Kırmızı Arabanın Hayaleti Üzerine Bir Değerlendirme, Çocuk, A. Erkan AKAY

Kırmızı Arabanın Hayaleti Üzerine Bir Değerlendirme yazısını ve A. Erkan AKAY yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsini

Kırmızı Arabanın Hayaleti Üzerine Bir Değerlendirme

01.09.2022 09:00 - A. Erkan AKAY
Kırmızı Arabanın Hayaleti Üzerine Bir Değerlendirme

Aytül Akal'ın diliyle ilgili zihnime apaçık düşen ilk tanım; "doğal." Yazarın hikâyesini, az önce izlediği ve çok etkilendiği filmi anlatan bir çocuğu dinliyormuşum gibi okuyorum. Kahramanlarının duygu iniş çıkışlarında verdiği tepkileri ağdalandırmadan, baskılamadan, hayatımızda olduğu gibi, cesurca yansıtıyor. Dilin imkânlarını zorlamadığı gibi yeri geldiğinde girift cümlelerden kaçınma gereği de duymuyor. Genç okuru küçümsemeyen, onun kapasitesini zorlayan bu tavrı seviyorum çünkü her konuda olduğu gibi okurlukta da gelişim ancak zorlanmayla mümkün.

İnsanın hırsıyla mücadelesini anlatan "Kırmızı Arabanın Hayaleti" masalsı bir gerilim romanı. Elbette gerilimin dozu yazarın kitlesine, ama kitlenin en üst yaş grubuna hitap edecek düzeyde. 12+ diyelim de netleşsin. Hikâye, kahramanları değişen ancak aynı kurguyu tekrar eden bölümlere ayrılmış. Öykü türüne de yakınsayan imgelerle gerçeküstülüğe iyice yaslanıyor. Her bir bölüm iyilik-çıkarcılık ikilemini yaşayan ruhların seçimlerini ve bu seçimlerinin sonuçlarını anlatıyor. Bölümlerde tekrarlanan döngü, garip ve bir o kadar da cazip bir iş ilanı ile başlıyor. Verilen görevi kısa sürede tamamlayanların, bu görev sırasında kullanacakları kırmızı üstü açık arabaya ve daha fazlasına sahip olacaklarını belirten bu ilana başvuran ana karakterimize, ihtiyacı olanlara dağıtılmak üzere bazı emanetler veriliyor ve dağıtım da bazı anlaşılmaz şartlara bağlanıyor. Ancak emanetlerin cazibesine kapılan genç, sahip olma hırsına yeniliyor ve nihai amacına hiçbir zaman ulaşamıyor. Yazar bu tekrarlı bölümlerde, iyiliğe samimiyetle yönelmekle görev icabı yönelmek arasındaki farkı belirginleştirmeye, asıl iyinin kim olduğunu idrak ettirmeye çalışıyor. İyilik yapmak üzere yola çıkan insanın bile asıl derdinin iyilik olmayabileceği gerçeğini okuruna hatırlatıyor, ona kendi iyilik hisleriyle ilgili bir muhasebe kapısı açıyor, samimiyetini sorgulatıyor.

Kahramanların kendi çıkarlarını önceleyen yanlış seçimleri ellerindeki gücü kaybetmelerine, büyünün bozulmasına sebep oluyor ve ruhlarının hapsoluşunu somutlaştıran çarpıcı bölüm sonlarını getiriyor. Metnin gövdesinde iki farklı erkek ve iki farklı kız karakterin aynı sınavdan geçişlerini anlatan dört bölüm var. Birinci bölüm giriş, altıncı bölüm ise çözülme ve toparlanma niteliğinde. Bölümler ilerledikçe kahramanlarımız kendilerine koşulan şartları bir kenara bırakmaya başlıyorlar, emanetlere hıyanet etmeyi kendilerince meşrulaştırıyor, hatta meşrulaştırma yöntemlerini çeşitlendiriyorlar. Ellerindeki değerli emanetleri ihtiyacı olanlara teslim edip son model üstü açık kırmızı bir spor arabaya sahip olmaktansa bu işi onlara vereni ortadan kaldırıp her şeye sahip olmayı, ya da yol arkadaşlarına ihanet edip hazineye tek başına sahip olmayı düşünecek hâle geliyorlar. Tabii ki hak edilmemiş kazançları ellerinde tutamayacaklarından habersizler. Nasreddin Hoca'nın kazan hikâyesindeki gibi küçük kazanca hemen inanıp büyük kaybı inkâr eden, yani her halükârda kendine yontan egoyu yazarın sık sık sorduğu bir soruda buluyoruz; "masallara inanır mısın?". Kahramanlarımız masallara inanmıyor ama kendilerine sunulan akıl almaz vaatlerin peşinde koşarken masalı dahi yırtıp içinden geçecek bir gerçeküstülüğe inanıyorlar. Bunun adına insanlık tarihinin ilk anından bu yana hırs diyoruz.

İş ilanlarını veren, işe başvuran muhatabına göre her bölümde yeni bir kimliğe bürünen yazar hayaleti, hem hikâyelerin kahramanlarını hem de okuru serüven boyunca gerçekle-rüya arasındaki bir çıkmazın içinde tutuyor. Kahramanların sorumsuzluğu, niyetlerinde sabit duramayışları, önlerine çıkan iyilik fırsatlarını sanki görevleri bu değilmiş gibi her seferinde har vurup harman savurmaları zaman zaman sinir bozucu bir hâl alıyor ve belki de yazarın bu oyunu sizinle bile isteye oynadığını fark ettiğinizde hissettiğiniz gerilim bu romanı gerilim romanı yapıyor. Mustafa Delioğlu'nun bölüm başlarına ve sonlarına serpiştirilmiş, masalsılığı şüphe götürmeyen ama biraz da ürkütücü bulduğum çizimleri bu kitabın tarzına uymuş, gerilimine omuz vermiş.

