Kendinden Söyleşiler: Ayşe Kaş, Söyleşi, Kitaphaber

Kendinden Söyleşiler: Ayşe Kaş yazısını ve Kitaphaber yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Kendinden Söyleşiler: Ayşe Kaş

01.07.2024 09:00 - Kitaphaber
Kendinden Söyleşiler: Ayşe Kaş

Merhabalar Öncelikli olarak bize kendinizi tanıtır mısınız?

Merhabalar size de. İsmim Ayşe Kaş. Ama okurlarım beni Ayşe Ciplioğlu olarak tanıdılar. Elazığ ilinde doğdum. 12 yaşından itibaren şiir yazmaya ve yazarlığa başladım. Dile çok ilgim vardı. Bu sevgim babaannemin Kur'an derslerine olan düşkünlüğü ile pekişmişti. Osmanlıca okuduğum ilk Elifba ile Arapça diline merak saldım ve kendi kendime bu dili öğrenmeye başladım. Sabırla yol aldım ve benden bu dili öğrenmek isteyen öğrencilerime de dersler verdim. 2000 yılında evlenerek Ankara'da yaşamaya başladım.

Hocam, siz iki dil bilen bir yazar ve şair olarak, çalışma hayatına eğitimle mi başladınız?

Aslında ilk adımı ben Elazığ'da attım ve orada özel bir kursta Arapça ve Kur'an dersleri vererek ve 11 yıl boyunca sosyal ve kültürel faaliyetler veren bir STK'da başkanlık yaparak adım attım. Ancak, Ankara'ya evlenip geldiğimde işler değişti. Nereye gittiysem benden diploma sordular. Ben de bunun üzerine açık öğretim kanalıyla orta-lise derken üniversite sınavıyla kendimi DTCF'de buldum. Üniversite eğitimi ve sonrasında çeşitli kurslarda Arapça öğretmenliği yaptım. 2014-2022 yılları arasında Sağlık alanında (hastane, sağlık ocağı vb.) kurumlarda aktif olarak Farsça ve Arapça dillerinde tercümanlık yaptım. 2022 yılından itibaren de Arapça öğretmeni olarak görev yapmaktayım.

Hocam tekrar eğitiminize dönelim. Okurlarımız sizin nasıl eğitim serüveni geçirdiğinizi bilmek isteyebilir.

Lisans eğitimimi Ankara üniversitesi DTCF Fars dili ve edebiyatı Ana dalda Arap Dili Edebiyatını da Çift ana dalda tamamladım. Yüksek lisansım da aynı üniversitenin İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Anabilim dalından olup Arap dili ve belagatını da derslerimi tamlamama rağmen tez tarihimin doktora başvurusu ile çakışması yüzünden tamamlayamadan doktora eğitimine Ankara Yıldırım Beyazıt üniversitesi İlahiyat Fakültesinde özel öğrencilikle başladım. Daha sonra Eskişehir Osmangazi üniversitesi İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Arap dili belagatında tamamladım.

Tez konunuz neydi hocam?

"İmge Bilim Açısından Fars-Arap-Türk Karşılaştırmalı Çocuk Edebiyatı". Tabi ben çok severek çocuk edebiyatı alanında araştırma yaptım.

Hocam, tezinizin de kitaplaştığını biliyoruz ve onun için de böyle bir söyleşi sözünü de şimdiden almış olalım. Hayırlı olsun, okuyanı bol olsun. Ama biz bugün sizinle ondan önce çıkarmış olduğunuz "Yırtık Fistanlar" adlı çeviri kitabınızı konuşmak istiyoruz. Öncelikle neden bu kitabı çevirdiniz?

Teşekkür ederim, umarım okurlar. Bu kitap İranlı yazar Nahid Tabatabayî'nin "جامه دران (Camederân) orijinal adlı değerli ve meşhur bir eseridir. Bu eserin Türkçe'ye kazandırılması iki kültür arasında bir köprü mesabesindedir. Ortak duygularımız, kültürlerimiz, değerlerimiz ve geleneklerimiz bu tür eserlerde karşımıza çıkıyor. Zaten edebiyat, kültürlerarasılığın yollarını açan bir işleve sahiptir.

