Kalbin Kalbi: Öz, Kişisel Gelişim, Elif MERT

Kalbin Kalbi: Öz yazısını ve Elif MERT yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Kalbin Kalbi: Öz

13.05.2024 09:00 - Elif MERT
Kalbin Kalbi: Öz

Mesnevî Şerif'in ilk on sekiz beyti, on sekiz bin alemin hakikat lisanıyla bir neyin ağzından konuşturulmasıyla başlar. Kur'an-ı Kerim'de Fatiha Süresi, fazilete, hidayete açılan kapıysa, Mesnevi Şerif'in ilk 18 beyti de eserin tamamında ayrıntılı olarak açıklanan düşüncelerin özeti mahiyetindedir. İlk on sekiz beyit, Hz. Mevlâna tarafından kaleme alınmış, bundan sonraki beyitler ise kendisi söyledikçe yanındaki dostlarından Hüsamettin Çelebi tarafından kâğıda dökülmüştür.

Yazar, bu eserinde Mesnevi'nin sırrı olan bu on sekiz beyti, daha evvel kaleme alınmış şerhlerden farklı bir tarzda şerh ediyor. Eser, "Mesnevi sohbetleri" ismi altında düzenlenmiş sohbet toplantılarındaki ses kayıtlarının deşifre edilmesinden oluşmaktadır. Kur'an-ı Kerim ayetleriyle bireysel yaşamlarımızı daha özgüvenli, kaliteli, başarılı ve huzurlu hale getirmenin, insanın olgunlaşmasının, aklını kullanmasının yollarını sunuyor. Aikido ustası ve semazen olan yazar, kendi deneyimlerinden de bahseder. Semâ ayinlerindeki hareketlerin anlamı, Aikido sporundaki bakış açısının örneklerini de okuyucuyla paylaşır.

Eser, modern insanın, her çağda insanlığın önünde örülmeye çalışılan kalın ve kirli madde duvarlarını yıkmaya çalışıp hakkı ve hakikati gösteriyor. Başımızı secdeye, gönül gözümüzü gök kubbeye diktiren, aşksız geçen her anın ölüm olduğunu anlatan bir kitap. Kabuktan geçip öze ulaşmak, şekilden kurtulup manayı bulmak için kalbinizi genişletiyor. Kitabın içine daldıkça derinleşen, güzelleşen, güzelleştikçe kendisine hayran bırakan bir deniz gibi hissediyorsunuz kendinizi. Sahilden bakmak yerine denizin içine grip yüzmeye başlamak gibi, derinlerde ne olduğunu merak ederek daldığınızda gözleri kamaştırtan bir aşk incisiyle "Muhammed'i Nur" ile karşılaşmak gibi.

Kitap bana o kadar bir heyecan vermişti ki, ezan sesinin semada duyulduğu ilk andan itibaren kitapla buluşuyor, tasavvuf ırmağıyla tanışmam ve içine dalmam için bir kapı açıyordu. Birçok sırra vakıf oldum. Tenzih, teşbih, tevhid kavramlarının özü, Allah'ın isimleri, Muhammed'i Nur, ayetlerin içsel yorumlarında muazzam anlamlar, notlar alarak, üstünü çizerek ve tefekkür ederek ilerlediğim bir kitap oldu. Tasavvufun özünü idrak edebildim.

Eser, sadece beyitlerin içindeki incelikleri açıklamakla kalmıyor aynı zamanda Kur'an-ı Kerim ayetlerinin içsel yorumlarını da şerh ediyor. Dünya hayatında insanın kendini tanıması, yaratıcısını bilmesi, inancı doğrultusunda hayat sürmesi temel amaçtır. Bu kitapla, modern hayatın içinde insanların Hakk'ı tanıma ve anlama yolundaki çabalarına çok etkileyici cevaplar buluyorsunuz.

Aslında tüm bu anlatılanın özünde nefsi terbiye etmek var. Beden hapishanesinde dünya gözüyle bunu idrak edebiliyorsunuz.

