Oktay Sinanoğlu’nun Bye Bye Türkçe Eseri Üzerine Genel, Edebiyat, Tuba YAVUZ

Oktay Sinanoğlu’nun Bye Bye Türkçe Eseri Üzerine Genel Bir Değerlendirme yazısını ve Tuba YAVUZ yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemi

Oktay Sinanoğlu’nun Bye Bye Türkçe Eseri Üzerine Genel Bir Değerlendirme

23.02.2023 09:00 - Tuba YAVUZ
Oktay Sinanoğlu’nun Bye Bye Türkçe Eseri Üzerine Genel Bir Değerlendirme

Dil üzerine yapılan çalışmalarda mutlaka adını ilk sırada duyduğumuz Oktay Sinanoğlu, birçok bilimsel makaleye, buluşa, teoriye imza atmış bir bilim insanıdır. Fakat kendisi benim en büyük buluşum; Batı'nın bizi Türkçe üzerinden sömürgeleştirmeye çalıştığını fark etmem oldu, diyerek Türkçeyi her meselenin önüne koyar. Bu sahada yazılan eserler içinde belki de halka en çok ulaşan, ismini herkesin duyduğu, çokça okunan kitabı Bye Bye Türkçe'dir.

Sinanoğlu, dili şeref olarak görür. Dile sahip çıkmanın da bir şeref meselesi olduğunu düşündüğünden ömrünü Türkçeye adamış bir düşünürdür. İktisadi, siyasi pek çok meselesi vardır Türkiye'nin. Fakat tüm bu meseleler Türkçenin yozlaşması meselesinin altında kalır. Oktay Sinanoğlu Türkçenin korunmasının ülkenin korunmasına eş olduğunu, Türkiye'yi hedef alanların Türkçeyi hedef aldıklarını, Türkçe giderse Türkiye gider sloganıyla dillendirir.

Türkçe giderse Türkiye gider teması etrafında seri şeklinde yazdığı eserler Bye Bye Türkçe ile 2000 yılında başlar. Ardından Büyük Uyanış, Ne Yapmalı, Hedef Türkiye, İlerisi İçin gibi eserlerle seriyi devam ettirir. Her kitap Türkçenin farklı sorunlarına değinip çözüm önerileri getirir. Fakat bu seri içinde en çok okunan Bye Bye Türkçe'dir. Hem ilk olması hem de diğer eserlerdeki tüm meseleleri ana hatlarıyla ortaya koyarak sonraki eserlerin yazılmasına öncülük etmesi bakımından mühimdir.

Eser, Oktay Sinanoğlu'nun farklı mecralardaki yazılarından derlenmiştir. "Bir New-York Rüyası Bye Bye Türkçe" ile adıyla içerikteki ironiden haber veren ve sonuna kadar da sert bir üslupla meselenin ciddiyetini anlatan bir eserdir. Bye Bye Türkçe'nin ilk yazısı kitaba da adını veren Bir Nev York Rüyası'dır. Bu yazıda tersinden bir bakışla okuru şaşırtmak isteyen Sinanoğlu bugün Türkçe ve Türkiye üzerine Batı ülkelerinin yürüttükleri politikayı, sürekli Batı'ya özenen, onlardan medet umarak kendini beğenmeyen, aşağılayan nesle göndermeler yapmıştır. Sanki tam aksi olmuş gibi bir rüyayla eseri başlatır yazarımız. Bye Bye Türkçe farklı yazılardan oluşsa da temelinde birkaç mesele vardır. Bunlar şöyle genellenebilir: eğitim dili ve misyoner okulları, ikincisi bilim dili için kelime türetmenin gerekliği, Atatürk'ün dil hassasiyeti.

Misyoner Okulları ve Eğitim Dili

Bye Bye Türkçe'de Oktay Sinanoğlu dil meselesine dair çözümleri eğitimde bulur. Eğitimin okullarda, devlet tarafından planlandığını da düşünürsek Türkçe meselesi devletin eğitim meselesidir aynın zamanda. Eserdeki "Resmi Eğitim Dili Türkçedir, Yabancı Dil ve Türk Eğitim Dili, Ülkemizde Masrafı Bizden Çıkan Misyoner Okulları Var, Yüksek Öğretim Dili Türkçedir" yazılarında hep aynı noktaya işaret eder yazarımız. Eğitim dili anadildir, anadilimiz Türkçedir bu bakımdan eğitim politikamız hükümetler değişse bile değişmeden dile sahip çıkan bir anlayışta olmalıdır, diye düşünür.

