Kore Sineması: Dogani: Amerika’ya Düşen Atom Bombası v, Sinema, Şerife Saliha BOZOKLU

Kore Sineması: Dogani: Amerika’ya Düşen Atom Bombası ve Sonrası yazısını ve Şerife Saliha BOZOKLU yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr s

Kore Sineması: Dogani: Amerika’ya Düşen Atom Bombası ve Sonrası

11.06.2024 09:00 - Şerife Saliha BOZOKLU
Kore Sineması: Dogani: Amerika’ya Düşen Atom Bombası ve Sonrası
"Hiç kuşkunuz olmasın. Topyekûn bir savaşın ortasındayız.
Bu ideolojik bir savaş. Toplumsal bir savaş.
Manevi bir savaş. Bu; etik, ahlak ve cinsiyet savaşı.
Bu, yok sayamayacağımız bir savaş."

"1960'lı yıllarda gerçekleşen cinsel devrim Kinsey'in yıktığı değerlerin ardından gerçekleşebilmiştir. Kinsey'in Raporu, bir bakıma hafriyat makineleri gibi çalışmış, yıkılan değerlerden boşalan zemine yeniden kurgulanan cinsiyet ve cinsellik algısı inşa edilmiştir. Amerikan gazeteleri araştırmanın haberini 'Amerika'ya atom bombası düştü!' diye vermişlerdir."

Mücahit Gültekin'in Algı Yönetimi ve Manipülasyon isimli kıymetli çalışmasında yer alan bu pasajda 'atom bombası' olarak nitelenen Kinsey Raporu sadece düştüğü ülkeyi kasıp kavurmakla kalmayıp tüm dünyayı, köklü bir değişime uğratacak etki yaratarak, topyekûn bir savaşa sürüklemiştir. İnsan fıtratına, hakikatine karşı başlatılan bu savaşın bir an önce durdurulması gerektiğinin önemi ortadadır. Ancak ne yazık ki savaşın sona ermesi bir yana açtıkları bu savaşta yürüttükleri lobicilik faaliyetleri ile her geçen gün cephelerini genişleten LGBT aktivistleri saldırganca tutumlarını şiddetlendirerek seslerini daha yüksek bir şekilde çıkarır olmuşlardır.

Bütün kirli işlerini yaparken kullanmak için biçilmiş kaftana dönüşen, özgürlük kavramını kalkan olarak kullandıkları savaşta çocukları da hedef almaktan geri durmamaktadırlar. Öyle ki onların zaten transseksüel olarak doğduğunu, henüz anaokulu çağındaki bir çocuğun cinsiyetine kendisinin karar verme özgürlüğünün bulunduğunu ve aynı zamanda cinselliğin "yaşla sınırlı olmadığı"nı belirten bu rapora dayanıp pedofiliyi normalleştirerek sapkın zihniyetlerine zemin hazırlamaktadırlar. Hukuk cephesinde üstünlüğü ele geçirmeleri ile de şimdiden elimizi kolumuzu bağlamaya başlamış durumdalar.

Bu kadar cüretkâr tavırlar sergileyebilmelerinin en önemli sebeplerinden biri ise karşı cephenin yapabileceklerinin bir etkisi olmayacağını düşünerek gömülmeyi tercih ettiği 'sessizlik'. Peki, gerçekten öyle mi? Gong Ji-young'un The Crucible adlı romanından uyarlanan ve maalesef ki gerçek bir olaya dayanan Hwang Dong-hyuk'un yönettiği, 2011 yılında vizyona giren, girdiği gibi de büyük ses getiren Dogani (Silenced/Sessizlik) filmi ve sonrasında yaşanan gelişmeler öyle olmadığının en çarpıcı örneklerinden sadece biri. İsterseniz buyurun filmimize kısa bir bakış atalım; ancak baştan uyarayım film hakikatin tokadını yüzünüze en ağır şekilde çarpacak.

