İlişki Biçimlerinde Boşluğun Aşırı Keyfilikle Doldur, Düşünce, Bilal CAN

İlişki Biçimlerinde Boşluğun Aşırı Keyfilikle Doldurulması yazısını ve Bilal CAN yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabil

İlişki Biçimlerinde Boşluğun Aşırı Keyfilikle Doldurulması

16.03.2022 08:00 - Bilal CAN
İlişki Biçimlerinde Boşluğun Aşırı Keyfilikle Doldurulması

İnsanlar arasındaki ilişki biçimleri tarih içerisinde farklı formlara bürünerek değişmiştir. Bu değişim, farklı kavram biçimleriyle ele alınarak, yaşanan dönüşümle birlikte farklılaşıp tür ve ağlarla örülerek detaylanıp girift bir hale bürünmüştür. İlişki biçimleri, yaşanan çağa göre her daim bireysel bir çabayı gerekli gördüğü gibi toplumsal bir yönlendirmenin maruz bırakmasıyla bir tür zorunluluk haline gelmiştir.

İlişki biçimlerinde; gelenek, kültür, dil, din, ekonomi, sosyal ve kültürel benzerlikler daha iyi etkileşim içine girilmesine imkân sağlar. Bahsettiğimiz bu olgular toplumsal olguların oluşmasını sebebi olduğu gibi faillerin de topluluk bilinci içerisinde ağlar örmesine, bu ağlar sebebiyle de kişide grup bilincinin oluşmasının kapılarını aralamaktadır.

İlişki biçimleri, bazen aynı durum ve imkânlara sahip olmayla yahut aynı duyguyu paylaşmakla da geliştirilebilir. Goffman'ın "damga" kavramıyla açıklık getirdiği ve "hâlden anlayan ötekiler kategorisinde ilk sırada, elbette söz konusu kişiyle aynı damgaya sahip olanlar vardır" (Goffman, 2014, s. 49) ifadesiyle genişlettiği bur tür ilişkisellik biçimi, grup üyelerindeki benzerlik konusunu odağına taşımaktadır. Bu benzerlik konusu; görünen veyahut görünmeyen damgaların, kişileri birbirine yakınlaştıran unsur üzerine uzlaşımları olarak okunmaktadır. Şairin "kimin ülkesinden geçsem/şakaklarımda dövmeler beni ele verecek[1]" şeklinde ifade ettiği tedirginliğin de görünen damganın bazı durumlarda ayırıcı bir unsur olduğu, kişiyi ötekileştirmek için bir sebep olduğu vurgusu taşımaktadır. Sembol ve damgalar bireylere benzeşim yoluyla bir aidiyet kurmaya başlamadan önce birbirleri arasında bir ünsiyetin kurulmasına vesile olarak sosyal ilişkinin ilk adımının atılmasını sağlar. Bu ünsiyet dolayısıyla içselleştirdiği grupla çeşitli şekillerde iletişime geçerek sosyalleşme aşamasını gerçekleştirir. İçselleştirilen grupla bütünleşme akabinde ise o grupla benzeşme gerçekleşmektedir. Benzeşme için grubun duygu ve davranış biçimleriyle aynı ölçüde bütünleşmek gerekmektedir. Bu durum bazen, o gurubun duygusuyla duygulanmak, hayata bakış açısıyla bakışını o yöne odaklamak, yaşama amaçsallığını o grubun ona sunduğu çerçevede icra etmek gibi şekillere bürünebilir.

Boşluk Yankısı

Özgür Taburoğlu'nun ortaya koyduğu Boşluk, Aşırılık ve Keyfilik adlı eseri toplumsal fenomen olarak ilişki biçimlerinden sıyrılarak tek tek bireylerden ziyade kolektif bir birliktelik sağlayan gurubun/toplumsalın üzerine eğilerek kültürel, sosyal, siyasal ağlarda icra edilen davranış biçimlerinden "aşırılık ve keyfilik" üzerine yoğunlaşarak bir çözümlemede bulunur.

Eser, "aşırılık" ve "keyfilik" üzerine eğilirken günümüz modern "birey" oluşumu üzerinden modernizmin ona sağlamış olduğu imkânlar dâhilinde "özgürlük" ve "serbestlik" kavramları üzerinden abartılı bir yaşam

ccc

ın izleklerini sunar. Bauman'ın "akışkan hayat" ile "akışkan modernizm" tanımları üzerinden anlattığı modern dünyanın tüketim endeksli ve iç dünyası huzursuzluk/kaygı üzerine kurulu (Bauman, 2020) birey çözümlemesi, bu bağlamda modernizmin bir yanılsaması olarak "keyfilik" ve "aşırılık"ın anlaşılmasında önem arz eden bir üst anlatı biçimi olarak okunabilir.

Taburoğlu, "aşırılık, keyfilik ve boşluk" kavramlarını birer olgu olarak ele alırken bunların birbirleriyle ilişkili olduğundan bahseder. "Boşluk" ona göre "toplumsal, siyasal ya da kültürel inşalara ait, ilksel ya da kökensel bir temel ya da açıklık" (Taburoğlu, 2016, s. 17) olarak tarif edilmektedir. "Keyfilik" ise "bu boşlukların akılcı, yapısal, toplumca paylaşılan ortak değerler, öğretiler veya söylemlerle ilişkisiz şekilde, ferdî nitelikte bir serbestlikle "doldurulması" olarak tanımlanabildiği gibi birçok unsura gönderme yaparak bu unsurların "doldurulma girişimi" olarak da değerlendirileceğini ifade etmektedir (Taburoğlu, 2016, s. 17). "Aşırılık" ise "boşlukların… akılcı ve belirli bir mantığa sahip kaynaklardan bağımsız şekilde, yapılaşmamış düşünceler ve ilişkiler yoluyla doldurulması" (Taburoğlu, 2016, s. 17-18) şeklinde tarif edilmektedir.

