Mustafa Kutlu İle Mekânları Gezmek, Edebiyat, Bilal CAN

Mustafa Kutlu İle Mekânları Gezmek yazısını ve Bilal CAN yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Mustafa Kutlu İle Mekânları Gezmek

31.01.2024 14:00 - Bilal CAN
Mustafa Kutlu İle Mekânları Gezmek

Her şeyin bir usulü vardır ve usul olmadan vusule erilmez. Usul aslında o işin kapısıdır. O işi yaparken o kapıdan girmek, o işin usulüne göre hareket etmek demektir. Bu yüzden de Kuran'ı Kerim'de "evlerinize kapıdan giriniz" uyarısı yapılır. Evine kapı haricinde bir yerden giren usulsüzlük yapmış olur. Yemek yemenin, giyinmenin, yolda yürümenin, insanlarla konuşmanın, farklı etkileşim biçimleriyle farklı eylemlerde bulunmanın, kısacası hem bireysel hem de toplumsal hayatımızda usul ve esaslar bellidir. Nettir. Dünyevi hayatımızda yerine getirdiğimiz her hal ve davranışı belirli bir usul ve davranışa göre yerine getiririz. Sosyal bilimciler bunu toplumsallaşma biçimi adı altında kültürlenme olarak adlandırır. Kültürlenme, bir nevi dünya hayatında edinilen pratiklerdir. Bu pratikler bizi biz yapan, bizim dünyaya karşı bakış açımızı belirleyen usul ve esaslardır. Bunlarsız toplum, toplumdan ziyade bir kitle olur, kitle, birbiriyle hiçbir bağı olmayan bir nicel anlamda kümülatif, sayıca çok insan kalabalığıdır. Ve bu durum birçok toplumun hâlihazırda karşılaşmaya başladığı sorunlardandır. Modernizmin "birey" inşasında toplumdan bağımsız bir varlık prototipi olarak tanımlanır "birey". Kendine özgü olmayan, ısmarlanmış bir projedir. Reklamlarla, çeşitli manipülasyonlarla yönlendirilebilen, belirli açılardan üretici-tüketici döngüsü içerisinde sindirilen ve ona verilmiş rolleri bu bağlam içerisinde yerine getiren küresel köyün bir vatandaşıdır birey.

topkapii_w333_h488_op

Her şeyin bir usulü olduğu, bu usule göre hareket etmeyenin vusule erilemeyeceği gerçekliği, insan için buna uygun bir hareket alanı geliştirme zorunluluğunu doğurur: kapıdan girmek. Mekânlar arasında dolaşmanın da bir usulü vardır. Gezmek, keşfetmek, farklı yerleri görmek, insanoğlunun merak duygusunun bir tezahürü olarak tanımlanır. Gezip görmek için de bir usule ihtiyaç vardır. Bu durum tecrübî bilgi denilen ve kadim bilgiyle harmanlanmış bir usulle anlam bulur. Eskinin Kalenderi dervişleri, bir şehre girmeden önce, şehre hâkim bir tepeden oradaki büyük zatlardan manen müsaade isterlermiş. Çünkü girecekleri şehir, orada mukim olanların evi ve bu evlere onlardan izin almadan girmek adapsızlık olarak algılanır. Bu nedenle, müsaade istemek bir tür nezaket ve incelik örneği…

İnsanın Mekânı Ziyareti

İnsanoğlu çepeçevre mekânlarla kuşatılmıştır. Kendisi de bir mekânlar yumağı olan insan bu mekânlar arasında dolaşıp durmakta ve bu süreç, ruhun ten kafesinden ayrılmasıyla dünyevi anlamda bu ziyaretleri nihayete ermektedir. Mekân olgusu, bu bakımdan insan için hep helezonlar şeklinde, anlam katmanları ile bürünmüş bir yapıdadır. Mekânı anlamak, insanoğlunun yaşadığı dünyevi serüvenin de anlamlandırılmasına katkı sağlayacaktır.

Mekân her ne kadar coğrafik bir olgu olarak anılsa da onun bir çok boyutu ve bir çok yansıması vardır. Mekân, sosyolojik bir olgu olabileceği gibi psikolojiktir de. Mimari açıdan ele alınabileceği gibi edebî olarak da bir değere sahiptir. Kültürel ve ekonomik bir yapıda ele alınabileceği gibi medeniyet ve tarihsel olarak da irdelenebilmektedir. Çünkü mekân, çeşitli unsurlarla bezeli ve birçok unsuru içerisinde barındıran büyük bir alanı kapsamaktadır. İnsanoğlu da hem hayat serüveni açısından hem de gündelik işleyiş bakımından bu alanda gezintiler içerisinde, çeşitli eylemlerle varlığını gösterir. Mekân, insan ile anlamlı bir hale gelir, İnsan mekânla konumlandırılır.

