Mıgırdiç Margosyan’ın Diyarbekir’den İstanbul’a K, Edebiyat, Faik ÖCAL

Mıgırdiç Margosyan’ın Diyarbekir’den İstanbul’a Kesilen Bileti yazısını ve Faik ÖCAL yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden o

Mıgırdiç Margosyan’ın Diyarbekir’den İstanbul’a Kesilen Bileti

16.02.2024 09:00 - Faik ÖCAL
Mıgırdiç Margosyan’ın Diyarbekir’den İstanbul’a Kesilen Bileti

"Biletimiz İstanbul'a Kesildi", başka bir dünyanın yolu önümüzde açıldı. Geçmişim, köklerim, şehrim arkamda kalmıştı. Kalbim Diyarbekir ile İstanbul arasında atacaktı, ben çocuk kalbimde anılarımı bir araya getirmeye çalışacaktım. İki büyük şehrin arasında bir garip çocuktum. Diyarbekir geçmişimin şehriydi, İstanbul gideceğim diyardı.

Üzerimde Hagop Mıntzuri'nin gölgesi, "Anadili Serüvenim" başlıyor. Ermenice ile işaret taşları diziyor gittiğim yollarda, kaybolmamak ve nereden gelip nereye gittiğimi bilmek için. Ermenice işaret taşları ile mezar taşları arasında bağlantılar kurmaya daha zaman var. Biliyordum, işaret taşları beni Diyarbekir'den İstanbul'a götürecekti. Ben kaderime yürüyecektim esmer hüznümle beraber.

Aynı yerdeyim: Çırig fırını ile Çırig çeşmesinin arasında. Bütün Diyarbekir yanı başımda. Kalbimdeki "minik su sızıntısı", "Allah'ın Ataşi"ni söndüremiyor. Fırın ve çeşme arasında gidip geliyorum, çocukluğumu yitiriyorum. Böyle yitirmemeliydim. Çocukluk arkadaşlarımı ve Diyarbekir'i böyle kaybetmemeliydim. Kalbimde minik su sızıntısı hatıraların yeri her daim olmalı. Kalbimde minik su sızıntısı hatıralar olduğu müddetçe "Allah'ın Ataşi" bana zarar vermeyecekti, ben yolumu bulacaktım avuçlarımdaki çizgilerde, iki şehrin gölgesinde.

Azizim gözüm yollarda, kalbim Gavur Mahallesi'nde, Xançepek'te. Gel ve bitir içimdeki korkuları. Yeter ki kana bulanmasın şehrim ve aşkım. Varsın kendi tılsımını sayıklasın, "Kan, Kan, Kan!" diye. Biz yine bir Diyarbekir şarkısını haykıralım: "Diyarbakır ortasında vurulmuş uzanırım, ben bu kurşun sesini nerede olsa tanırım." Sonra Mardin Kapısı'ndan Dicle'ye uzanalım, Der Arsen ile Ulu Cami arasında bir yol bulalım. Diyarbekir ve İstanbul'u birbirine bağlayan ince zarif bir yol.

Ne kadar çok isterdim rüyam da olsa bir daha Maro ile çocukluğumun Dicle'sinde yüzmeyi. Hiç olmasa Rışeş'te birbirimizi ıslatmayı, gökyüzüne güvercinler uçurmayı. Neredesin Maro? Ben neredeyim? Biz nerede kaldık bütün bir çocukluğumuzla? İstanbul ile Diyarbekir arasında kendini arayan kim? Maro, uçuyorlar mı hala gökyüzüne saldığımız çocukluk güvercinlerimiz? Diyarbekir ile İstanbul arasında ince zarif bir yol buluyorlar mı? Hııı!!! Söyle bana. Hiçbir şey kalmadı eski günlerden. Sadece gözyaşlarım daha sıcak ve yakıcı. Bedenim İstanbul'da, ruhum Diyarbekir'de, kalbim Rışeş'te göğe savurduğumuz güvercinlere emanet. Kalbim, acımız. Kalbim, yazgımız. Kalbim, varımız yokumuz, bütün bir ömür sermayemiz.

