“Masumiyet Müzesi” Ne Kadar Masum?, Edebiyat, Vildan KINALI

“Masumiyet Müzesi” Ne Kadar Masum? yazısını ve Vildan KINALI yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

“Masumiyet Müzesi” Ne Kadar Masum?

09.08.2023 09:00 - Vildan KINALI
“Masumiyet Müzesi” Ne Kadar Masum?

Doğrusunu söylemek gerekirse bir gün bu kitapla ilgili yazacağım aklıma gelmezdi. Kitabı sesli kitap uygulamasından dinledim. Yeşilçam filmi gibi başlayan aşk hikâyesi bir ara +18 filme doğru evrildi. Okuduğum ilk Orhan Pamuk kitabının bu şekilde ilerlemesi bana yıllarca okumadığım isabet olmuş diye düşündürdü. Sesli kitabı genellikle başka bir işle meşgulken dinlediğim için kulaklık takma gibi bir alışkanlığım yok. Dolayısıyla kitabı bir bırakıp bir başlayarak, tövbe estağfirullah çekip ilerleterek bir şekilde yarıladım. Takıntılı bir aşk hikâyesini konu alan kitabın başladığı gibi klasik bir kurgu ile bitmeyeceğini az çok kestiriyordum ama tahminde de bulunamadığım için zaman zaman sıkılarak bir şekilde bitirdim. Yani klişe gibi başladı ama öyle bitmeyeceği belliydi. Yazarın konuyu neye bağlayacağı merakı kitabı sonuna kadar okuttu.

Beni kitapla ilgili yazmaya iten sebepleri üç başlık halinde toplayabilirim. İlk olarak yazarın, olayın geçtiği dönemi bütün detaylarıyla çok iyi vermesiydi. Türkiye'nin geçirdiği batılılaşma serüvenini bazı büyükşehirler daha yoğun hissederken bu büyükşehirlerde de bazı ilçeler daha da yoğun yaşadı. O şehirlerin başında İstanbul, İstanbul'da da Nişantaşı geliyor. O kadar ki insan bazen gerçekten burası bizim ülke mi, bu insanlar hangi kültürden diye sormadan edemiyor. Ama Peyami Safa, Yakup Kadri gibi yazarların kitaplarında da benzer sahneleri okuduğumuz için demek ki böyle bir dünyaya da aşinayız bir yandan.

Orhan Pamuk, kendisini kültürel Müslüman olarak tanımlıyor. Romana bu kadarı bile yansımamış. Din ile hiçbir bağı olmayan insanlar, en varoşundan en elitine son derece Avrupai tarzda yaşayan İstanbullular. Zengin fakir herkesin sofrasında alkol. "Namus" kavramına yaklaşımından başka elinde hiçbir şeyi kalmamış varoşlar… Yaşadığımız bu yılda bile nahoş karşılanacak kadar geniş mezhep sahneler…

Yazar Nişantaşı çevresinden zengin ama iflas etmiş bir ailenin evladı. Bundan dolayı da kitabın ana karakteri Kemal ile çok özdeşleştirilmiş ve sık sık "Kemal siz misiniz?" sorularına muhatap olmuş. Gerçekten de o kadar ince ayrıntılar var ki insan, bunları ancak yaşamış biri bu kadar detaylı yazabilir diye düşünmeden edemiyor. Kitabın dinlediğim baskısında yazarın bütün bu sorulara cevap verdiği bir bölüm var. Kemal'in uydurduğu hayalî bir karakter olduğunu fakat kitapta kendi hayatından çok fazla unsurun yer aldığını söylüyor ve bunların neler olduğunu da tek tek açık yüreklilikle anlatıyor. Zaten kitaba adını veren Masumiyet Müzesi de gerçek bir mekân. Beyoğlu'nda yer alan müzeye elinizde bu kitapla giderseniz müzeyi ücretsiz ziyaret edebiliyormuşsunuz. Müze, Avrupa Müze Forumu tarafından 2014 "Avrupa Yılın Müze Ödülü"ne layık görülmüş.

