Limonata Kan Değildir

Limonata Kan Değildir

Limonata Kan Değildir

02.06.2021 - Necla Dursun
Limonata Kan Değildir

“Yol filmi“ olarak nitelendirilebilecek sahnelere sahip olan “Limonata” nın çekimleri Türkiye, Makedonya ve Bulgaristan’da 2014 yılında gerçekleştirilmiştir. Bir saat 50 dakikalık süresiyle dram, trajedi ve komedi türlerinden izler taşımaktadır.

İzleyicinin “Leyla ile Mecnun” isimli TV dizisinden tanıdığı “Mecnun” karakterine hayat veren Ali Atay’ın yönetmen koltuğundaki ilk filmidir. Senaryosu ise Ali Atay ve Ertan Saban imzası taşımaktadır. Film, Ali Atay’ın babasına ve Ertan Saban’ın eşi İnci’ye ithaf edilmiştir.

Biri Türkiye’de diğeri Makedonya’da birbirinden habersiz yaşayan iki kardeşin tanışmasını anlatan filmde yardımcı rollerden biri 1976 model Doğu Alman malı Trabant marka araçtır. İzmir Çeşme'de hurda halinde bulunarak modifiye edilen aracın motor ve şasisi elden geçirilmiş, Amerika'dan getirtilen havalı amortisör montajıyla tüm parçalar birleştirilerek çekim için karavanla Makedonya'ya taşınmıştır. BT 1056 AB plakasıyla sarı Trabant, Bitola yani diğer adıyla Manastır şehrine kayıtlı olarak filmde önemli bir yere sahiptir.

Bir Balkan Filmi

Önce “kan limonata gibi akıtılacak ucuz bir madde değildir” sloganından hareketle “Kan Limonata Değildir” isim olarak tercih edilmişse de sonra “Limonata” adında karar kılınmıştır. Ancak filmin bir sahnesinde anılan slogan bir evin duvarında “duvar yazısı” olarak yer almıştır.

Farklı kültürlere ait iki kardeşin ve birbirinden çok farklı iki baba-oğul ilişkisinin ele alındığı filmde herhangi bir yan hikâye bulunmamaktadır.

Makedonya'da yaşayan Suat (Zekir Sipahi) eski bir tır şoförüdür. Yakalandığı hastalık sebebiyle oğlu Sakip’e (Ertan Saban) vasiyet niteliğinde bir talepte bulunur. Uzun zaman önce İstanbul'da imam nikâhıyla bir evlilik yaptığını, bu evlilikten bir çocuğu olduğunu ve bazı sebeplerle onları terk ettiği için bir daha görmediğini anlatır. Eğer hayattaysa İstanbul’daki çocuğundan helallik almayı arzu ettiğini söyler. Bir isim ve adres içeren kâğıt parçasını Sakip'e vererek İstanbul'a gidip kardeşini bulmasını ister. Sakip babasının emektar arabasını alıp İstanbul’a doğru yola çıkar. Ölüm döşeğindeki babasının son arzusunu yerine getirmek için çeşitli sıkıntılar yaşasa da kardeşi Selim’i bulur. Selim, abisi olduğunu söyleyen kişiye önce inanmaz ve ondan kurtulmak için türlü türlü yollar dener. Ancak çetin ceviz Sakip galip gelir ve komedi yanı ağır basan sahnelerle film hız kazanır.

Son İsteğin Getirdikleri

”Bir röportajında; “Ben küçük ayrıntılardan hikâyeler yazmak ve onlar nasılsa, hangi türdelerse o şekilde anlatmak istiyorum.”* diyen yönetmen Ali Atay; karakterleri oturmuş, artık orta yaşın eşiğindeki iki kardeşin sonradan öğrendikleri kardeşlik olgusu çevresinde yaşadıklarını beyaz cama yansıtmıştır.

Filmdeki kıvrımlı ve ıssız yollar izleyene sonsuzluk hissi verirken uyumsuz iki kardeşi canlandıran oyuncu seçimlerinin yerinde olduğu gözlemlenir. İstanbul’da yaşayan kardeş Selim’i başarılı oyuncu Serkan Keskin canlandırırken Balkanlar’da yaşayan Sakip karakteri için Makedonyalı oyuncu Ertan Saban tercih edilmiştir. Ertan Saban “Elvada Rumeli” dizisindeki “Aleks” karakteriyle Türk izleyicisi tarafından tanınmaktadır ve Balkan Türkçesini doğal haliyle filme taşımıştır. Dayko(dayı), aco(amca), pengir(peynir) gibi nispeten çok bilinmeyen sözlerdeki doğal telaffuzuyla yapıma karakter katmıştır.