"Sessizlik"i Bozan Bir Çığlık

"Bu film, 2005'te bir işitme engelliler okulunda yaşanmış gerçek olaylara dayanmaktadır." bilgilendirmesinin ardından film eş zamanlı gerçekleşen iki ayrı olayla karşılar izleyenlerini. Birisi küçük çaplı bir trafik kazası iken diğeri küçük bir çocuğun kendini trenin önüne atarak yaşamına son vermesidir. Kazayı geçiren kişi, Mujin'de yer alan sağır ve dilsiz çocuklara eğitim veren Ja Ae Akademisi'ne resim öğretmeni olarak atanan Kang In-Ho' dan (Gong Yoo) başkası değildir. Kaza sebebiyle tevafuken tanıştığı ve İnsan Hakları Merkezi'nde çalışan Seo Yo-Jin'den (Jung Yoo-mi) kendini okula götürmesi için ricada bulunur. Elbette ki o an ikisi de tekrar karşılaşacaklarından habersizdirler!

Kang okula gelir gelmez müdürün ve onun ikizi olan idare amirinin ondan yardım fonu adı altında rüşvet istemelerine ne diyeceğini bilemezken öğrencilerin ellerinde yüzlerinde bulunan morluklar ve içinde bulundukları tuhaf halleri de ayrıca dikkatini çeker. Yurt müdiresinin Yeon Doo isimli öğrencinin başını çamaşır makinesine sokmak suretiyle işkence ettiğini gören Kang çocuğu hemen hastaneye götürdüğünde de hastanede ona yardım etmesi için aradığı Seo ile birlikte okulda neler döndüğünü tek tek öğrenmeye başlarlar.

Ruhunu şeytana satmış kimselerin cirit attığı bu okulda küçücük çocuklar yıllardır müdür, idare amiri ve öğretmenler tarafından cinsel taciz ve saldırıya maruz kalmaktadır. Filmin en başında kendini trenin önüne atarak can veren o küçük çocuğun da sebebi onlardır. Tüm bu kan dondurucu gerçekler karşısında şoka giren Kang ve Seo suçluların hak ettikleri cezaları almaları için hemen harekete geçerler. Ancak bu süreçte yaşadıkları da ayrı bir şoka sebep olacaktır; zira polis de milli eğitim ve belediyedekiler de onları hiç umursamaz.

Bütün delilleri toplayarak kendi imkanları ile mahkemeye çıktıklarında ise satın alınmış kimselerle birlikte atom bombasının etkilerine maruz kalacak; Kinsey Raporu'nun yaptığı tahribatın ardından açılan gedikleri doldurmak için yeniden şekillenen kanunlarla karşılaşan ikilinin elleri kolları iyice bağlanacaktır. Zira henüz 9 yaşında cinsel saldırıya uğramış bir çocuk için savunma avukatına "O yaşta bir çocuğun yetişkin bir erkekle ilişkiye girmesi mümkün mü? Mümkün olsa bile kızın rızası olmadan böyle bir şeyin olması mümkün değil!" deme fırsatını veren de rıza yaşı olarak kanunlarda belirtilen yaşı daha küçük yaşlara çeken de Amerika'da düşen bu bombanın dünya ülkelerinin, filmimiz özelinde ise Güney Kore'nin, özellikle hukuk sisteminde yarattığı tahribatın etkisinden başka bir şey değildir!

Nihayetinde çok az bir cezaya çarptırılan suçlular bu işten sıyrılır. Filmin başında canına kıyan küçük çocuğun abisi Min Soo bu karar sonucu mahvolur ve kendi adaletini kendisi sağlamaya kalkıştığında ise zaten karanlık olan dünya zifiri karanlığa döner bir anda…

Sonuç Ya Da Yeni Bir Başlangıç

"Sinema, her sanat dalı gibi hakikatin aynası olma ve insanlığa hakikatini anlatma görevini üstlenmesi gereken bir ifade şeklidir." der Uğur Cumaoğlu. Dogani de sinemanın bu misyonunu, en çarpıcı şekilde, yerine getiren bir yapım. Öyle ki gerçek olaylara dayandığını belirttiğimiz filmin meydana gelmesini sağlayan da 'sessizlik' e bürünen bir dünyada sesini duyurmak, hakikate ayna olmak için elindeki silahı olarak gördüğü sinemanın imkânlarına sarılan başrol oyuncusu Gong Yoo'nun ta kendisidir. Bir diğer ifade ile film bitti dediğimiz anda her şeyin yeniden başlamasına vesile olan kişidir!