Bu dünyaya gelindiği anda, kimliklerin olmadığı, zerrelerin (kişilerin) Ruh denizi içinde birbirinden ayrı olduklarının fark edilmediği o birlik yurdundan ayrı düşülmüştür. Sonradan verilme, yakıştırma isimlere ve dünyevi yapay kimliklere bürülünmüş ve salt gerçeklik örtülmüştür. Her şeyin bir olduğu anayurttan kopup, gurbete gelinmiştir. Ruh, nefse indirgenmiş ve vücut denilen kafeste esir olmuştur. (Sayfa 36)

Bu kadar çok değişkenli ve anlam katmanlı bir metnin bir araya geldiği Kur'an-ı Kerim'in, Allah'tan başka bir güç tarafından bir araya getirilemeyeceği aşikardır. Bize düşen, aklımızı ve gönlümüzü kullanarak Kur'an-ı Kerim ve diğer ilahi metinlerden en üst düzeyde bilgiye ulaşmaktır.

Allah'ın dünya hayatı ile bizi sınava soktuğu doğrudur; ancak bu imtihan şaşırtıcı veya çelişkili emirler vererek, bizi ters köşeye yatırarak değil, bizim kendi kendimize ve/veya birbirimize karşı sınav olmamıza izin vererek yapılır. Bir başka deyişle, bizzat biz yaratılmışlar, kendi nefsimize yenilir veya kendi yapay kimliklerimiz ve aşırı dünyevi arzularımız için de boş şeylere çok fazla enerji harcayarak zaman kaybedebilir veya birbirimize zorluk ve engeller çıkartarak anlamsız bir didişmenin içine girebiliriz.

Günümüzde birçok insanın kendini tanıma ve özünü bulma yolculuğunda spiritüel arayışların içine girip zaman kaybı yaşamamaları için bu kitap çok iyi bir rehber olacaktır. Burada, modern insan için çok dikkat edilmesi gereken bir ders ortaya çıkmaktadır. Bir yolu veya bir yöntemi uygulama alanı olarak seçeceğiniz zaman, size önerilen süreci mutlaka sorgulayın. Süreci berrak bir şekilde tanımlanmamış yollara şüpheyle yaklaşın. Tek bir kılavuzla büyük ve sürekli faydalar sağlayacağını iddia eden kişilere çok itibar etmeyin. Unutmayın ki, her gerçek başarı alında çok çalışmak yatar ve Rabbimiz de kulun gayretine bakar.

Sonra onu (insan suretinde) düzeltip içine kendi (yarattığı) ruhundan üfledi; hem sizin için kulaklar, gözler ve kalpler yaptı. Ne kadar az şükrediyorsunuz! (Secde Süresi-9. Ayet)

Secde Süresi 9. ayette ney benzetmesiyle yaradılışın özünü anlarsınız. Bir sazı ney haline getirmek için öncelikle içi oyularak boşaltılır. Bunun görünen anlamı basittir; içi dolu saz ses çıkaramaz. Ancak boş olursa içine üflenince ses verebilir. Bu durumun içsel anlamı ise kişinin yapay kimlikleri, abartılı istek ve arzularla besleyip semirttiği egosunun sökülüp atılmasıdır. Böylece bireyin içindeki dünyevi kirler yani ego, sahte benlik boşaltılmış ve kişi İlahi mesajları kusursuz alabilecek ve iletebilecek bir hale gelmiş olur. Bu aşamaya gelen kişi, Allah ile bir olmuştur, aydınlanmıştır; başka bir deyişle, fenaya (sahte benliklerinin yok olduğu seviyeye) ulaşmıştır denilebilir.

Ruh'la kutsandıktan sonra insana bahşedilen kulaklar ve gözler, insanın bilgi elde etmesini sağlayan araçları ifade eder. Her ne kadar tat, dokunma ve koku duyuları da bilgi edinme araçları olsa da işitme ve görme en önemli ve çok daha önemli duyulardır. "Kalp", duyular yoluyla elde edilen bilgileri düzenleyip bundan çıkarımlar yapan, mümkün olan bir hareket tarzını seçip ona uymaya karar veren aklı ifade eder.

