Nurettin Topçu’nun Bilinmeyen Yönlerine Dair Bir Eser, Kara Tahta, Misafir Köşesi

Nurettin Topçu’nun Bilinmeyen Yönlerine Dair Bir Eser yazısını ve Misafir Köşesi yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirs

Nurettin Topçu’nun Bilinmeyen Yönlerine Dair Bir Eser

22.06.2022 09:00 - Misafir Köşesi
Nurettin Topçu’nun Bilinmeyen Yönlerine Dair Bir Eser

Nazlı Torun yazdı...

"Eleştiri" kavramı her ne kadar olumsuz anlam içerse de kullanılan üslûba göre bu algı değişebilmektedir. Olumlu veya olumsuz algı ise eleştirmenin yazılı ürünü yanlı ve tarafsız ele alışıyla ilgilidir. Hakiki eleştirmen tabiri caizse övüşmen/sövüşmen niteliğinde değil de olaylara yansız bakandır. Otomat bir makine olmayan insanoğlu elbette kalben bir tarafa meyledebilir. Lakin bir yazar ne kadar yansız, objektif bakış açısına hâkimse o denli de eleştirmen vasfına sahip demektir. Bu açıdan yanlı eleştirilerden uzak durmak için iki şahsın görüşünü kendime hep rehber edinmişimdir:

Fethi Gemuhluoğlu: "Her konuya olumlu yaklaş! Yanlış çok, yanlışı tenkid etmek de kolay. Ancak bir doğruyu öğretmek, bin tane yanlışın yanlış olduğunu sayıp dökmekten daha hayırdır… Okuyanın gönlüne aşk, şevk ve ümit vermelisin. Çok kahır çekmiş bu halkı karamsarlığa itmeye kimsenin hakkı yoktur."

Mustafa Kara: "Büyükleri anma, anlama ve anlatmada problemlerimiz vardır. Birincisi onlara kendi düşüncelerimizi söylettiriyoruz veya düşüncelerimize uymayan görüşlerini kesiyoruz, kırpıyoruz, atlıyoruz, yok sayıyoruz. Bu parçalama bütünlüğü ortadan kaldırılıyor, onu da dar kalıplarımıza mahkûm ediyor, yazık ediyoruz. İkinci problem bunun zıt köşesinde dinleniyor. Kişilere toz kondurmamak, fikirlerine âdeta tapmak. Hâlbuki büyükler hatalarıyla birlikte büyüktür. (…) Ama bizim vazifemiz kusurlarını değil, faziletlerini büyüteç altına alıp düşünmektir, anlamaya çalışmaktır."[1]

Bu görüşler doğrultusunda Ahmet Kılıç'ın "Bilinmeyen Yönleriyle Türk Filozofu Nurettin Topçu"[2] (Motto Yayınları, Şubat 2020) kitabını eleştirel bakış açısıyla yazmaya çalışacağım:

Peki bu eseri, N.T. hakkında yazılmış diğer eserlerden ayıran farklar nelerdir? Birçok kitapta Topçu'nun felsefe anlayışı, eğitim görüşü hakkında vb yazılar okumuştum. Bu eseri farklı kılan özellikler; T.F.N.T. kitabını okumaya ve akabinde bu eleştiriyi yazmaya sevk eden en önemli sebeplerdir de aynı zamanda:

  • Nurettin Topçu hakkında yazılmış en hacimli monografi kitaplarından biri olması,
  • T.'nin yayımlanmamış bazı yazılarına yer vermesi,
  • Eserin 'Bilinmeyen Yönleriyle…" iddiasını layıkıyla taşıması,
  • Eserde N.T. ile şahıslar aralarında geçen hatıraları olduğu gibi aktarmakla kalmayıp, o şahıslar kim, N.T. ile ortak ve ayrışan yönleri nelerdir, bu hususta da okuru bilgilendirmesi. Yani bu eser sadece N.T. hakkında bilgi vermeyip N.T.'nin yakın çevresinin fikir dünyası hakkında da bilgi vermektedir.

