Habere Nasıl Yalan Karışır?, Düşünce, Hayrettin DURMUŞ

Habere Nasıl Yalan Karışır? yazısını ve Hayrettin DURMUŞ yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Habere Nasıl Yalan Karışır?

24.07.2023 09:00 - Hayrettin DURMUŞ
Habere Nasıl Yalan Karışır?

Hayrettin DURMUŞ yazdı...

Seher yeline nazlı yârden haber sorar, turnalarla sılaya selâm salarız. Daldan düşen elmadan, yağan kardan, esen yelden, çözülen yazmadan, yere düşen lokmadan, öten horozdan, yürüyen çocuğun emeklemesinden hatta çayımızın içindeki çöpten bile haber çıkarırız. Haber kaynağımız olabildiğince geniştir sizin anlayacağınız…

Bu girizgâhtan sonra sözü İbn-i Haldun'un "Mukaddime" adlı tarihi eserine getirmek istiyorum. İbn-i Haldun 1332-1406 yılları arasında yaşamış tarihçi, matematikçi, astronom, iktisatçı ve sosyal bilimci olan, kelimenin gerçek manasıyla büyük bir İslâm âlimidir. Endülüs medeniyetinin Tunus'ta parlayan ışığıdır o.

İbn-i Haldun'dan önceki tüm tarihçiler olayları tek tek ele alıp, hikâye gibi anlatmış, bir senteze gidememişlerdir. İbn-i Haldun ise tek tek fenomenlerden yola çıkarak ünlü tarih tezini öne sürmüştür. Böylelikle de sosyoloji adını verdiğimiz bilim dalının kendisiyle başladığını söylesek hata etmiş olmayız. Haldun kendisinden sonrakilere ilham kaynağı olan modern sosyolojinin kurucusu çok önemli bir isimdir.

Bize bir haber geldiği zaman haberin doğru olup olmadığını nasıl anlayabiliriz? Gazete sayfalarında okuduğumuz, televizyon ekranlarında gördüğümüz haberlerin gerçeğe uygun olup olmadığına nasıl karar vereceğiz? İşte İbn-i Haldun Mukaddime'de bütün çağlarda geçerli olacak temel prensipler veriyor bize. Hemen ifade edelim ki Mukaddime büyük bir derya. Biz bu yazımızda sadece konumuzla ilgili görüşleri size aktarmış olacağız. Muhtevası o kadar zengin bir kitap ki Mukaddime, ne desek, nasıl anlatsak? Toynbee "Mukaddime'deki tarih felsefesi türünün en büyük eseri" der. Cemil Meriç "Kendi semasındaki tek yıldız" olarak tanımlar. Rus müsteşrik A. Krimsky "İslam'ın Montesquies'u" tabirini kullanır.

Habere yalan karışmasının sebeplerine geçmeden önce İbn-i Haldun'un temel bir tespitini aktaralım isterseniz:

"Olay ve hadiseler yalnız nakil ve rivayete dayanır ise, tarih yanlışlıklardan ve esassız haberlerden kurtulamaz. Hadiselerin doğruluğunu anlamak için hadiselerin örf ve âdete, siyasal kaidelere ve sosyal hayata ve insan cemiyetlerinin gözle görünen, akıl ile açık olarak bilinen hal ve durumuna aykırı olmaması ilk şarttır." (Mukaddime/Önsöz:IX)

Gelelim habere yalan karışmasının sebeplerine:

1 – "Fikir ve mezheplere taraftarlık."[1]

"Bir fikre mezhebe taraftarlık karışır ise, insan ilk ağızda, kendisine uygun olan haberleri kabul eder. Bir fikir ve mezhebe taraftarlık, insanın dikkatle düşünerek, haberi tenkit gözünden geçirmesine ve incelemesine mani olur." (İbn-i Haldun, 1997:83)

"Sevenin gözü kör olur" der atalar. Seven sevdiğinde kusur aramaz. Uğrunda her çileye katlanmaya, her fedakârlığı yapmaya hazırdır. Elbette böyle düşünmenin faydalı tarafları da vardır. "El elin aynasıdır" diyen atalarımız ne kadar haklı. İnsan kendi kusurunu görmez, sevdiğinde kusur aramaz ama bir yabancı şıp diye çırçıplak gerçeği söyleyiverir. Kimse tuttuğu takıma laf söyletmez. Sevdiği sanatçı bir pot kırsa onu tevil etmeye çalışır. Beğendiği artiste, sevdiği yazara toz kondurmaz. Oysa hoşumuza gideni duymak yerine acı da olsa gerçeğin izini takip etmek, hakikati aramaya koyulmak en akıllı ve en sağlıklı yoldur.

2 – "Haberi nakil ve rivayet edenlere inanmak."

