Körler Ülkesinde Görme Kusuru, Edebiyat, Resul BULAMA

Körler Ülkesinde Görme Kusuru yazısını ve Resul BULAMA yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Körler Ülkesinde Görme Kusuru

07.02.2024 09:00 - Resul BULAMA
Körler Ülkesinde Görme Kusuru

Görme ve görememe hakkında yazılmış kitaplara göz gezdiriyoruz. Türevleri üzerine yazılmış nicelerine değinmeden ilk bakışta aklımıza gelenler şunlar: Körlük, Körleşme, Ahlaki Körlük, Körlük ve İçgörü, Görmek, Görme Biçimleri, Körler Ülkesi…

Görmek neden bu kadar önemli insan için. Çevremizde olup biteni kavramak mı, görsel bir ihtiyaç mı? Bunun için nesneyle ilk irtibat kuran organımız göz, gören bir göz. Yeri gelmişken şunu ifade etmek isteriz, görmeyen biri için yıllardır kullanılan "Kör" tanımı nahoş bir ifade olarak durmaktadır artık. Bu ifadeyi doğru bulmuyoruz ve bu yazıda gerekli oldukça kullanacağımızın altını çizmek istiyoruz. Bir uzvun eksik oluşunun özür olarak kabul edildiği günleri hatırlatıyor. Günümüzde kullanımı yaygınlaşan engelli tanımı çok daha isabetli, insani ve hakkaniyetli bir tercihtir. Bununla birlikte göz, görmenin sadece birinci aşaması. Bundan daha önemlisi gözün gördüklerini ilettiği beyin var, eğer varsa… Hakaret kastıyla vurgulamadık bu endişeyi. Çünkü algı var, algı yönetimi var, geçmişin tecrübesi, kabulleri, önyargıları var. Bize dayatılanlar, saklananlar, reklamlar, gözümüze sokulanlar, görmezden gelinenler, çok göründüğü için kanıksananlar, orta yerde durduğu için ayağımıza çarptığında dikkatimizi çekmeyenler, üst rafta olduğundan boyumuzun yetmedikleri var. Var olsa da büyüklüğü abartılanlar, kendi kurduğu dünyaya inanlar, çevresinde kendine benzer insanlar olmasını isteyenler, bunun için mühendisliğe soyunanlar var. Hâl böyleyken gördüğünü iddia etmek ne büyük bir yanılgı.

Wells'in dünyasını anlayabilmemiz için kavramsal bir girizgâhtan sonra hikâyesine/distopyasına/ giriş yapalım. Bir ülke düşünelim, kimse görmüyor ve görmenin ne demek olduğunu da bilmiyor. Hatta bizim onları tanımladığımız kavramı da ilk defa duyuyorlar. "Kör de ne?" (S.33) Yazar bu ülkede herkesin görmeyi tamamen unutması için onbeş nesil vurgusunu özellikle yapıyor. Olur ya, nesilden nesile görmeye dair bir hatıra kalmasın. Okurlar da kabullensin bu durumu. Wells, bu geçişin yavaş olduğunun altını özellikle çizmektedir. "Aydınlıktan yarı karanlığa öyle yavaş geçmişlerdi ki, ne kaybettiklerinin hemen hiç farkında değillerdi." (S. 11)

Nunes, koca bir ülkede bir tek kendi gördüğü için bunu avantaja çevirip kral olacağını zanneder önce. Görme üstünlüğü ve kaba kuvvetin her şeyi çözeceğini sanır. Oysa on beş nesil boyunca görmeyen gözlerin yerini başka melekeler almıştır. Sesi, rüzgârı ve kokuyu nasıl göz gibi kullandıklarını anlayınca şaşırır. Kaba kuvvetten de aradığını bulamayarak bırakır küreği. Yüzündeki fazladan iki organın evliliğe mani bir engel sayıldığını görünce anlar, farklı olmanın başlı başına bir kusur olduğunu. Farklı olmak, ayrıksılık meydan okumak demek. Kahramanımız Nunez'in, aşkı için/ çoğunluğa uymak için/ kabul görmek için, rahatsızlığa sebep olan iki organından vazgeçme çizgisinde vereceği bir karardır meydan okumak. Farklı olmak, oraya ait olmamak ve gerçekte kimin gördüğünü sorgulamaktır. "'Demek dünyaya geldin?' dedi Pedro. 'Hayır, dünyadan geldim.'"(S.24)

Okuduğumuz eser, dünya algısı noktasında Platon'un mağara metaforunu akla getirmektedir. Bilindiği üzere bu metaforda bir mağaranın içindeki aynadan dünyayı izleyenler, dünyanın bundan ibaret olduğunu savunurlar ve dışarıda gerçek dünya olduğunu iddia edene karşı sert tepki gösterirler. Saramago'nun "Mağara" eseri de bu metafordan etkilenmiş ve kurduğu distopik dünyada gölge, imge ve gerçeklik algısını sorgulamıştır. Bu anlamda Körler Ülkesi'yle okuru sorgulamalara yönlendirme konusunda paralellikler vardır.

Kur'an'ı Kerim'de görmeyle ilgili birçok ayet bulunmaktadır. Görme, algılama, perde ve iman etme üzerine pek çok ayette görmenin ne olduğu vurgulanmaktadır. Doğru görmek, kalp gözüyle görmek aynı zamanda iman etmektir. Bunun zıttı olan inkâr ise bir aynanın arkasında suretleri gerçek sanmaktır.

Kahramanımız körlük kavramıyla ilk karşılaştığında ne olduğunu kavrayamaz. Evlerde kullanılan renkler birbiriyle uyumlu değildir. İlk karşılaşma gördüğü bu çelişki üzerinedir. "'Bunu yapanlar,' diye düşündü. 'Kör herhâlde.'"(S.20) Saramoga da "Körlük" eserinin girişinde benzer bir sahneyle başlar. Aniden kör olan adam trafik ışıklarında öndeki arabaya çarptığında mağdur olan aynı şoka uğramıştır. Her iki eserde de bu noktalardan sonra okurlar için distopik dünyayla tanışma başlayacaktır.

Körler ülkesi görmenin ne olduğunu sorgulatıyor bize. Düşündürmeyi seviyor Wells. Dahası sadece yazıldığı tarihle ilgili değil düşünme kavramı, geleceğe ışık tutacak bir düşünme onun istediği. Bu yüzden emin olduklarımızın üstüne gidiyor cesaretle. Çünkü insan en çok gözlerine inanır. Bunun için distopik bir körler ülkesi kuruyor ve "Hadi gördünüz, gördüğünüzü anlatın ve bunun ne demek olduğunu izah edin körlere," diyor. Denemek ister misiniz?

Bu distopik ülke Andlar'ın çorak topraklarında geçtiği için, gördüğümüzü ve idrak edebildiğimizi düşünerek kendimizi bu konudan beri sayıyoruz. Bizler 21. Yüzyıl bireyleri olarak çok sağlıklı iletişimler kurabiliyor ve bu noktada bir zorluk çekmiyoruz. İçimizde zaman zaman anlaşılamadığını düşünenleri modern tıbbın ellerine teslim ederek, bizim gibi düşünür hâle gelmesini sağlıyoruz. Nunes'i de tedavi için benzer bir yere gönderdiklerinde hemen teşhisi koyarlar ve uyum konusunda sorun çıkaran iki tuhaf şeyin alınmasına karar verirler bu eserde. Aristoteles'in "altın orta" kuramına uygun olarak uyumlu birey hâline gelmiş olacaktır böylece. "Bilimi bahşedene şükürler olsun!" (S.55)

H.G.Wells edebiyatın birçok türünde eser vermiş, ardında 150'den fazla kitap bırakmış bir yazar. Bununla birlikte daha çok bilim kurgu türünde yazmış olduklarıyla tanınmaktadır. İlk akla gelen kitapları Zaman Makinesi, Görünmez Adam ve Dr. Moreau'nun Adası olsa da bu eseri de son derece dikkat çekicidir.

Körler Ülkesi kurmuş olduğu distopyada, felsefi sorgulamalar, inandırıcılık ve iç tutarlılık gibi konuların dışında edebi anlamda da önemli dersler vermektedir. Okurların kafasında oluşacak "gördüğünü nasıl ispatlayamaz" sorusunun cevabını metnin içinde işleyerek bizi ikna eder. Kahraman yüksek bir yere çıkarak her şeyi görür, bunu anlatmak istediği zaman işler yolunda gitmez, geriye sadece bir mahcubiyet kalır. Bu kadar kısa bir metinde söylemek istediği her şeyi söyleyebilmiş olması, etki, akılda kalıcılık ve çarpıcılık dışında iyi olduğu bir nokta var ki; yalın, yalın, yalın anlatım. O kadar ki geriye atacak hiçbir şey kalmayana kadar damıtılmış, bir tek süslü cümle, aforizma ve edebiyat yapma çabası yok. Edebiyatın kendisi var.

Dikkat çekmek istediğimiz diğer konu, yazarın şiirsel anlatımı ve zengin tasvirleri. Betimlemeye boğmadan gözümüzde canlanan doğal güzellikleri anlatışı. Özellikle eserin girişindeki tasvirler Yaşar Kemal'in İnce Memed'ini hatırlatır. Nunez, kitabın başında yamacın ucundan üç km. düşüp beyaz yığına gömüldüğünde gökyüzündeki yıldızları görür. Kitabın sonunda yamaca döndüğünde bu kez düştüğü yerden tırmanmaya başlar. Berrak yıldızlar altında yine gökyüzünü seyrederken yazarın kullandığı şiirsel anlatım hem görselliği hem de kitabın sorunsalını vurgular niteliktedir.

Kolektif Yayınları'ndan okuduğumuz, yarıya yakını çizimlerden oluşan bu eserde, kitapla uyum ve mesajları aktarma konusunda övgüler alan Elena Fernandiz'i de Wells ile birlikte anmamız yerinde olacaktır.

Son Söz

Nunez zorluklarla tırmandığı yerde huzur içinde uzanırken; İncil'de geçen, Hz. İsa'nın gözlerini açtığı körün sözleri geliyor aklımıza.

"Bildiğim bir şey var, kördüm, şimdi görüyorum." (Yuhanna 9/25)

Körler Ülkesi'ndeyse böyle bir şey mümkün değil. Çünkü görmek için ilk önce görmediğini bilmek lazım. Şimdi lütfen elimizi yüzümüze götürüp eksik var mı diye bakalım!

Körler Ülkesi
H. G. Wells
Kolektif Kitap
Çev: Evrim Öncül
Res: Elena Ferrandiz
2.Baskı, 68 Sayfa


Yazar: Resul BULAMA - Yayın Tarihi: 07.02.2024 09:00 - Güncelleme Tarihi: 08.02.2024 18:57
412

Resul BULAMA Hakkında

Resul BULAMA

1974 yılında Sakarya’da dünyaya geldi. Marmara Üniversitesi İnsan Kaynakları Yönetiminde yüksek lisans yaptı. Kamu sektöründe çalışıyor. Öykü ve kitap incelemesi ile meşgul.

Her okurun kitaptan alacağı ve aktaracağı mesajın bir zenginlik olduğuna ve bu yorumun kağıda döküldüğünde okumanın tamamlandığına inanıyor. 

Resul BULAMA ismine kayıtlı 20 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 1 kitap bulunmaktadır.