Harfler Mezarlığı’na Dönüşüm, Edebiyat, Faik ÖCAL

Harfler Mezarlığı’na Dönüşüm yazısını ve Faik ÖCAL yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Harfler Mezarlığı’na Dönüşüm

21.12.2022 09:00 - Faik ÖCAL
Harfler Mezarlığı’na Dönüşüm

Belki "devcileyin bir böceğe" dönüşen Gregor Samsa'nın dışarıdan görünen bedenidir; fakat içeride bir yerlerde de görünmeyecek kadar küçülen de bir firmada pazarlamacı olarak çalışan Samsa'nın ruhudur.

Anlatılmak istenen emek ve emeğin sömürüsüdür. Bir sistem vardır: Kapitalist. Bir de bu sistem için debelleşen, çoğu zaman da devcileyin böceklere dönüşen proleterler (emekçiler) vardır. Gregor Samsa da o emekçilerden bir emekçidir. Sadece emeğiyle vardır. Sadece emeğiyle birilerine hizmet ettiği zaman görülür, takdir ve taltif edilir. Sadece emeğiyle ayakta durup sonunda yenilmeye mahkûm bir yaşam mücadelesi verebilir. Yani galibi daha başta belli olan bir maçta, her defasında Sömürücüler Emekçileri mağlup etmektedir.

Acımasız olan kapitalist sistem, vahşi hayvanların gücünü taşımayıp böceklere dönüşenleri –Gregor Samsa örneğinde olduğu gibi- anında bertaraf etmekte, onları işe yaramaz, iğrenç bir şeymiş gibi –Ailesinin Gregor Samsa'ya bakışı- "dışarı" atmaktadır.

Edebi olarak sömürüye dayalı (kapitalist-feodal) sistemin tarihsel sürecini romanlarda işleyenlerin başında Dostoyevski (1821-1881) gelir. Dostoyevski'nin insan'ı Yer Altındaki Adam'dır ve Dostoyevski insanı yerin altından çıkarmak istemiştir. Kapitalizm toprağın üstünde, feodalizm toprak ile beraber insanı esir almıştır. Bu açıdan insan kapitalizm ile feodalizm arasında sıkışıp kalmıştır, aslını ve özünü yitirmiştir, sonu yokmuş gibi görünen bir uçuruma yuvarlanmıştır. Suç ve Ceza'da insanın suça iten faktörleri ve amilleri vicdan muhasebesi ve muhakemesi yaparak göstermiştir. Bu açıdan Suç ve Ceza'nın başkarakteri Raskolnikov'u sırf para ve ahlak ödevi için Alyona İvanovna'yı öldürürken düşünmek gerekir. Yani parasızlık ve ahlak gibi gerekçeler bir insanı cinayet işlemesine sebep olacağı gibi, aynı insanı başkalarının hayatını kurtarmaya da götürebilir. Ahlak ve irade… Dikkat edersek görürüz.

Dostoyevski'nin insanları pek öyle yemezler içmezler, sürekli hareket halindedirler, bir arayış içindedirler. Neyi yitirdiler, neyi aramaktadırlar? İyi soru, tam da Dostoyevskilik? Tabi ruhlarını, insanlıklarını aramaktadırlar; çünkü Dostoyevski'nin insanı, işlerin yolunda gitmediğini bilmektedirler. Bunun için kahin olmaya gerek yok ama Dostoyevski gibi yüksek bir öngörü gücüne sahip olmak gerekir. Tek bir ailenin hali (Karamazof!) insanın ne hale geldiğini göstermeye yeter de artar bile.

İkinci durağımız Emile Zola'dır (1840-1902). Başta Germinal romanı olmak üzere Zola daha maden ocaklarında ilk nüveleri görülen kapitalist sistemin gerçek yüzüne natürel aynayı cesurca tutmuştur. Aynı Zola'yı Dreyfus Olayı'nda hatırlamak gerekir. Neden? Çünkü insanı hem ahlak hem de iradesi ile beraber düşünmek gerekir. Yani insan, iyi ahlak ve güçlü bir iradenin ürünüdür. Zola, insanı seven, insana değer veren, insanı düştüğü bataklıktan çıkarmak isteyen duyarlı bir insan ve büyük bir yazardır.

19. yüzyıl sonlarında (1883) almanca yazan praglı yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen franz kafka, dönüşüm'ün tamamlandığını göstermiştir. kafka, dönüşüm romanında genç bir pazarlamacı olan gregor samsa'nın insandan böceğe dönüşüm'ünü ilginç bir biçimde ve yeni bir tarzda anlatır. zaten kitabın ismi de buradan geliyor: dönüşüm. franz kafka dönüşümün nasıl olduğunu bize gösteriyor bu küçük hacimli ama etkileyici romanında; fakat asıl bize sordurmak istediği soru şudur: i̇nsan neden dönüşüm geçirir? belki farkındayız, belki değiliz ama hepimiz dönüşüm geçiriyoruz. asıl cevap aranması gereken sorular bu kitapta karşımıza çıkıyor: bu dönüşüm iyi midir, kötü müdür? faydalı mıdır, zararlı mıdır? bu dönüşümlerle nasıl bir insan olmaktayız? bu dönüşümler bizi insan olmaya mı yakınlaştırıyor yoksa böcekleştiriyor mu?