Yani, "Bu kadar güzel niteliklere sahip harikulade insan ruhu, size dünyadaki hayvanlar gibi yaşayasınız ve bir hayvan gibi hayatı kendiniz planlayasınız diye verilmemiştir. Size gözler, körler gibi yaşamanız için değil, olayları içgörüyle görebilmeniz için verildi; size kulaklar, sağırlar gibi yaşamanız için değil, her şeyi dikkatle duyabilmeniz için verildi; size kalpler, hakikati anlayasınız, düşünce ve amelde doğru yolu seçesiniz diye verilmiştir.

Dünyadaki hayat, yaşamın sadece küçük bir parçasıdır. Ölüm, vücudun bileştiği elementlere ayrışmasıdır. Saf olan ruh ise ölümsüz ve sonsuzdur. Bunu sadece duymuş olmakla, içselleştirip buna göre yaşamak arasında ne de büyük fark vardır.

Yazar, kitabın sonunda, kendi deneyimleri, Kur'an-ı Kerim ayetleri, hadisler ve Mesnevi ile harmanlayarak 30 maddelik bir yaşam bilgeliğinin özetini sunuyor, sadece bu maddeleri bile içselleştirmek dünyevi ve uhrevi yaşantımız için vazgeçilmez bir reçete olacaktır.

Eseri, ara ara başvurabileceğimiz baş ucu kitabı gibi düşünebilirsiniz. Yazar, Melih Ümit Menteş'e etkin kalemi, düşünce sistematiğinin modern dünya insanına hitap edecek şekilde bütünleştirip okuyuculara akıcı ve anlaşılır dille ulaştırdığı için sonsuz teşekkürlerimi sunmak isterim.

Kalbime gelen, yaradılışın özü, Cenabı Hak ve Hz. Muhammed'i (s.a.v.) bilme ve tanıma yolculuğunun özünü anlatan bu kitabı tekrar tekrar okumaktır. Tekrarların insan beyin nöronlarında alışkanlık yaptığını biliriz. Yolumuz ve düşüncemiz, Allah'ın ipine sarılarak nefs terbiyesinden geçip insan-i kâmil olma yolunda çaba sarf etmektir. İhtiyacımız kadar tüketmek, aşırı biriktirmemek ve ahiret için ruhani gelişimimize önem vererek, ruhaniyet-cismani dengesini bu hayatta yakalamaktır.

Mesnevideki Bilgelik /Hz. Mevlana'nın 18 Sırrı
Melih Ümit Menteş
Cinius Yayınları
688 Sayfa


Yazar: Elif MERT - Yayın Tarihi: 13.05.2024 09:00 - Güncelleme Tarihi: 13.05.2024 14:27
280

Elif MERT Hakkında

Elif MERT

Üç kuşak İstanbullu bir aileden geliyor. Eğitim hayatını İstanbul’da tamamladı. Marmara Üniversitesi Fransız Dili ve Eğitimi Bölümü mezunu. Kısa bir dönem Saint Joseph Lisesi'nde öğretmenlik yaptıktan sonra gönüllü kuruluşlarda çocuklarla çalıştı. Düşünen, sorgulayan, barışçıl, kendi iç yaratıcılığını harekete geçiren, farklı dil ve dinlere karşı saygılı, özgüvenli çocukların yetişmesine destek olan bir vakfın eğitim programları bölümünde eğitim uzmanı olarak çalışıyor. Türkiye’nin yetmişe yakın ilini gördü ve farklı renklere sahip Türkiye’nin çocukları ile çalışmak, çocuk ve insan sevgisini daha da yükseltti.

Her şey sizin bakış açınızda gizli. Siz hayata güzel bakarsanız, hayatın size akacağına, iyiliğin ve güzelliğin hep sizinle olacağına inanıyor. Okumayı, deneme, makale yazmayı, yeni kültürleri, doğayı, insan psikolojisini, yabancı dilleri ve bu dilleri konuşmayı ve insanları seviyor. İstanbul Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümünde eğitim alıyor, öğrenmeyi çok seviyor;  bu nedenle çok okuyor ve eğitimlere katılıyor.

Elif MERT ismine kayıtlı 39 yazı bulunmaktadır.

Instagram LinkedIn