İnsan Saygınlığını Geri Kazanabilir Mi?, Düşünce, Mustafa BUĞAZ

İnsan Saygınlığını Geri Kazanabilir Mi? yazısını ve Mustafa BUĞAZ yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

İnsan Saygınlığını Geri Kazanabilir Mi?

17.10.2022 09:00 - Mustafa BUĞAZ
İnsan Saygınlığını Geri Kazanabilir Mi?

İnsan çağımızda gittikçe saygınlığını yitiriyor. Akılla donatılmış ve kendi yaşamına yön verme yeteneği olduğuna inanılan saygın insan düşüncesi çok uzaklarda kalmış, arzularının esiri olmuş, özne olma özelliğini kaybetmiş, evrende rastgele yaşayan bir insan anlayışı güç kazanmıştır. Hele de transhümanizm ve posthümanizm gibi felsefi/bilimsel akımların kol gezdiği şu günlerde insanın öznelliğinden ve biricikliğinden eser kalmadı diyebiliriz. Artık Aydınlanma döneminin iyimserliğinin, bireysellik, özgürlük, ilerleme gibi temel düşüncelerinin yerini ağır bir karamsarlık ve nihilizm aldı. Peki insan bir zamanlar sahip olduğu saygınlığı ve pozitif dünya görüşünü tekrar nasıl elde edebilir?

Benim çıkış yolum, Modernite öncesi Rönesans döneminin kurucu metinlerinin dikkatlice okunup tekrar değerlendirilmesi yönündedir. Eğer biz bu metinleri ve onları yazan aydınların zihniyet yapılarını dikkatle inceleyip, bugünle karşılaştırırsak nerede saptığımızı, neyi kaybettiğimizi daha iyi anlayabiliriz. Çünkü geldiğimiz nokta itibariyle postmodern dünya, aydınlanmacı-modernist dünya görüşünü yaşamıyor artık. Kapitalist-şeytani güçler tarafından tamamen çarpıtılmış ve deformasyona uğratılmış bir modernlik ile karşı karşıyayız.

İşte biz de bu yüzden modernitenin köklerini oluşturan Rönesans dönemi aydınlarına ve onların yazdıkları metinlere dönerek nerelerde sapmalar ve bozulmalar olduğunu sorgulamaya çalışacağız. Bu iş için seçtiğimiz metin Rönesansın manifestosu da diyebileceğimiz Pico della Mirandelo'nun ''İnsanın Değeri Üzerine Söylev'' isimli kitabıdır. Pico della Mirandelo'nun bu küçük ama önemli kitabı insanın büyüklüğünün ne anlama geldiğini belirten kurucu metinlerden biridir. Mirandelo bu kitabıyla, Ortaçağ'ın sonlarına doğru bireysel ve toplumsal anlamda büyük düşünsel bunalımların yaşandığı dönemlerde, insanın saygınlığını tekrar kazanmasını sağlayan yeni bir ahlak anlayışının temellerini atar.

Yazar göre, insan evrenin bir yerini doldurmak için rastgele yaratılmamıştır. O, Tanrı'nın bir benzeridir, dünyanın küçük kopyasıdır. Varlıklar arasında bir mucizedir. O bütün diğer yaratılmışlardan farklıdır. Onun en önemli farkı sabit, değişmez, belirlenmiş bir imgesinin olmamasıdır:

''Bu yüzden Tanrı insanı, bu belirlenmemiş imgeyi aldı onu dünyanın ortasına yerleştirerek şunları söyledi: "Ey Adam! Biz sana ne hazır bir yüz ne de özgün, doğuştan gelen bir özellik verdik, ta ki kendi yerini, biçimini, yeteneklerini kendin seçesin, onları kendi yargın, kendi kararın ile edinebilesin. Bütün öteki yaratıkların doğası bizim koyduğumuz yasalarla belirlenip sınırlanmıştır. Oysa senin önünde böyle sınırlamalar yok, kendi yüzünün çizgilerini sana koruma görevini verdiğimiz özgür isteğinle çizebilirsin. (sf-17)

Buradan da anlaşılacağı üzere insan özgür bir iradeye sahiptir. Kendi varoluşunu kendi verdiği kararlarla, özgürce yaratabilme yeteneğiyle doğmuştur. Diğer canlıların değişme ve gelişme özelliği yokken bu özellik sadece insana verilmiştir. İnsan yaptığı seçimlerle göksel varlıklar düzeyine de erişebilir, aşağı (yersel) varlıklar arasına da alçalıp düşebilir: ''Aşağıya, yaşamın kaba biçimlerine inmek de tanrısal yaşam sürenlerin düzenine çıkmak da senin elinde." (Sf-17)

İnsana istediği şey olma özelliği zaten Tanrı tarafından verilmiştir. Hayvanlarda, bitkilerde hatta meleklerde böyle bir özgürlük yoktur. Onlar değişmez bir doğaya sahiptir. Ama insan farklıdır. Ona yaradılış anında bütün olanaklara gebe tohumlar, yaşamın bütün biçimlerinin tohumları bağışlanmıştır:

''Oysa insana yaradılış anında bütün olanaklara gebe tohumlar, yaşamın bütün biçimlerinin tohumları bağışlanmıştır. Bu tohumlar, onlara bakan insanlarda gelişip meyve verecektir. Bitkisel tohumlara bakarsa, o bir bitki olacaktır. Duyusal tohumlarına bakarsa, hayvansı olacaktır. Ussal tohumlara bakarsa göksel bir hayvan olacaktır. Ansal tohumlarına bakarsa bir melek ya da tanrının oğlu olacaktır. İnsan bütün yaratıkların payına düşenlerden hoşnut olmazsa kendini kendi birliğinin merkezinde toplayacak, orada babanın yalnız karanlığına katılacak her şeyin ötesinde oturan babanın yalnızlığında bütün varlıkları aşacaktır. (Sf-21)

Yukarıdaki sözlerden çıkarılacak sonuç şudur: İnsan ruhunun ikili bir yapısı vardır. Hangi yönü beslerse o yönde gelişecektir. İşte burada insan, özgür iradeye sahip olmanın bilincini kavradığı anda seçimini akılcı yani iyi olandan yana kullanacaktır. Böylece çirkin günahlardan, süfli lezzetlerden, hayvani duygulardan uzaklaşacak, saygınlığını tekrar kazanacak, iradesini ve yeteneklerini güçlendirerek, kendi dünyasını kendisinin kurmasını sağlayıp toplumda saygın birer özne olarak yerini alacaktır. Rönesans aydınlarının bu anlamda insana güveni tamdır. Günümüz kaos çağında böyle midir? Hayır. İki dönemin zihniyet dünyasının ve insana bakışının karşılaştırmasını şimdilik okuyucuya bırakıyorum. Neyi kaybettiğimizi inşallah hatırlarız. Yazımı kitaptan alıntıladığım şu güzel alıntıyla bitirmek istiyorum:

''Kendini midesine adayan, yerde sürünen birini görürseniz, bilin ki o bir adam değil bir bitkidir. Caliypso'nun hilelerindeki gibi imgelemin boş biçimlerinden gözü kamaşmış birini görürseniz, o baştan çıkaran dilekleri yüzünden kendi duyularının kölesi olmuşsa, gördüğünüz insan değil hayvandır. Ne ki her şeyi usun kurallarına göre yargılayıp ayırt eden bir filozof görürseniz onu ululamanız gerek. O, yersel değil göksel bir varlıktır. Son olarak gövdesine aldırmayan, bütün bütün usun iç odasına çekilmiş katkısız bir düşünür görürseniz orada ne yersel ne de göksel bir yaratık değil, insan etine bürünmüş daha yüksek bir tanrısal varlık vardır. (O insandır.) O zaman insana kim hayranlıkla bakmaz.'' (Sf-22)

İnsanın Değeri Üzerine Söylev

Pico Della Mirandelo

Çev: Levent Özşar

Biblos Yayınları

İstanbul 2006

74 sayfa


Yazar: Mustafa BUĞAZ - Yayın Tarihi: 17.10.2022 09:00 - Güncelleme Tarihi: 30.01.2023 16:53
827

Mustafa BUĞAZ Hakkında

Mustafa BUĞAZ

Hakikatin peşinde koşan, münzevi, mütecessis bir fikir işçisiyim.

Mustafa BUĞAZ ismine kayıtlı 30 yazı bulunmaktadır.

Twitter