Kuran Kitaplığı Değerlendirmeleri, İlahiyat, Ferhat ÖZBADEM

Kuran Kitaplığı Değerlendirmeleri yazısını ve Ferhat ÖZBADEM yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Kuran Kitaplığı Değerlendirmeleri

15.12.2021 09:00 - Ferhat ÖZBADEM
Kuran Kitaplığı Değerlendirmeleri

Kur'an'da Adı Geçen Peygamberlerin Hayatı, Ebu'l-Hasen en Nedvî, Risale Yayınları, 2005

Çocuklar ve gençler için hazırlanmış öykü-hikâye tadında bir anlatımı olan bir eser. Peygamberler tarihinin çocuklar için olanı olarak ifade edersek hata etmiş olmayız. Nedvi, Arapça olarak bu eserin bir ilk olma özelliği taşıdığını ifade ediyor. Bu kitabın yazılış hikâyesi ile ilgili Nedvi, yeğeninin sürekli hikâye kitabı okuduğunu fakat okuduğu hikâyelerin dini içerikli olmadığını, peygamberlerin hayatını anlatan hikayeler aradığını, bulamayınca da kendisinin yazdığını ifade ediyor.

Kur'an'da Ahlak Psikolojisi, Abdurrahman Kasapoğlu, Yalnızkurt Yayınları. 1997

"Kur'an'da Ahlâk Psikolojisi adını verdiğimiz bu çalışmada şu konular yer aldı; İman ve ahlâk ilişkisi, aslında bir kulluk görevi olan ibadetlerimizin ahlâkımızı güzelleştirmede oynadığı roller, Kur'an'ın iyi mi kötü mü olduğunu kararlaştırdığı, riya (gösteriş)-ihlas (samimiyet), korkaklık-cesaret, nankörlük-şükür, katı kalplilik-yumuşak huyluluk, sabır, haset-kıskançlık-gıpta, acelecilik, tembellik, cimrilik, öfke-merhamet, kindarlık, kibir-tevazu, adalet gibi ahlâkî karakterler, bedenimize ait gö­revlerden temizliğin psikolojik ve teabbudi boyutları, insanın hem biyolojik hem de psikolojik yapısıyla barışık olmayan içe­cekler ve yiyecekler, selamlaşma, evlere ve odalara girerken izin isteme gibi nezaket kurallarının psiko-sosyal temelleri. Doğruluk-yalancılık, iftira (kara çalma), gıybet, dedikodu, alay etmek, tartışmak, şaka, necva (fısıltıyla konuşma), güzel söz söyleme gibi sözlü davranışların psikolojik ve psiko-sosyal bo­yutları. Sosyal psikoloji açısından aile ahlâkı; evlilik, mehir, kendileriyle evlenilmesi haram olan kadınlar, âdet halinde kadı­na yaklaşma, nüşuz (eşler arasında kapris ve inatlaşma), boşanma, birden fazla kadınla evlenme izni, anne-babaya iyilik, süt emzirme." (Önsözden)

Kur'an'da Allah- Kul İlişkisi, Hidayet Aköz, Seriyye Yayınları, 2000

"Birinci bölümde, hidayet ve iman ilişkisini ele aldık. Yaratılmada hiçbir fonksiyonu olmayan insanın hidayet ve iman ilişkisindeki fonksiyonunu ve gayretini, Allah'ın, kulun bu gayretine nasıl karşılık verdiğini ve bunu Kur'an'ın nasıl açıkladığını belirlemeye çalıştık.

İkinci bölümde, ibadet ilişkisini inceledik. Bu ilişkide Allah ile kul arasındaki karşılıklı bağların nasıl tecelli ettiğini, ibadet ve dua ile Allah'a yaklaşan kulun ulaştığı ve elde ettiği sonuçların neler olduğunu ve Kur'an'ın bunu nasıl anlattığını belirtmeye çalıştık.

Üçüncü ve son bölümde Allah'ın kulu ile olan "rubûbiyyet" ilişkisini açıklamaya çalıştık. Bir ismi de "Rabb" olan Allah'ın terbiye edici vasfının kulları ile olan ilişkisi nelerdir? Allah bunu Kur'an'da bize nasıl açıklamıştır? Allah-kul (insan) ilişkisinin en son noktası olan Allah'ın kullarına olan ebedî mükâfatını, cennet, nimet, sevgi, muhabbet, rıza ve saadetini Kur'an'ın açıklamalarıyla anlatmaya çalıştık.

Çalışmamız sırasında, önce ayetlere müracaat ederek, ayetleri açıklayan ayetlerden sonra sünnete, sonra da kronolojik sıraya göre meşhur ve muteber kaynak tefsirlere başvurduk. Daha sonra da yapılan değerlendirmeleri ekledik. Netice itibariyle çalışmamızla bir tespitte bulunmaya çalıştık." (Önsözden)

Kur'an'da Bazı Kavramlara Bakış, Ömer Dumlu, Anadolu Yayınları, 1999

Kur'an, insan, kadın, iman, salih amel, maruf ve münker, emri bil maruf nehyi anil münker, iblis-şeytan, ahiret, vahiy, peygamberlik ve Kur'an'da dinler kavrsamsal olarak ele alınıyor.

Kur'an'da Beden Dili, Necati Kara, Bilge Yayınları, 2004

"Günümüzde ilgi odağı haline gelen beden dili, herkes gibi bizim de dikkatimizi çekti. Bu konuda yaptığımız araştırmalar bizi Kur'an metnini beden dili açısından incelemeye itti. Modern dilbilim ışığı altında Kur'an metnini dilbilimin farklı bilim dalları açısından değerlendirmeye tâbi tuttuk. Gördük ki ta 7. asırda Kur'an, hayvanların da bir dilinin olduğunu örneklendirerek; mesajını sunarken sözlü dili, semiyolojinin konusu olan evrendeki tabiat işaretlerini, sembol dilini (bu konular bir başka çalışmamızda ele alınmıştır) ve beden dilini mesaj aracı olarak kullanmada eşsizliğini ortaya koymuştur.

Kur'an'ın günümüze kadar yapılan yorumlarında O'nun, beden dilini mesajlarında araç olarak kullandığına dair üç-beş kelimeyi geç­meyen ve bilinçsizce yapılan açıklamalar dışında fazla bir bilgiye rastlanmaz. Sosyal bilimler alanında dilbilim ve onun bilim dallarından biri olan beden dilinin farkına geç varılması, bunda etken olabilir.

Bu alandaki boşluğu dolduracak çalışmalara bir başlangıç olması dileğiyle başladığımız bu çalışmamızın esasını teşkil eden "Kur'an'da Beden Dili" konusuna geçmeden önce beden dilinin bilimsel hayatta yeni yeni gündeme gelmesi dikkate alınarak; psikolojinin konusunu ve beden dilinin de aslını oluşturan beden davranışlarının sağlıklı bir biçimde değerlendirilebilmesi için bedenin birçok yönüyle tanınmasının gerektiği zorunluluğu ortaya çıktı." (Önsözden)

Kur'an'da Cahil Cahiliye Cehalet, Mustafa Akman, Buruc Yayınları, 2005

"Bir düşüncenin anlaşılmasında kavramların çok büyük bir önemi vardır. Bu nedenle anlaşılarak yaşansın diye indirilmiş olan Kur'an'ın, söz konusu bu anlaşılma süreci içerisinde öncelikle kullandığı kavramların anlaşılması gerekmektedir. Kavramlar doğru anlaşıldığında muhakkak ki düşünce de doğru anlaşılacaktır. Yaşayan her şey gibi kelime ve kav­ramlar da zamanla değişmekte, yeni anlamlar kazanmakta ve eski manalarından bir kısmını ya da tamamını kaybedip başka bir anlamda kullanılabilmektedirler. Bu nedenle Kur'an bağlamında bir kelime ya da kavramın şu anda hangi anlama geldiğinden çok, vahyin o kelime ve kavramı kullandığı anda söz konusu kelime ve kavramın hangi anlamlan ihtiva ettiği daha önemlidir. Çünkü vahiy, kavramı, o günkü manasında kullanmıştır. Başka bir ifade ile Kur'an, kullandığı kavramları, anlam sahalarını arka planlarını dikkate alarak kullanmıştır. Bunu tespit etmenin önemli bir yolu da Kur'an'ın ilk muhatabı durumundaki insanlardan bize kalan yazılı ve sözlü kültürün iyiden iyiye incelenmesidir.

Kur'an'da insanların uyması veya kaçınması istenilen inanç, söz ve davranışların, Allah'ın istediği şekilde oluşabilmesi, bu kavramların iyi ve doğru anlaşılmasına bağlıdır. Eğer Kur'an'da kullanılan kavramlar yanlış anlaşılırsa uygulama da yanlış olur. Bu takdirde istenilen sonuca ulaşmak mümkün olmaz. Bu sebeple Kur'an kavramlarının çok iyi anlaşılması, izah ve tahlil edilmesi gerekir.

