İskender Pala’dan Sarsıcı Bir “Aşk Hikâyesi”, Edebiyat, Misafir Köşesi

İskender Pala’dan Sarsıcı Bir “Aşk Hikâyesi” yazısını ve Misafir Köşesi yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsin

İskender Pala’dan Sarsıcı Bir “Aşk Hikâyesi”

05.02.2024 09:00 - Misafir Köşesi
İskender Pala’dan Sarsıcı Bir “Aşk Hikâyesi”

Elif SULUBEY yazdı...

Türk edebiyatında hatırı sayılır şöhrete sahip usta yazar; okurlara, izleyicilere divan edebiyatını sevdiren adam olarak bilinen İskender Pala, vuslat ümidiyle bir ömür tüketen iki aşığın hikâyesini anlattığı son kitabı Aşk Hikâyesi isimli eseriyle okurla buluştu. Bahşı lakabıyla tanınan Yunus'la, bir papazın kızı olan Kaknusia'nın Bahçesaray ovalarından İstanbul'a uzanan aşkını aslında ayrılık hikâyesini ilmek ilmek işliyor yazar. Hikâyeye zamanla dâhil olan Gunala ve İshak karakterleriyle birlikte olaylar bu dört karakterin etrafında gelişiyor ve sona doğru ilerliyor.

Bahşı, Kaknusia, İshak ve Gunala verdikleri kararlarda, yaptıkları planlarda neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmeden tek bir sebebe tutunurlar: Aşk… Olaylar gelişirken İstanbul'da eşsiz bir eser yükseliyor: Sultan I. Ahmed tarafından yaptırılan, Mimarbaşı Sedefkâr Mehmet Ağa'nın eşsiz camisi… Yirmi yedi bölümden oluşan hikâyenin ilk bölümlerinde dülger ustası ve aynı zamanda Osmanlı şehzadelerine matrak dersi veren Bahşı'nın yapımında çalıştığı Sultan Ahmed Camii'nin temel atma töreninde uzun zaman önce izini kaybettiği karısına benzettiği genç bir kızı görmesi ve onu takip ederek kızın evine ulaşması anlatılıyor. Kapıyı çaldığında ise karşında uzun zamandır arayıp da bulamadığı karısını görmesiyle baldırına aldığı darbe ve yere düşüp bayılması bir oluyor. Hikâye burada başlıyor.

Hikâyenin başkahramanları olan Bahşı ve Kaknusia, Bahçesaray denilen bir mevkide yaşayan, evlenmek üzere olan iki gençtir. Kaknusia'nın babası Papaz Yorgi Bahşı'nın ailesine verdiği sözden dönerek kızını bir başkasıyla evlendirmek istemektedir. Bunun üzerine bu iki genç Bahçesaray ovalarında buğday kokusu altında – ki Bahşı hikâye boyunca ara ara bu kokuyu anımsayacak – kaçmaya karar verirler. Bahşı ve Kaknusia kaçtıktan sonra Cufutkale denilen yerde hemen evlenirler. Ancak kavuşmaları çok kısa sürer. Çünkü Papaz Yorgi kızının kendisine teslim edilmesi üzerine eşkıyalarla anlaşır. Ancak eşkıyalar kızı esircilere satar. Papaz Yorgi yaptıklarından ötürü pişman olur ancak ne çare. Bahşı bütün uğraşları ve aramaları sonucunda İstanbul'a saraya satılmak üzere bir esir kafilesinin içinde bulduğun bir geminin limanda olduğunu öğrenir. Bahşı Kırım Hanı Subaşı'na gelerek başından geçenleri anlatır. Nihayetinde Bahşı'ya inanan Subaşı Kaknusia'nın tarif edildiği, onun bir esir değil Bahşı'nın karısı olduğunu bildiren yazılı bir belge ve beraberinde Esirci ağaya vermesi için kızın bedeli olan bir miktar parayı Bahşı'ya verir. Son dakikada gemiye yetişen Bahşı ilk olarak yemekhanede kendine bir vazife bulur ve ilk fırsatta gemide yetkili gördüğü kişilere derdini anlatır. Subaşının gönderdiği belge ve Bahşı'nın anlatıları doğrultusunda esirci ağayı çağıran yetkililer nihayet işi karara bağlar ve Kaknusia'nın özgür olduğuna dair bir ıtıkname ile Bahşı'yı Kaknusia ile görüştürürler. Bahşı Kaknusia'ya ıtıknamesini saklamasını ve İstanbul'a kadar onun esirlerin yanında durması kendisinin de yemekhanedeki görevine devam etmesi kararı verildiğini söyler. Kahramanlarımız kavuşma hayali kurarken olanlar olur bir gece amansız bir fırtına çıkar.

