Nietzsche’nin Deccal’i, Düşünce, Faik ÖCAL

Nietzsche’nin Deccal’i yazısını ve Faik ÖCAL yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Nietzsche’nin Deccal’i

14.06.2024 09:00 - Faik ÖCAL
Nietzsche’nin Deccal’i

Deccal gözlerini içine açtı, içindeki Tanrı cesedini gördü. Kendi kilise babalarına, "Babam açmıştı kiliseye giden yolu. Ne babamı ne de babamın Tanrısını sevdim", dedi Deccal ve yürüdü. Arkasına bakmadan gitti. İçindeki uçurumları büyütmek için her kesi ve her şeyi terk etti. Müritsiz olmak için yola çıkmıştı. Kendini ebediyen müritsiz kılmak içindi her şey. Kilise babalarıyla savaşmak için yola çıktı. Babası ve babasının Tanrısıyla hesaplaşmak için yola çıktı.

Deccal görmüştü en büyük günahı ve en acımasız günahkarı: İlk büyük günahımız doğadan kopmak olmuştur ve bu günahın meyvelerini yiyenler rahiplerdir. Doğa benim, ben doğayım; birbirimizi tamamlıyoruz, birbirimizi hep tamamladık. Doğa bendeki insan aklıdır. Aklım doğayla bütünleşmektir. Benim yerim doğa, rahiplerin yeri tımarhanedir.

Konuşmasını bitirdiğinde uzağında yakının kimseyi görmedi Deccal. Yenildikçe kendine içindeki uçurumlar büyüttü, yalnızlığı katmerleşti, dünya devasa bir tımarhaneye dönüştü onun gözünde. Rahipler köşe başlarını tutmuştu. Aykırı tuzaklar ağzı açık bekliyorlardı: Rahipler yine yapacağını yapıyorlar, tımarhaneleri satıyorlar, cehennemi cennet diye pazarlıyorlar. Onlar işinin ustası oldu ama ben yolumun yolcusu olamadım. Yolumun yolcusu olsaydım dünyaya esenlik getirirdim, insan aklıyla yazılmış yeni bir esenlik bildirisi okurdum. Yapamadım.

Onların rezillikleri benim doğamı uyuttu, dengemi bozdu. Aklımı tanıyamıyorum artık. Dünya savaşlarına giden yolları kapatamıyorum. İnsan yine akla ziyan. İçimdeki Tanrıyı gömmek için temiz toprak bulamıyorum. İnsanlar! Ne yaptınız bana. Ben böyle yaşamak ve delirmek istemezdim. Deliriyorum; çünkü doğanın ruhuna aykırı biçimde sizinle savaşıyorum. Deliriyorum, kendi uçurumlarımı tanıyamıyorum. Deliriyorum, cehenneme açılan bütün dünyevi kapıları görüyorum. Doğaya adanmış son sözlerimi söylüyorum: Yazgım, insanını insana vedasını sonuna kadar götürmekmiş.

Minerva kuşunun kilise penceresinden içime girdiğini ve içimdeki Tanrı cesedini parçaladığını gördüğümde; iyinin ve kötünün ötesine geçtiğimi, ebediyen yankısız ve karşılıksız kalacağımı, içimdeki Tanrı parçacıklarıyla hep savaşacağımı, şeytanı tanımlamayacağımı, çocukluğumun cennet düşlerini bir daha göremeyeceğimi, annemin müşfik ellerine bir daha dokunamayacağımı, akıl gemimin hepten limansız kalacağını, Zerdüşt'ünü yitiren bir put kırıcı olacağımı, içimdeki Katoliklerden kurtulmak için dışarıdaki Protestanlardan medet ummak zorunda kalacağımı, babamın elbiseleri olmadan insanların arasına karışamayacağımı, başkalarının günahları olmadan vicdanımla barışık olmayıp kendimi aklama yolunu bulamayacağımı, zakkum ağaçlarıyla bütün mevsimlerin kalbine yürüyeceğimi, anılarımın kalbine yapacağım bütün yolculukların yarı yolda kalacağını bugünden yarına giden bütün içsel yolların zehirli yılan diliyle çetrefilleşeceğini anlamıştım.

Kilise yılanları zehirli yılanlarıyla geldiler ve girdiler içime. Çocukluğumu rehin aldılar bana karşı kullanmak için. Zehirli yılanlar hemencecik içimdeki tanrı cesedinin altına girdiler, yerini buldular. Orası onlara aitti ve Tanrı cesedinin altında kuluçkaya yattılar zehirli yılanlar. Biliyordum ben düşündükçe sıcaklığını tutacaktı zehirli yılan yumurtaları. Aklıma taklalar attırdıkça yavrulayacaktı zehirli yılanlar. Nitekim öyle de oldu. Aklımla büyüdü zehirli yılan yavruları. Dayelik yaptı aklım zehirli yılan yavrularına. İçimde savaşa tutuştu Minerva kuşu ve zehirli yılanlar. Kilise babaları gelip gidiyorlardı, içimdeki Tanrı cesedine tazimlerini sunuyorlardı. Onlar gelip gittikçe içimdeki zehirli yılanlar güçlendi, Minerva kuşu aklımın karanlık ormanlarında kayboldu.

Evlenmedim. Hayatımı biriyle birleştirmeye cesaret edemedim. İçimdeki erkeklik intihar etmişti, Lou Salome'nin kadınlığıyla. Çocukluğum ç/alınmıştı. Doğmamış çocuklarım büyük bir ihanetin içindeydi. Kilise babaları benimle çocukluğum arasına girmişti. Kilise babaları doğmamış çocuklarımı benden ç/almışlardı. Ebedi yetimdim kendi öz öykümde. Hep ebedi yetim olarak kalacaktım başkalarının çocukluğunda.

İçimi mesken tutmuş kilise babalarını kovmak için çok uğraştım. Aklım yetmedi. İçimdeki Tanrı cesedinden kurtulamadım. Kilise babaları içimdeki Tanrı cesedini şatafatlı hale getirip dışarıdakilere pazarlamak için her yolu denediler. Kendi iç hayatımda kanun kaçağı olmuştum. Tanrı cesedinin kuytu köşelerinde gizlice yaşıyordum bir kanun kaçağı olarak. Minerva karanlık ormanlardan çıkıp gelmişti. Tek arkadaşım oydu. Onunla teselli buluyordum, ayakta duruyordum, onların içi boş kof yaratıklar olduğunu hatırlıyordum.

Onların gözünde kanun kaçağıydım ama kendi gerçekliğimde ise iflah olmaz bir hakikat şövalyesiydim, gidecek yeri olmayan bir akıl savaşçısıydım. Onlardan kurtulmak için sonuna kadar savaşacaktım. Delirmek ne ki! Bu saatten sonra delirmek bir ödüldür Minerva ile onlara karşı verdiğim savaşta. Biliyordum onların "lanetli tarihi" vardı, benimse bir hedefim: Üstinsan. Onları Tanrısı vardı, benimse hayalim: İnsana dönmek. Onların azizleri vardı, benim de kitaplarım: Tragedya'nın Doğuşu, Ecco Homo, Böyle Buyurdu Zerdüşt, İyinin ve Kötünün Ötesinde, Ahlakın Soykütüğü Üstüne, Putların Alacakaranlığı, İnsanca Pek İnsanca…

Deccal

Friedrich Nietzsche

Erasmus Yayınları

Çev. Ahmet Çalışkanlar

Sayfa 100

İstanbul, 2019


Yazar: Faik ÖCAL - Yayın Tarihi: 14.06.2024 09:00 - Güncelleme Tarihi: 25.04.2024 12:17
654

Faik ÖCAL Hakkında

Faik ÖCAL

2000’de Cumhuriyet Üniversitesi Sosyoloji mezunu... 2004 yılında Franz Kafka’nın Romanlarında Birey ve Devlet İlişkisi üzerine yaptığı tez ile yüksek lisansını yaptı.

Çeşitli sitelerde ve dergilerde yazıları çıkmakla birlikte 2008’den beri düzenli olarak Yolcu Dergisi’nde yazılar yazmaktadır.

Yayımlanmış Kitapları:

Yitik Anılar Şehri, Erguvan Yayınları, 2008.
Aziz ve Aciz Emanetçi, Erguvan Yayınları, 2008.
Dört Mevsim Beş Vakit Hüzün, Roza Yayınları, 2012.
Uzaktaki, Az Kitap, 2021.
101 Kürtçe Roman 1. Cild, Sitav Yayınları, 2022.
Beyaz Hüzün, Az Kitap, 2022
Yeni Bir Aydınlanma Felsefesi, Zilan Akademi, 2023
Deprem Günlüğü, KDY, 2023 

Faik ÖCAL ismine kayıtlı 89 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 8 kitap bulunmaktadır.

Twitter Instagram Kitapyurdu.com