Eser 3 ana bölümden oluşmaktadır:

  1. Bölüm: Garptan Anadolu'ya "Hareket"
  2. Bölüm: "Hareket"in Anadolu'daki Seyri
  3. Bölüm: "Hareket Adamı"ndan Geriye Kalan
  4. bölümde genel olarak N.T.'nin; özel hayatı, yurt dışından Türkiye'ye gelince yaşadığı sürgün olayı, Said Nursi ve Abdülaziz Bekkine'yi tanımasını konu edinmektedir.
  5. bölümde genel olarak N.T.'nin; dergilerdeki bazı yazıları, devrin fikir adamlarına bakış açısı, yakın çevresiyle aralarında geçen samimi hatıraları, görüş ayrılığı yaşadığı şahsiyetler hakkında çarpıcı söylemleri konu edinmektedir.
  6. Bölümde genel olarak N.T.'nin ön söz yazıları, ölümünden sonra hakkında yazılan olumlu, olumsuz eleştiriler yer almaktadır.

Kitabın bölüm adlarının belirlenmesinde N.T. hakkındaki yazılardan ön plana çıkan konuların belirleyici olduğunu düşünmekteyim.

Kitabın yazılış amacını ise yazar son sayfalara yakın çok güzel şekilde ifade etmiş:

"Bu çalışmadaki gayemiz Topçu'nun hayatındaki önemli şahıs ve olayları herhangi bir 'izm'lere takılmadan araştırmak ve kitapseverlerle paylaşmaktı. Topçu'yu kusuru olmayan, talebelerini etkileme gücüne sahip ne bir evliya, ne olağanüstü hallere sahip bir şeyh, ne de eşi benzeri olmayan bir akademisyen kisvesinde tanıtmak değildir. Onu eleştirel düşünceye kapı aralayan örnek bir muallim olarak tanımayı her ilim talebesine, muallime ve fikir adamına elzem olarak görüyoruz."(s. 460)

Eseri okuduktan sonra da bu söylemle kitabın genel içeriğinin tutarlı olduğunu söyleyebilirim.

İlk bölümde:

N.T.'nin özel hayatı; "yaşadığı ev, anne tutkusu ve boşanma sebepleri" alt başlıklarıyla bir bütünlük olacak şekilde ele alınması birçok okurun merakını da tatmin etmiştir. Çoğu kitaplar N.T.'nin bu yönde hayatına 'bir bütünlük içinde' değinmiyordu. Yazar bunu birçok hatıradan alıntı yaparak bağlantıları gayet ideal bir şekilde eserine aktarmış. N.T.'nin özel hayatına kayınpederi Hüseyin Avni Ulaş'ı konu edinmesi ve onunla benzer yönlerini tespit edişi ise N.T.'nin aile dünyasını anlamada okur için büyük bir katkı olmuş.

Yazarın en çarpıcı hatta daha önce asla denk gelmediğim Said Nursi ile ilgili hatıraları ve yazısı idi. Yazar hatıraları yazan şahıslarla birebir görüşmüş ve hatıralarını sözlü olarak canlı tarih kaynaklarından da dinlediğini vurgulamıştır (s.65, s.72). N.T.'nin Risale-i Nurlar hakkındaki bilirkişi raporu ise ilk defa bu eserde orijinal şekliyle yer almıştır (s. 106). Yazarın bu raporun aslına ulaşıp atıfta bulunması ve bu raporu keşfetmesi bile eserin özgün yönünü ortaya koyduğunu düşünmekteyim. İsmail Kara bu rapor için "müspet rapor"[3] dese de raporun tamamına yer vermemiştir. Acaba bunun nedeni içeriğin yeni tartışmalara sebep olacağı düşüncesinden mi bilinmez. Çünkü bu raporda; Topçu'yu Kemalist çizgiye yakın, dini gruplara düşmanmış gibi yansıtmaya çalışanların fikirlerini çürütecek ifadeler yer almaktadır. T.F.N.T eserini eleştiren yazılara dikkat edilirse Topçu'nun Risalei Nurlar hakkındaki olumlu görüşü görmezden gelinmiştir. Hatta bazı yazarlar, N.T.'nin Said Nursi'yle görüştüğü, mahkemeleri takip ettiğine dair söylentiler olduğunu belirtmektedir. Bu fikirde referans ise İsmail Kara'nın "şifahî fakat şüpheli" ifadesidir.[4] Konu hakkında N.T.'nin bazı talebeleri eserlerinde şu bilgilere yer vermişlerdir:

Emin Işık: "Nurettin Topçu Denizli'de kaldığı o sene içinde Said-i Nursî ile de tanıştı ve onunla ilgili duruşmaların bir kısmına, dinleyici sıfatıyla katıldı."[5] Eserinin başka bir sayfasında: "Denizli'de yaşadığı inziva hayatının, Said-i Nursî'de müşahede ettiği bazı hâllerin, onun ruh dünyası üzerinde bıraktığı izleri de hesaba katmak gerekir." ifadeleri yer alır.[6]

Hüseyin Karaman: "Risalelerinden dolayı mahkemeye verilen Bediüzzaman'ın mahkemelerini takip eder. Topçu, Said-i Nursi'nin mücadeleci karakterinde hareket adamının ahlâkını görmüş ve ondan etkilenmiş olabilir."[7]

Kemal Ural: "O, Bediüzzaman'ı bizzat ziyaret etmiş, sevmiş, takdir etmiş bir insan olduğunu daha sonra anlatmıştı bana. Onun endişesindeki gerçeği o anda sezinlemiştim, ona Şule'nin asla bir cemaatin dergisi olmayacağını, sadece ışıktan yoksun kalplere ulaşma çırpınışı içinde olacağını anlatmış, böylece yazı konusunda kendisinden söz almıştım… Hemen ifade etmeliyim ki, Topçu'nun endişesine, Bediüzzaman'ın herkese kendine göre yorumlama imkânı veren '…Beni beğenenleri de beğenmiyorum.' dâhiyane, hikmetli ifadesi tercüman olmaktaydı."[8]

Mehmet Sılay: "Denizli sürgününde kendisi gibi şehre sürgün edilen Bediüzzaman Said Nursi ile tanıştı, sohbet etti. Nureddin Topçu yeri geldikçe bize Bediüzzaman'ı anlatırdı. (…) Nureddin Topçu, halkın imanını kurtarmaya dönük yazdığı risalelerinden dolayı mahkemeye verilen Bediüzzaman'ın Denizli Ağır Ceza'da devam eden hâkim huzurundaki bütün duruşmalarında hazır bulundu."[9]

Peki Kılıç, T.F.N.T. eserinde N.T.'yi Said Nursi'nin bir talebesi/şakirdi gibi okurlara yansıtma kastı taşımış mıdır? Kılıç, fikrini şu şekilde ifade etmiştir: "Nurettin Topçu eserlerinde Bediüzzaman'ın ismine yahut eserlerine yönelik olumsuz bir tutum içinde değildir. Bir zümreye bağlanılmasında mahsur görmemekle beraber; cemaatleşmeyi başka zümrelere karşı ezici güç olarak kullananlara, iman dairesine sınır çizenlere, hizmetlerini siyasete dayandıranlara da karşıdır (s. 104)." Yazar eserinin başka sayfasında Topçu'yla 'milliyetçilik' konusunda benzer ideolojik (Anadolucu) görüşe sahip çoğu aydının da (Eşref Edip ve M. Akif Ersoy, Ali Nihad Tarlan, Ali Fuad Başgil, Mehmed Sofuoğlu ve Hilmi Ziya Ülken, Ahmet Kabaklı, Tarık Buğra, Cemil Meriç, Şerif Mardin) Said Nursi hakkında benzer görüşe sahip olduğunu iddia eder: Bu iddiasını ise tarafsız şu cümlelerle dile getirir: "Anadolucu çizgisine yakın" ibaresinden kastımız; Bediüzzaman'a karşı muhabbeti olan herkesi "Anadolucu" olarak göremeyeceğimiz gibi, Anadolucu çizgisinde olan her düşünürün de Bediüzzaman'ın hizmet anlayışına olumlu bakması gerekir beklentisinde olmayıp; ırkçı bir anlayış çizgisinden uzak, Nurettin Topçu'nun 'milliyetçi/lik' fikrine yakın kişilerdir (s. 79)." Kılıç, T.F.N.T eserinin başka sayfasında şu açıklamayı yapmıştır: "Şahısların Bediüzzaman hakkındaki fikirlerini, ömrünü Bediüzzaman'ın hizmet hareketini araştırmaya vakfetmiş Necmettin Şahiner'in eserlerinde ekseriyetle okumaktayız. Şahiner görüştüğü kişilere görüşme öncesi mektup göndermiş yazılı yahut sözlü cevaplar alarak eserlerinde nakletmiştir. Hatta bazı düşünürlerin herhangi müspet-menfi cevap vermediğini de belirtmektedir. (Osman Turan, İbrahim Kafesoğlu, Kadri Timurtaş, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, Samiha Ayverdi gibi.) Ayrıca görüşme talebinde bulunulup da bazı aydınların neden cevap ver(e)mediği hususunda bazı fikir adamlarının da yazıları yer almaktadır (s. 402, 406.)." [(Görüşme öncesi gönderilen mektup ve anket soruları için bkz. Necmeddin Şahiner, Said Nursi Ve Nurculuk Hakkında Aydınlar Konuşuyor, Yeni Asya Yayınları, İstanbul 1977, s. 25, 26. (T.N.T. s. 79).]Eğer Kılıç sadece Said Nursi hakkında olumlu fikirleri eserinde yazmış, olumsuz fikir beyan edenlerden bahsetmemiş olsaydı objektif bir kalem olduğuna dair olumsuz bir görüş içinde olabilirdik, Kılıç'ın bu ifadeleri N.T.'yi Nurcu ya da Said Nursi'nin şakirdi/talebesi göstermesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağını ispatlatmaktadır. Hatta Kılıç, Işık'ın yazısından yaptığı alıntıda şu ifadeye yer vermiştir: "… evet en salim yol Nakşilerin yoludur (s. 127)."