Siz bu aşamada eseri çevirmekle dil ve kültürü edebiyat aracılığıyla beslemiş oluyorsunuz dersek isabet ederiz o zaman. Peki hocam, kitabınız neyi içeriyor?

e2598e62-9295-4b9a-a1f4-bc4555b38961Evet, biz çevirilerimizle edebiyat havzasına eser kazandırarak uluslararası kültürlerin tanınmasında hizmet etmiş oluyoruz. Kitap içerik olarak birbiriyle bağlantılı temalar içeren kısa ve güzel hikâyelerden oluşuyor. Yazar, gerçek ve hayal arasında mekik dokuyan olay örgülerinde dolaştırmış okurlarını. Aslında hikâyelerde yaşanmışlık belirtileri bulunmakta.

Hocam, kapak resminde hüzünlü bir kadın yüzü var. Ve yıkık duvarlar arkasında oluşunun bize kitaptaki karakterlerin duygusal bir çöküntü ya da acıklı bir yaşam öyküleri olduğunu çağrıştırıyor.

Evet, doğru bir tespit. Bu da bize iyi bir kapağa sahip olduğumuzu gösteriyor.

Peki hocam, kitaptaki karakterlerden biri hakkında ufak bir ipucu verebilir misiniz okurlarımıza?

Kitabın en gözde karakteri Şirin adında bir kız çocuğu… İran'da geleneklerin kurbanı bir annenin kızı… Ağa oğlu olan babasının askere gitmemesi için müştemilattan bir hizmetlinin kızıyla evlenmesiyle dünyaya gelir. Ancak, babasının zengin muhitten tanıştığı bir kadınla beraberliğinden çocuğunun olmayışı aralarında soruna yol açar. Ve maalesef, basının çözüm olarak sunduğu fikir, Şirin'i annesinden ayırmak ve onu şehirde müreffeh bir yaşam standartları içinde yaşatmak olur.

Dağınık bir yaşam öyküsü. Eser, bu yönüyle sosyal ve psikolojik anlamda önemli ve ayrıcalıklı bir konumda demek.

Gerçekten öyle… İçindeki her bir öyküde yaralı bir kadın var erkeklerin hataları ve onlara yaptıkları haksız tutumdan dolayı üzüntüden elbisesini yırtacak hale gelen akıl sağlığını yitiren veya yitirmekte olan kadınların hayatlarından kesitler var.

Sadece kadınlar mıdır acı çeken?

Bir de o kadınların anneleri ve çocukları. Şirin'in iki annesi de bu üzüntünün çeşitli boyutlarında yer alıyor.

Başka hikâyelerde var sanırım. Kitap oldukça dikkat çekici enstantaneler içeriyor.

Evet, ben de yazarın kalemine saygı duyanlardanım. Hikâyeler şaşırtıcı ve sürükleyici. On kısa ve birbiriyle bağlantılı hikâye var içinde. Bu kadar ipucu yeter. Okurların meraklarını yeterince uyandırdığımıza inanıyorum. Ellerine aldıklarında keyifle okuyacaklardır artık…

Hocam, bu eserle neyi amaçlıyorsunuz kısaca sorayım.

İnsan bir işe başlarken bitirdiği anın heyecanını yaşar ve hayallerine inanarak yoluna devam eder. Ben bu eseri İran gezisinde İnkilap caddesindeki bir kitapçıdan almıştım. Satıcı bana "Be fermayid!" (Buyurunuz) dediği anda kitap istediğimde elime bu kitabı tutuşturdu. Ben de o anda adama "Beyefendi ben trcüme yapmak için kitap alacağım" demiştim. Dediğim oldu. Her satırını zevkle ve sevgiyle çevirdim.

Bu kitap İran'da oldukça meşhurmuş sanırım. İçindeki hikâyelerin filmi yapılmış.

Evet, kitap çok başarılı bir prestije sahip. Benim kanımca Türk okurları da beğenerek okuyacaklar. O kadar ortak düşüncelerimiz var ki hayata dair aramızda. Sadece bunları somut olarak ortaya koymak gerekiyordu o kadar. Ben bu aşamada gönlüm rahat olarak kıvançlıyım. Dil bilmemin sonucunda bir eseri Türk edebiyatı literatürüne kazandırdığım için sevinçliyim. Tekrar yazarımızın kalemine kuvvet diyorum. İki ortak kültürün bir kitapta birleşen ellerinden yeşerecek ümitler. Sevgi ve kardeşliğin, barış ve huzurun teminatı olacak bu çalışmalar inşallah…

Okurdan beklentiniz nedir sormak isterim.