Bu bağlamda hem ferdî ve hem de toplumsal boyutları çok geniş olan cehalet konusu üzerinde geniş kapsamlı çalışmaların yapılması, bunun sebep ve sonuçlarının ortaya konulması bir zorunluluktur. Çünkü görebildiğimiz kadarıyla "cahil", "cehalet" ve "cahiliye" kavramları genelde yanlış algılanmakta ve hatta Kur'an'ın yüklediği mananın bütünüyle zıt anlamında kullanılmaktadır. Biz de bu yanlışlığın köklerini tespit ve anlaşılması gereken şekli ortaya koymak düşüncesiyle belirtilen bu konuyu olabildiği kadarıyla değerlendirmeyi düşündük." (Girişten)

Kur'an'da Çocuk Eğitimi, İbrahim Canan, Nesil Yayınları

"Çocukla ilgili bahislerin tespiti maksadıyla Kur'an-ı Kerîm'e atf-ı nazar edince, gerçekten gördük ki, O, "mübîn bir temel Kitap" olma vasfına uygun şekilde, çocukla alâkalı ana bahisleri, mühim meseleleri açık seçik olarak beyan etmekte, problemleri hail ü fasl eylemektedir. Ayrıca, çocukla alâkalı o kadar çok meseleye yer vermektedir ki, bunlardan sadece bir tanesinin hakkıyla işlenmesi bir tebliğin hacmini fazlasıyla taşır. Bu sebeple, başlatılan çalışmayı bir tebliğin dar sınırları içinde tutmaktansa, tabiî seyrinde serbest bırakarak, konunun normal bütünlüğünü sağlamayı tercih ettik. Böylece bu çalışma ortaya çıktı.

Şunu da belirtelim ki, çocuk mevzuunu çok yönlü olarak ele almış bulunan Kur'an-ı Kerim, her mevzuda takip ettiği metoda uygun olarak, burada da meseleleri her seferinde doğrudan ele almamış, çoğu kere dolaylı olarak temas etmiş geçmiştir. Bu sebeple mevzu, üzerinde tekrar tekrar duruldukça zenginleştirilip genişletilecek mahiyettedir. Bu mevzuun müstakil ilmî bir araştırma konusu henüz yapılmamış olması da gelecekte konunun ne kadar zenginleşeceğinin bariz bir delili olmaktadır.

Biz bu çalışmada fazla teferruata ve detaya inmeden ilk bakışta nazara çarpan ana meselelere parmak basmaya çalıştık. Ayetlerin açıklanmasında zaman zaman hadislere ve âlimlerin yorumlarına başvurduk. Yer yer dikkatimize çarpan inceliklere de kesin bir hüküm mâniasında olmaksızın başlıklar halinde dikkat çektik. Ana başlıklar ve bunları takip eden tali başlıklar her seferinde tam bir mantıkî teselsül ihtiva etmeyebilir. Çocukla alâkalı bahislerin Kur'an'daki zenginlik ve renkliliğini göstermek maksadıyla değişik ve imkân nispetinde çok sayıda başlıklara yer vermeye çalıştık. Böyle yapmaktaki gayelerimizden biri de "Kur'an'da Çocuk" bahsinin terbiye, psikoloji, hukuk gibi muhtelif ihtisas dallarına mensup kimselerce, farklı nokta-i nazarlardan tetkik konusu yapılabileceğini göstermektir.

Meselelerimize köklü ve müessir çareler bulmada, kendi öz kaynaklarımızı, kendi millî ve mahallî değerlerimizi hareket noktası yapmanın ehemmiyetini teslim edenler için, çocuk meselesinde araştırma yaparken, Kur'an-ı Kerimin öncelikle ele alınması gereği açıktır. En az bin yıllık siyasî ve kültürel tarihimiz içerisinde Kur'ani müesseseler benliğimize işlemiş, çoğu kere atasözleri, deyimler, gelenekler, örfler hâlinde "millîleşmiştir. Çocukla alâkalı meselelerimiz" de öyle. Bir kısmı, zaman içerisinde yozlaşmış, Kur'ani hüviyetinden uzaklaşmış olsa bile, temelde o var. Yeni bir ıslah, yeni bir reformda aslı bilmek zarurîdir." (Önsözden)

Kur'an'da Denge, Faruk Gürbüz, Denge Yayınları, 1997

"Çalışmamızda astronomik, jeolojik, insan fizyolojisi ve psikolojisi; ferdî, içtimaî, siyasî, iktisadî, hukukî, dinî ve ahlâkî sahalardaki dengelerin Kur'an'daki yer ve ehemmiyetini sergilemeye çalıştık.

Çalışmalarımız neticesinde bulduğumuz bilgilerin bi­ze tuttuğu ışık altında, uçsuz bucaksız gibi görünen evrende, her münasebetin bir denge prensibine muhtaç olduğuna tanık olduk. Buna bağlı olarak da Yüce Allah'ın evrendeki dengelerin daha çok boyutlu ve evrendeki kadar mükemmelini, beşeriyetin hür iradesine kurdurtmak istediğini anladık. Hatta öyle ki insanlığa yüklenen İlâhî tekliflerin, beşeriyetin fert ve cemiyet; madde ve ruh planında birtakım dengelerini kurmaya müteveccih olduğu intibaına varmaktan kendimizi alamadık. Bu itibarla bize, İnsanlığın aslî vazifelerinden biri daha tecelli etmiş oldu. Bu yüzden bizde, insan-ı kâmil'in âlemlerde biricik ve temel denge unsuru olduğu kanaati uyandı. Ve biz, neticede bütün evreni kuşatacak olan "kozmik felaket" yani kıyamet, İnsan-ı kâmilin dünyayı terk edişini takip edecektir, kanaatine vardık.

Böylece bu çalışmamızla biz hem denge olgusunun ehemmiyetini ve hem de insan-ı kâmilin denge kanunuyla olan çok hassas münasebetini sergilemeye çalıştık. Dolayısıyla insan ve kâinat İlişkisine daha farklı bir bakış açısı kazandırmış olduk.

Çalışmamızdaki bazı bilgilerle de İnsanı, yapmış olduğu her davranışıyla kâinata olumlu veya olumsuz yönde tesir ettiği fikrine de çekmek istedik. Bu yüzden insan Allah'a isyan etmekle, "kimseye zararım yok, zararım kendimedir," diyemez. İşlenen her günahın, biz bu fikrimizi pozitif bilimlerin verileriyle ispat edemezsek bile, kâinatın bir cüz'üne tesir ettiği, bizce bir hakikattir." (Önsözden)

Kur'an'da Dostluk İlişkileri, Remzi Kaya, Ayışığı Kitapları

"Çalışmamız dört bölüme ayrılmaktadır:

Birinci bölümde, Velayet ve Adavet kelimelerinin lügat ve terim anlamları, Kitab-ı Mukaddes ve Kur'an-ı Kerim'de kullanılışları ve Kur'an-ı Kerim'de aynı anlama gelebilen kelimelerin tahlilleri yapılmaktadır.

İkinci bölümde, söz konusu terimlerin nitelikleri, Şeytan, Müşrik, Ehl-i Kitap ve Münafıkların durumları incelenmiştir.

Üçüncü bölümde. Kur'an-ı Kerim'de gerçek dost olarak belirtilen Yüce Yaratıcı, Hz. Peygamber ve inananlar ele alınmaktadır.

Dördüncü bölümde, İslâm'ın muhatap kabul ettiği insanların karşılaştırılması yapılır. Kur'an-ı Kerim ve Kitab-ı Mukaddesin ele aldığı konuların bir değerlendirilmesi yapılarak, neticeye gidilmeye çalışılır. Bunlara ilaveten, Müslüman ve inanmayan insanların karşılıklı ilişkileri Kur'an açısından değerlendirilerek dostluğun oluşması hedeflenir.

Çalışmamızda kolaylık olması için Türkçe'de kullanılmayan harf-i tarifler ve bazı takılar zorunlu olmadıkça kullanılmamış, transkripsiyon işaretlerine yer verilmemiştir. Yaptığımız çalışmada, çok sayıda ayet ve hadislere baş vurulmuştur. Bunlardan birinci derecede önemli olanların meallerine yer verilmiş, diğerlerine dipnotlarda işaret edilmiştir. Dipnotlar da mümkün mertebe kısa tutularak, gerekli bilgiler bibliyografyada verilmiştir." (Önsözden)

Kur'an'da Dua ve Rasullerin Dua Örnekleri, Fevzi Zülaloğlu, Ekin Yayınları, 2005

"Kur'an'da duanın sabır ve namazla birlikte, salih amellerle takviye edilerek yapılması gerektiğine ilişkin sık rastlanan vurgular; çalışmamızın gayesinin oluşumunda bize rehberlik etmiştir. Bu gayeyi şöyle özetlemek mümkündür: "Duanın kuru kuruya söylenmiş sözler yığını olmayıp hayata çekidüzen veren, varoluşumuzu anlamlandıran eylemler olduğu"nu her fırsatta vurgulamak; gönüllerimizi ve davranışlarımızı dua ile anlamlandırmak... Bir başka deyişle Allah'ı anmayı hayatın gayesi olarak gören; Allah'ın da kendilerini dünyada ve ahirette salihler içinde anacağı müminlerden olabilmek...

Değil mi ki Allah katında bize değer kazandıracak bir ibadetten bahsediyoruz, öyleyse duanın biçimi ve ruhuna ilişkin gereken en büyük önemi vermek durumundayız. Amacımız; bunun idrakine varanlara mütevazı bir katkı sağlamaktır." (Önsözden)

Kur'an'da Ehli Kitab, Veli Ulutürk, İnsan Yayınları, 1996

"Bu çalışmamızda Ehl-i Kitab olan Yahudi ve Hıristiyanların Kur'an-ı Kerim'de yer alışlarını müspet ve menfi yönleriyle ele alacak ve onların ehl-i necat, yani Müslümanlar gibi cenneti hak eden kurtuluş ehlinden olup olmadıklarını ortaya koymaya çalışacağız. Zira bu konuda bazı kimseler mesnetsiz birtakım iddialarda bulunmaktadırlar.

Şunu hemen ifade edelim ki, Ehl-i Kitabın Kur'an'da yer alışları, galip bir çoğunlukla olumsuz yöndendir, bu itibarla biz de Ehl-i Kitabın öncelikle Kur'an'da çoğunluğu teşkil eden olumsuz yönlerini işleyecek, sonra da onların Kur'an'da tasvip ve takdir edilenlerini ele alacağız. Çünkü Kitap ehlinin bu günkü durumları da aynı seyir çizgisini takip etmektedir. Böylece onların İslâmî açıdan bugünkü durumlarını ortaya koymaya çalışacağız, bunun için de önce Yahudilerden ve onların Benî İsrail olarak anılan atalarından başlayacağız. Çünkü bir mukayese yapılacak olursa, Yahudilerin Kur'an-ı Kerim'deki Ehl-i Kitaba ve bilhassa Yahudilere dair beyyinelerin müspet olanları çok azdır. Onlar da Müslüman olanları hakkındadır. Binaenaleyh biz de önce Ehl-i Kitab Yahudilerinin, İslâm'a aykırı inanç ve iddialarını, sonra da Hıristiyanların İslâm'a aykırı inanç ve iddialarını inceleyeceğiz. Daha sonra da bunların İslama karşı tutum ve davranışlarım tespit edecek ve nihayet Müslümanların bu iki büyük insan topluluğuna karşı davranışlarının nasıl olacağını ortaya koyacağız. Elbette ki bütün bunları, başlıktan da anlaşılacağı üzere Kur'an-ı Kerim'in beyanatının ışığı altında yapmaya çalışacağız." (Önsözden)

Kur'an'da Firavun, Mevdudi, Çizgi yayınları, 1993

"Kitabı hazırlarken şu yöntemi kullandım: Kur'an'da Musa ve Firavun kıssasıyla ilgili yerleri tespit ettim. Daha sonra bunları, Üstad Mevdudi'nin "Tefhimul-Kur'an"ından tercüme ettim.

Üstad'ın zikrettikleriyle, İbni Kesir, Şevkânî, Beyzavî ve Alûsî'nin tefsirlerinde anlatılanları karşılaştırdım. Kitabı kaleme alırken mekik dokuduğum bu ülkelerde ancak bu kadarını yapabildim.

Üstad'ın tefsiriyle benim açıklamalarımın arasına (***) işaretini koydum. Kendisinde Firavun ismi geçen, fakat dramatik bir tablo sergilemeyen ve hak-batıl çarpışması kıssasında başka olaylara değinen ayetleri buraya almadım." (Önsözden)

Kur'an'da Fitne Kavramı, Hasan Keskin, Rağbet Yayınları

"Fitne kavramının kavramsal çerçevesini belirlemeye çalıştığımız birinci bölümde, fitne kelimesinin semantik yapısı ve Kur'an'daki kullanımı üzerinde durulmuştur. Bu bölümde fitne kavramının daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacağı düşüncesiyle diğer bazı kavramların tahliline de yer verilerek vahiy sürecinde bu kavramın kazandığı anlamsal gelişme seyri tespit edilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde Kur'an'a göre fitnenin mahiyeti ve çeşitleri üzerinde durulmuştur. Burada gerçekleştirmeye çalıştığımız şey, fitne denilen ve insanın en kritik anlarını ifade eden olgunun Kur'an'ın nazarında hangi temele oturtulduğu ve fitne olgusuna karşı insanî tutumun nasıl olabileceğini tespit etmektir. Sonuç kısmında ise bu araştırmada ulaştığımız önemli bulguları özetledik." (Önsözden)

Kur'an'da Fitne Olgusu ve Modern Fitre Odakları, Salih Asğar, Hanif Yayınevi, 1994

Büyük Şeytan Emperyalizm ve modern fitne odakları, Misyoner hareketler, Mason cemiyetler, Yehova şahitleri, Siyonizm, Oryantalizm, Gizli istihbarat teşkilatları, batıl ideolojilerde resmi din kurumları modern fitne odakları olarak anlatılıyor.

Kur'an'da Hak-Batıl Mücadelesi, Abdulcelil Candan, Kaynak Yayınevi, 2000

"İnsanlar için hak ile batılın ne olduğunu öğrenmeleri, her iki dünyadaki saadet ve başarının yasalarını öğrenmek anlamına gelir. Hak için çalışan bir topluluğun bulunması, en az güneş ve havanın varlığı kadar önemlidir. Bundan dolayı olacaktır ki, İnsanların haktan uzak kalmamaları ve batılın pençesine düşmemeleri için Allah her asırda hakka davet edecek bir topluluk halk etmiştir.

Kavram kargaşasının olan gücüyle kızıştığı günümüzde, hakk ile batılı tanımak isteyenlere bir nebze de olsa yardımcı olabildikse kendimizi bahtiyar addederiz. Hakkı bilmeden onu anlatmanın ve ona çağırmanın imkânsız olduğu bilinen bir gerçektir.

Allah'ın hak olması, Kitabının hak olması ve hak ile indirilmesi, Resulullah'ın (s) bir isminin hak olması, ahiretin, cennet ve cehennemin hak olması, bütün peygamberlerin de hak için mücadele veren birer hak öncüleri olmaları; küfür, şirk, şeytan, cehalet, zulüm ve günah gibi tüm kötülüklerin de batıl kavramı altında toplanmaları, Müslüman için bu iki kavramı öğrenmenin ne derece gerekli olduğunu ortaya koymaya yeterli olur kanısındayız.

Bu kadar kapsamlı iki kavram ile dünya kurulalı ikisi arasında geçen ezeli savaşı ortaya koymanın güçlülüğünü tahmin etmek zor olmasa gerek. Bununla beraber, Allah müminlerin dostudur. Onun yardımıyla her zorluk aşılır." (Önsözden)

Kur'an'da Hidayet, Abdullah Cevadî Âmülî, İnsan Yayınları

"Bilindiği Üzere Yüce Kur'an, tüm insanlığın hidayeti amacıyla nazil olmuştur ve bu bağlamda hangi zaman diliminde ya da coğrafya üzerinde yaşarsa yaşasın herkes onun bir kılavuz konumundaki yol gösterici ışığından faydalanmak durumundadır. Dolayısıyla farklı bir kültürün ya da uygarlığın uzantısı olmak, Kur'an maarifini anlama veya onun tamamen ilahî feyzine vasıl olma açısından kat'i surette hiçbir topluma ayrıcalık getirmez; yani özetleyecek olursak Kur'an'ın hakikatine ulaşma veya nimetlerinden faydalanma yönünde Arap ya da Acem olmak kesinlikle bağlayıcı bir unsur teşkil etmemektedir." (Önsözden)

Kur'an'da Hz. Peygambere Sorulan 13 Soru, Kadir Canatan, Beyan Yayınları, 2005

"Bilgi çağı" olarak adlandırılan 21. yüzyılın başlangıç yıllarını idrak ettiğimiz şu günlerde, her zamankinden daha fazla Kur'an'ın ve onun insanlığa tebliğcisi Hz. Peygamber'in evrensel mesajını ve bu mesajın her alanda çağımıza dönük yüzünü tespit eden özgün çağdaş araştırmalara şiddetle muhtacız. Kur'an'da Hz. Peygamber'e Sorulan 13 Soru adıyla kaleme aldığı elinizdeki bu kitabında Kadir Canatan, Kur'an'da yer alan ve çağdaşlarının Hz. Peygamber'e sordukları 13 önemli soruyu sosyolojik ve antropolojik perspektifle incelemektedir. Böylece bugüne kadar müstakil olarak araştırılmamış bir konuyu modern bir üslûpla dikkatimize sunan Canatan'ın bu kitabı, sahasında bir ilki temsil etmekte ve son yıllarda nitelikli örneklerini gördüğümüz "konulu Kur'an tefsîri/et-tefsîru'1-mevdûî" çalışmalarına da önemli bir katkı özelliği taşımaktadır.

Çalışmasında, Kur'an'daki sorulardan hareketle Hz. Peygamber'in çağdaşlarının "âlem" tasavvurunu anlamak ve böylece Hz. Peygamber'e karşı olan muhalefetin dini ve kültürel temellerini açığa çıkarmanın yanında son yıllarda akademik çevrelerin önemli tartışma konularından olan "Kur'an'ın evrenselliği-tarihselliği" meselesini de vüzûha kavuşturmak gibi iki hedefi bulunan Canatan, amaçlarına ulaşmada kanaatimce son derece başarılıdır. Bu bağlamda Canatan'ın, "Kur'an'da Müslümanlar ve müşriklerce sorulan sorular, her ne kadar tarihsel bir arka plana yaslansa da getirilen çözüm yolları bütün zamanlara ışık tutacak zamanüstü-evrensel ilke ve prensiplere dayanıyor" tespiti, Kur'an'ın -en azından bazı ayetlerinin- günümüze hitap etmemek anlamında tarihselliğini savunanlara orijinal bilgi ve belgeye dayalı büyük açılımlar ve faydalar sunması bakımından önemlidir." (Takdimden)

Kur'an'da İbadet Kavramı, İsmail Karagöz, Şule Yayınları, 1996

"Biz bu çalışmamızda, yüce Rabbimizin Kur'an'da bize ibadeti nasıl tanıttığını, "Allah'a ibadet" ile Allah'tan başkalarına ibadetten ne kastettiğini anlatmaya çalıştık. Günümüz insanı, "ibadet" deyince namaz, oruç, hac gibi belli sayıda görevleri ifa etmeyi anlıyor. Kur'an'ın iman, ibadet, ahlâk, muamelât gibi kısımlara ayrılması, her birinin diğerinden bağımsız gibi algılanmasına sebep oluyor. Hâlbuki Kur'an, bunları bir bütün olarak sunuyor; hepsine "din", "İslâm", "şeriat", "sırat-ı müstakim" diyor. Namaz kılmak ibadet olduğu gibi Kur'an'ın herhangi bir emir ve yasağına uymak da ibadettir. Yani Kur'an, "Allah'a ibadet" kavramı ile sadece belli sayıda görevleri değil, iman, ahlâk, salih amel, evlenme, boşanma, miras, ticaret, helâlinden rızık kazanma, çalışma, temizlik gibi bütün İslâmî görevleri kastediyor.

İbadet mefhumunun, yaşanılan hayatın ayrıntı olarak düşünülebilecek tarafları dahil tüm yönleriyle olan ilgisini tespit ettikten sonra şunu söyleyebiliriz: Birçok insan, bilerek veya bilmeyerek "Allah'tan başkasına ibadet" ediyor; böylece şirke düşüp, hüsrana ve ziyana uğruyor.

İnsanın, yaratılışının biricik gayesi olan "ibadet"' görevini hakkıyla yerine getirebilmesi için "ibadetin ne olduğunu iyi bilmesi gerekir. Bu küçük eserde "Kur'an'ın bize ibadeti nasıl tanıttığı"nı ortaya koymaya çalıştık.

Bu kitap, insanın yaratılış gayesinin işlendiği bir girişin ardından "ibadetin sözlük ve terim anlamı", "Allah'a ibadet ve Allah'tan başkalarına ibadetin anlamı", "Allah'ın kullarına karşı tavrı" ve "kulların Allah'a karşı görevleri"ni anlatan bölümlerden oluşmaktadır." (Önsözden)

Kur'an'da İhsan ve Muhsin Kavramları, Metin Ocak, İnkılap Yayınları, 1999

"Araştırmamızın birinci bölümünde önce ihsân'ın lügat ve ıstılah manalarını ele aldık. Sonra bu kavrama yakın manada olan diğer Kur 'ani kavramları inceledik. Daha sonra Allah'ın her şeyi ihsan üzere yaratması üzerinde durduk. Hemen akabinde ihsân'ın nasıl ve kimlere yapılması gerektiğini açıkladık. Yine bu bölümde bu kavramın hadislerde nasıl geçtiğini, muhaddis ve mutasavvıfların bunu nasıl anladıkları üzerinde durduk.

İkinci bölümde ise muhsini'in kimliğini vermeye çalıştık. Yine Kur'an'da geçen bu kavrama yakın kavramları ele aldık. Muhsinlerin özelliklerini Kur'an ayetleriyle sıralamaya çalıştık. Ayrıca Kur'an'da hangi insan gurubuna muhsin dendiğini ve bunlara verilen mükâfatları ayrı ayrı açıkladık. Bütün bunları yaparken Kur'an ayetlerini temel ölçü olarak aldık. Kur'an nasıl açıklıyorsa, aynen onun ifadesiyle vermeye gayret ettik." (Önsözden)

Kur'an'da İmtihan, Süleyman Kaya, İnsan Yayınları

"Elinizdeki bu kitap, "Kur'an'da İmtihan" adıyla yapılmış bir doktora çalışmasıdır. Çalışmanın orijinalliğini bozmamak için kısmî şekil değişikliği dışında aynen yayınlanmasını istedik.

Her düşünce sistemi, hayatı kendi bakış açısıyla yorumlar ve anlamlandırır. Vahye inanan insanlar olarak bizim hayata bakışımız ve onu yorumlayışımız Kur'anidir. Kur'an, hayatın "insanın imtihanı" için yaratıldığını bildirir. Dolayısıyla evrene imtihan olunan yer, insana da imtihan olan varlık misyonu Kur'ani bir misyondur. Biz, Kur'an'ın yüklediği bu misyonu çalışmamıza konu edindik.

Giriş ve iki bölümden oluşan çalışmamızın giriş bölümünde konunun önemi, niçin bir çalışma konusu seçildiği ve işleniş biçimiyle ilgili bilgiler verdik. Birinci bölümde konuyla ilgili kavramları, imtihanın unsurlarını, şartlarını ve konuyla ilgili müşkülleri işleyip, Kur'an'da İmtihanın hangi çerçeveye oturtulduğunu tespite çalıştık. Yani, birinci bölüm daha çok Kur'an'ın hayata biçtiği değere ve insanın imtihan edilecek bir varlık olarak öne çıkarılışına ve bunun şartlarının nasıl oluşturulduğuna; imtihan için gerekli olan teklife ve bu konuyla ilgili akla gelebilecek bir takım soruların nasıl çözümlenebileceğine, imtihanı tamamlayıcı unsur olan ceza mükâfat konularına hasredilmiştir. İmtihan takva, imtihan nifak ve İmtihan teselli ilişkisi de bu bölümde işlenen ve imtihanın insan için ayıklayıcı ve olgunlaştırıcı yönünü ortaya koyan önemli başlıklardır, ikinci bölümde ise, konunun biraz daha netleşmesini istediğimizden Kur'an açısından bakıldığında insanın nelerle imtihan edildiğini tespite çalıştık. İman ve amelle imtihan gibi geniş çerçeveli iki başlık yanında, Kur'an'ın verdiği imtihan örneklemelerinden hareketle diğer bazı imtihan şekillerini ayrı ayrı başlıklar halinde ele alıp yorumlamaya gayret gösterdik." (Önsözden)

Kur'an'da Sosyal Güvenlik Kurumu Olarak İnfak, Nihat Temel Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları

"Biz araştırmamızı bir giriş ve dört bölümden oluşturduk. Girişte infakla ilgili özet bilgiler vererek içeriği konusunda genel bir tasnif yapmaya çalıştık.

Birinci bölümde infak ve tasaddukta göz önünde bulundurulacak hususlar maddeler halinde anlatılmaya çalışıldı. İnfak ve müesseseleri üzerinde duruldu. İslâm Tarihi'nin ilk dönemlerinden günümüze kadar kurulan müesseseler ve bu müesseseleri ayakta tutan unsurlar hakkında genel bilgiler verilerek, bu müesseseler örneklerle tanıtılmaya çalışıldı. Ayrıca bu müesseselerin sosyal hayatımızı çekip çeviren müesseseler oluşları bakımından da ehemmiyetleri üzerinde duruldu.

