Kırklanmış Portreler’den Hareketle Portre Türüne Gene, Edebiyat, Tuba YAVUZ

Kırklanmış Portreler’den Hareketle Portre Türüne Genel Bir Bakış yazısını ve Tuba YAVUZ yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden o

Kırklanmış Portreler’den Hareketle Portre Türüne Genel Bir Bakış

20.03.2023 09:00 - Tuba YAVUZ
Kırklanmış Portreler’den Hareketle Portre Türüne Genel Bir Bakış

Yazarların evvela kendilerini sonra da dış dünyayı anlama çabasının sonucu olarak oluşturdukları edebi metinler, farklı türlerde şekillenebilir. Roman, şiir, hikâye bu türlerden en çok rağbet görenleri ve okura ulaşması en hızlı olanlarıdır. Fakat biyografi, deneme, anı gibi farklı türler de Tanzimat döneminden sonra hızla gelişmiş yavaş yavaş Türk edebiyatında yerini bulmuştur.

Tanzimat döneminden evvel yazılan tercüme-i hâller ve tezkireler zamanla değişip gelişerek anı ve biyografiye dönüşmüş, kişilerin hayatı, sanat anlayışları, eserleri halka bu vesile ile tanıtılmıştır.

İnsan insanın aynasıdır derler. Belki de bundandır özellikle tanınan, bilinen, bir alanda başarı gösteren kişilerin hayatları ilgi görmüş, merak edilmiştir. Önceleri tezkire olarak yazılan bu eserlerde daha çok şairlerin sanat anlayışları anlatılır, yaşamından da kısaca bahsedilirdi. Biyografilere geçilirken değişen teknolojik imkânlarla kaynaklara daha kolay ulaşıldığından artık ele alınan kişi daha detaylı anlatılmış, hayat hikâyeleri sanat anlayışları biyografilerde sıklıkla yer bulmuştur.

Biyografi kitapları anlattıkları kişilerin fiziki ve ruhi özelliklerini aktarırken okurun merakı da ilgisi de artmaya başlamış. Belki insan hep başka kişilerde kendini aramış, kendini bulmak istemiştir. Bundandır ki biyografilerde bir bölüm gibi geçen portreler zaman içinde müstakil bir tür hâlini alma yolundadır.

Biyografi yazmaktan oldukça farklı olan portre yazarlığı henüz emekleme çağında. Hâlâ pek çok insan portre dendiğinde resim sanatıyla ilişkilendirir bu kelimeyi. Portre yazarken anlatılacak kişinin hem fiziki hem de ruhi özellikleri ana hatlarıyla izah edilir. Ayrıca yazar, anlattığı kişiye dair okurun zihninde bir şema oluşmasına vesile olmak ister. Karikatür çizmeye benzetilebilir. Hem biraz ironik hem de gerçekten çok kopmadan anlatacağınız kişiyi okurun zihninde canlandırmalısınız.

Her edebi türün kendine has güçlükleri ve kolaylıkları vardır muhakkak. Portre yazarlarının da kişinin fiziki ve ruhi tahlilini yapabilmek deyim yerindeyse kelimelerle insan tablosu çizmek yetilerini barındırması gerekir. Yazar, zaten gözlem yeteneği kuvvetli olan kişidir. Fakat portre yazarının özellikle insan tahlili konusunda iyi olması, detayları daha iyi görmek meselesinde çok titiz davranması gerekir. Çünkü portrelerde anlatılan kişi hem fiziksel hem de ruhsal açıdan ana çizgileriyle okurun zihninde şekillenecek kadar anlatılmalıdır. Ne çok fazla ne çok az.

Türk Edebiyatında Cumhuriyetten sonra yavaş yavaş yazılmaya başlanan bu türde kalem oynatan çok az isim var. Bunlardan biri de Fahri Tuna. Hece yayınlarından çıkan yeni kitabı "Kırklanmış Portreler" artık portrenin müstakil bir tür olarak kabulünün de ispatı gibidir.

"Kırklanmış Portreler" Fahri Tuna'nın kırk yaşını aşmış yazarları anlattığı bir eser. Yazar farklı dergilerde yazdığı kırk beş portreyi bu eserde derlemiş. "Kırklanmış Portreler" deki yazılar alfabetik sıraya göre düzenlenmiş. Abdullah Harmancı ile başlayıp Zeynep Sati Yalçın ile sonlandırmış Fahri Tuna kitabını.