Bazı okurlar için T.F.N.T. kitabının eleştirilen bir tarafı da yer yer şahısların fikirleri ile Said Nursi'nin fikrini ilişkilendirmesidir: Erol Güngör, Serdengeçti, Ali Ulvi Kurucu, Ali Fuat Başgil, Nihal Atsız gibi… Bu durum okurlara kitabın bazı bölümlerinde N.T.'nin Said Nursi'nin geri planında bırakıldığı izlenimi verebilir. Yazara göre Said Nursi mühim bir âlimin iken başkalarına göre sıradan birinin sıradan görüşleri olabilir. Bu durum bilinçli okurlar için önemli olanın isimden ziyade fikirlerin değeridir. Eğer Kılıç, Said Nursi'nin Türk milletinin varlığını sürdürmede İslamiyet'e olan bağlılıkları hakkındaki fikriyle Erol Güngör ile ortak yönünün olduğu hususunda okuru ikna ediyorsa fikir kıymetlidir aksi takdirde yazarın tasarrufunda ya da kasıtlı bir yaklaşımı olmuştur denilebilir. Örneğin T.F.N.T eseri okunduğunda (s.195, s.196) bu iki şahsın belirtilen konudaki fikirlerinin benzer olduğu görülecektir.

Birgül, "Bilinmeyen Yönleriyle Türk Filozofu Nurettin Topçu Yahut Topçu Şakirt midir?"[10] başlıklı yazısında: Kılıç'ın eserinde Said Nursi ile ilgili yazarın aktardığı -kaynak eserlerden aynen aldığı- hatıralarda tarihsel hataların olduğunu ve bu sebeple güvenilir olmadığı düşüncesindedir. Hatta Topçu'nun Said Nursi ile ilgili hatıraların, Topçu'nun şeyhi Abdülaziz Bekkini'den daha fazla olması, Topçu'nun şahsılarla ilgili hatırasında Said Nursi'nin fikirleriyle ilişkilendirilmesi taraflı bir durumdur. Birgül'ün bakış açısından hareketle; "Bir eserde yer alan şahısların isim sayısının çokluğu, önem derecesini de gösteren bir kriter midir?" sorusunu akla getirmektedir. Oysa Kılıç, Mustafa Kara'nın N.T. ile Abdülaziz Bekkine arasındaki hatıraların neden daha az bilindiğine dair görüşüne şu şekilde değinmiştir (s. 341):