Haberi nakleden kimsenin güvenilir olup olmadığına dikkat etmemiz gerekir. Sözüne inanılan, kendisine güvenilen, adaletli bir kimse olup olmadığı çok önemlidir. Hatta son derece güvenilir, dürüst insanların bile zaman zaman değişik endişelerle haberi değiştirme ihtimali vardır. Bazen iyi niyetle de yapılabilir bu. Süzgeçten geçirmeden olduğu gibi kabul edersek bize yanlış gelen rivayeti doğru zannedebiliriz…

3 – "Haberi naklederken maksadı unutmak."

Haber nakledenlerin birçoğu kendi zannına ve tahminine göre hareket eder. Böylece maksat unutulur ve habere yalan karışır. Bir trafik kazasını gören kişiye "Ne oldu?"diye sorarsanız muhtemelen "ortalık kan gölü, birçok insan galiba öldü. Bu kazadan sağ çıkan olmamıştır" gibi cevaplar alırsınız. Mübalağa yapmakta pek mahirizdir doğrusu.

4 – "Haberin doğruluğu vehmine kapılmak."

Haberi nakledene olan aşırı güven bizi araştırmadan alıkoyar ve gelen haberi doğru zannederiz. En azından farklı kaynaklardan haberi teyit etmek ve araştırmak inancımızın bir gereğidir aslında. Elbette kötü bir haber aldığımızda hüsn-ü zanda bulunmak, iyi bir haber aldığımızda da ihtiyatı elden bırakmamak gerek.

5 – "Halleri olaylarla karşılaştırma keyfiyetini bilmemek."

Olaylar bazen göründüğü gibi olmaz. Biz son gördüğümüz şekliyle naklederiz hadiseyi. Bizim gözümüzden kaçan durumlar olabileceğini, daha profesyonel bir tetkik icap edeciğini de akılda tutmalı, belirsizliklere dikkat etmeliyiz.

6 – "Haberi nakledenlerin övmek"

İnsanların haberi nakledenleri övmesi ve bu sayede şöhretlerini yaymak maksadıyla yüksek derece ve mevkii sahiplerine yaranmak istemeleri de habere yalan katar. Riyakârlar, yağcılar, dalkavuklar her mecliste kınanır.

7 – İçtimai hayatın hallerini bilmemek.

"Habere yalan karışmasının andığımız sebeplerin hepsinden daha önemli diğer bir sebebi vardır ki, o da şudur: Dünyanın insan yaşayabilen bölgelerinde yaşayan kavimlerin ve cemiyetlerin yeryüzünün imarından ibaret olan ümranın, diğer tabirle içtimai hayatın tabiatının hallerini bilmemektir.

Haber deyip geçmeyelim. Yalana kucak açmayalım. Akı karadan seçelim. Doğru söyleyelim de tek, "onuncu köye" göçelim.

[1] İbn-i Haldun. Mukaddime. (1997 (Çev: Zakir Kadirî UGAN) MEB Y. C:1 İstanbul.7 s.83

Habere yalan karışmasının sebepleri s.82-86'da genişçe izah edilmektedir.


Yazar: Hayrettin DURMUŞ - Yayın Tarihi: 24.07.2023 09:00 - Güncelleme Tarihi: 04.10.2023 23:20
580

Hayrettin DURMUŞ Hakkında

Hayrettin DURMUŞ

Afyonkarahisar’ın Sultandağı ilçesine bağlı Karapınar Kasabasında 1965 yılında doğdu. İlk ve orta öğrenimini doğduğu yerde yaptı. Liseyi yatılı olarak Ankara’da, Meteoroloji Teknik Lisesi’nde okudu. Daha sonra Çukurova Üniversitesi Seracılık ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimini bitirdi.

Şiir ve yazıları; Bayrak, Çınar, Yedi İklim, Yitik Düşler, Hikmet, Lodos, Şardağı, Diyanet, Güneysu, Altınoluk, Yolcu, Yüzakı, Söz Ola, Edep, Yeni Adana, Yaşam Sanat, Yörtürk, Bosna, Kültür Ajanda, Sincan İstasyonu, Gökmavi, Gergef, Ihlamur, Edebiyat Daima, Dil ve Edebiyat, Söğüt, Türk Edebiyatı, Türk Dili, Edebiyat Ortamı ile Hece gibi dergilerde ve internet sitelerinde yayınlandı.  Türkiye Yazarlar Birliği üyesidir.

Değişik tarihlerde şiir, makale ve deneme dalında aldığı ödüllerin yanı sıra; şiir ve yazıları antolojilerde, Kültür Adamları Ansiklopedisinde ve MEB ders kitaplarında yer aldı. Halen bir kamu kurumunda yönetici olarak çalışmaktadır.

Yayınlanmış Eserleri

Soylu Sevdalar (Şiir-1996)
Çağır Beni (Şiir-2001)
Kapına Geldim (Şiir-2003)
Araya Dünya Girdi (Deneme- 2006)
Bir Irmaktır Yaşamak (Deneme-2014)
Kitap Yürekli Adamlar (Deneme, Eleştiri-2017)

Hayrettin DURMUŞ ismine kayıtlı 14 yazı bulunmaktadır.