Roman ve hikâye kitaplarının incelemelerini yazarken karakterler, üslup, olay örgüsü gibi pek çok açıdan eserleri didik didik eden biri olarak bir portre kitabının nasıl incelenmesi gerektiğini bilemedim. Fahri Tuna'nın portre atölyesinden yetişmiş ve ucundan kıyısından portre yazmaya başlamış olmanın güvenine yaslanarak evvela eserde yazarı farklı kılan üslup özelliklerini anlatmak sonra da kimlerden neden bahsettiğine değinmenin doğru olduğuna karar verdim. Bu bağlamda "Kırklanmış Portreler"i iki başlıkla incelemek istiyorum.

"Kırklanmış Portreler"de Üslup

Edebiyat hatta daha geniş manasıyla sanat insanı özgürleştirir deriz. Yazarın üslubu aslında onun oyun sahasıdır bana kalırsa. Dili istediği gibi işlerken edebiyatın sahasında top sektiren yazar, kendi özgünlüğünü de burada gösterir. Türk Edebiyatında portre alanında zaten bir avuç yazardan söz edilirken bu türe dair sınırları belirlenmiş bir çerçeve yok malumunuz. Fakat Fahri Tuna'nın üslubunu diğer portre ve biyografi yazarlarıyla mukayese ederek onun top sektirme biçimini de görmüş oluruz kanısındayım.

"Kırklanmış Portreler"de Fahri Tuna'nın diğer eserlerinde de gördüğümüz belirgin birkaç üslup özelliğinden söz edilebilir. Onda ilk dikkat çeken Türkçeyi oldukça yalın haliyle kullanmasıdır. Çetrefilli, ağdalı, dolambaçlı anlatımı sevmez Fahri Tuna. Anlatımı net, açık ve dosdoğrudur. Duruluk "Kırklanmış Portreler"de hemen okuru etkiler. Kitabı aldığınızda hangi portreyi okumak isterseniz isteyin giriş cümlelerindeki hemen okuru davet eden samimi havayı yakalarsınız.

"Bir çocuk doğmuş Konya'da. Tak! Tak! Tak!" (Abdullah Harmancı portresinin girişi)

"Türkiye şairi. Türk hikâyecisi. Türkiye edebiyatçısı."( Bahtiyar Aslan portresinin girişi)

"Hecenin prensesi. Kırım Türk şiirinin ecesi."(Ehmine Usein portresinin girişi)

" Adanalı Karacaoğlan. Garacaoğlan'ımız."(Mehmet Aycı portresinin girişi)

Fahri Tuna gençlerle olan atölye çalışmalarında sıklıkla onlara dile sahip çıkmalarını nasihat eder. Türkçenin güzelliğini fark etmeleri için şiirlerden, atasözlerinden, türkülerden örnekler verir. Dile, edebiyata gönül vermiş biri olarak Tuna kendi eserlerinde de gençlere bahsettiği temiz Türkçe örnekleri sunar.

"Kırklanmış Portreler"de bozuk cümlelere, anlatım yanlışlarına rastlanmaz. Fakat onun bu dil hassasiyeti dil ile oynamasına mani değildir. Kelimeleri evirir çevirir, alt üst eder; bazen yeni kelimler uydurur bazen bilinen kelimelere başka manalar yükler. Özellikle şiirsel bir etki oluşturmak için bu oyunu sıklıkla yapar. Tekrarlara, üçlemelere, alt alta basamak düzeler gibi basamak satırlara portrelerinde çokça rastlanır.