Bahsetmezdi. Hatta Topçu'nun bütün eserleri külliyat hâlinde basıldı; bu eserlerde bir veya iki yerde geçiyor Abdulaziz Bekkine'nin adı. Yani böyle Necip Fazıl gibi şeyhine özel bir kitap tahsis etmek Topçu'ya göre değil. (…) Topçu'nun da yakın dostlarından öğreniyoruz; Abdülaziz Bekkine'yle nasıl sohbet ederdi, o sabahlara kadar süren sohbetlerde neler konuşulurdu? Bunlardan yakın dostlarına bahsetmiş, biz de onlardan duyuyoruz. Ama Topçu'nun kendisi, kamuya bunu anlatmıyor. Böyle bir anlayışı var.[11]

Kara'nın cümleleri sorumuza cevap niteliğindedir. Çünkü Said Nursi'nin yakın çevresinin (Ali Ulvi Kurucu, Bekir Berk, Serdengeçti, Rahmi Eray, Hasan Feyzi Yüregil gibi) Topçu'yla olan dostlukları N.T.'nin Said Nursi hakkında hatıralara daha fazla yer edinmesi sebep olmuştur. Lakin N.T.'nin şeyhi Abdülaziz Bekkine ile olan hatıraları Kara'nın da belirttiği gibi genellikle özel ikili diyalogtan ibaret olmuştur. Lakin Birgül'ün sayıları baz alması eleştirel yaklaşım açısından pek de sağlam bir dayanak olmadığını göstermektedir. Birgül eleştirisinde; "Oysa Topçu'nun hiçbir yazısında ne Bediüzzaman ne de talebeleri hakkında bahsi bulunmamaktadır." ifadesine yer verirken; Topçu'nun Risale-i Nurlar hakkındaki raporunda (s.106) "Merhum Bediüzzaman Said Nursi'ye ait yazılarla mektuplardan ibaret on bir parça eser, ehl-i vukuf sıfatiyle tarafımdan tedkik olundu." ifadesi dikkatinden kaçmış olabilir ya da eleştirisinde önyargılı yaklaşım söz konusu olabilir. Birgül sonuç olarak 497 sayfalık T.F.N.T eseri hakkında "ilmi bir kıymeti yoktu" hükmünü vermektedir. Bu hüküm aslında Birgül'in olması istediği Topçu'yu T.F.N.T eserinde bulamayışının neticesi olduğu söylenebilir. Yazımızın ilk sayfasında belirttiğimiz Kara'nın sözü eleştiri yazılarında ne kadar önemli olduğunu da ortaya koymaktadır. Çünkü Kılıç, hayâli bir yolla hatıraları ve olayları uydurmamış; kaynakçada dipnotta hiçbir müdahelede bulunmadan olduğu gibi aktarmıştır. O günün şartlarında şahısların Topçu'nun ziyaretinde ses kaydı, kâğıt kalemle not alma şeklinde eserlerine aktardıkları bilinmektedir. Hatıralarda tarihsel yanılgıların olması bu olayların yaşanmasını imkânsız kılmamaktadır. T.F.N.T eserinde Topçu'nun daha önce hiçbir eserde denk gelmediğim "Fuhuş Belası" ve "Bize Ne Oldu?" yazıları (s. 139), N.T.'nin Ali Ulvi Kurucu'nun "Gümüş Tül" adlı tanıtım yazısı T.F.N.T eserini özgüm kılmaktadır. T.F.N.T eseri hakkında yazılmış Feridun Eser'in "Nurettin Topçu'nun duruşundan kim şüphe edebilir ki?"[12] başlıklı eleştiri yazısında bir eser hakkında eleştiri nasıl olmalı sorusuna cevap aranırken T.F.N.T. eseri hakkında şu şekilde bir yorum yapıldığı görülmektedir:

