İpek Kobaner İle Son Çıkan Kitabı Üzerine Konuştuk, Söyleşi, Serkan PARLAK

İpek Kobaner İle Son Çıkan Kitabı Üzerine Konuştuk yazısını ve Serkan PARLAK yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsini

İpek Kobaner İle Son Çıkan Kitabı Üzerine Konuştuk

04.12.2023 09:00 - Serkan PARLAK
İpek Kobaner İle Son Çıkan Kitabı Üzerine Konuştuk

İpek Kobaner ile Nemesis Kitap etiketiyle okurla buluşan tarih kitabı "Yağma Yağmur Doğma Güneş Kudüs Düştü" hakkında konuştuk.

İpek Hanım, yeni tarih kitabınız "Yağma Yağmur Doğma Güneş Kudüs Düştü" geçtiğimiz günlerde Nemesis Kitap etiketiyle okurla buluştu. Kurgu türlerle olan ilişkiniz, yazma serüveniniz ve yeni kitabınızın ortaya çıkış sürecini sizden dinleyelim.

Serkan Bey, ilk romanım "Göbeklitepe'nin Gizemi" bir kurgu romandı. İçinde tarihi olaylara ve bölgenin gizemli ezoterik anlatımlarına yer vermiştim. Henüz yayınlamadığım bir diğer kurgum da aynı şekilde tarihi olayları hikâyenin içinde anlatır.

Ben tarih aşkımı edebiyat aşkımla birleştirmeyi seviyorum. Okuyanın da tatlı bir macera içinde tarihi hissetmesini önemsiyorum. Ancak "Yağma Yağmur Doğma Güneş Kudüs Düştü" kitabımda tamamen tarih yazdım. 1. Haçlı seferini; kişilere, tarihlere ve yer isimlerine boğmadan akıcı bir macera gibi aktarmaya gayret ettim. Dönemin insanının duygularına, hırslarına, inançlarına, kurnazlıklarına yer verdim. Benim penceremden bakıldığında tarihin asla sıkıcı olmadığını, aksine gerçek bir macera, aksiyon silsilesi olduğunu hissettirmek, beni heyecanlandırdığı gibi okuyanı da heyecanlandırmasını istedim.

Elinizdeki malzemeyi kurgu için yeniden üretip dönüştürürken nasıl bir süreç işliyor; özellikle hikâyeci tarih anlayışıyla bir metin üretmenizin nedenleri nedir?

Anlatacağım konu beni heyecanlandırıyorsa çalışmak kolay. Her kaynağa ulaşırım, hepsini tek tek okurum, konuyla ilgili kim ne demiş bakarım, antik kaynaklardan başlayıp üniversite tezlerine ve basılmış kitaplara kadar her şeyi uzun bir süre araştırır okurum. Bu meşakkatli bir süreçtir. Öğretici ve yol göstericidir. Ondan sonra olayı içselleştirir öyküsünü çıkarırım. Anlatacağım dönemin sosyolojisini, felsefi akımlarını, ekonomisini, psikolojisini hatta iklimini ve üretimini bile olayın kendisi kadar incelerim. İşte o zaman dönemin tarihi hikâyesi ortaya çıkar. Bu aşamadan sonra tek yaptığım terminolojiye boğmadan sade ve anlaşılır bir dille anlatmaktır.

Hepimizin yakındığı sıkıcı tarih algısını değiştirebilmeyi isterim. Geçmişte yaşananlardan feyz almak ders çıkarmak hepimizin hakkı.

Her yanlışı birebir yapıp ondan sonra öğreneceksek, bilelim ki o kadar uzun bir yaşamımız yok.

Haçlı Seferlerinin görünen yüzü dini sebepler gibi olsa da, arka planda başka nedenler de var mıydı?

Evet çok doğru söylediniz, görünen yüzü din ancak arka planda çok neden gizliydi. Dönemin Kutsal Roma Germen İmparatorunun aşırı zenginleşen Papa ile hükümranlık anlaşmazlığına düşmesi sonucunda yaşanan olaylar, sonradan Papa olacak olan Urbanus'un ön plana çıkmasına neden olur. Bilhassa halkı galeyana getiren ünlü Clermont konuşmasında Kudüs'ü kâfirlerin elinden almak için herkesi bu sefere davet eder. En önemlisi de gidenlerin bütün günahlarının affedileceğini söylemesidir. Bilirsiniz bir Hristiyan için günahsız ölmek çok önemlidir. Ancak Papa Urbanus bu seferin hiçbir yerine katılmaz, kendini destekleyen Normanlar ve diğerlerinin katılmasına müsaade etmez.

Halk zaten çok zor durumdadır. Onları idare eden baronların acımasız ve adaletsiz yönetiminde, fakirlik içinde yaşarlar. Salgın hastalıklardan kurtulamazlar. Çoğu otuzu, kırkı göremeden ölür. Açlık sefalet kol geziyordur. Umudu dinleri uğruna yola çıkmakta görürler.