Sinanoğlu Türk Eğitim Derneği'nin Yenişehir Lisesinden mezun olmuştur. Onun okuduğu yıllarda bu okullarda tüm dersler Türkçe işlenirken yabancı dil ek bir ders olarak işleniyordu. O böyle bir eğitimden geçmenin katkılarını bildiğinden özellikle 1953'ten sonra Yenişehir Lisesi'nin de pek çok nitelikli okul gibi eğitim dilini İngilizceye çevirdiğini ve daha sonra adım adım İngilizce eğitim veren okulların sayısının arttığını söyler. Eserde birkaç defa bu konuya değinen yazar bundan duyduğu üzüntüyü ifade ederken çözümü de sunar:

"Yabancı dil okulları, yabancı dil öğrenme yaz kampları, çeviri okulları, yabancı ülkeler üzerine uzman yetiştirme fakülteleri açalım. Ama genel eğitimde Türk dilini feda etmeyelim. Türk dili bizim benliğimiz ve birliğimizdir. Atatürk Türkiye'sinin resmi eğitim dili Türkçedir. Yabancı dil ek olarak öğretilmeli Türkçenin yerini almamalıdır" (s.66).

Oktay Sinanoğlu Bye Bye Türkçe'de misyonerlikle meselesine de dikkati çekmek ister. Osmanlının son yıllarında başlayan ve günümüze kadar gelen misyonerlik faaliyetlerinin büyük bir tehlike olduğunu dile getiren Sinanoğlu hem bu eserde hem de serinin diğer eserlerinde buna sıklıkla değinir. Yabancı hayranlığı ve yabancı dil bilmenin çok büyük bir itibar sağlamasının da misyonerlik faaliyetlerine çanak tuttuğu kanaatindedir. Ayrıca kolejlerin Türkçeyi küçük görerek Batı dillerini gözünde büyüten nesiller yetiştirme konusunda en az misyoner çalışmalar kadar dile zarar verdiğinden yakınır. ODTÜ ve Boğaziçi gibi üniversitelerde yabancı hocalara daha fazla ödenek ayrılmasını eleştirir. Bu işin siyasi bir mesele olmanın çok ötesinde millî bir mesele olduğunu savunur. Kendisinin de çalıştığı Avrupa'daki üniversitelerde dışarıdan gelen hocalara kendi bilim insanlarından daha çok para ödenmediğini ve onlara bizdeki gibi daha çok itibar gösterilmediğini anlatır.

Bilim Dili ve Kelime Türetmek

Oktay Sinanoğlu bir bilim adamıdır ve bilimsel terimlerin dil için ne kadar mühim olduğunu bilir. Türkçe ile bilim terimleri oluşturmak, yeni kelimeler türetmek için çalışmalar yapar. Bye Bye Türkçe'de bu konuyu "Türkçesi dururken İngilizcesi Ayıp" başlıklı yazısında örneklerle izah eder. Sinanoğlu'na göre Türkçenin matematik gibi kurallarının olması onun bilim dili olmasına çok müsaittir. Bu tezinde yalnız olmadığını da Atatürk'ün geometri kitabını, Aydın Köksal, Abdullah Kızılırmak gibi bilim insanlarının kazandırdığı terimleri referans olarak gösterir. Sinanoğlu kendisi de bizzat fizik ve kimya için Türkçe terimler üzerine çalışmıştır Türk Dil Kurumu ile. Ayrıca Bye Bye Türkçe'nin sonunda birinci ve ikinci basımlarında eklenen kısa bir terimler sözlüğü de vardır. Elbette Oktay Sinanoğlu bu eseri yazdığı vakitler sosyal medya, dijital platformlar bu kadar yaygın değildi. Fakat televizyonla birlikte başlayan dilin tahrip oluşunun farkındaydı o. Türkçe karşılıkları olmasına rağmen daha havalı, daha aydın görünmek için yabacı kelimeleri kullanmanın yaygınlaştığını görüyordu. Televizyon ve diğer medya araçları da bu yayılmayı hızlandırıyor ve halka daha çabuk ulaştırıyordu. Bu bakımdan aslında Türkçeleri olmasına rağmen hatta şimdiye dek Türkçelerini kullanırken birden bire yerine yabancı karşılıklarını kullandığımız kelimelere değinir.