İkinci bölümde infakın çözümlediği problemler değerlendirildi.

Üçüncü bölümde insanın yaratılışına uygun maksadı gerçekleştirebilmesi için gerekli olan donanıma sahip olabilmesi bakımından onun sosyal güvenliğe olan ihtiyacı üzerinde durulmuştur. Bu da infak-iktisat, infak-yatırım, infak-üretim ilişkilerini ele almayı gerektirmiştir.

Dördüncü bölümde infakla ilgili ayetler ve kısa yorumlarını anlattık.

Böylece ele aldığımız konularda yeni nesle ve konuyla ilgile­nenlere genel bilgi vererek gelecekteki araştırma ve çalışmalara da ışık tutmaya çalıştık. Gerçi bu, bu konularda söylenmesi gerekenlerin tamamının ele alındığı söylenemez. Eksikleri olacaktır. Gönlümüz bu eksiklerin gelecekte tamamlanarak daha analitik ve kapsamlı eserlerin ortaya konmasını arzu etmektir." (Önsözden)

Kur'an'da İnkar Psikolojisi, Mehmet Yolcu, Çıra Yayınları, 2003

"Çalışmamız iki ana bölümden oluşmaktadır.

Birinci bölümde inkâr ve inkârın anlam sahası içerisinde yer alan kavramlar üzerinde yoğunlaşmaya çalıştık. Zira Kur'an'a göre bu kavramların anlam sahalarını sağlıklı bir biçimde algılayabilmek, Kur'an'ın ortaya koyduğu inkâr psikolojisi bölümde inkâr psikolojisini hazırlayan sebepler ve inkârın insan davranışlarına yansıması üzerinde durduk. Bu bölümde Kur'an'a göre önceki ümmetlerin inkârlarını ve ayrıca Hz. Muhammed (s) dönemindeki inkârı psikolojik açıdan ele alarak, bu ruh halinin insan davranışlarına nasıl yansıdığını ele aldık ve bu noktalarda pratik hayatta işe yarar sonuçlara ulaşmaya çalıştık." (Önsözden)

Kur'an'da İnsan, Abdurrahman Kasapoğlu, Nursan Yayınları

"İnsan, ister bütün olayların kesin açıklamaları olarak büyüye inansın, ister kendi yaşamının ve yazgısının kılavuzları olarak atalarının ruhlarına iman etsin, ister bütün insanlık sorunlarına yanıtlar vermesi için bilimin gücüne tapsın, isterse kendini ödüllendirecek ya da cezalandıracak her şeye kadir bir Allah'a kulluk etsin, insanın bir yönelim çerçevesine duyduğu gereksinim açısından bu hiç fark etmez. Bir yönelim çerçevesi olmayan bireye rastlanmadığı gibi, böyle bir çerçevenin bulunmadığı hiçbir kültüre rastlanmaması da yadsınamaz bir gerçekliktir. Bir yönelim çerçevesine duyulan gereksinmenin yoğunluğu karşısında araştırmacılar hayrete düşmüşlerdir" (Girişten)

Kur'an'da İnsan ve Hz. Muhammed, Ahmet Koç, Rağbet Yayınları

"Çalışmanın Giriş Bölümü'nde, araştırmanın problemi, alt problemleri, amaç ve önemi, kaynakları, yöntemi ve sınırlılıkları ile ilgili açıklamalara yer verilmiştir. Birinci Bölüm'de, Hz. Muhammed'in risalet öncesi ve risalet görevinin başlamasından sonraki hayatından önemli kesitlere yer verildikten sonra Kur'an'da açıklanan başlıca özellikleri incelenmiştir. İkinci Bölüm'de yaratılışı, yetenekleri, sorumlulukları, üstünlükleri ve zaafları ile Kur'an'ın insan yaklaşımı üzerinde durulmuş, ayrıca Kur'an'da inanç bakımından insan tipleri tahlil edilmiştir. Üçüncü Bölüm'de vahyin Hz. Muhammed'den bir eğitimci olarak istediği nitelikler belirlenerek bunlar eğitim, iletişim vb. ilgili bilimlerin verilerinden yararlanılarak açıklanmaya çalışılmıştır. Araştırma sonunda ulaşılan neticeler ve bunlara dayanarak sunulan öneriler ise Sonuç Bölümü'nde özetlenmiştir." (Önsözden)

Kur'an'da İnsan ve Toplum, Ekrem Sağıroğlu, Pınar Yayınları, 1993

"Biz de şimdi bu naçiz eserimizle, tevhid kelimesindeki sıraya uygun olarak önce İslâmî tevhid bakımından zihinlerde ve gönüllerde olmaması gerekeni tanımaya ve tanıtmaya çalışacağız. Böylece öncelikle Allah'tan başka ilahları reddetmenin yollarını arayacağız.

Çünkü olmaması gereken sahte ilahları kabul edenler kâfirler ve müşriklerdir.

Çalışmamız, Kur'an'ın ışığında bunları ve yollarını tanıma, kimliklerini tespit etme ve böylece gerçek mümin kimliğini bulma gayesine yöneliktir.

Maksadımız, bu tespit ve teşhisi kolaylaştırmak, tevhidi çizgiye ulaşabilmektir.

Dayanağımız, kitap ve sünnet ile onları iyi anlayan âlimler; metodumuz, Allah Resulünün ve peygamber varisi âlimlerin tebliğ metodudur.

Yine güdülen gayelerden biri de geçmişle bugün arasında bağlantı kurmak, bugünün insanına duyurulması gerekeni duyurmaya çalışmaktır." (Önsözden)

Kur'an'da İnsan-Gayb İlişkisi, Halis Albayrak, Şule Yayınları

"İnsan, varlık şartlarının bir icabı olarak bilinmeyene, görünmeyene, esrarlı olana karşı hep iştiyak içinde olmuştur. İnsanın önüne geçilmez bu arzusu onu, sürekli olarak görünenin ötesiyle bir şekilde ilgilenmeye itmiştir. Filozof, "gayb"ı bir varlık ve bilgi problemi olarak görmüş, kelâmcı bu problemi yine varlık ve bilgi açısından vahyî verilerin sınırları içinde çözümlemeye çalışmış, mistik (sûfî) ise bize göre onu, genellikle bir varoluş gerçeği olarak algılamış, gaybî (occult) bilimlerle uğraşanlarsa onunla bilgi alış verişi içinde olmaya çalışmışlardır.

Tabir yerindeyse bir ayağı "gayb"da bir ayağı "şehâdet'te olan insanın gayb karşısındaki yerinin ve "gayb"ın onun varoluşundaki rolünün tespit edilebileceği en yetkili ve en sağlam kaynağın Kur'an olduğunda müslümanların ittifak halinde oldukları bir gerçektir. Günümüze kadar Kur'an açısından "gayb" probleminin, çeşitli bakış açılarıyla ele alınmış olduğunu bilmekteyiz, ancak bu çabaların genellikle "gayb"ı sadece bir bilgi problemi olarak kabul ettiklerini söylersek umarım hata etmiş olmayız. Biz "gayb"konusunu salt bir bilgi problemi olarak görmediğimiz için konuya Kur'an çerçevesinde farklı bir cepheden bakma gerekliliğini hissettik. Konunun her türlü tartışmaya açık oluşunu bildiğimiz için özellikle Kur'an'ın verdiği bilgiler çerçevesinde kalmayı tercih ettik. Bu çalışmada farkında olmayarak hata etmişsek öncelikle Allah'tan bağış niyaz eder, bu konuda okuyucuların hoşgörüsüne sığınır ve yapıcı eleştirilerini saygı ve takdirle karşılayacağımızı ifade etmek isteriz." (Önszöden)

Kur'an'da Kalb Kavramının Semantik Analizi, Abdulbaki Güneş, Ahenk Yayınları, 2003

"Bu çalışmada öncelikle kalb kavramının, İslâm öncesi, yani cahiliye dönemi ile İslam sonrası dönemdeki kullanışları üzerinde durulacak, bu kavramın uğradığı anlam kaymaları ya da kazandığı anlam içerikleri tespit edilmeye çalışılacaktır.

Ayrıca Kur'an'da kalb sözcüğünün anlam alanı irdelenecek, kalbin akıl, sorumluluk, irade, vahiy, iman, nifak, duyular, fuâd, sadr ile olan ilişkisi araştırılacak, kalp katılığı, kalp kirliliği, kalp körlüğü, kalbin mühürlenmesinin sebepleri üzerinde de durulacaktır. Yine Kur'an'ın büyük bir önem atfederek üzerinde hassasiyetle durduğu sağlıklı kalbin nasıl olması gerektiği hususu da üzerinde yoğunlaşacağımız konulardan birisi olacaktır.