O dönemin Devlet Başkanı "Lee Myung-bak'ın da aralarında bulunduğu 4,4 milyon" izleyici tarafından izlenen film ülkede büyük yankı bulur ve filmin etkisiyle çığ gibi büyüyen tepkiler neticesinde dava yeniden açılır. Aynı yıl, 2011, içerisinde okul kapatılırken bu suça karışmış herkes ağır cezalara çarptırılır. Daha da önemlisi baskı neticesinde, şahit olunan olaylara dayanarak bu bombanın sebep olduğu tahribattan en ağır biçimde etkilenen ülkelerden biri olarak nitelendirebileceğimiz, Güney Kore'nin çocuk istismarına yönelik, Kinsey Raporu'nun etkisiyle şekillenen yasaları yeniden şekillenir; işte bu hukuk cephesinde kazanılan, küçük de olsa, bir zaferdir!

Nihayetinde ise Gong Yoo başlattığı bu mücadelede amacına ulaşabilmiş; o küçük çocukların sesi olabilmiştir. Yine de bu kesin bir zafer anlamına gelmemektedir elbette ve ne Güney Kore ne de dünya bir anda gül bahçesine dönüşmedi maalesef. Ancak unutmamız gereken bir şey var ki o da kimsenin bize gül bahçesi vaat etmediği gerçeği… Bizler elimizden geleni yapmakla mükellefiz. Bu yaptıklarımızla dünyayı değiştiremeyeceğiz belki ama değiştiremesek bile boş bakışlarla her türlü felaketi seyretmek yerine mücadele etmiş olacağız ve filmin sonunda da denildiği gibi, "Mücadele etmemizin sebebi dünyayı değiştirmek değil, dünyanın bizi değiştirmesine izin vermemek." Basit gibi görülen ama üzerinde uzunca düşünülmesi gereken bir söz… İdrakine varabilenlerden olabilmek temennisiyle. Vesselam…

Sessizlik
Orijinal adı: Do-ga-ni
İngilizce adı: Silenced
Yönetmen: Hwang Dong-hyuk
Senarist: Ji-young Gong, Hwang Dong-hyuk
Oyuncular: Gong Yoo, Jung Yu-mi, Kim Hyeon-soo
Yapım Yılı: 2019
Süre: 125 dk
Not: Gerçek bir olaya dayanmakta olup 18+ olarak derecelendirilmiştir


Kaynakça

  • Brown, P. M. (2022). Önsöz. C. Doyle içinde, Psikoterapi Savaşı (D. Asarlı, Çev., s. 29,30). İstanbul: Ayık Kitap.
  • Cumaoğlu, U. (2021). Vertigo Etkisi. İstanbul: İzdiham Yayınları.
  • Gültekin, M. (2021). Algı Yönetimi ve Manipülasyon. İstanbul: Pınar Yayınları.
  • Sang-Hun, C. (2011, 10 17). The New York Times. 5 31, 2024 tarihinde The New York Times Web Sitesi: https://www.nytimes.com/2011/10/18/world/asia/film-underscores-koreans-growing-anger-over-sex-crimes.html adresinden alındı

Yazar: Şerife Saliha BOZOKLU - Yayın Tarihi: 11.06.2024 09:00 - Güncelleme Tarihi: 01.06.2024 01:19
135

Şerife Saliha BOZOKLU Hakkında

Şerife Saliha BOZOKLU

1994’te Kayseri’nin Yeşilhisar ilçesinde doğdu. Lise öğrenimini Yeşilhisar Anadolu Lisesi’nde gördü. 2017’de Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nden (İngilizce) mezun oldu. “Kendini Bil” sözünü kendine gaye edinmiş, bu uğurda ‘insan’ kalmak ve insan olarak son nefesini vermek üzere çaba harcayan, ‘insan’ denen meçhulün peşinde koşan, tek sığınağı kitaplar olan bir ademkızı…

Şerife Saliha BOZOKLU ismine kayıtlı 27 yazı bulunmaktadır.

Twitter