"Cankurtaran yaygındı birden 'ambulans' hatta 'ambulance' oluverdi. Bu çirkin İngilizce laf kökeninde 'dolaşan' demektir. Eh, uygun. Öyle ya bu araba keşmekeşinde gariban can kurtarmıyor dolaşıyor.

Meclis birden 'parlemento' oluverdi. Milletvekilleri de 'parlementer' kesiliverdiler. Hayrola, bu lafla kendilerine bir hava vermekte olanlara hatırlatalım: parlementer İtalyanca kökeninde 'laf üreten' demektir. Hâlbuki millet laf üretenlerini değil vekillerini bekliyor" (s.167).

Atatürk'ün Dil Hassasiyeti

Oktay Sinanoğlu Atatürk'ün dil milliyetçiliğini benimser. Atatürk'ün devlet politikasında özellikle Türkçenin geliştirilmesi meselesini nasıl önemsediğini bilir. Bye Bye Türkçe'de de sıklıkla Atatürk'ün konuşmalarından alıntılar yapar. Onun faaliyetlerini örnek gösterir. Atatürk'ün ölmeden evvelki son sözünün dil çalışmalarını sakın gevşetmeyin olduğunu belirttiği Atatürk Ve Türk Bilim Dili başlıklı yazısında onun dile verdiği önemi göstermek için şu alıntıyı paylaşır: "Türk demek dil demektir. Milliyetin en bariz vasıflarından biri dildir. Türk her şeyde önce ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır" (s.37).

Oktay Sinanoğlu bir fikre taraftar olmandan evvel, o fikrin iyice öğrenilmesi, araştırılması ve sorgulanması gereğine inanır. Tutarsızlığa, fikirleri ile yaptıklarının örtüşmemesine, sadece bir şeyin taraftarı olmak için davranılmasına karşıdır. Atatürkçüyüm diyenlerin kolejlerde İngilizce eğitime destek olmasına, dilimizi Batı dillerinin sömürüsüne açık hale getirmelerine kızar. Eserde sıklıkla Atatürk'ün konuşmalarını özellikle Atatürkçü fikirleri benimseyenlere hatırlatır.

Sonuç

Onun dil anlayışı Atatürkçüleri, solcuları, aydınları, gazetecileri, eğitimcileri, muhafazakarları da harekete geçirmek için bütünleştirici bir tavırdadır. Türkiye ve Türkçenin hepimizin olduğunu ve dünya görüşümüz ne olursa olsun herkesin taşın altına elini koyup diline sahip çıkması gereğini savunur. Kuvayı milliye ruhunu canlandırmak ister. Halkın top yekûn millî bir bilinçle hareket etmesinin, Batı karşısında dik durmasının, diline ve geleneklerine sahip çıkmasının önemini vurgular. Gerçi dilin bugün geldiği nokta Sinanoğlu'nun vefatından sonra çok da iç açıcı değildir. Özellikle sosyal medya ile efsanenin efso, mükemmelin müko olduğu gençlerin yazmaktan çok emojilerle iletişim kurduğu bir yenidünya düzeninde Oktay Sinanoğlu'nun umutları yine bu kadar canlı olur muydu bilemiyorum. Yine de onun ve Türkçe için mücadele eden herkes adına umudumuzu cebimizde taşıyoruz.

Oktay Sinanoğlu,
Bye Bye Türkçe: Bir Nev York Rüyası
Alfa Yayınları
34. Basım
İstanbul


Yazar: Tuba YAVUZ - Yayın Tarihi: 23.02.2023 09:00 - Güncelleme Tarihi: 27.02.2023 16:23
1605

Tuba YAVUZ Hakkında

Tuba YAVUZ

1982 yılında Erzincan’da doğdu. Gazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olduktan sonra Ankara’da çeşitli kurumlarda çalıştı. 2008’den bu yana Edirne’de Milli Eğitimde öğretmen olarak görev yapmakta. İki çocuk annesi.

Türk Edebiyatı, Hece Öykü, Ihlamur, Balkan Türküsü, Poyraz gibi çeşitli dergilerde öyküleri yayımlandı.

2014’te “Sitare” öykü kitabı çıktı. (meserret yayınları)

Tuba YAVUZ ismine kayıtlı 47 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 1 kitap bulunmaktadır.

Twitter Instagram