Mahalle Kahvesi’nde Demlenen Hayatlar

Mahalle Kahvesi’nde Demlenen Hayatlar

Mahalle Kahvesi’nde Demlenen Hayatlar

18.01.2021 - Ülker Gündoğdu
Mahalle Kahvesi’nde Demlenen Hayatlar

İnsanın bilinçaltı gerçeklerini ortaya çıkarmak için modern edebiyatta, sanatçı ve okur arasındaki ilişkiyi gösterme aracıdır kitaplar. Sanatçı, eserin ortaya çıkış sürecinde eserine her şeyiyle katılabilmektedir. Karakteri, eğitimi, hayatı, geçmişi, yaşamakta olduğu anı, ihtirasları kabiliyetleri, sıkıntıları, fikirleri ve etkisinde kaldığı her şey düşündüğü ve yazdığı her şeye geçerek kitaplar aracılığıyla okurla ilişki kurarak özdeşleşim gerçekleşir ve evrensel görüş oluşturur. Bu bağlamda Sait Faik Abasıyanık, insanın içsel yoldan evrensele varan sürece okuru da davet eder. Eserlerini içsel bir serüvenle aktararak içtenliğin cümlelere nasıl geçtiğini anlattığı Mahalle Kahvesi adlı eseri, bir mekândan taşan edebiyatın çeşmesi gibidir. Mahalle Kahvesi ilk baskısını Varlık Yayınevi tarafından 1950’de yapmıştır.

Kahramanlarını hayatın içinden seçen, o insanı hayatın içinde bulan eserler okur nezdinde daha kalıcı olmaktadır. Mahalle çocuğu, Sait Faik’in hikâyelerinde bir tane değil, birçok Mahalleden yetişenler gibi halktan bir insan, halka bağlı bir insandır ve mahalle tüm renkliliğiyle bu eserinde yer edilmiştir.

Sait Faik, hayat ve insanlara karşı bakış açısını farklı yönleriyle eserlerinde yansıtmaktadır. Yazar; hayatı ve insanlara olan sevgisini hikâyeler aracılığıyla duyurur. Bu hikâyelerinde olay örgüsünü insan sevgisi üzerine kurgular. Bu güçlü kurgu yapısı, estetik bir üslup barındırmaktadır. Yazarın zamanla değişen dünya görüşü ve sanat anlayışı farklı özellikler taşımaktadır. Sosyal hayattaki adaletsizlikler, menfaat ilişkisine dayalı çatışmalar, yeni ideolojinin yazarlar ve düşünürler üzerine kurduğu baskılar onun hikâyelerinde toplanmaktadır.

Balzac’ın “Düşüncelerinde hiçbir kımıldama yoksa düşünceliler kendilerini düşüncesizlerden daha ileri sanmasınlar.” Bu sözüyle hayatın düşünme odaklı olduğunu gözler önüne sermektedir. Sait Faik de düşüncenin mahalle aralarındaki yaşantısını gözler önüne serer gibidir. Eserde, farklılıkların bir aradalığı, kültürün medeniyetin çekirdeğini nasıl oluşturduğunu, insan ilişkilerini ve tutum/davranışlarını işleyerek büyük bir gözlem yeteneğiyle bunu eserine işlemiştir.

Hikâyede Kahraman Çözümlemesi

Hikâyelerindeki, kahramanlar, mekânlar, değer verdiği objeler ve etkisi altında kaldığı metafizik kavramlar onun gerçek hayattan kopmayan yanını göstermektedir. Kullandığı kavramlar onun psikanalitik yönünü göstermektedir. Sait Faik’in hikâyelerinde kendi hayatından, düşüncelerinden ve tanıklıklarından izler taşıdığı söylenebilir. Gözlemci bir bakış açısıyla yaklaştığı konularda kişilerin dramından çok kendi sıkıntılarından kaynaklanan dramını anlatır. Sait Faik, kahramanlarla özdeşleşerek kendi hayatı ile kahramanın hayatı iç içe geçmiş evrensele varan noktaya dayanmaktadır. Hikâyeye genel olarak bakacak olursak;

Yaprakları dökülmüş söğüt ağacı ile üzerinde hala kuru yaprak sallanan bir asmaya kar işlemişti. Bahar akşamları, yaz geceleri pek sevimliydi bahçe. Mora kaçan beyaz bir ışıkla dibinden aydınlık haldeki güzelliğe girerdi. Camın kenarına yerleşip de buğuları silince uzun zaman daldı, sevdalandı. İnce belli çay bardağının en güzelini önüne bıraktı kahveci. Kahvenin ışıkları yanınca karın ışığı söndü. Küçük kapağının içinden alevler atarak yanan sac sobanın sağ tarafının kızaracağını bekliyordu. Evinden çıkınca lapa lapa yağan karı görünce yürüme hevesine kapıldı. İnsanların az geçtiği bir semte gitmek üzere tramvaya atlayıp kahveye gelmişti. Sedirde oturan ihtiyarların yanına ciddi adamlar geldi. Uzun uzun susuyorlardı. Tam bu sırada içeri; kaşına kirpiğine kar dolmuş genç, çok genç bir adam geldi. Bir sandalyeye çöktü. O girince herkes susmuştu. Genç adam önüne bakıyordu. İhtiyarlar sakin, ciddi, haindiler. On dakika bir mecliste insanların susması korkunçtur. Kahveye bir adam girdi. İhtiyarlara yürüdü. Sizi çağırıyor, aklı yerinde sabaha çıkamaz. Gidenler gözlerini mahsus genç adamdan çevirip gittiler. Genç adam yalvarır gibi baktı. Babam değil mi? Ölüyormuş değil mi? Kahvecinin cevabı çok acıydı. Senin baban değil o. Hızla yürüyen genç adam kendini içeriye iten rüzgârı deler gibi gitti…

Betimlemelerin canlılığı insanı sıcacık sararken, davranışlarıyla ruh ilişkisinin analizi ayrıntılı bir biçimde kendini göstermektedir. Hikâyelerin dili gerçekliğin sadeliğinde aktarılmaktaydı. Hikâyelerinin anlatımında canlılığa ve doğallığa dikkat eder Sait Faik. İnsan hayatı, insan odaklı olmalıdır. İnsan odaklı bu hayatın içinde de kahveler, balıkçılar gibi mekânlar olabildiği gibi aşklar, bağlılıklar gibi duygular da vardır ve hayat bunların bir toplamıdır. Kötü yerine iyiyi, güzeli, huzuru, hayatı bakış açısına almalıdır insan. Hayatla barışık saygı ve sevgi dolu insanın yaşama sevincini katmaktadır. Çevre ve sosyal sorunlara duyarlı işçilerin, fakir sokak çocuklarının sevecenliğinde yaşama sevinci süzgecinden geçen hayata umutla bağlanmalıdır insan.

Sait Faik Abasıyanık

Mahalle Kahvesi

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

134 sayfa

Ülker Gündoğdu - 18.01.2021

,

2813

Ülker Gündoğdu Hakkında

Ülker Gündoğdu

Okumaya başladığımdan bu güne bulabildiğim her tür kitabı okumaktan duyduğum zevk daha fazla okumaya teşvik etti. Bir çok alanda okuma gayreti ile beni seçen kitapları okuyorum. Bilgi birikimimi paylaşma isteği ile uygun platformlarda okur yazar olarak okuma sevgisine farkındalık oluşturmak için kitaplara verdiğim anlamı aktarıyorum. Bibliyomani değilim sadece bir kitap daha okuyacağım…

Sosyal Medya'da Bizi Takip Edin