Asiller için ise durum farklıdır. Onlar bir kralın ikinci üçüncü çocuğudur. Ancak unvan, toprak, asker birinci çocuğun olduğundan bu prensler, kontlar, dükler asil olmakla beraber topraksız, askersiz ve parasızdırlar. Zengin doğu kentlerinin başına geçme fikri çok cazip gelir.

Sonuçta herkes kendi içindeki sebebi bilerek ama görünürde inanç uğruna yola çıkar.

Avrupalıların Haçlı Seferleri sırasında açlıktan insan eti yedikleri, salgın hastalıklar nedeniyle çok sayıda kişinin öldüğü, bununla ilişkili olarak Avrupa'daki nüfus kaybının beraberinde bir üretim ve tüketim düşüşü getirdiği ve dolayısıyla feodalizmin çöküşünü hazırladığı tezi hakkında neler söylemek istersiniz?

Haçlıların bu sefer sırasında çok aç kaldıkları özellikle Antakya önlerinde mezarlardan taze cesetleri çıkarıp suda haşlayarak yediklerini dönemin kayıtlarından biliyoruz. Ancak Maarratünnuman şehrinde işi pervasızca yamyamlığa döktükleri bir gerçektir. Hırsızların kralı Tafur önderliğinde büyük bir grup "Müslüman eti domuz etinden tatlıdır," diyerek sabahtan sanki ava çıkarlar. Ele geçirdikleri bebek ve çocukları ateşte kızartarak, büyükleri ise haşlayarak yediklerini hem Avrupa tarihçileri hem de Arap tarihçileri yazarlar. Bu korkunç konu duyulunca Papalık makamı Haçlı baronlarını sözde sorgular, onlarda açlık nedeniyle, diye bir açıklama yaparlar, konu kapatılır. Fakat bu vahşeti doğulu vakanüvislerden ayrıntısıyla okuruz.

Feodalizm gücünü köle gibi kullanılan insandan almaktaydı. Ancak bu insanların sefere katılması sistemin çökmesini başlatıyor, feodalitenin tamamen kalkması ise Sanayi devrimine kadar sürüyor.

Sefere katılan Hıristiyanlar aynı zamanda hacı adayı olmaları, bu yolda ölürlerse şehit sayılacakları inancına karşılık bu kişilerin hiç de ahlaki, insani, erdemli davranışlara sahip olmadıklarını öğreniyoruz. Bu çelişkili bir durum değil mi sizce?

Büyük bir çelişki, insanlık dışı davranışlarıyla korkunç vahşet uyguluyorlar. Ortodoks Hıristiyanları bile tanımıyorlar oluk oluk kan akıtıyorlar. Kudüs'e girdiklerinde bir hafta boyunca herkesi kesiyorlar ta ki kendileri dışından bir tek canlı kalmayıncaya kadar… Vakanüvisler, şehirde dizlere kadar varan kan gölü oluştuğunu yazarlar.

Anadolu Selçukluları başta gelmek üzere İslam'ın yılmaz savunucusu olmaya daha o yıllarda başlamış Türkler için Avrupalıların zihninde düşman imgesinin Haçlı Seferleriyle birlikte oluşmaya başladığını söyleyebilmemiz mümkün mü sizce?

Doğru, daha Urbanus ilk konuşmasını yaparken Müslüman ve Arapların adlarını pek anmayarak hepsini Türkler olarak adlandırır. Sonuçta Anadolu Selçukluları Kılıçarslan önderliğinde büyük mücadele verirler. Sonrasında Türkler birleşip onların büyük krallarını ve ordularını Anadolu'dan geçemez hale getirirler. Daha o zamanlarda Avrupa'da Türklerle ilgili karikatürler, tasvirler yapılmaya başlanır. Günümüzde de zaman zaman gördüğümüz haddini aşan çizimlerin ilk örnekleri yüzlerce yıl önce yapılmıştır.


Yazar: Serkan PARLAK - Yayın Tarihi: 04.12.2023 09:00 - Güncelleme Tarihi: 01.12.2023 09:21
469

Serkan PARLAK Hakkında

Serkan PARLAK

1975 yılında Bilecik'te doğdu. Ankara Üniversitesi D.T.C.F. Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. MEB'de öğretmen olarak çalışıyor. İstanbul'da yaşıyor.

Çeşitli türde yazıları Notos Öykü, Radikal Kitap, Futbol Extra, Edebiyat Otağı ve Kırmızı-Beyaz-Siyah'ta (Samsunspor Kitabı, İletişim Yayınları) yayınlandı.

Derlediği "Başka Semtin Öyküleri" adlı öykü kitabı Bilgi Üniversitesi Gençlik Çalışmaları Birimi tarafından, ilk romanı "Ormanın Kıyısı" ise Roza Yayınları tarafından yayınlandı.

Serkan PARLAK ismine kayıtlı 100 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 3 kitap bulunmaktadır.