Fırtına gecesinde olanlar olur bazıları kurtulurken bazılarının yaşamı son bulur. Bahşı yaşanan bir takım olaylardan sonra ağır yaralı bir şekilde gözünü Kaligra Sultan Tekkesi'nde açar. Bahşı beraberinde dört kişi daha vardır. Burada herkes diğer dört kişiyi Bahşı'nın esiri olarak biliyorlardı. Çünkü üç kız bir çocuk esirin sahipsiz oldukları anlaşılırsa akıbetleri kötü olabilirdi. Bu dört kişi arasında Gunala isimli bir esir kız vardı ki ilk andan itibaren Bahşı'ya tutkundu. Herkese "ben Bahşı Bey'in esiriyim" derken aslında gerçeği dile getiriyordu. Bahşı ilk zamanlarda yaralı yatağında durmadan Kaknusia'nın ismini sayıkladığından Gunala'da dahil tekkedeki herkes Bahşı'nın sevdasından haberdardı. Nitekim o da kendine geldiğinde sürekli gemiden başka kurtulan kişinin olup olmadığı Kaknusia ismini duyup duymadığı gördüğü her kişiye soruyordu. Günler aylar geçiyor Bahşı ne Kaknusia'nın aşkından vazgeçebiliyordu ne de aşk üzerine muhabbet eylediği Tekke dervişi Hayran Abdal'ın telkinlerine rağmen Gunala'nın aşkına karşılık verebiliyordu. Bir gün Bahşı, zamanında Kaknusia için yazdığı şiirlere eşlik eden, üzerinde Kaknusia'nın ismini işlediği ve fırtına gecesi hayatta kalmasına vesile olan dutarasının sesini duydu. Meğer dutarası kıyıya vurmuş gelip Bahşı'yı bulmuştu. Bahşı dutarasının içinde sevgilisine ait ıtıknameyi görünce Kaknusia'nın yaşadığına hükmetmiş ve kaderdaşları ile yola revan olmuşlardı. Yolda eşkıyaların eline düşüp badireler atlattıktan sonra Gunala ve Bahşı yanlarında çocuk esir Büyrek ile İstanbul'a dönemin en güçlü kadın sultanı Safiye Sultan'ın yanına yerleştiler. Gunala Safiye Sultan'ın hizmetine girerken, Bahşı da ahşap yapımdaki ve matrak ustalığındaki hünerlerinden dolayı Sedefkâr Mehmet Ağa'nın yanına verildi ayrıca şehzadelere matrak dersi vermeye başladı. Ve böylece yirmi yıl geçti.

Geminin battığı geceden sonra Kaknusia'nın ise yolu beş yaşında iken devşirilen yeniçeri odabaşılarından Evrennik lakaplı İshak ile kesişir. Bir gece kayığının tamiratıyla ilgilenen İshak'ın iki esir kızdan birinin kendilerini Üsküdar geçirmesini teklif etmesiyle hayatı değişir. Kızlardan biri yaralıdır ve hiç konuşmaz. Kızların yardımına kulak veren İshak onları karşıya geçirir. Ancak kızlardan biri koşarak kaçar ve diğer arkadaşını İshak'a emanet eder. İshak çaresiz bu dilsiz kızı himayesinde büyüdüğü, Odabaşı Sülün Mustafa Ağa'nın dul kardeşi Satı Hanım'ın evine götürür. İshak bir zaman sonra bu kıza âşık olur ama çok geçmeden bu kızın hamile olduğu anlaşılır. Hiç konuşmayan bu kıza –Kaknusia'nın Bahşı'dan ayrı geçtiği her an susayacağına dair ahdı vardı– Lâlin ismini veren İshak, başta Lâlin'in doğurduktan sonra onu Galata'daki Mevlevihane'ye bırakmak niyetindedir ancak oradaki Mahmut Dede'nin nasihatleriyle Lâlin'e ve ismini Lâlzade koydukları kızına sahip çıkmaya karar verir. Bundan sonra ilk iş olarak esirciler kethudasına gider Lalin'i tarif ederek böyle birinin aranıp aranmadığını sorar. Kethuda başına bela almamak – çünkü iki gün önce Safiye Sultan'ın emriyle Bahşı'da Kaknusia'yı sormuştur- için İshak'ı başından savuşturur. Yeniçerilerinin evlenmesi yasak olduğundan İshak Sülün Mustafa sayesinde başka bir göreve getirilir ve Malikî mezhebe göre Kaknusia'nın kocasının kayıp müddetince dört sene bekler ve sonunda İshak ve Lâlin evlenir. Ancak bu süre evlilikleri boyunca Lâlin ne tek kelime eder ne de yatakta aralarına koyduğu hançeri İshak'ın aşmasına izin verir. Bir süre sonra Bahşı'dan haberdar olan İshak aşkına yenilip Sülün Mustafa'nın da nüfusunu kullanarak devletin çeşitli yerlerinde tamirata ihtiyaç duyan eserleri onarmak için dolaylı yoldan Bahşı'ya görevlendirme çıkartarak onu uzun müddetler İstanbul'da uzaklaştırır. Bahşı da gittiği yerlerde belki Kaknusa'dan bir iz bir haber bulurum umuduyla gönüllü olarak görevleri kabul ederdi. İshak'ın korkuları ve ümitsizliği arasında yıllar geçip gider Lâlzade güzelliği annesine benzeyen genç bir kız olur.

