Modern Zamanların Kumlarına Karışan Mekân, Düşünce, Uğur CUMAOĞLU

Modern Zamanların Kumlarına Karışan Mekân yazısını ve Uğur CUMAOĞLU yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Modern Zamanların Kumlarına Karışan Mekân

24.01.2022 09:00 - Uğur CUMAOĞLU
Modern Zamanların Kumlarına Karışan Mekân

Mekân denilince akla insanın aynası olan yapılar nedense gelmez. Ne var ki mekân, muhayyilemizin ve daha derinlerde zihnimizin ve ruhumuzun şekil almış hali olarak karşımıza çıkar. Her insan tekinin mekân ile olan münasebeti kaçınılmazdır ve kişinin içine doğmuş olduğu ev, mahalle, şehir, toplum, ülke veya dünya zihnimizi inşa eden ve hafızamızın tüm kayıtlarını dolduran gerçekliktir. Bu aynı zamanda düşünme biçimimizin ve anlam dünyamızın da yegâne şekillendiricisidir.

Mekân, sadece gözlerimizin görebildiği mesafe değildir, zira görüş mesafesini aşan veya onun sınırlarını belirleyen de mekânın kendisidir. Mekân da tıpkı kelimeler gibi muhayyel olan ile aramızda aracılık yapan, üstelik muhayyel olanı somut biçimlere dönüştüren bir düşünme ve yaşam şeklidir.

Mekân, toplumsal hafızanın ve bilincin ve bunları sonraki nesillere aktarmanın bir aktarıcısı iken, günlük kargaşanın içinde yönünü bulmaya çalışan yığınların ve gündelik kalabalığın ayakları altında aşınan bir kayıtsızlığa dönüşmüştür. Günümüzde mekân, mimari üslubunun dışında ve bir mühendisliğin ürünü olarak hep yeniden üretilebilen ticari bir meta, farklı lansmanlarda tüketiciyi ikna etmeye çalışan cazip bir yatırım aracıdır.

Hakikatte ise mekân, zamanın ruhunu bünyesinde barındıran, onunla içkin olan ve aynı zamanda ona dokunan tüm ellerin parmak izlerini üstünde taşıyan ortak hafızamızdır. Mekân, insanlığın hikâyesinin şahidi, içinde yaşadığı iklimin ve coğrafyanın dili, aklının ve kabiliyetinin üslubu, kimliğinin ve aidiyetinin sesi, bunların tümüyle kendini ifade eden olgunluğun ulaştığı seviye veya tüm bunların ötesine doğru yönelmiş olan sürekliliktir. Bu nedenle, kesret ile vahdet arasında yolcu olan insanın, doku(n)duğu her ayrıntıda karşılaşmayı umduğu ne ise mekânın yüzüne de onu dokuması gerekir. Çünkü mekânın özü ile yüzü arasında her zaman insan olacaktır.

Mekân, yaşamı detaylandırıp hayrete davet eden veya yeri geldiğinde onu haritalandırıp yönünü arayana pusula olan bir kılavuzdur. Nitekim dünya sathında insan eliyle yontulup şekil almış her şey zamana teslim edilmiş bir mirastır ve bunun örneklerini tanıyıp bilmek istediğimizde anlam dünyamızı da bunlara açmış oluruz. Bilal Can'ın Zaman İçinde Mekân adlı eseri de anlam dünyamızda yer edinen, anlam inşa etme görevini sürdüren ve farklı zamanlarda inşa edilmiş birçok mekân örneklerini inceleyerek dikkatimizi celbeden bir yolculuğa çıkarıyor.

Zira eser, sadece mekânın örneklerini incelemekle kalmıyor, aynı zamanda modern insanın mekân ile olan ilişkisini de analiz ederek onlar için anlamını yitiren mekânın değerini ve yerini yeniden tespit etmeye çalışıyor. Can'a göre gerçek ile hakikat ayrımını yapamayan modern insan, mahrem ve kamusal alan kavgasını da kaybetmiştir ve bunun sebebi de anlamlandırma yetisinin yitirilmesidir. Zira insan, mekânda duygularını, düşüncelerini, geçmişini ve hatırlarını totalde hafızasını arar.