Benim için Masumiyet Müzesi'nin en dikkat çeken bölümlerinden biri ve bu yazıyı yazmamda ikinci etken kitabın kadın kahramanı Füsun'un ehliyet alma serüveni oldu. Gene ahlaki yozlaşmanın boyutunu çok sorguladığım bir bölümdü. Füsun defalarca sınava girmesine rağmen kazanamaz çünkü sınav ekibi, kendisinden rüşvet beklemektedir. Kitap boyunca belki de en haysiyetli duruşu burada sergiler ve rüşvet vermeyi asla kabul etmez. Pes etmeden sınavlara girmeye devam eder. Sonunda jüriyi pes ettirerek ehliyeti alır. Bu anlamda her ne kadar kulağımıza gelen, şahit olduğumuz çirkin vakıalar olsa bile görece iyiye gitmiş bir durum olduğunu düşündüm. Orhan Pamuk, memleketin o yıllarına dair ayrıntıları zaman zaman hicvetmiş. Mesela o yıllarda devlet yabancı araba getirmeyi yasaklamış ve bu yüzden İstanbul eski araba galerisine dönmüş. Chevrolet marka araba kitabın simgelerinden biri olmuş. Dut ve çınar ağaçlarının kesilerek yerine binaların dikildiği, sürekli göç aldığı için gittikçe kalabalıklaşan bir İstanbul görüyoruz. Binaların duvarlarındaki solcu sloganlar, "Her şey karanlık, nerde insanlık?" nidaları memleketin sokaklarından göğe yükseliyor. Göğe yükselen sadece bunlar değil tabii, bir ailede sigara içmeyen hiç kimse olmadığı ve sigaralar hiç söndürülmediği için muhtemelen dumanlar da göğe yükseliyor. Şaka maka bu sigara konusunda iyi mesafe kat ettik.

Son olarak saplantılı bir aşkın ürünü olan Masumiyet Müzesi fikri "müze" ve koleksiyonculuğa yaklaşımı bakımından ilgi çekiciydi. Aslında stokçuluğa da bu açıdan bakmak mümkün. Baktığımızda stokçu insanların bu eğilimlerinde de duygusal arka planlar yer alıyor. Sonrasında ise biriktirilen eşyaların negatif ya da pozitif enerjisi –pozitife pek rastlamasam da- bu insanlara geçiyor ve böylece döngü başlıyor. Eşyalar kişiyi, kişi eşyaları besleyip duruyor. Takıntılı bir aşkı ölümsüzleştirmeye çalışan Kemal, yasını bu şekilde tutuyor. Bir tür ölüme başkaldırı hali belki. Hâlbuki geçmişte yaşamış insanların neyi nasıl yaptıklarını görmek ve ibret almak için müzeye gideriz. Bir aşığın hatıralarını muhafaza ettiği ve sergilediği mekân olarak müze fikri ilginç duruyor. Bu müzeyi oluşturana kadar Kemal, dünyada iki bine yakın müze geziyor. Birçok koleksiyonerle tanışıyor. Hepsinin eşya ile ünsiyeti farklı gerekçelere dayanıyor. Hepsi tek kapıya açılıyor, dünya sevgisi.

Orhan Pamuk'un başka eserleri varken bu kitapla okumaya başlamam adından dolayı olmuştu. Başlarken böyle bir konu beklemiyordum. Yazarın başlarda bile Masumiyet Müzesi'nden bahsetmesi ama bu aşkın sonunun ne olacağını açık etmemesi bir başarı bence. Ben bile kitabın sonunu söylemeden yazmakta zorlandım. Kurgunun yer yer düşen modu kitabın sonunda bir başarıya dönüştü benim açımdan. Sesli kitap uygulamasında kitap için bin üç yüz küsur yorum yazılmış ki bu da enteresan bir rakam. Gene kitap satış sitelerinde de en fazla yorum alan kitaplar arasında. Birçoğunu okuduğum yorumlarda okuyucular kitabı ya "berbat" olarak değerlendirmiş ya "muhteşem". Ortayı bulmak bu kitap için isabetli geliyor bana. Bitirdikten sonra sorduğum soru: "Masumiyet Müzesi ne kadar masum?" oldu.

Masumiyet Müzesi

Orhan Pamuk

Yapı Kredi Yayınları

2013, İstanbul

465 sayfa


Yazar: Vildan KINALI - Yayın Tarihi: 09.08.2023 09:00 - Güncelleme Tarihi: 03.08.2023 12:26
788

Vildan KINALI Hakkında

Vildan KINALI

1982 Kütahya doğumlu. Kütahya İmam Hatip Lisesi’nden 1999’da mezun oldu. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında çalıştı. Uluslararası ilişkiler okudu. Bazı yazarlardan yazmak üzerine eğitimler aldı. Edebiyat ve Uluslararası İlişkiler alanları arasında seçim yapamadığı için birini diğerine uyarlamaya çalışıyor.

2023’te “Kasım Bunlar Çok mu Lazım?” isimli çocuk kitabı yayınlandı. Evli, üç çocuk annesi. Konya’da yaşıyor.

Vildan KINALI ismine kayıtlı 23 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 1 kitap bulunmaktadır.

Instagram Kitapyurdu.com