Yani ruh ve beden terazisinde, dengenin kesin ve net biçimde ruhun aleyhine değiştiğini orijinal bir başkalaşım (metamorfoz) ile göstermiştir. Beden yitip gitmiştir. Devcileyin bir böceğe dönüşen beden, ruhunu yitirip bitirmiştir. İnsan namına ortalıkta pek az bir şey kalmıştır. Kazanan kapitalist sistem, yenilen proletarya ve proletarya ile beraber bütün bir insanlık olmuştur.

Bu açıdan tam da Birinci Dünya Savaşı başladığı yıl ile Dönüşüm'ün yayımlandığı yılın neredeyse aynı yıl olması tesadüf olmasa gerekir. Malumu üzere, Birinci Dünya Savaşı 1914'te başladı, Dönüşüm ilk olarak 1915'te yayımlandı. Dönüşüm'ün yayımlanmasından 24 yıl sonra da İkinci Dünya Savaşı başladı. Yani her iki savaşta da milyon defa ölen ve öldürülen, yiten ve yitirilen sadece insan oldu. İnsanlıktan çıkıp hayvana dönüşen insan… Yenilen "Homo"nun her türlüsü olmuşken, kazanan "Animalia"nın kan dökücü ve acımasız yönü olmuştur.

Kafka kapitalist sistemin zaferinin, kablosuz iletişim çağının deyimiyle "ön sinyal göndericisi" olmuştur. Dönüşüm'ü Dava ve Şato romanları ile birlikte düşünmek gerekir. Çünkü Dönüşüm'de Gregor Samsa devcileyin bir böceğe dönüşmüş olsa da hala bir kimliği ifade eden bir ismin sahibidir. Fakat Dava ve Şato'da mekânlar soyut ve muğlak bir hal alırken, bedenlerini yitiren karakterler kimliksizleşmekte, birer harfe dönüşmektedir. Gregor Samsa, Dava'da Joseph K., Şato'da ise sadece K.'dan ibaret olmaktadır. Bedeni dönüşen ve ruhunu yitiren insandan geriye sadece tek bir harf kalmıştır. K. gibi.

Dönüşüm'deki karekterlere daha yakından bakmakta fayda var. Dönüşüm'de Gregor ile birlikte toplam on bir karakter var. Bu karakterler… Müdür –sadece buyruklarıyla var ama ismi yok. Ana ve Baba (ya da Bayan ve Bay Samsa) Gregor diye bir evlatları hiç yokmuş gibi davranıp romanın sonunda da buna göre hayatlarını planlıyorlar. Dönüşümle beraber üç hizmetçi gözüküyor. İlk hizmetçi hemen işini bırakıyor, ikincisi 16 yaşında bir kız, üçüncüsü yaşlı bir dul kadın ki bu hizmetçi tereddüt etmeden Samsa'dan ölüsünü dışarı atıyor. İşe gidemeyen Gregor'un sebep olduğu ekonomik zorluğu atlatmak içinde aynı evde yaşamaya başlayan üç kiracı. Gariptir onları da ismi yok. Romanda Gregor'dan sonra ismiyle var olan tek bir kişi var. O da Gregor'un kız kardeşi Grete'dir. Grete ilk zamanlar hala bir kardeşi varmış gibi davranıyor, içerideki insanı görüyor. Sonra o da kardeşinden umudunu kesiyor, onu böcekliğiyle baş başa bırakıyor. Yani ölüme terk ediyor. Belki de Grete'yi Gregor'a bağlayan da konservatuara gitme hayaliydi. İki kardeş müziği çok seviyor. Grete, müzisyen olma hayalini Gregor'a bağlamış. Gregor olmayınca hayaline ulaşma imkânı da kalmıyor. Ki gerçekten de ne zaman ki Gregor, kız kardeşi Grete'nin şu sözlerini duydu, o zaman içindeki insanın son bağı da koptu ve öldü: "Sen onun Gregor olduğu düşüncesini kafandan söküp atmaya çalış, yeter! Zaten bizim asıl mutsuzluğumuz, bunca zaman onun Gregor olduğuna inanmamız değil mi? Nasıl Gregor olabilir düşünsenize! Gregor olsa, insanların kendisi gibi bir hayvanla bir arada yaşamayacaklarının görür ve çekip giderdi."

