Huzurun Tarifi Yok yahut Huzursuzluğun Tarifi Çok, Düşünce, Ülker GÜNDOĞDU

Huzurun Tarifi Yok yahut Huzursuzluğun Tarifi Çok yazısını ve Ülker GÜNDOĞDU yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Huzurun Tarifi Yok yahut Huzursuzluğun Tarifi Çok

13.07.2022 23:53 - Ülker GÜNDOĞDU

Huzur nedir ki? Bilsek bile huzur nasıl tarif edilebilir ki? Tarif edilebilen huzur nedir ki? Edebildiğimiz kadarıyla huzurun tarifi, insanlığa anlam uyandırabilir mi? Huzurun insanlık için önemini doğru anlayabiliyor muyuz? Zıtlıklar bu anlamı doğurması için var; öyle değil mi? Huzursuzluğun varlığı huzuru anlatmaz mı? Benim için huzur okumaktır, mesela. Bu tarifime göre: Sizlerde de huzurun anlamı doğdu mu? Sanmıyorum. Eğer öyle olsaydı; kitaba sarılmaz mıydınız? Bence her şeyin en iyi tarifini zıddıyla edinebiliriz. Böylece huzuru anlamlandırmanın tek yolu da huzursuzluğu yaşamaktan geçer.

Her insana göre huzurun tarifi ve anlamı değişse de neden olduğu çağrışımların, toplumun yozlaşması ve insan ilişkilerinin kopuşuna mani olacağı kesindir. İnsanlar tarafından huzurun tarifi ancak huzur bulduklarında doğru anlaşılacaktır. Bu zıtlıkları ve farklılıkları dikkate alarak, insanlığın huzuru anlamlandırmasını sağlamayı gaye edinmiştir, Şeyda Başer Eroğlu. Bu gayretin: Zamanın Dışında ve Zamanın İçinde bölüm başlıkları altında; on seki öyküde gözlemlemektesiniz. Öykülerinde ana tema olarak yer verdiği tarifsizliği; Huzurun Tarifi Yok adlı kitabıyla okurun dikkatini çekmektedir. Dili, üslubu ve okunurluğu edebi zevk barındırırken, kullandığı teknik detaylar ile estetik zarafet yakalanmaktadır. Bu tekniklerden birinde; sadece nokta kullanarak derdimizi anlatabildiğimizi gözlemliyorsunuz. O halde, niçin daha fazla noktalama işareti kullanmak zorundayız? Diye sorgulamaktan kaçınamıyorsunuz. Modern tekniklerin farklı öykülerde barındırdığı, toplum gerçeklerinin çarpıcılığı, okura cazip düşünceler katarken huzurun okura göre tarifi olduğu da görülür. Zenginliği içerikte görürken, zıt karakterlerin varlığıyla; farklılıklarımızın modern dünyamızı nasıl yeniden şekillendirmekte olduğunu deneyimleme olanağı sunulmaktadır.

Huzurun peşine niçin bu kadar düşüyoruz? Hiç düşündünüz mü huzur bizim için ne kadar önemli? Bu önemin öykülerle sunulması okurda, huzura uyanış sağlamaktadır. Geçekliğin ajitasyonu saf dışı bırakılarak; çok sesliliğin etkisinin tercihlerde duyarlılığa dönüştürücü etkisi kullanılmaktadır. Kelime zenginliğiyle dikkatleri üzerine çeken dili, kurmacanın sınırlarını genişletecek yeniliğin doğuşuyla okuru kuşatmaktadır. Gözlemlediğim bir unsur; okurken kendimi ne zamanın içinde, ne zamanın dışında, ne geçmişte, ne gelecekte, ne de şimdide hissediyor olmamdı. Zaman mefhumundan sıyrılmış, sonsuzluğa meftundum. Bu, huzurun tarifiydi.

Eroğlu, ince zekâsını okurunun zamansal yanılgılarını zihinsel bir düzleme oturtmakta kullanmaktadır. Okuruna, sevginin huzuru var edebileceğini söyler ve böylece zamansallığının bir öneminin kalmayacağını aktarır. Zamansallık ortadan kalkınca okurunun keşfini sonsuzluğa açar. İşte böylece tarifsiz huzurun tarifini ustalıkla işlemiş olur. Eserin konusu insan. İnsanın doğumundan ölümüne başından geçenler. Farklılıklarımızla olaylara verdiğimiz tepkilerimiz. Alınması gerekli yaşamsal önlemler. Deneyimlenmesi gereken olaylar. Sonuçların doğurduğu tecrübeler. Eserin işlediği olaylar; doğum, ölüm, acı, istismar, soykırım, yalnızlık, yokluk ve kopuklukla doğabilecek yozlaşan toplum duyarsızlığıdır. Olayların çarpıcılığı çağrışımlarla öykülerin konularını geniş açıdan görüş sunmaktadır. İnsan huzursuzluğuna neden olan ıstırap sonucu hissedilen duyguların nedeni ve sonucuna yönelik tepkiler irdelenmektedir. Doğum ve ölüm arası yaşanan zaman gün bazında geçmektedir. Sade ve anlaşılır dili, yaşamsal ortamlardan kaynaklanan izlemimlerin çağrışımları ile yer edilmektedir. Akışkan zaman diliminin geri alınamazlığını yönetmenin çektiği senaryonun öyküleşmesinde bulursunuz. İnsanın umduğuyla bulduğu arasında duran boşluğu; deklanşöre dokunan parmağın çektiği fotoğrafta duran yalnızlığı, bastonuyla gülümseyen kadının varlığından habersizliğiyle anlatabilen yarım insan olduğumuzun bir öyküsüdür.

Yaşamakla vazgeçmek arasındaki ikilem hayallerle kader arasındaki yaşam için neden bu ısrar? Sonuç olarak kişisel değerlendirmemde öykülerde ele alınan sorunlar, verilmek istenen mesaj ile örtüşmektedir. Huzursuzluğu doğuran insan ilişkilerindeki kopuş ile gerçekleştiği belirtilmektedir. Huzur için birliğin, dayanışmanın ve sevginin huzuru doğurduğu gerçekliğiyle vurgulanmaktadır. Sosyal yaşamda kullanabilinir uyarılar vermektedir. Bu uyarılar okurunca mutlaka dikkate alınıp uygulanacaktır. İbret almamak için tedbir almayı öğrenmemiz gerekmektedir. Eser buna vesiledir. Öykü anlatım dili, edebi kalıp ve tekniklerce güçlü bir anlatıma sebep olmaktadır. Tasvir dilinin zenginliği okura çeşitlilik sunarken nitelikli okura zevk vermektedir. Eleştirel görüşüm ise; doğum betimlemesinin üzerimde uyandırdığı olumsuzluğu nedeniyle farklı tasvir edilmesini alternatif bir fikir olarak sunabilirim. Öyküler her biri ayrı ayrı veya bütünlük içerisinde çok iyi gözlem ve düşünce çağrışımları barındırmaktadır.

Şeyda Başer Eroğlu

Huzurun Tarifi Yok

Epona Yayınları

Ocak 2022

111 sayfa

s2


Yazar: Ülker GÜNDOĞDU - Yayın Tarihi: 13.07.2022 23:53 - Güncelleme Tarihi: 13.07.2022 23:54
956

Ülker GÜNDOĞDU Hakkında

Ülker GÜNDOĞDU

1977 yılının Ocak ayında Konya Ereğli’de dünyaya geldi. 18.08.2020 tarihinde Kitap Haber’e katıldı. 1998’den beri İstanbul’da yaşamakta.

Ülker GÜNDOĞDU ismine kayıtlı 143 yazı bulunmaktadır.

Twitter Instagram LinkedIn Kişisel