Yazar kapanışı yaparken kitabında dört kez tekrarladığı tecrübeyi okurunun ömrü boyunca defalarca yaşayacağına dair bir mesaj veriyor. O tekinsiz bahçenin içerisindeki tekinsiz boş evin ortasında tek başına duran kitaba dikkat çekiyor ve evin hayaletine "İnsanlar hırslarına yenilmeyi sürdürdüğü ve hayaletler de kılıktan kılığa girebildiği sürece yeni kitaplar olur." dedirtiyor. Anadolu'da görmüş geçirmiş insanların kullandığı bir söz vardır; "sahtekâr ile tamahkâr kolay buluşur" derler. Aslında hayatta da her şey o ilanla başlar. İnsan nerede kolay bir kazanç görse onun büyüsüne kapılır. Hele ki bu kolay kazanç bir de haddinden büyükse, aklın hemen reddetmesi gereken teklif nefse iyice cazip hâle gelir ve hırslı insanı tuzağa düşürüverir. Bugünlerde insanların bu gözleri kör eden hırsları kullanılarak dolandırıldıklarına ne kadar sık şahit oluyoruz. Her gün benzer olayların haberlerini izliyor, benzer birçok sahtekârlık girişimine maruz kalıyoruz. Bunlara karşı almamız gereken teknik önlemlerden önce zihin ayarlarımızı kanaat, sebat, izan üçayağına oturtmamız gerekiyor. Yanına bir de sadakat bonusunu eklediğimizde zırhımızı kuşanmış oluyoruz.

Fuarlarda "gerilim, korku, heyecan" diye dört dönüp kitap arayan genç kardeşlere önerebileceğim bir kitabı daha not almış oldum. Vampirler, zombiler, abidik gubidik karakterler ithal etmeden de bu tür kapsamında metinler yazılabiliyor olduğunu göreceksiniz. Dizgi, düzelti, düzenleme, baskı sorunsuz. Kitabın toplamda 30.000 okura ulaşmasına az kalmış.

Aytül Akal

Kırmızı Arabanın Hayaleti

Çiz.: Mustafa Delioğlu

TUDEM Yayınları

11. Baskı Aralık 2020

208 Sayfa


Yazar: A. Erkan AKAY - Yayın Tarihi: 01.09.2022 09:00 - Güncelleme Tarihi: 31.08.2022 17:40
772
Yorumlar
  • Aytül Akal 2022.09.01 11:36

    Doğru okuma ve derinlikli algı için çok teşekkür ederim. Aytül Akal

  • Betül Ulukut 2022.09.01 14:26

    Çok güzel ve yerinde bir yorum olmuş. Yazanın da yorumlayanın da eline yüreğine sağlık. Seçilen konunun günümüze ne kadar uyduğu da ayrı bir isabet. Belki de tarih boyunca geçerli olmuş iyilik/ hırs/ kolay kazanç çatışması

A. Erkan AKAY Hakkında

A. Erkan AKAY

1981 İstanbul doğumludur. İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği bölümünden mezun olmuştur. 2008 yılından bu yana Konya'da yaşamaktadır. İki evlat babası, iki evlat amcası, ikisinin de eniştesidir.

Spora, edebiyata ve küçükleri eğlemeye ilgisi çocukluğundan beri devam etmektedir. 2012-2020 yılları arasında Bilgin Atıcılık Spor Kulübü Kurucu Yönetim Kurulu Üyeliği, 2015-2020 yılları arasında Türkiye Atıcılık Federasyonu Teknik Kurul Başkanlığı, 2017-2020 yılları arasında Türkiye Olimpiyatlara Hazırlık Merkezleri Atıcılık Komisyonu Üyeliği ve İl Branş Sorumluluğu görevlerini yürüterek ulusal ve uluslararası düzeyde başarıya ulaşmış birçok sporcunun yetişmesine katkıda bulunmuştur. Destek AFAD gönüllüsüdür.

2017 yılında, kardeşinin bir hayali olan “Hayallerin Karın Doyursun” isimli kitaba katkılarından sonra, hep arzuladığı çocuk kitapları yazımının önü açılmıştır. Yayımlanmış 14 kitabı bulunmaktadır. Edebistan, Eğitim Her Yerde, Dilhane, Masal Dergisi gibi çeşitli sanal dergilerde, Hece ve MEB Özel Eğitim Çocuk Dergisi gibi matbu dergilerde deneme, makale ve şiirleri yayımlanmıştır.

Farkındadır ki her yazılan okunmaz ama okunanlar da ancak yazılanlardır. Yaşadıkça anlamını kaybeden sonsuz sözler arasından zarurî olanlara tutunuyor.

Dualarınızı bekler.

A. Erkan AKAY ismine kayıtlı 148 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 10 kitap bulunmaktadır.

Twitter Facebook Instagram mastodon/Threads LinkedIn YouTube Kişisel Kitap Satış Sitesi Kitapyurdu.com