Bu çalışmamız ayetler üzerinde yoğunlaştığından, doğal olarak en önemli kaynağımız Kur'an'ın bizzat kendisi olacaktır. Kur'an ayetleri bağlamında zikredeceğimiz hadislerin, muteber sahih hadis kaynaklarından olmasına özen göstereceğiz." (Önsözden)

Kur'an'da Kıyamet Sahneleri, Seyyid Kutub, Hilal Yayınları

"Kur'an, kıyamet sahnelerine, bilhassa da ölümden sonra dirilmeye, cennet nimetlerine ve cehennem azabına ilişkin beyanlara önem vermiş, insanlara vadettiği, ahiret âlemini yalnızca haber verip tasvir etmekle yetinmemiş, müşahede edilen bir manzara, hareket eden bir canlı ve müşahhas bir varlık haline getirmiştir. Müslümanlarda bu tasvir sayesinde bu âlemi tam anlamıyla yaşamışlar, sahnelerini görmüşler, hadiselerini seyretmişler ve bunlardan etkilenmişlerdir. Öyle ki bazen yürekleri hoplamış, bazen tüyleri ürpermiş, bazen içleri korkuyla dolmuş, bazen ruhlarını huzur ve güven sarmış, bazen ateşin alevleri yüzlerini yalamış, bazen de cennetten esen hafif ve tatlı rüzgâr ferahlatmış ve vaadedilen o gün henüz gelmeden evvel, o günü dünyadayken görüp öğrenmişlerdir." (Tanıtım bülteninden)

Kur'an'da Kulluk, Kayıhan Zekeriya Pak, Yayınları

"Kur'an'ın belirlediği kulluk anlayışını daha iyi kavrayabilmek için, ilk muhatapların Allah ile olan ilişkilerinin temelini oluşturan inanç yapılarını bilmenin önemli olduğu kanaatindeyiz. Çünkü Kur'an'ın kulluk ile ilgili getirdiği düzenlemelerin şekillenmesinde, ilk muhatapların temel inançlarının ve bunlara bağlı uygulamalarının dikkate alındığını her zaman görmekteyiz. Fakat bu bölümde, onların inançlarını ve gerek Allah ile ve gerekse O'nun dışında edindikleri başka tanrılarla olan kulluk münasebetlerini bütün detaylarıyla ele almayıp sadece, Kur'an'ın ortaya koyduğu kulluk anlayışıyla mukayese etme ve muhatabın hangi noktadan alınarak hangi seviyeye getirilmek istendiğinin bilinmesi noktasında ışık tutacak kadar genel bilgiler takdim etmekle yetindik. Bundan maksadımız, Kur'an'ın özellikle menfi kulluk anlayışına getirdiği eleştirilerin ve ondaki olumsuzlukların yerine ikame etmek istediği fıtrata uygun kulluk biçiminin daha iyi anlaşılabilmesini temellendirmektir." (Önsözden)

Kur'an'da Müminlerin Özellikleri, Beşir İslamoğlu, Pınar Yayınları

"Bu kitapçıkta Kur'an'da gerçek anlamda Allah'a ve Resulüne itaat edenler kimlerdir? Bunların belirgin sıfatları, vasıfları ve işaretleri nelerdir? Acaba ağız alışkanlığıyla her mümin dediğimiz kimse gerçekten mümin midir? Acaba sadece "La ilahe illallah" deyip, Allah'ın Dininden sadece namaz gibi bir iki ibadeti yerine getirip de geri kalan ömrünün tümünü cahiliye adetleriyle, şer güçlerin sistemleriyle geçiren ve bundan rahatsız bile olmayan insanlar da mümin olup kurtuluşa erecekler midir? Acaba bunların varacağı yer Allah'ın ateşi midir, yoksa Cenneti mi?

İşte bu ve buna benzer istifhamlara çözüm bulmak için Allah'ın Kitabına başvurarak bu mevzuları tahlil etmeye çalıştık." (Önsözden)

Kur'an'da Nankörlük Kavramı, Kerim Buladı, Pınar Yayınları

"Girişte, insan ve insana mahsus temel kuvvetleri tanıtmaya ve bunların genel bir çerçevesini çizmeye çalıştık. İnsan kavramı, diğer bütün kavramların temel noktası ve merkezidir. İnsanın, İnsan hakkındaki görüşü, insanın kendine bakış ve yorumlayışı, onun bütün diğer kanaat ve görüşlerini temellendirecek ve onları derinden etkileyecektir. Bu sebeple diğer bütün prensiplerin çözüme kavuşması, insanın kendi kendini çözmesine bağlıdır. Bu açıdan biz, giriş bölümünü az da olsa geniş tutmaya çalıştık.

Birinci bölümde, konumuzun temelini oluşturan kavramlar üzerinde durduk. Nankörlükle anlam yakınlığı olan kavramları, nankörlükle zıt anlamlı olan kavramlar arasındaki ilişkileri ve nankörlüğü oluşturan sebepleri izah etmeye gayret ettik.

İkinci bölümde nimetin mahiyetini, maddî ve manevî açıdan nimetin kısımlarını ve nimet-şükür ilişkisini inceledik. Zira Küfrân-ı nimet yani, nimete karşı nankörlük söz konusu olunca ilk önce akla gelen nimetlerdir. Nimet-şükür ilişkisinin bu bölümde ele alınmasının nedeni de bu münasebetten kaynaklanmaktadır.

Üçüncü bölümde, geçmiş milletlere sunulan nimetleri ve bu nimetlere karşı yapılan nankörlükleri izah ettik. Kur'an-ı Kerim'in bir meseleyi zikretmesi, geçmişteki bir hadiseyi dillendirmesi kuru bir hatırlatma ve anlatmadan ibaret değildir. Herhangi bir kıssadan veya hadiseden bahsedilirken ana tema, ibret ve öğüt alınmasının sağlanmasıdır." (Önsözden)

Kur'an'da Nefs Kavramı, Ahmet Ögke, İnsan Yayınları

"Girişte nefs kelimesinin sözlük ve terim olarak taşıdığı manalar üzerinde durduk.

Birinci Bölüm'de Kur'an-ı Kerim'de nefs'in kullanılış biçimlerini incelemeyi uygun gördük. Nefs'in Allahu Teala ve diğer ilahlar hakkında kullanılması, ruh, kalp, gönül, insanın iç dünyası, bedeni, bedenle birlikte ruhu, kötülüğü emredici özelliği, zat, cins, tür gibi manaları ifade edişi ile nefs'in diğer kullanılış şekillerini bu bölümde sunmaya çalıştık. Bu ilk kısımda Kur'an'da bizzat geçen ayet-i kerimeleri ön plana çıkartmaya gayret ederek ileriki bölümlere ışık tutmayı ve zemin hazırlamayı amaçladık.

İkinci Bölüm'de ise nefs'in değişik ilim dallarınca nasıl algılanıp yorumlandığını; felsefe, kelam ve tasavvuf ekollerince nefs'e ne tür anlamlar yüklendiğini, sıfat ve özelliklerinin neler olduğunu, kısacası mahiyetini; nefs'in beden, kalp, akıl, şeytan ve ruh ile ilgisini, sıfat ve özelliklerini incelemeye çalıştık.

Üçüncü ve son bölümü de kaynağını bizzat Kur'an-ı Kerim'den alan nefs'in mertebelerine dair yorumları ve nefs'e hangi metotlarla yaklaşılması gerektiğini yine tasavvuf anlayışına göre incelemeye ayırdık. Çalışmamız önemli ölçüde tasavvufî bir karakter arz ettiği için özellikle bu bölümde konuyu doğrudan doğruya temel tasavvufi kaynaklara başvurarak ele almayı denedik. Bu arada çağdaş yazarların eserlerine başvurmayı da ihmal etmedik. Bu bölümdeki emmare, levvdme, mülkime, mutmainne, râziyye, merziyye ve kâmile'den oluşan nefs'in mertebelerini, diğer kaynakların yanısıra sırf bu konuda yazılmış bazı elyazması eserler ışığında da işlemeye çalıştık." (Önsözden)

Kur'an-ı Kerim'de Nesih, Remzi Kaya, Yağmur Yayınları, 2001

"Çalışmamız üç bölüm halinde ele alınmıştır.

Birinci bölümde nesihle ilgili temel bilgilere işaret edilmiş, delillere, tartışmalara, müspet-menfi görüşlere, istisna-tahsis ilişkisine, neshin şartlan ve kısımları konularına değinilmiş, bu konularda hakkında özlü bilgiler verilmeye özen gösterilmiştir.

İkinci bölümde, farklı kaynaklarda neshi ileri sürülen ayetler ele alınarak, objektif kriterler ölçüsünde neticeye gidilmeye çalışılmıştır.

Üçüncü bölümde ise; kaynaklarda neshi meşhur olarak kabul edilen ayetler ele alınıp, çalışmamıza esas teşkil eden İslâm aleminin muteber kabul ettiği önemli kaynaklar incelenerek, belirli bir kanaate varılmıştır." (Önsözden)

Kur'an'ın Nasih ve Mensuh Ayetleri, Ahmet Gürkan, Yeni İlahiyat Kitabevi, 1980

Kur'an'da neshin olduğunu ispatlamaya çalışan bir eser.

Kur'an'da Peygamberler ve Karşı Tavırlar, Murat Kayacan, Ekin Yayınları

"Peygamberlere karşı tavırları ele alışımızın amacı, bu konuda Kur'an-ı Kerim'in kendi bütünlüğünü anlamaya çalışmak, daha sonra da özelde, kıssalar ile verilmek istenen ilahi mesajın, onun taşıyıcılarının rolünü ve önemli bazı üslup özelliklerini kavramaya ulaştıracak bir çalışma ortaya koymaktır. Hareket noktamızı, "Kur'an-ı Kerim'in indiriliş gayesi, peygamberlerin toplumlarıyla ilişkilerinde somutlaşan mücadeledir" şeklinde formüle edebiliriz. Kur'an-ı Kerim'in bütün üslup şekilleri için geçerli olan bu prensibe göre, kıssaların amacı; merak gidermek, eğlendirmek, bazı tarihi olayları hikâye şeklinde anlatmak değildir. Bilakis kıssaların amacı, Kur'an-ı Kerim genelinde insanlığa anlatılmak istenen ilahi mesajı, tarihi gerçeklik içinde daha çarpıcı ve inandırıcı bir üslupla muhataplarına sunmaktır.

Araştırmamızda, temel kaynak Kur'an-ı Kerim'dir. Bununla birlikte Kur'an-ı Kerim kıssalarıyla Kitab-ı Mukaddes'teki bilgiler arasındaki konu birliği ve benzerliği söz konusu olduğunda zaman zaman karşılaştırma yapmayı ihmal etmedik. Konumuzu işlerken, tefsir ilminde klasik eser kabul edilen Taberî, Zemahşerî, İbnu Kesîr, Râzî, Kurtubî gibi müfessirlerin eserlerinden, ağırlıklı olarak faydalandık. Bunun yanında çağdaş müfessirlerin ve özel­likle Reşit Rıza, Meraği, Seyyid Kutub, Mevdudî vb. içtimai tefsir ekolü mensuplarının eserlerinden de yararlandık." (Önsözden)

Kur'an'da Siyasi Kavramlar, Vecdi Akyüz, Kitabevi Yayınları

"Çalışmamız sözlük biçiminde değil, sistematik bir çalışmadır. Bu açıdan, kavramları on bölüm halinde inceledik. Birinci bölümde siyaset, iktidar ve egemenlikle, ikinci bölümde yönetim ilkeleriyle, üçüncü bölümde siyasi önderlikle, dördüncü bölümde sosyal-siyasi gruplaşmayla, beşinci bölümde siyasi davranışla, altıncı bölümde şiddet ve başkaldırıyla, yedinci bölümde fitne, bozgunculuk ve sapkınlıkla, sekizinci bölümde dinle, dokuzuncu bölümde siyasetin coğrafi boyutuyla, onuncu bölümde ise barış, cihad ve fetihle ilgili kavramlar ele alındı." (Önsözden)

Kur'an'da Sünnetullah ve Helak Edilen Kavimler, Nuri Tok, Etüt Yayınları

Kur'an, bin dört yüz küsur sene önce en büyük hedefinin insanların barış ve huzur içinde yaşayabileceği bir toplum meydana getirmek olduğunu ilan etmesiyle, yeniden dünya gündeminde ilk sırayı almıştır. O, kendisinin hakkıyla anlaşılması şartıyla insanların bütün dertlerine deva olacağını garanti etmektedir. Müslüman toplulukların tarihinde, Kur'an'ın va'dettiklerinin gerçekleştiği dönemlerin (Asr-ı Saadet gibi) varlığı, onun verdiği bu garantinin bütün zamanlar için geçerli olduğunun delilidir. Bu nedenle Kur'an'ın, insan ve toplum olguları, bunların yapıları ve özellikleri için söylediklerini anlamaya çalışmak, büyük önem taşımaktadır.

Kur'an, daha önce yaşamış ve helak edilmiş kavimlerin hayatlarından kesintiler sunmaktadır. Yükselme ve çökmelerini hazırlayan hastalıkların neler olduğunu haber vermektedir. Şüphesiz bundan amacı, insanların bu olaylardan öğüt alarak aynı yanlışları tekrarlamamalarıdır.

Biz de bu çalışmamızda, önceki toplumların hayatlarında geçerli olmuş olan Allah'ın yasalarını Kur'an'dan tespit etmeye çalıştık ki, geleceğin dünyasının şekillenmesinde sorumluluk payı olduğuna inananlar bu yasaları dikkate alsınlar; çalışmalarını bu yasalar doğrultu­sunda sürdürsünler." (Önsözden)

Kur'an'da Şirk Kavramı, İsmail Surti, Akabe Yayınları, 1985

Şirkin tanımı Kur'an'ın ışığında kesin bir şekilde açıklığa kavuşturulmuştur. Bu araştırma, karanlık şirk okyanusunun çağlar boyunca, Kur'an'ın belirttiği insanlara nüfuz eden birçok sebeplerini de içine almaktadır. Şirkin insan hayatı üzerine yaptığı etkiler, sayılamayacak kadar çoktur.

Bu araştırmanın diğer önemli bir konusu da ameli şirktir. Olaylar kendi zıtlarıyla daha iyi muhakeme edilir. Bu amaçla önce Araplar arasındaki şirkin bütün özelliği incelenmiş ve onu oluşturan faktörler ortaya konmuştur. Dünyanın çeşitli kısımlarındaki şirk'e, Kur'an'ın, onların köklerini kazıyacağı açısından bakılmıştır.

Kitap ehli arasındaki şirk ise, çok kısa bir şekilde ele alınmıştır. Kur'an'ın "Tevhid" kavramının tanımı, yüce Allah'a iman sahasını tayin etmek için yapılmış ve nihayet asırlar boyu sürüp gelen bu "İlâhi tevhid mesajının" dünyaya her çağda yayılması gerektiği vurgulanmıştır." (Önsözden)

Kur'an'da Tevhid Eğitimi, Abdullah Özbek, Esra Yayınları

"Bu mütevazı araştırmamızda. Kur'an'ın nasıl bir tevhîd eğitimi öngördüğünü araştırmaya çalıştık.

Bilindiği gibi İslâm, tevhîd esasına dayalı bir dindir. Aynı zamanda bütün peygamberlerin insanlığı çağırdığı yol, yine tevhîd yoludur.

Tevhîd, Allah'ın varlığına, rablığına, ilahlığına, güzel isimler ve yüce sıfatlara sahip oluşuna, ulûhiyet ve rubûbiyette ortağının olmayışına, zâtında, sıfatlarında ve isimlerinde denginin bulunma­yışına inanmak ve bunların gerekli kıldığı davranışları gerçekleştirmektir.

Tevhidin dünyadaki gayesi, kalbe hak üzere istikâmet kazandırmak ve onu yaratıklara boyun eğmekten kurtarmaktır. Ahiretteki gayesi ise, cehennemde ebedî kalıştan kurtarmak ve cennete sokmaktır.

Tevhîd İslâm inancının özüdür. Çünkü bu inançta yaratma, hükümranlık, dönüş, hesap sorma, her işi evirip çevirme, sadece Allah'a aittir. Onun için tevhîd, küfredip nankörlük edilmeye ve isyana değil; itaata layık bir tanrıya imandır.

Kuran'da tevhîd sağlam delillerle ortaya konmuş, selim aklın ve fıtratın inkâr edemeyeceği boyutta takdim edilmiştir.

Kur'an'ın sunduğu tevhîd ilme ve akla dayanır. Çünkü insan, önce bilir, sonra da bu bilgisini inkâr etmemesi gerektiğini düşünür, yani akleder ve daha sonra da inanır. Zaten iman, ilmî ve aklî esaslara dayanmazsa, sübjektif bir kanaatten öteye geçemez.

İnsanın bir şeyi tanımadan ona inanması da mümkün değildir. O'nun için Kur'an, Allah hakkında detaylı bilgi verir, meselelere çok yönlü baktırarak aklı eğitir, tutarsızlıkları dile getirerek çelişkileri ortaya koyar, sahte tanrılara inananların karşı karşıya kaldıkları gülünç durumları sergiler. Bir bakıma Kur'an'ın tevhîd eğitimi, aklın da eğitilmesi demektir. Böyle bir eğitimden geçen akıl, delilsiz ve mesnetsiz hiçbir şeyi kabul etmeme yolunda meleke kazanacaktır. Bu açıdan bakıldığında, "Tevhîd eğitimi, aklın eğitimidir." diyebiliriz." (Önsözden)

Kur'an'da Ümmet Kavramı, Hasan Keskin, Rağbet Yayınları

"Biz bu çalışmamızda 'ümmet' kavramının anlamını doğru bir biçimde ortaya koymayı hedefledik. Bunun için önce Kur'an kullanımlarından yola çıktık. Ardından ilk dönem lügat ve tefsirlerinde bu kavrama yüklenen anlamları tespit etmeye ve kavramı günümüz insanına hitap edecek şekilde yeniden ve doğru bir şekilde tanımlamaya çalıştık. Böylece iki bölümden oluşan çalışmamızın ilk bölümünde kavramın dilsel boyutunu etraflı bir şekilde ortaya koymaya gayret ettik. İkinci bölümde ise kavramın Kur'an'daki kullanımlarını ayrıntılı bir şekilde inceledik." (Önsözden)

Kur'an'da Veli ve Velayet, Mikdat Öccü, Suffe Yayınları, 1997

"Bu çalışmamızda olay beşeri münasebetler açısından ortaya konurken müslümanın, gerek islam toplumunda, gerekse gayri islami bir toplumda antlaşmak veya antlaşmasız olan kendi dışındaki insanlarla nasıl bir ilişki içinde olması ve bunların sınırlarının neler olduğu konusu araştırılmış, Kur'an bütünlüğü ve Resulullah'ın uygulamaları doğrultusunda ortaya konmaya çalışılmıştır." (Önsözden)

Kur'an-ı Kerim'de Yaratma Kavramı, Veli Ulutürk, İnsan Yayınları

"Konuyu üç bölümde işledik. "Kur'an'ı-Kerim'de yaratma ile ilgili tabirler", "Yaratma kavramının yayıldığı alan" "Yaratma mefhumunun Allah'ı tanıtması". Kur'an'da yaratmanın çok geniş alana yayılmış olması yüzünden ikinci bölüm genişçe yer tutmuştur. Üçüncü bölümde ise, netice demek olacak hükümlere varmak suretiyle yaratmanın Allah'ı tanıtıcı oluşu vurgulanmıştır. Başta sürelerin nüzul sıralarını gösteren bir liste vermeyi konunun işleniş üslûbu bakımından faydalı gördük. Bunlar Mushaf'taki sıra numarasıdır." (Önsözden)

Kur'an'da Zaman Kavramı, Faiz Kalın, Rağbet Yayınları

"Çalışma, bir giriş ile üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında, genel olarak zaman hakkında yapılan tanımlar, diğer dillerde zaman anlamında kullanılan kelimeler, varlık ve zamanın tabiatı gibi konular özet olarak ele alınmıştır. Birinci bölümde, felsefe ve bilim açısından zamanla ilgili problemler ele alınarak sorgulanmıştır. İkinci bölümde, Kur'an'da etimolojik yapı ve semantik analiz, zaman açısından incelenmiş, zaman ifade eden kelimeler ise ifade ettikleri zaman ölçümüne göre tasnife tabi tutularak, kozmolojik zaman ifade edenler, biyolojik zaman ifade edenler ve süresizlik ifade edenler diye üç başlık altında işlenmeye çalışılmıştır. Bu bölümde ele alınan ayetler, lügat, tefsir, hadis, kelâm, fel­sefe, fizik, tıp ve jeolojiden elde edilen bilgilere, kavram, semantik, dil ve anlambilimle ilgili çalışmalardan elde edilenler de katılarak, bir bütün olarak değerlendirilmeye çalışılmıştır.

Birinci ve ikinci bölümlerde tartışılan konuların işlevi, üçüncü bölümde Kur'an'da varlık ve zaman stratejisinde gösterilmeye çalışılmıştır. Bu bölümde varlık ve zaman, ontolojik yönden ele alınarak, ebedî âlem ve ara dönemler, kendi içindeki aşama ve ardışıklığı ihmal edilemeden incelenmiştir. Aynı bölümde ele alınan, bize göre çok önemli diğer bir başlık ise Kur'an'ın içeriğine ait zaman stratejisidir. Burada ise fizik, felsefe ve kelâmın en önemli tartışma konuları olan geçmiş, şimdi ve gelecek ile tedrîcilik, planlama ve bazı olağanüstü durumlardaki zaman sorgulanmıştır." Önsözden)

Kuran'da Zulüm Kavramı, Beyan Yayınları, Ahmet Şişman, 1983

"Tarih boyunca insanlar doğru ile yanlış, başka bir ifadeyle hak ile batıl arasında dolaşmışlardır. İnsanlardan bazıları Allah'ın kendisine indirdiğini kabul edip ona uyarak doğruya, hakka uymuşlar; bazıları ise fıtratlarının gereğini yerine getirmekten kaçınıp, yaratılışlarının özgünlüklerinden kendilerini sıyırmağa çalışarak, yani batılı seçerek zulüm yoluna yönelmişler, kendilerine ve başkalarına emrolunduklarının dışında tekliflerde bulunarak bu dünyada, yok olanı, gereksizi seçmişlerdir. Kısaca insanların hayat tarzlarını şu iki esasa göre değerlendirmek lâzımdır; hak ve batıl. Biz, araştırmamızda gerek sözlük gerek Kur'an terminolojisi yönünden 'batıl' kelimesinin yerine, özdeş anlamda olan "zulüm" kelimesini kullanacağız. Bu durumda: insanların yaşayış biçimlerini gene iki tarzda değerlendirmek mümkün olacaktır; "Hak" ve karşıtı "zulüm".

Bir nevi derleme sayılabilecek bu incelemede Kur'an'a göre terminolojik yönden zulüm kavramı bir seminer çalışması niteliğinde verilmeğe çalışılmıştır"


Yazar: Ferhat ÖZBADEM - Yayın Tarihi: 15.12.2021 09:00 - Güncelleme Tarihi: 19.12.2021 03:26
355

Ferhat ÖZBADEM Hakkında

Ferhat ÖZBADEM

1979 yılının bir Haziran günü Adıyaman’da dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimini Adıyaman’da bitirdi. Gül Eğitim Yardımlaşma Dayanışma İlmi Araştırmalar Ve İnsan Hakları Derneği kurucu üyesidir. Özgün İrade, Vuslat, AbıHayat ve Yolcu dergisinde şiir ve makaleleri yayınlanan yazar evli dört çocuk babasıdır.

haberdurus.com, zeynepder.org, dunyabizim.com, kitaphaber.com.tr web sitelerinde belli periyotlar ile yazı yazmaktadır.

YAYIMLANMIŞ ESERLERİ

Düşünce: 40 Esas 40 Düstur, Cennetin Anahtarı, Cennetin Yolu, Kur’an’ı Nasıl Okumalı, Kur’an’ın Gölgesinde Hz. Muhammed

Araştırma: Dünden Bugüne İslami Hareket, Edebiyat Gemisinde Düşünce Adamları

Roman: Brezilya, Muaz, Muhammed Mursi, Saffan Bin Muattal

Şiir: Ebrulim.

Deneme: Ortalama Bir Âşık Olmamı Bekleme Benden.

SERİ ÇALIŞMALARI

Tavsiyeler Serisi (10 Kitap):

Aliya İzzetbegoviç, Fethi Yeken, Hasan El Benna, Hasan En Nedvi, Malcolm X, Mevdudi, Mustafa Meşhur, Said Havva, Seyyid Kutub, Yusuf El Karadavi

Roman (Beşir Serisi, 6 Kitap):

Beşir ve Sultan Abdulhamid, Beşir ve Fatih Sultan Mehmet, Beşir ve Gazali, Beşir ve İbn Haldun, Beşir ve Osman Bey, Beşir ve Selahaddin Eyyubi.

Biyografik Roman (Öncüler Serisi, 14 Kitap):

Aliya, Hasan el Benna, Malcolm X,  Mehmet Akif, Mehmet Akif İnan, Meryem Cemile, Metin Yüksel, Mevdudi, Muhammed Ali, Necip Fazıl, Ömer Muhtar, Said Halim Paşa, Seyyid Kutub, Zeynep Gazali.

Mesajlar Serisi (15 Kitap)

Ali Fuat Başgil, Aliya İzzetbegoviç, Cemil Meriç, Fethi Yeken, Hasan El-Benna, Hasan En-Nedvi, Malcolm X, Mehmet Akif Ersoy, Mevdudi, Mustafa Meşhur, Necip Fazıl Kısakürek, Nurettin Topçu, Said Havva, Seyyid Kutub, Yusuf El-Karadavi

Ferhat ÖZBADEM ismine kayıtlı 213 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 17 kitap bulunmaktadır.