Ona göre mekân insanın şahsiyetidir ve kişinin kimlik sorununun çözümü de buradadır. Ancak kapitalist ilkelliğin, mekânın değerini ticari ve ekonomik olarak baştan belirlemesi ile ortaya çıkan anlamsızlık, mekânın özündeki hakikati perdelenmekte, onun yüzüne geçirilen ticari maske ve tersine değer yargıları aracılığıyla yeniden kabul görmesine sebep olmaktadır. Böylece içinde yaşadığımız şehirler kente dönüşmekte ve ortaya önü alınamayan bir mülkiyet krizi çıkarken, kentlilik özel bir kimlik olarak sunulmakta, süslü ve ışıklı caddeleri dolduran her şey ve herkes bir tüketim nesnesine dönüşmektedir. Böyle bir durumda mekânı algılamak ve onu fark etmekte imkânsız hâle gelmektedir.

Zaman İçinde Mekân adlı örnek çalışmanın fark ettirdiği en önemli şey, şehrin karakterini insandan aldığıdır. Bu, kente dönüştüğünde, dışıyla ütopik görünen fakat hakikatte insanı özünden ve kendinden koparan bir distopyaya dönüşmektedir. Şehirli ve medeni olmak bir kimliktir ve kent tersinden hareketle bunu yıkmaya çalışmaktadır. Zira somut örneklerle ifade bulan kutsalın da profanlaşmasının en başta gelen sebeplerinden biri de bu durumdur.

Can, mekânın tarihsel takibini hayatları ve şehirleri birbirine bağlayan Drina ve Mostar Köprüsü, Preziosi'nin İstanbul'u, çininin başkenti Kütahya, Tanpınar'ın şehir ve zaman ufku ve unutulmuş olan Endülüs gibi örnekler ile daha anlaşılır kılmaya çalışır. Medeniyetin nüvesi olan Medine'nin şehre kazandırdığı kavrayışı özellikle dile getirir. Özellikle şehrin atan kalbi olan ve toplumumuzun ortak hafızası olarak sürekli işleyen, kültür endüstrisinin ucubeleri olan ve dünyayı istila eden kafelere karşı, kahvehanelerin sosyolojik değerini de belirleyerek hakkını teslim eder.

Çalışmanın en dikkat çekici yönü ise mekânı unutan modern insana, onun hafızasında yer alan ve karanlık, tozlu köşelere attığı ayrıntılara ışık tutarak bunları yeniden hatırlatması, yaşadığı hafıza kaybını bir mekân terapisi uygulayarak başarmasıdır. Böylece çağın insanına unuttuğu kişiliğini mekân üzerinden yeniden hatırlatarak, onun yalnızlaşmış ruhunu ve zihnini yozlaşmış kentten bir nebzede olsa kurtarmakta ve onu dalmış olduğu bu umursamazlık uykusundan uyandırmaktadır.

Alanında önemli bir boşluğu doldurmaya aday olan Zaman İçinde Mekân adlı değerli çalışma, 2021 Türkiye Yazarlar Birliği Şehir Kitapları ödülüne de layık görüldü.

Zaman İçinde Mekân

Bilal Can

Hece Yayınları

İstanbul, 2021

192 Sayfa


Yazar: Uğur CUMAOĞLU - Yayın Tarihi: 24.01.2022 09:00 - Güncelleme Tarihi: 24.01.2022 01:31
596

Uğur CUMAOĞLU Hakkında

Uğur CUMAOĞLU

Yazar, Şair, Sosyolog, Sinema Eleştirmeni, Talebe.Yazıları ve şiirleri Beyaz Gemi, Temrin, Ayasofya, Bilge Adamlar, Muşta, Yolcu, Temmuz, Birnokta, Yedi İklim, Dergâh, Mahalle Mektebi, Mostar dergilerinde; Edebifikir.com, Kitaphaber.com.tr, Jurnalortadoğu.com da yayımlandı. Yeni Başlayanlar İçin Dünya adlı yayımlanmış bir kitabı var. 

Uğur CUMAOĞLU ismine kayıtlı 54 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 5 kitap bulunmaktadır.