Bir garip memleket sızısı içime kök salmış, rahat vermiyor hiçbir şey, hiç kimse. Fatma Hanım ile "Allah..!" diyorum ama gitmiyor içimdeki memleket sıkıntısı. İstanbul'u görüyorum, Diyarbekir'i özlüyorum. Gördüğüm her suret garipliğimi yüzüme vuruyor, yabancı olduğumu hatırlatıyor. Çıkarıyorum kalbimin çatlağından bir avuç Diyarbekir toprağını, kokluyorum. Buralarda ölebilirim, kalsa da gözümde Diyarbekir. İstanbul kalabalığına inat memleket türküleri söyleyebilirim. Her dilde bir başka acı, her türküde bir başka yitik, her suskunlukta bir başka iç çekiş.

"Elmalı Balayı" ile Diyarbekir'de Adem ile Havva'nın yitik cennetleri için döktükleri gözyaşları ilk sıcaklığında hala. Adem babam, Havva annem olur. Elma bahçeleri ile üzüm bağları arasında gidip geliyorum. Adem ile Havva'nın izini sürüyorum. Elma bahçelerinde cennetin ve Havva'nın kokusunu birbirine karışmış. Üzüm bahçelerinde Amed ile Adem'in hasretine birbirine karışmış, birini diğerinde yitiriyorum, birini diğerinde buluyorum. Amed şehrim, Adem babama benziyor. Adem babam beni kollarımdan tutup Bağlar'a götürüyor. "Ölsem" diyorum, elma ağaçlarının ve üzüm bağlarının gölgesinde. Açar mıyım gözlerimi ilk cennette?

"Anamın Karpuzu" kardeşimdi. Diyarbekir karpuzu ile kardeşim arasında kalmışım, bir başıma. İstanbul'dayım. Yeryüzündeki son yaz mevsimim, sene 2021. Biliyorum bir dahaki yazı göremeyeceğim ve canım yana yakıla Diyarbekir karpuzu çekiyor. Yeryüzündeki son arzum: Karpuza benzettiğim kardeşimle Diyarbekir'de Diyarbekir karpuzu yemek.

Biletimiz İstanbul'a Kesildi

Mıgırdiç Margosyan

Aras Yayıncılık

134 sayfa

İstanbul, 2022


Yazar: Faik ÖCAL - Yayın Tarihi: 16.02.2024 09:00 - Güncelleme Tarihi: 16.11.2023 21:43
1093

Faik ÖCAL Hakkında

Faik ÖCAL

2000’de Cumhuriyet Üniversitesi Sosyoloji mezunu... 2004 yılında Franz Kafka’nın Romanlarında Birey ve Devlet İlişkisi üzerine yaptığı tez ile yüksek lisansını yaptı.

Çeşitli sitelerde ve dergilerde yazıları çıkmakla birlikte 2008’den beri düzenli olarak Yolcu Dergisi’nde yazılar yazmaktadır.

 

Yayımlanmış Kitapları:

Yitik Anılar Şehri, Erguvan Yayınları, 2008.
Aziz ve Aciz Emanetçi, Erguvan Yayınları, 2008.
Dört Mevsim Beş Vakit Hüzün, Roza Yayınları, 2012.
Uzaktaki, Az Kitap, 2021.
101 Kürtçe Roman 1. Cild, Sitav Yayınları, 2022.
Beyaz Hüzün, Az Kitap, 2022
Yeni Bir Aydınlanma Felsefesi, Zilan Akademi, 2023
Deprem Günlüğü, KDY, 2023 

Faik ÖCAL ismine kayıtlı 76 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 7 kitap bulunmaktadır.

Twitter Instagram Kitapyurdu.com