Kısa Bir Yaşamdan Kısa Öyküler, Edebiyat, Resul BULAMA

Kısa Bir Yaşamdan Kısa Öyküler yazısını ve Resul BULAMA yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Kısa Bir Yaşamdan Kısa Öyküler

07.08.2023 09:00 - Resul BULAMA
Kısa Bir Yaşamdan Kısa Öyküler

Ordu yürüyüş kararı sayılacak sayyy! "Fischer! Sol iki üç dört ah bir şu açlık bu rezil açlık hep bu rezil sol iki üç dört sol iki sol iki sol iki…" (Borchert, 2022, s. 173)

Lütfen ayaklarımızı aynı anda yere vurmaya dikkat edelim. Ayaklar sakın karışmasın. Belli bir tempo ve ritim yakalamaya çalışalım. En önemlisi ritim. Ayaklar yere vurduğunda gelen ses, komutlar ve marş hep bunun için. Komutan çök dediğinde çökelim, kalk deyince kalkalım. Komut verenin üzerinde üniforma var çünkü. İlk bakışta mantıksız görünse de aldırmayın buna, üniforma birçok şeyi haklı gösterir! Örneğin üniforma giymeyenlerin adam öldürmesi yasaktır. Elbise giydikten sonra bir zorunluluktur bu. Önemli olan fiil veya haklılık değil, toplumun gereklilik konusunda ikna olmasıdır!

Ölüm, idam, esir kampı gibi hayata dair bazı detaylar kabullenildikten sonra insan hızla olgunlaşır ve geniş bir bakış açısı kazanır. O zamana kadar önemli olduğu sanılanlar önemsiz, önemsiz sanılanlar da ölüm-kalım meselesi olur. Bir karahindiba için ölümü göze alır. Sapsarı otların arasında renkli ve canlı bir şey arayan mahkûm için az şey değildir karahindiba. Yazarımızın bütün öykülerinde bu hayatiyet ve göreceli bakış açısı bize ölümden öte ve ölümden beri mesajlar bırakır. Kısa bir yaşamdan derin izler.

Bir çocuk ölmüş kardeşini fareler yemesin diye mezarında nöbet tutar mı? Geceleri de beklemesi gerekir mi bir talihsizin başında bir talihsizin! Yoksa fareler uyur mu geceleyin! Borchert'in kahramanı böyle avutur dokuz yaşındaki çocuğu. Uyuyorsa iyi… Her okuduğunuzda yeni okuyormuş gibi sizi etkileyecek, kalıcı iz bırakacak bu öykü aynı zamanda kitaba adını vermiş. Sadece bu öyküyü okumak bile Borchert ve onun çarpıcı dünyasını anlamak için ipucu verecektir.

57 kişiden bir kişi sağ kalırsa o kişi kalmış olur mu? Ölüm bütün bir ölüm müdür? Yoksa azar azar bir parçası ölür mü insanın? Toprağa gömülmüş olması şart mıdır bunun için. 57 asker, 57 yaşam, 57 anne. Geride kalan Teğmen Fischer sadece. Yaş 25. Ölememiş haliyle yürümeye devam eder, "Uzun Uzun Yollar Uzunluğunca"

Birinci öyküde oldu ne olduysa. Karahindiba'yı okuyunca oldu. Bir mahkûmun onu gördüğünü gördüm. Sıradan insanların görmeden geçeceği küçük bir ayrıntı için bir mahkûmun hayatını ortaya koyabileceğini gördüm. Ne kadar görmüşüm, tekrar etmişim aynı kelimeleri. Borchert'i okuduktan sonra oldu. Karahindiba'yı okuduktan sonra. İşte o zaman gördüm.

Edebi bir eserde ritim ve tekrar aynı şey değil. Ritim uzun zamandır peşinde olduğum bir konu ama bir cümle içinde veya yakınında tekrar eden kelimeler rahatsız eder çoğu zaman. Her zaman değil, çoğu zaman. Fakat Borchert ısrarla üzerine gidip üslup haline getirmiş bunu. Kekeler gibi aynı sözcükler tekrar tekrar karşıma gelirken o zaman gördüm. Ve bunu sevdim. Borhert dediğimizde ilk aklımıza gelecek kelime lietmotiftir. Bu kavramı Hakan Sazyek şöyle açıklıyor. "Kurmaca içerikte düzenli ya da düzensiz aralıklarla yinelenen davranış, söz öbeği, nesne gibi öğeler için kullanılan terimdir." (Sazyek, 2021, s. 217) Leitmotif kullanarak ritim yakalamak için farklı araçlardan yararlanabilir yazar. Tanpınar veya Proust örneğindeki müzikal araçlar olabileceği gibi tekrar eden söz, davranış, resim hatta bir boşluk bile olabilir. Ama sadece bir şeyin tekrar etmesi ona edebi bir değer kazandırmaz. Metindeki ana fikre hizmet etmiyorsa gürültü olarak kalmaya mahkumdur. Bu sınırı şöyle çizer Necip Tosun, "Burada önemli olan rastgele yinelemeler, öne çıkan vurgular değil; bütün bunların, anlatılmakta olan öykünün ana temasını simgeleyen davranış, deyim ve görüntüler olmasıdır." (Tosun, 2023, s. 145) Borhert'in kullandığından çok daha azıyla bile gürültü haline gelebilecek olan tekrarlar Ama Fareler Uyurlar Geceleyin'de lezzetli bir anlatıma dönmüştür. Acının lezzeti varsa.

Geceleyin, fare, devcileyin, toprak, tüfek, asker, teğmen, üniforma farklı öykülerde hep çıkar okurun karşısına. Hepsi aynı acıdan beslenir. Acıdan bol ne var dünyada, mesele anlatmakta. Bir üslup gerek bunun için. En derine inerken hafife almak onu. İnsan yaşarken sürekli olan şeylere karşı nasıl sıradan bakıyorsa öyle bakmak ölüme. Hep ölüm, ölme, büsbütün ölememe, ölenlerle tek taraflı konuşma. Cephede geçen kısa bir yaşam ve kızlara özlem. Acıyı mizahla yoğurmak, çelişkiyi ve insanın acziyetini sermek gözler önüne. Yine göz dedim, o da görmeyle ilgili! Karahindiba'dan oldu bu.

Acıyı nasıl anlatır yazar bize. Ölümü ve hayatın ne kadar ucuz olduğunu. Dramatize etmez, acının büyüklüğünü onu hafife alarak vurgular. Sesini yükseltmese de biz okur olarak hissederiz ne kadar yıkılmış olduğunu. İki adam ve üç bacaktan bahseder bize, unutmayalım diye sık sık hatırlatır. Bacağının biri yoktu demez doğrudan. Sayı saymayı bildiğimizi farz eder. Ölüler saymayı bilmez sadece. "Şimdi kıvrılmış yatıyorsun burada, üçe kadar sayamazmış gibi. Ve sayamazsın da. Üçe kadar bile sayamazsın." (S.101) Kendisi denemiştir bunu, cevap gelmez ölüden. Denemeyi gözümüzün önüne getirdiğimiz zaman anlarız ölümün ne olduğunu. Başka bir öyküde bir vagonun üzerindeki yazıyı okuruz. "6 beygir ya da 40 adam." Hepsi bu. Aslında vagonun taşıma kapasitesi bu kadar diyebilirsiniz. Demeyin. Bugünlerde çok kullanılan bir kelime var ya dilimize pelesenk ettiğimiz, "değer". İstiap haddi ve sayıyla baktığımız zaman anlarız ne kadar yer tuttuğunu. İnsan hayatının kapladığı alanla ölçüldüğü yerde başka afili sözlere gerek yoktur. Yazar söyleyeceğini söylemiş ve çıkmıştır. Bu kadar kâfi!

Şimdi asıl önemli noktaya gelmek isterim. Yazar bütün bunları 24-26 yaş aralığında yazmış. Demek ki acı sadece insanı değil edebi yönü de çok hızlı olgunlaştırıyor. 26 yaştan sonrası toprak. Yazarın en sık kullandığı sembollerden biri. İnsanın az da yaşasa çok da yaşasa toprak olacağı. "Toprak aynıydı çünkü. Hep aynı toprak." (S.240) Borchert'in yaşam öyküsüne baktığımızda (ki bu kısa bir öyküdür. Kısa öykü kadar vurucu, yalın, çarpıcı…) 21 yaşında Rus cephesinde ağır yaralandığını, yazmış olduğu mektuplardan dolayı hakkında idam hükmü verilip gençliği göz önüne alınarak bağışlanıp tekrar cepheye gönderildiğini görüyoruz. Cephe, hapishane ve hastalıklarla geçen kısa bir yaşam. Kısa bir öykü gibi.

Ama Fareler Uyurlar Geceleyin, üç başlık altında 54 kısa öykü ve eserin sonundaki manifestodan oluşmaktadır. Manifesto daha çok savaş karşıtlığı ve anlamsızlığı üzerine bir reddiye gibidir. "Çıkarın miğferleri başınızdan, çıkarın miğferleri başınızdan. Savaşı kaybettik," (S.294) der. Ben gidiyorum, benden sonra savaşmayın. Hepimiz aynı topraktan geldik, yine toprak olacağız. Solucanlar gezecek üzerimizde, buna değmez, demek ister okurlarına. Bunu kendine has üslubuyla 54 öyküde anlatır. Hep kısadır öyküler, yaşamı gibi.

Öykülerde semboller ve anlatım dili hep birbirine yakındı. Hangisinin daha çarpıcı olduğunu seçerken zorlandım. Tavsiye olması açısından en beğendiklerimi sıralamam gerekirse;

Ama Fareler Uyurlar Geceleyin

Kargalar Akşam Yuvalarına Uçar

Dört Asker

Ching Ling, Sinek Hanımefendi

Pencerelerin Ardında Noel

Karahindiba'yı söylemiyorum. Daha fazla tekrara düşmek istemem.

Bu öykü kitabının hemen ardından yazarın Kapıların Dışında adlı tiyatro eserini de okudum. Bu eserde de Beckmann karakterinin yazarı ve onun yaşama, savaşa bakışını anlattığını söyleyebiliriz, tıpkı öykülerinde olduğu gibi. Orada da tekrarlar hep ön plandaydı. Tekrarın bir üslup haline dönüşü ve rahatsız etmemesi okurken. "Ben Teğmen Fischer. Yaşım 25." (S.184) Adı Fischer da olsa, Beckmann da olsa her şeyi görmüştür artık. İsmet Özel'in "Ben yaşarken oldu her şey," dediği gibi. Kısa yaşam, kısa öykü. Ritim tamamlanmış, karahindiba toprağa dönmüştür. Bu arada fareler uyumaz geceleyin, çocukları avutmak için söylüyorlar bunu. Biz yine de bilelim ve susalım. "Çünkü başka her şey savaş karşısında gevezeliktir sadece." (S.168)

Kaynakça

Borchert, W. (2022). Ama Fareler Uyurlar Geceleyin. YKY.

Sazyek, H. (2021). Roman Terimleri Sözlüğü. Hece Yayınları.

Tosun, N. (2023). Öykü Terimleri Sözlüğü. Ketebe Yayınları.


Yazar: Resul BULAMA - Yayın Tarihi: 07.08.2023 09:00 - Güncelleme Tarihi: 03.08.2023 12:10
536

Resul BULAMA Hakkında

Resul BULAMA

1974 yılında Sakarya’da dünyaya geldi. Marmara Üniversitesi İnsan Kaynakları Yönetiminde yüksek lisans yaptı. Kamu sektöründen emekli. Öykü ve kitap incelemesi ile meşgul.

Her okurun kitaptan alacağı ve aktaracağı mesajın bir zenginlik olduğuna ve bu yorumun kağıda döküldüğünde okumanın tamamlandığına inanıyor. 

Resul BULAMA ismine kayıtlı 22 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 1 kitap bulunmaktadır.

Twitter Instagram Kişisel Kitapyurdu.com