Kapitalist sistem için bir harfe dönüşmek çok önemlidir; çünkü bir harften ibaret olan insanın yenilgisinin "alegorik çetele"de bir plan ve programla düzgünce tutulması kolaylaşmaktadır. Böylelikle kapitalist sistem, görünmeyen çarkında simgesel bir değerden başka bir karşılığı olmayan kurbanlarını birer harfe dönüştürmekte, kayıt altına almakta, kontrol etmekte ve muazzam bir kartondan dev olan varlığını devam ettirmektedir. Bundan sonra gelecek olanlar için "dijital düzenek" hazırlanmıştır. Kimse bu dijital düzeneğinin dışına çıkamaz, kimse bu dijital düzeneğin dışında değildir, kimse kendi kafasına göre bu dijital düzeneğin içine giremez. (Akıllı telefonlar ve sosyal medya bu dijital düzeneğin önyüzüdür, başlangıcıdır.) Yüz yıl sonra dünyaya gelecek olan kişinin bir harflik gözetim hücresi şimdiden kapitalist sistem içinde hazırlanmıştır.

Öldü insan, kazandı kapitalist sistem adına bütün insanlara zulüm eden, bütün bir dünyayı zindana Dönüştüren üç-beş açgözlü zavallı. Var olan harfler imparatorluğudur. Hepimiz bir harfiz. Ben B.'yim, sen S.'sin, o O.'dur, diğerleri başka harftir. Logaritmalar üzerinde yürütülmekte her şey. Tam da kapitalist sisteme göre. Logaritmada bir harf olarak hizmetini yap, sonra da Harfler Mezarlığı'nda yerini tut. Dönüşen neo-kapitalist sistemin başlangıç safhası aslında. Kablosuz iletişim çağı çoktan bitti. Harflerin simülasyon çağı başlamıştır. Her harf kendini dünyanın hâkimi sanmaya başlar.

Kimse bir başka harfe karışmaz; çünkü buna gerek yoktur. Her harf kendi yanılsamasında sonsuzluğunu yaşamaktadır. Sadece o harf vardır. O harf olmasaydı dünya var olmazdı, hiçbir şey var olmazdı. Kendi harfimizin simulakr'ında gözlerimizi açarız ama farkında olmadan bir başka harfin simulakr'ında gözlerimizi kapatırız. İşte Dostoyevski, Zola ve Kafka'nın dikkat çekmek istediği husus da budur: Farkındalık. Bir insan olarak farkındalığımızı kaybettik. Farkındalık, yani bizi başkalarından ayıran her şey, kendi öz kimliğimiz, ne'liğimiz. Kendi elimizle yarattığımız kapitalist sistem farkındalığımızı yitirmemize sebep oldu. Kafka ile beraber birer harfe dönüştüğümüzü öğrendik. Jean Baudrillard ise bu harflerin sadece birer simülakr olduğunu gösterdi.

Bundan sonra ne olacak?

Bu sorunun cevabını hangi insan verecek?

Desek daha doğru olur.

İnsan kaldı mı gerçekten?

İnsan var mıdır?

Ya da insan nedir?

Ya bizi birer harfe dönüştüren kapitalist sistem ile yok oluruz hepten ve kökten ya da harfleri bir araya getirmek ahlak ve iradesini gösterip bu harflerden evvela anlamlı kelimeler sonra da cümleler oluştururuz.

Ancak İnsan Kendi Kendini Kurtarabilir gibi,

Dünya Her Kese, İnsan Da Kendine Yeter gibi,

İnsan Ne Ruhsuz Ne De Bedensiz Yaşayabilir gibi,

Yarın Çok Geç Olabilir gibi…


Dönüşüm

Franz Kafka

Çev. Ahmet Cemal

Can Yayınları

104 sayfa

İstanbul 2019


Yazar: Faik ÖCAL - Yayın Tarihi: 21.12.2022 09:00 - Güncelleme Tarihi: 13.11.2022 21:59
938

Faik ÖCAL Hakkında

Faik ÖCAL

2000’de Cumhuriyet Üniversitesi Sosyoloji mezunu... 2004 yılında Franz Kafka’nın Romanlarında Birey ve Devlet İlişkisi üzerine yaptığı tez ile yüksek lisansını yaptı.

Çeşitli sitelerde ve dergilerde yazıları çıkmakla birlikte 2008’den beri düzenli olarak Yolcu Dergisi’nde yazılar yazmaktadır.

 

Yayımlanmış Kitapları:

Yitik Anılar Şehri, Erguvan Yayınları, 2008.
Aziz ve Aciz Emanetçi, Erguvan Yayınları, 2008.
Dört Mevsim Beş Vakit Hüzün, Roza Yayınları, 2012.
Uzaktaki, Az Kitap, 2021.
101 Kürtçe Roman 1. Cild, Sitav Yayınları, 2022.
Beyaz Hüzün, Az Kitap, 2022
Yeni Bir Aydınlanma Felsefesi, Zilan Akademi, 2023
Deprem Günlüğü, KDY, 2023 

İnstagram: faikocal02

Twitter: @ocal_faik

Faik ÖCAL ismine kayıtlı 68 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 7 kitap bulunmaktadır.