Kendim de bir okur olarak, kitap okuma seferberliğimizi her daim ilan etmemiz gerektiğine inanıyorum. Hayat akışımızı değiştiren en büyük etkenlerden biri olan kitapların, düşüncelerimizden yaşamımıza yansıtıldığı karelerde ve hayali boyutlarda gizlenen seslerin, hislerin görünen ve görünmeyen kahramanları oluruz okurken… Bizi biz yapan tarihin satır aralarında anılmak veya birilerini anmaksa, yazarlığın en büyük getirisidir…Bu nedenle okurun desteği çok elzemdir. İranlıların bir şairi der ki, "Bilgi kimdeyse güç ondadır". Okurların eserlerimize ilgileri, bizi şevke getiren ve yazma aşkı veren en büyük amacımızdır.

Yazınızın Kitap Haber'de yayınlanmasını neden önemsiyorsunuz?

Kitap Haber-Kitap Haber sayfası, akademik anlamda önemli bir boşluğu dolduruyor. Kitap tanıtımı, yazarlar hakkında bilgiler bu siteyi değerli kılan etmenlerden. Dostlarımız, sevenlerimiz için de iyi bir kültür kaynağı. Tavsiye ederken içimiz rahat olarak herkesi yönlendirebiliyoruz. Belki de alışkanlık da olmuştur. Biz daha önceki kitabımı tanıtırken de sizinle röportaj yapmıştık hatırlarsanız.

Diğer eserlerinizden de kısaca bahseder misiniz?

İlk kitabım ilk göz ağrısı şiirlerimle dolu. Adını kızım koydu: "Doğum Günün Kutlu Olsun Peygamberim", ikincisi ise, sizin sayfanızda tanıttığımız Gece Kitaplığından çıkmıştı. "Çocukluğum Bir Kardelen Öyküsü Bir Çocuk Anı Yazarsa" adında. Üçüncüsü ise, bir kitap bölümü…Liz Yayınlarından "Eğitimci Gözüyle İnsan" adında Deneme tarzında "Mevlana'ya Mektup" başlıklığında. Derken, Sonçağ yayınlarından çıkan "İmge Bilim Açısından Fars-Arap-Türk Karşılaştırmalı Çocuk Edebiyatı" ve ardından "Yırtık Fistanlar".

Çocuk edebiyatı deyince soramadan edemedim, eserinizdeki kız çocuğu Şirin'i merak ettik, Türk kız çocuklarıyla arasında benzer ve farklı ne gibi yanlara sahip?

Masum, verici, içli, gözü sulu, anneci ve iyi kalpli, temsili bir şark kültürünün gelenekler ve modernite arasında gel-git yaşayan bir kız çocuğu…Türk kız çocuklarıyla benzerliği onun annesine düşkünlüğü diyebiliriz. Ancak, o iki anne arasında bocalamaktadır. Burada susuyorum gerisi kitaptan okunsun derim ben…

İki dil öğretmen, şair ve araştırmacı olarak okurlarınızdan çevirdiğiniz dili öğrenmek isteyenlere neler tavsiye edersiniz?

Şimdi böyle deyince aklıma geldi. Yıldırım Beyazıt üniversitesinin "EDURESE Dil Öğretim Programı" bünyesinde 12 dönem boyunca Farsça online dersleri verdim ve vermeye de devam edeceğim. Farsça dili öğrenilmesi kolay, telaffuzu insana keyif veren özel bir dildir. İran'ın meşhur sözü bu: "Zebân-i Farsi şeker est. Zebân-i Arabî ilm est ve Zabân-i Türkî honer est". Fars dili şekerdir, Arap dili ilimdir, Türk dili sanattır". Bu dili öğrenmek için çaba sarf etsinler. Asla pişman olmayacaklardır.

Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz hocam. Bol şanslar ve başarılar dileriz.

Bilmukabele… Siz Kitap Haber ekibine ve canla başla bu düşünce iklimini yaşatan emeklere gönülden şükranlarımı sunarım.


Yazar: Kitaphaber - Yayın Tarihi: 01.07.2024 09:00 - Güncelleme Tarihi: 02.07.2024 13:49
394

Kitaphaber Hakkında

Kitaphaber

Kitaphaber adına bazen yeni çıkan bir kitabı tanıtırken bazen bizden bir şeyler paylaşırken ve bazen de alıntı ve yeni çıkanlar kullanıcı isimleriyle paylaşmayı tercih etmediğimiz veya hangi profil altında paylaşmanın uygun olduğunu bilemediğimiz içerikleri bu kullanıcı profiliyle paylaşıyoruz. Bir dönem kitaphaber adına yaptığımız söyleşileri de bu isimle paylaştığımız olmuştur.

Kitaphaber ismine kayıtlı 130 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 8 kitap bulunmaktadır.