Topçu'nun Said Nursi ile görüştüğü iddiasına yöneltilen eleştiri ve buna ilişkin kitapta çelişki olduğu eleştirisi: Kitapta zaten Topçu ile Nursi'nin görüştüğüne dair iddiaların var olduğu gibi görüşmediği yönünde bilgilerin de olduğu vurgulanmış. Yazar, kendi ifadesiyle "görüştüler" veya "görüşmemişlerdir" demiyor; her iki iddiayı da tanıkların ifadeleriyle ortaya koyuyor. Bu da yazarın, çelişkiye düştüğü intibaını uyandırmış. Bu, yazarın değil "görüştü" diyenlerle "görüşmedi" diyenlerin ifadelerinin çelişkisidir; tespit, doğru yapılmalıdır. Şu var ki Said Nursi'ye kitapta yer alan tanıklara göre daha fazla yer verilmiştir; bu durum, doğal olarak eleştirilebilir. (…) Belki en doğru tavır, her okurun kitabı ve eleştirisini bizzat okuyarak ona göre karar vermesidir. Ayrıca kitabın bir dönem çalışması, iyi bir biyografi olarak okunmaya değer olduğunu söylemeliyim.

Görüldüğü üzere eser hakkında iki farklı tutum: F.Eser'in T.F.N.T kitabına "katkı sağlayıcı" olarak bakarken, Birgül ise "ilmi bir kıymeti yoktu" çıkarımında bulunmuştur.

Kitabın 1. Bölümünün sonunda ise N.T.'nin şeyhi Abdülaziz Bekkine'yle ilgili hatıralara yer verilmiştir. Bekkine'nin N.T.'nin hayatındaki yeri ve önemine dair önemli bilgilere yer verilmiştir.

İkinci ve üçüncü bölümde:

Eserin ikinci bölümünde Kılıç, maden kazısında değerli bir hazineyi bulmuşçasına Topçu'nun "Fuhuş Belası" ve "Bize Ne Oldu?" başlıklı yazılarını (s. 139) okurlara sunuyor. Topçu'nun bu yazılarda ismi geçen devlet liderlerine yönelik tutumu da birçok okuru şaşırtmış olabilir. Çünkü Topçu yazılarında bu isimlere nadiren değinir.

İkinci bölüme konu edinen yaklaşık on sekiz fikir adamının Topçu'yla ilgili hatırası ve fikirlerinin konu edinmesi sadece N.T. hakkında değil o şahıslar hakkında fikir vermesi yazarın geniş çaplı bir araştırmacı olduğu izlenimini de vermiştir.

Üçüncü bölümde; N.T. hakkında yazılmış bazı yazılar ilk defa bu eserde yer almıştır. Ali Saydam'ın, Dücane Cündioğlu'nun v.d…

T.F.N.T eserinin dikkat çeken bir eser olmasının en özgün yönü ise Kılıç'ın N.T.'nin eğitim hakkındaki eleştirilerini "eleştirel pedagoji" bağlamında incelenmesidir. Batılı şahısların yanında günümüzde N.T.'nin fikirlerine neden gerektiği kadar kıymet verilmediği, günümüz eğitim camiasının okuma kültürünün seviyesi çok güzel tespit edilmiştir. Özellikle eserde yer alan "Maarif Dâvasının Eleştirel Pedagoji İle İmtihanı" başlıklı yazı günümüz öğretmenleri açısından dikkatle üzerinde durulması gereken bir yazıdır. Kılıç, N.T.'yi ahlâki lider olarak görür ve genel olarak "ahlâklı birey" ile "ahlâki lider" kavramlarını mukayese eder (s. 464-467). Bu tarz bir mukayeseye daha önce literatürde pek rastlamadığımı belirtmek isterim. Hatta Kılıç kendine özgü cümlelerle; lider(in) ahlâkı, ahlâkta liderlik, ahlâki liderlik, etik liderlik ve kötü liderlik kavramlarını tanımlamıştır. Bu mukayese ve tanımlamalar birçok araştırma için kaynak bir eser olabilir. Bu yönüyle eser, ileri de yazılacak ahlâk-liderlik konuları hakkında araştırmacılara ışık tutacaktır.

