Her Aşk Bir Serenad İçerir, Edebiyat, Misafir Köşesi

Her Aşk Bir Serenad İçerir yazısını ve Misafir Köşesi yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Her Aşk Bir Serenad İçerir

21.04.2014 10:20 - Misafir Köşesi
Her Aşk Bir Serenad İçerir

Ferit Genç, Kitaphaber için kaleme aldı...

''Okumak özgürlüktür'' der Aliya İzzetbegoviç. Özgürlük, burada sadece anın tadını çıkarabilmek değil aksine geçmişin tarihsel serüveninde gezinip, geleceğin inşasında rol oynayabilmeyi sağlamaktadır. Herkesin bir özgürlük alanı vardır. Ve özgürlükler genel geçer olmasının aksine bireyden bireye değişen bir homojen yapıdır. Serenad, özgürlük yolunda mücadele veren iki bireyin üçüncü bir şahısın çabaları sonucu onun izleniminden yola çıkarak daha çok geçmişin tarihsel serüveninde yol alan bir eserdir.

Yazar Zülfü Livaneli Türkiye'de Türk(iye) müzisyenliğini, senaristlik, politikacı, yazar ve yönetmen koltuğunda yer almış önemli bir şahıstır. Bu çok yönlü başarısı gerek kaleminde gerekse müziklerinde çok geniş bir kültürel yelpazeye sahip olduğunu göstermektedir. Bu çok yönlü oluşu kaleminin kuvvetli olmasını da sağlamıştır.

Türkiye'de ki birçok yazarın eserine bakıldığında tekbir konu işlenir ve sayfalarca yazının sadece o seçilen tek konu üzerinden dön derildiğini görürüz. Serenad, bu tabuyu yıkmış bir eser olarak karşımıza çıkmaktadır. Konusunu Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner ve çok sevdiği bir bayan arasında geçen bir aşkı yıllar sonra İstanbul Üniversitesinde bir konferans vermek için geldiği zamanlarda İstanbul üniversitesinde Halkla İlişkiler görevini yürüten Maya Duran adında ki bir bayan ile karşılıklı olarak geçen bir geçmişe dönüş macerasını anlatmaktadır. Serenad, burada 60 yıldır süren bir aşkı ele alırken, ister herkesin bildiği Yahudi soykırımını olsun isterse çok az kişinin bildiği Mavi Alay, bütün siyasi sorunlardan asıl harcanan, gürültüye gidenin hep insan olduğu gerçeğini göz önüne sermektedir.

Bir aşk romanı olmaktan öte tarihsel bir kitap özelliğine de sahiptir. Tarihsel süreci cumhuriyetin ilk kurulduğu yıllara kadar gidilir. (Hitler dönemi Almanya'sı ve Atatürk dönemi Türkiye'si) Nazi Almanya'sında, Hitler döneminde bir üniversite öğretim üyesi olarak çalışan Ari Alman olan Wagner, Yahudi bir genç kıza âşık olur. Ve ikisi de evlenirler. Nazi Almanya'sının Yahudilere karşı başlattığı soykırımda kimliğini gizlemek için Nadia "Deborah" ismini alarak Yahudi kimliğini saklamaya çalışır. Fakat Alman hükümetinin Yahudilere karşı katı politikası çekilmez hale gelince Scurla Raporu ile Deborah'ın gerçek kimliğinin ortaya çıkma korkusundan dolayı Max ve Deborah Paris'e gitmeye ve orada özgürce yaşamaya karar verirler. Fakat evdeki hesap çarşıya uymaz misali Max'ın bir anlığına Nadia'nın yanında olmadığı sırada Nadia'nın Yahudi geçmişi anlaşılarak, trenden indirilir. Max mecburen Nadia'sız Fransa'ya gitmiş, oradan da pek çok Yahudi arkadaşlarının bulunduğu İstanbul'a geçmiştir.

Bundan sonrası eser Maya Duran ile Maximilian Wagner arasındaki sıkı arkadaşlık çerçevesinde gelişerek Maya Duran'ın, Maximilian Wagner'i internetten araştırırken hayatında hiç karşılaşmadığı bilgilerle karşı karşıya gelmektedir. Eser cumhuriyetin ilk yıllarına kadar uzanan bir geçmişi gözler önüne sürmektedir. O yıllarda Nazi Almanya'sı Hitlerin Yahudi soykırım politikasını uyguladığı dönemde çoğu Yahudi Akademisyenler Almanya'dan göç etmeye çalışırlar. Maya duran, Maximilian Wagner'i araştırırken karılaştığı bilgilerden bazılarında o dönemde Almanya ve Avrupa'daki Yahudi soykırımından kaçan 190 bilim adamının ülkemize sığınmaları ve onların başta İstanbul Üniversitesi olmak üzere üniversite ve bilime olan katkıları olduğunu öğrenir. Türkiye'ye gelmek için Einstein'in Türkiye hükümetine gönderdiği mektuba da ulaşır. Mektup, önce dönemin Başbakanı İnönü'ye ulaşır. İnönü teklifi reddeder. Ancak ülkeyi batılılaştırmak isteyen Atatürk'ün konudan haberi olunca, 40 yerine 190 Profesör Türkiye'ye gelmiş. Hatta bu profesörler onuruna davet bile vermiştir. Gelen profesörlerin çok yararı olmuş, İstanbul Üniversitesi'nin temellerini atmışlardır.

Zülfü Livaneli; ''Kitaba özellikle aşk romanı demedim. Çünkü aşk kelimesi çok kirletildi. Aşk artık magazin ve reklamların vıcık vıcık ettiği, anlamını yitirmiş bir kelime. Bence aşk, ölümün karşısındaki kavramdır. Bir insanın 'ben aşığım' demesi 'ölmeye hazır değilim' diye haykırmasıdır'' ifadesi kısmen popüler aşk romanlarından ayırmaya çalışılan bir tutum olarak yansısa da eser popüler olma tehlikesinden kurtulamamıştır.

Livaneli daha önceki yıllarda siyasi bir geçmişe sahip olduğundan Avrupalıların Türkiye'ye karşı önyargılarını da dile getirmiştir. Bunun yanında Türkiye'nin siyasal geçmişinde hükümetin Kürtler karşısındaki tutumunu da eleştirmiştir. Siyasal eşitsizliğin meydana getirdiği ve hükümetin zamanında yeterince önem vermediği doğu topraklarındaki kadınlara değer verilmemesini, hala da kızlarımızın aile meclisi kararı ile idam edildiklerini vs konuları üzerinde de durmuştur. İbni Haldun'nun, ''Coğrafya kaderdir." Sözü ile özetlemektedir.

Zülfü Livaneli
Serenad
Doğan Yayıncılık
480 sayfa


Yazar: Misafir Köşesi - Yayın Tarihi: 21.04.2014 10:20 - Güncelleme Tarihi: 12.05.2022 00:45
2972

Misafir Köşesi Hakkında

Misafir Köşesi

Kitaphaber ailesine misafir olmuş konuk yazarların yazılarını bu profilde bulabilirsiniz.

Misafir Köşesi ismine kayıtlı 775 yazı bulunmaktadır.