Kitabın başında da anlatıldığı üzere Sultan Ahmet Camii'nin temelleri atıldığı o gün Bahşı Lâlzade'yi görür ve onu evine kadar takip eder. Kapısını çaldığında karşında Kaknusia'ya görünce önce dehşete kapılır ancak ne yaşadığını anlamadan İshak'ın darbesiyle yere yığılır. İshak onu bir hafta ayağa kalmayacak şekilde yaralamıştır. İshak bu zaman zarfında karısı ve kızını o evden taşımış Bahşı'nın onlara ulaşmasını bir müddet engellemiştir. Kimsenin Bahşı'ya inanmaması ve aldığı kenevir tohumlu bıçak darbesinin etkisiyle hayal mi gerçek mi olduğunu artık kendisi de bilmeyen Bahşı ümitsizliğe düşer. Aradan beş sene geçer bu arada Bahşı, Camii'nin içine koyulmak üzere Hz. Peygamber'in ayak izini almak için Mısır'a gönderilen heyete oradaki tamirat işleriyle ilgilenmesi dâhil edilir. Bahşı'nın Mısır'a gitmesinde hiç şüphesiz İshak'ın parmağı vardır. Bu seyahatten sonra Bahşı bir karar alır. Bu karara göre Bahşı Kaknusia'yı aramaktan vazgeçecek, sadece sevdasının nişanesi olarak Kaknusia'nın adını yaptığı bütün eserlerinin bir köşesine işleyecek ve Gunala ile evlenecekti.

Yeni eve geçtikten sonra hastalanan Lâlzade gün geçtikçe fenalaştı, yataklara düştü. İshak bunu Bahşı'nın vebali olarak düşündü. Her ne kadar cesaretini toplayıp ona gerçeği anlatmaya gitse de bunu başaramadı ve böylece birkaç yıl daha geçti. Ancak Lâlzade'nin ölümüyle sonuçlanan bu elim hadise bütün sırları açık etti. İshak her şeyi itiraf edip iki aşığın arasından çekildi. Sultan Ahmet Camii açılışının gecesinde, ertesi gün kavuşmak üzere ayrılan âşıklar artık ebediyen ayrı düşerler. O gece onları bahtiyar gören Gunala kalbine çöreklenen kıskançlık hastalığına galip gelemeyerek Kaknusia'nın peşine düşer. Kaknusia'nın ölümünden bir yıl sonra onun mezarı başında bir araya gelen Gunala, İshak ve Bahşı karşılıklı hesaplaşmalardan sonra birbirlerinin sonunu getirirler: Aşk yüzünden…

Sonuç olaral kitap için genel bir çerçeve çizecek olursak bir arayış hikâyesini konu edindiğini gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz. Bu anlamda bazı bölümlerde iki aşığın kavuşmalarına dair anlatılar esere sürükleyici bir nitelik kazandırıyor. Ancak hikâyenin başkahramanlarından biri olan Kaknusia'nın pasif bir karakter olarak münzevi bir hayat yaşaması hikâyeyi biraz can sıkıcı hale getiriyor. Öte yandan hikâyenin satır aralarında Sultan I. Ahmet, Sedefkâr Mehmet Ağa, Safiye Sultan gibi tarihi karakterlere yer verilmesi, hikâyedeki olayların Sultan Ahmet Camii'nin yapımıyla sentezlenerek anlatılması ise esere estetik güzellik ve derinlik kazandırıyor.

İskender Pala
Aşk Hikâyesi
Kapı Yayınları

İstanbul, 2023
271 Sayfa


Yazar: Misafir Köşesi - Yayın Tarihi: 05.02.2024 09:00 - Güncelleme Tarihi: 02.02.2024 15:55
270

Misafir Köşesi Hakkında

Misafir Köşesi

Kitaphaber ailesine misafir olmuş konuk yazarların yazılarını bu profilde bulabilirsiniz.

Misafir Köşesi ismine kayıtlı 1007 yazı bulunmaktadır.