" Vefalıdır. Vefa adamıdır. Vefacandır. Yükseliştir. Yükselişlidir. Yükseliştedir daime."(s.15)

"Görünmeyen dağdır o. Vadno kadar eski, Vadno kadar sağlam, Vadno kadar güçlü."(s.94)

Fahri Tuna, eserinde sanatçıları anlatırken ciddi, ağır başlı ve uzaktan bakan mesafeli bir tavır sergilemez. Zaten genellikle yazdığı kişileri az çok tanır. Onları gözlemler, onlarla anılar biriktirir. Hepsini heybesine aldıktan sonra bir karikatür çizer okura. Bu portrelere kendi anılarını da fikirlerini de ekler. Aman okur ne düşünür diye kaygılanmaz. Samimidir. O anlatır gördüğünü. Okuyan da alsın nasibini der. Mesela Profesör Muharrem Dayanç'ı anlatırken edebiyatta her şeyi ben bilirim edasındaki akademisyenleri sevmediğini açıkça ifade eden Fahri Tuna, hemen sonrasında"Ben Muharrem Dayanç'ı sevdim, yalanım yok. Sevdirdi kendini."(s.126) diyerek samimi bir itirafı okuruyla paylaşır.

"Kırklanmış Portreler" bir dost meclisinde biri karşınıza geçmiş size yakın arkadaşlarından bahsediyor hissiyle okutuyor kendini. Ne anlatılan kişileri ne de yazarı uzak bulmuyorsunuz kendinize.

Fahri Tuna Kimlerden, Niçin Bahsetmiş?

Kitaphaber dergisinin ilk sayısında Fahri Tuna'nın portresini " portrecinin portresi" olarak yazmıştım. O yazımda tüm eserlerini incelemiş ve onun portrelerini yazdığı kişileri anlatmıştım. Bu manada "Kırklanmış Portreler"; Akşamın Karanlığında Portreler, Yaşa'yan Portreler ve Kırk Güzel İnsan eserlerinden biraz farklı. Diğer kitaplarında farklı mesleklerden farklı yaşlardan her türlü insana yer vermişti yazarımız. Okura genellikle ülkemizdeki insan manzaralarını sunmuştu. Oyuncudan, esnafa, yazardan, valiye pek çok kişiyi öne çıkan özellikleriyle okura tanıtmıştı. Fakat "Kırklanmış Portreler"de Fahri Tuna sadece kırk yaşını aşan yazar ve şairlere yer vermesi daha çok onların eserleri, üslupları ve edebiyata kattıkları üzerinden portrelerini oluşturması bakımından diğer portrelerden ayrı bir noktada denebilir.

Kitapta seçtiği yazarlar onun okuduğu, beğendiği, tanıdığı kişilerden oluşuyor. Bu bakımdan eseri okumak Fahri Tuna'nın kitaplığını karıştırmak gibi. Anlattığı kişileri gerçekçi bir tavırla, olaylardan, eserlerinden örneklerle değerlendirmiş; övgüsünün de yergisinin de ayarı yılların kalemi olan Tuna'nın tecrübesinden ötürü tam kararındadır.

Sonuç

Portre yazmak yazar için meşakkatli bir yol olsa da yazdıklarının tarihe kaynaklık etmesi, sanatçıların kıymetlerinin açığa çıkmasına vesile olması, geleceğe dair kayıt niteliği taşıması bakımından mühimdir. Fahri Tuna da bu mühim işi sırtlanan nadir kişilerden. Onun eserleriyle daha yakından tanıdığımız, farklı yönlerini de gördüğümüz pek çok isim var edebiyatımızda. Bu bakımdan yeni portrelerini okumayı, yeni isimleri bir de onun kaleminden tanımayı diliyoruz.

Kırklanmış Portreler

Fahri Tuna

Hece Yayınları

Ankara, Kasım 2022

190 sayfa


Yazar: Tuba YAVUZ - Yayın Tarihi: 20.03.2023 09:00 - Güncelleme Tarihi: 22.02.2023 16:28
824

Tuba YAVUZ Hakkında

Tuba YAVUZ

1982 yılında Erzincan’da doğdu. Gazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olduktan sonra Ankara’da çeşitli kurumlarda çalıştı. 2008’den bu yana Edirne’de Milli Eğitimde öğretmen olarak görev yapmakta. İki çocuk annesi.

Türk Edebiyatı, Hece Öykü, Ihlamur, Balkan Türküsü, Poyraz gibi çeşitli dergilerde öyküleri yayımlandı.

2014’te “Sitare” öykü kitabı çıktı. (meserret yayınları)

Tuba YAVUZ ismine kayıtlı 49 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 1 kitap bulunmaktadır.

Twitter Instagram