Eser, yoğun kavramlar arasında ve birçok sosyal bilimcinin görüşleriyle desteklenerek büyük bir düşünce yelpazesiyle kendi savını desteklemeye çalışmaktadır. Bu da eserin literatür araştırmasını çok iyi yaptığının bir göstergesi olarak okunabilmektedir. Kavramlar arası geçişlerde yoğun bir anlatımı benimseyen Taburoğlu, anlaşılmazlığı göze alma pahasına zor bir işe girişmiş, bunu da uzun bir girişle çözme girişimi, kısmen başarılı olsa da asıl meselenin, konular arası bağlantının yerli yerine oturtulamaması, eserde bağlamsal açıdan bir kopukluğa neden olmuştur. Yine eser, "toplum", "siyaset", "felsefe", "tarih ve kültür" başlıkları altında hareket noktası olarak seçtiği üçlü kavram silsilesini ana başlıklarda bahsedilen bilimler perspektifinde irdeleyerek bu "boşluk, aşırılık ve keyfiliğin" arkeolojisini yapmaktadır. Toplum başlığı altında birey ve toplum ilişkiselliği bağlamında bireyin ve toplumun keyfiyet biçimlerini irdeleyerek mikro sosyoloji/sosyal psikoloji örnekliği sergilemekte, meseleye bakış açısı da Weberyan bir yaklaşımla kendini göstermektedir. Durkheim'ın toplum tanımı üzerinden hareketle ayrıntılı bir açıklamaya girişen Taburoğlu, bireyin toplumla karıştırılarak toplumbilime ait sınırları belirsiz kılma girişimlerini eleştirir. Türkiye'deki toplumsal yapı araştırmalarının üzerinden hareketle bu çalışmalara dair eleştirilerde bulunan Taburoğlu, sahada toplumbilim nesnelerinin ruhbilim nesnelerinden ayırt edilememesinden kaynaklı yöntem ve açıklama yanlışlığı olduğunu ifade eder. "Toplum" nerede başlıyor, "birey" nerede, kararı net biçimde verilmediğinden dolayı araştırmaların genelinde bir tür "keyfiliğin" hüküm sürdüğünü ifade etmektedir (Taburoğlu, 2016, s. 58).

Eser, ilk bölümlerinde yoğun olarak Durhkeim ve Weber üzerinden ele aldığı meselenin yansımalarını genişleterek sunmaktadır. Taburoğlu, Weber'in Protestan Ahlak kavramsallaştırması üzerinden "keyfiliğe" karşı bir ussallık geliştirdiğini ifa etmektedir. Protestan ahlakta, çalışmanın kutsanması, zevkten ziyade çile çekmenin, çok çalışmanın, sürekli ve devamlı olarak çalışmanın yüceltilmesi söz konusudur. Dolayısıyla bu durum da keyfiliğin "konfor"dan ziyade, algılanış biçimiyle, zihinsel rahatlığın işleyiş biçimiyle açıklanabilmektedir.

Taburoğlu, günümüzü ele alırken geçmişin sağlamış olduğu bilgi ve tecrübî unsurları da göz önünde bulundurarak eleştirel bir yaklaşımdan ziyade çözümlemeci bir yaklaşım sergilemektedir. Bu tutum da ele aldığı konuları birçok açıdan, farklı düşünür ve araştırmacılardan aldığı referanslarla genişleterek sunması, çözümlemeci yaklaşım biçimi olarak kendini göstermektedir.

Taburoğlu, keyfiliğin farklı uygulamalar üzerinden yansımalarına açıklık getirirken bunu; "geçmiş" ve "şimdi" üzerinden kıyasla sunar. Eser, toplumbilim/sosyoloji, tarih, felsefe alanlarının sağlamış olduğu imkânlar ve bakış açılarıyla ortaya konulan bir çalışma örneği olarak durmaktadır.

Kaynakça

Bauman, Z. (2020). Akışkan Hayat. (A. E. Pilgir, Çev.) İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

Goffman, E. (2014). Damga. Ankara: Heretik Yayınları.

Taburoğlu, Ö. (2016). Boşluk, Aşırılık ve Keyfilik. Ankara: Doğu Batı Yayınları.

[1] İsmet Özel, Mataramda Tuzlu Su

Resim: Miao Albümü'nden Bir Enstantane, 19. yüzyıl. Avusturalya Ulusal Kütüphanesi


Yazar: Bilal CAN - Yayın Tarihi: 16.03.2022 08:00 - Güncelleme Tarihi: 15.03.2022 22:12
795

Bilal CAN Hakkında

Bilal CAN

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji lisansını tamamladıktan sonra yüksek lisansını da aynı üniversitede tamamladı. Sosyolojik çalışmaları mekân, kent, şehir ve edebiyat sosyolojisi üzerine yoğunlaşmıştır. Şiirleri, denemeleri, kitap değerlendirmeleri ve eleştirileri bir çok dergide yer aldı.

Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor ve 2015'ten itibaren genel yayın yönetmenliğini yapıyor.

Yayınlanmış Kitapları

Zaman İçinde Mekan, Hece Yayınları, 2021. (TYB 2021 Şehir Kitabı Ödülü)
İnsanlığın Ağlama Tarihine Bir Giriş, Hece Yayınları, 2021.
Kebikeç, İzdiham Yayınları, 2019.
Kentle Kavga: Mustafa Kutlu Öykücülüğünde Mekan, İzdiham Yayınları, 2017.

twitter: @bilalcan1

Bilal CAN ismine kayıtlı 300 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 4 kitap bulunmaktadır.