İnsanlık, tarihsel süreç içerisinde mekânlar arasında dolaşıma girerek hem mekândan etkilenmiş hem de mekânı etkilemiştir. Bir tür değişim ve dönüşüm unsuru olarak değerlendirilen mekân, insanlığın medeniyet kurmasında da büyük bir etkiye sahiptir. Medeniyet mekânda kendini gösterir, mekânla genişler ve mekânlarla yayılır.

halic-ile-cepecevre-istanbul-kapak_w333_h488_op

İnsanın mekânı kuşatması, onu girmekle, onunla bütünleşmekle mümkün olur. Mekânın insanı kuşatması ise, insana insan olduğu değerini aşılar. Örneğin kapı bir eşiktir. Mekâna giriş için bir zorunluluktur, bir eşiği barındırır. Kapıda insan, kendini mekâna hazırlar. Dışardan gelen içeriye, içerden çıkan için dışaraya... Girilen ve çıkılan mekân farklı dünyaları, farklı anlamları, farklı duygudurumlarını insanlara aşılar. Bu sayede mekân, kendi etkisini, farklı bedenlerde, farklı zihin ve iç dünyalarında yansıtır. İnsan sayısınca bir mekânın anlamı olabilir. Mekân ile duygudaşlık, onun rengi, kokusu, ışığı, ona girilen duygu ile çıkılan duygu arasında gidegelen hareketli bir yapıya sahiptir.

Mekân, Kültür ve Tarih

Mekânlar içerisinde barındırdığı unsurlarla insanlığın dünyaya bakışının açık bir biçimde okunduğu unsurlardır. Bir mekâna bakarak o toplumun özellikleri ve tarihi hakkında bilgi edinmek mümkündür. Mekânla konuşur insan. Mekânla yaşar ve mekânla zenginleşir. Geleceğe mekânlar aracılığıyla birçok öğeyi taşır. Mekânlar, belirli unsurları zorunlu hale getirir. Onlarda yaşam, eğleşme, giriş, çıkış gibi bir çok eylemi farkında olmasak da belirli bir ritüel şeklinde gerçekleştiririz. Onlarla gelecek ve geçmiş arasında bir bağlantı kurarak zihnimize yerleştiririz. İnsan mekânı, mekân insanı ancak görerek ve gezerek, onunla bütünleşerek tam manasıyla anlayabilir. Bu bakımdan insanoğlunun mekânla buluşma biçimleri, mekânı anlama girişimleri her daim olmuştur. Bu girişimler, kent-şehir, kültür-medeniyet, tarih, sosyoloji, psikoloji, ekonomi, ilahiyat alanlarda farklı çalışmaları beraberinde getirmiştir.

Mustafa Kutlu, edebiyat ve gezi özelinde mekâna ayrı bir hassasiyetle yaklaşan müstesna yazarlardan biridir. Mekâna dair yaklaşımları sorgulamacı, çözümlemeci ve tasvir edicidir. Mekânlar onda bir müze cam fanus içerisinde irdelenen bir yapıda değil, içinde canlılığın, renkliliğin, gürültülerin, kokuların olduğu bir biçimde yansır. Mekân, onun için tarihle, kültürle, insanla anlamlıdır. Yaşanmışlıklarla anlam kazanır onda mekân ve yer edinir. Mekânı bu yüzden bir müze gibi sergilenmesine karşı çıkar. Ona göre mekânlar, içinde barındırdığı insanlarla anlamlı ve değerlidir. Bu bağlamda gerek ortaya koyduğu hikâyelerde gerekse de bir seri olarak yazdığı şehir yazıları ve gezi yazılarında bu mekânlara dair izlenimlerini ortaya koymuştur. Şehir Mektupları (1995) ile başlayan deneme ve gezi yazılarında şehir ağırlıklı yazıları, çoğunluklu olarak İstanbul özelinde merkez ve taşra farklılığıyla ortaya konulmuş, kültürel bir harmoniye odaklanan yazılar ağırlıklıdır. Şehir ile ilgili gezi ve denemelerini daha sonra Bir Demet İstanbul (2016) ile sürdürmüştür. Şehir ve kent ayrımının kendini gösterdiği bu yazılarda Kutlu, mekânın kültür ve medeniyet ekseninde bir değer olduğunu, dolayısıyla mekânın yitiminin bir tür köksüzleşmeye götüreceği fikrini ortaya koyar. Bu bakımdan da tarihi ve yaşanmışlığı çokça olan mekânların yitiminin kültürel bellek açısından bir kayıp olduğunu gözler önüne serer. Şehir, kent ve mekân yazılarını daha sonra peş peşe yayınlanan İstanbul Gezi Yazıları üst başlığıyla yayınladığı Topkapı'dan Topkapı'ya (2021), Haliç İle Çepeçevre (2021), Boğaziçi (2022) eserleriyle devam ettirir Kutlu.

bogazici_site_icin_w333_h488_op Haliç ile Çepeçevre İstanbul eserinin sunuş yazısında şehre giriş biçimini olduğunu ve orayı gezme usulünün olduğunu İstanbul üzerinden aktar. "İstanbul'u gezmenin bir âdâbı olduğunu biliyor muydunuz?" sorusu ile başlayan kitap "İstanbul'u gezmeye de Eyüp'ten başlanılır" cümlesi ile devam eder. Çünkü İstanbul bir "fetih" meselesidir ve bu yüzden orayı gezilen herhangi bir yer gibi gezmemek gerekir. Şehre başlangıç noktasından başlandığında şehir, kalbini, içindekilerini, güzelliklerini ve renklerini gezene sunacaktır. Kutlu, Haliç ile Çepeçevre İstanbul eserinde sadece belirli bir mekâna değil mekânlara değinir. Bazen bir çeşmeden, bazen bir çınar ağacından, bazen bir otobüs durağından bazen de bir yoldan bahseder. Yazdığı diğer şehir ve gezi yazılarında olduğu gibi şehrin sadece tarihsel durumuna değil, buralardaki yaşanmışlıklara, yapılan yanlışlıklara projeksiyon tutarak irdeler. Kimi zaman bir şehir tarihçisi gibi kimi zaman bir seyyah gibi, kimi zaman bir antropolog gibi ayrıntılı anlatımıyla kültür ve medeniyetin izlerini değişen ve dönüşen mekânlar üzerinden aktarmaktadır.


Kaynakça

  • Kutlu, M. (1995). Şehir Mektupları. İstanbul: Dergâh Yayınları.
  • Kutlu, M. (2016). Bir Demet İstanbul. İstanbul: Dergâh Yayınları.
  • Kutlu, M. (2021). Haliç İle Çepeçevre İstanbul - II - 1989. İstanbul: Dergâh Yayınları.
  • Kutlu, M. (2021). İstanbul Gezi Yazıları I - Topkapı'dan Topkapı'ya. İstanbul: Dergâh Yayınları.
  • Kutlu, M. (2022). İstanbul Gezi Yazıları III - Boğaziçi. İstanbul: Dergâh Yayınları.

Yazar: Bilal CAN - Yayın Tarihi: 31.01.2024 14:00 - Güncelleme Tarihi: 02.02.2024 16:00
499

Bilal CAN Hakkında

Bilal CAN

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji lisansını tamamladıktan sonra yüksek lisansını da aynı üniversitede tamamladı. Sosyolojik çalışmaları mekân, kent, şehir ve edebiyat sosyolojisi üzerine yoğunlaşmıştır. Şiirleri, denemeleri, kitap değerlendirmeleri ve eleştirileri bir çok dergide yer aldı.

Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor ve 2015'ten itibaren genel yayın yönetmenliğini yapıyor. Evli ve 2 çocuk sahibidir. 

Yayınlanmış Kitapları

Bir Kuşu Taşlarla Bu Çöle Bağladılar, Hece Yayınları, 2023.

Zaman İçinde Mekân, Hece Yayınları, 2021. (TYB 2021 Şehir Kitabı Ödülü)

İnsanlığın Ağlama Tarihine Bir Giriş, Hece Yayınları, 2021.

Kebikeç, İzdiham Yayınları, 2019.

Kentle Kavga: Mustafa Kutlu Öykücülüğünde Mekân, İzdiham Yayınları, 2017.

Twitter: @bilalcan1

Bilal CAN ismine kayıtlı 321 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 5 kitap bulunmaktadır.