Sonuç olarak T.F.N.T. eseri N.T. hakkında yazılmış farklı, özgün bir eserdir. Okurları basma kalıp fikirlerden sıyrılıp tefekküre sevk edecek bir eserdir. N.T.'nin devrin önemli fikir adamlarıyla aralarındaki münasebetleri, farklı ve ortak yönlerini okuma açısından önemli bir kaynaktır. N.T. hakkında ideal bir ön okuma kitabı olarak düşünülebilir. Eserin daha akademik düzeye gelmesi için -belki ileriki süreçlerde ikinci baskısı olabilir- yazara şu tavsiyelerde bulunulabilir:

  • T.'nin hayatı biraz daha geniş tutulabilirdi.
  • Said Nursi ile ilgili bazı hatırların alt başlıkları içerikte yazıldığından okur için olumsuz bir intiba uyandırmış olabilir. Bu sebeple içerikte bu alt başlıkların çoğu birkaç ana başlıkta toplanabilirdi.
  • Anadolucu görüşe sahip olduğu iddia edilen fikir adamlarının Said Nursi hakkındaki fikirlerine -kitabın arkasında- "Ek bilgi" olarak verilebilirdi. Çünkü eserde bu bilgiler de olunca Said Nursi'ye çok fazla -kasıtlı- yer verilmiş izlenimi uyandırabiliyor.
  • Kitabın editörü daha dikkatli olabilirdi. Yazarın gözünden kaçtığı, bazı kelime hataları, özne-yüklem uyuşmazlığı hususunda daha hassas olunmalıydı. Ayrıca dizin konusunda sadece özel isimlere ve anahtar kavramlara yer verilse daha isabetli bir yaklaşım olacağını düşünüyorum.

Ahmet Kılıç

Bilinmeyen Yönleriyle Türk Filozofu Nurettin Topçu

497 Sayfa

Motto Yayınları

[1] Mustafa Kara, "Nurettin Topçu Bir Sûfi mi idi?", 40 Yıl Sonra Nurettin Topçu 'Nurettin Topçu Bize Ne Söyler?', Ed. Musa Kâzım Arıcan vd. (Ankara: Türkiye Yazarlar Birliği Yayınları, 2016): 236.

[2] Okuma kolaylığı açısından bundan sonraki ifadelerde Nurettin Topçu ismi yerine N.T.; Bilinmeyen Yönleriyle Türk Filozofu Nurettin Topçu ismi yerine ise T.F.N.T. kısaltmaları kullanılmıştır.

[3] İsmail Kara, Müslüman Kalarak Avrupalı Olmak (İstanbul: Dergâh Yayınları, 2017), 494.

[4] İsmail Kara, Müslüman Kalarak Avrupalı Olmak (İstanbul: Dergâh Yayınları, 2017), 494.

[5] Emin Işık, Nurettin Topçu Çağdaş Bir Dervişin Dünyası (İstanbul: Dergâh Yayınları, 2019), 92.

[6] Emin Işık, Nurettin Topçu Çağdaş Bir Dervişin Dünyası (İstanbul: Dergâh Yayınları, 2019), 98.

[7] Hüseyin Karaman, Nurettin Topçu (İstanbul: Kaynak Yayınları, 2010), 25.

[8] Kemal Ural, "İnsan Nurettin Topçu", Hece Dergisi, sy. 109 (2006): 369.

[9] Mehmet Sılay, Fikir Dünyamızın Yıldızlarından Nureddin Topçu (Düşün Yayıncılık, İstanbul 2010) s.18.

[10] https://www.tyb.org.tr/m-fatih-birgul-bilinmeyen-yonleriyle-turk-filozofu-nurettin-topcu-yahut-topcu-sakirt--47225h.htm 04.01.2022

[11] Mahmut Bıyıklı, Yaşayan Hatıralar (Okur Kitaplığı, İstanbul 2018), 105-106.

[12] https://www.tyb.org.tr/nurettin-topcunun-durusundan-kim-suphe-edebilir-ki-43962h.htm 10.06.2020.; https://www.dunyabizim.com/polemik/nurettin-topcunun-durusundan-kim-suphe-edebilir-ki-h41252.html 11.02.2021;


Yazar: Misafir Köşesi - Yayın Tarihi: 22.06.2022 09:00 - Güncelleme Tarihi: 17.06.2022 15:26
292

Misafir Köşesi Hakkında

Misafir Köşesi

Kitaphaber ailesine misafir olmuş konuk yazarların yazılarını bu profilde bulabilirsiniz.

Misafir Köşesi ismine kayıtlı 818 yazı bulunmaktadır.