Suriçi’ne kayıtlı 166 adet camiyi gezerek Selim’in izini süren Sakip, sık sık abdest alması nedeniyle ellerinin buruşmasına rağmen çokça namaz kılmasına sebep olduğu için duruma minnet duyduğunu söyleyen sahnelerle film, seyirciyi bir anda etkisi altına almaktadır. Arabasının içinde uyuduğu bir gece telefonu çalınınca memleketiyle olan bağlantısı kesilince kendisini oldukça yalnız hisseder. Devamında duygusallıkla harmanlanan komedi sahnelerinde küfürlü replikler önemli bir yer tutar. Çoğunlukla, yalnız ayakta kalmaya çalışan, ailesiz büyüyen Selim’in ağzından çıkan küfürler bir tür isyan olarak algılanabilir. Ebeveynlerin hatalarının, yanlış kararlarının, ailesiz büyüyen çocukların hayatında telafisi mümkün olmayan sonuçlara sebep olduğu dikkatli gözlerden kaçmayacaktır. Yanısıra farklı ülke kültürleri, gelenek ve görenekleri, sosyal çevre, inanç dünyası gibi faktörlerin de bu durumu etkilediği gözlemlenebilir. Filmde taşıyıcı ana kolon bu realite üstünden ilerlerken kendine has Balkan şivesi durumun en önemli göstergelerinden biridir.

Meyhane sahnesi iki kardeşin birbirlerine içine döktükleri sahnedir. Sakip Bosna Savaşı’nda yaşadıklarını anlatarak, Avrupa’nın göbeğinde tüm dünyanın gözlerini sımsıkı kapadığı bir yangın yerinden seyirciye seslenir. O günleri hatırlatarak Saraybosna’yı “çukur” olarak betimler ve olanları özetler. Bosna Savaşı’nı anmak için senaryonun bir sahnesinin bu konuya uyarlanması bendenizin gözünden alkışa değerdir. Aynı sahnede Sakip’in amcası Fuat Aco’nun (Luran Ahmeti) Makedonya Türklerinin duygularını, hüzünlerini, özlemlerini ve sevinçlerini göç etmeyerek orada kalanlar gözünden anlatması bakımından kayda değerdir. Söz konusu sahnede, fondaki piyano tınıları ise kalbe dokunan diğer yandır.

Filmin kadrosunda bulunan Bulgaristanlı müzisyen Ciguli’nin 2014 de vefatının hemen öncesinde kayda alınan sahneleriyle önem kazanırken 2020 yılında vefat eden baba rolündeki Makedon oyuncu Zekir Sipahi ile 2021 yılının ilk çeyreğinde hayata gözlerini yuman Fuat rolündeki Makedon oyuncu Luran Ahmeti’den geriye kalan özelliği taşımaktadır. Üçü de nur içinde uyusun.

Sonuç

Bir söyleve göre Türkiye’de on milyonun üstünde Balkan göçmeni bulunmaktadır. Bu rakam doğru mudur bilinmez ancak filmin her yaştan insana ve özellikle Balkanlardan göç edenlere daha tesirli edeceği güçlüdür bir tahmindir.

*https://www.hurriyet.com.tr/kelebek/keyif/ali-atay-ait-oldugum-yeri-bulmus-gibi-hissediyorum-28828625 01.05.2015 tarihli röportaj

Necla Dursun - 02.06.2021

,

335

Necla Dursun Hakkında

Necla Dursun

1976 Sakarya doğumludur. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Yerel Yönetimler Anabilim Dalı Küresel Şehirler ve İstanbul Araştırmaları Bilim Dalı’nda Yüksek Lisansını “Kuzguncuk Semt Tarihini İnsandan Okumak; Bir Seçki ile Şahsiyetler” konulu yüksek lisans teziyle tamamlamıştır. Finans sektöründe çalışmakta ve İstanbul’da yaşamaktadır.

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin