağan Hikâye, Geçerken dergilerinde öyküleri yayınlandı. Halen Kütahya’da öğretmenlik yapıyor. Evli ve Ali Mahir’in annesi. 

Eserleri

Kamu Baş Rüyacısı, 2014, Ebabil Yayınları
Omzumda Biri, 2017, Hece Yayınları
Bütün Ağırlıklarım, 2021, Hece Yayınları

Müzeyyen ÇELİK K. ismine kayıtlı 19 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 5 kitap bulunmaktadır.