Okuma Halleri İçerisinde Hayatı Okumak, Edebiyat, Ülker GÜNDOĞDU

Okuma Halleri İçerisinde Hayatı Okumak yazısını ve Ülker GÜNDOĞDU yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Okuma Halleri İçerisinde Hayatı Okumak

18.10.2021 09:00 - Ülker GÜNDOĞDU
Okuma Halleri İçerisinde Hayatı Okumak

Hazine eziyet çekene gözükür.

Mevlâna

Kitap okumanın bir çok usul ve yöntemi vardır. Hatta denilebilir ki okuma biçimleri kişiden kişiye, yerden yere, zamandan zamana değişkenlik gösteren bir eylemdir. Bu eylem halini anlatan Okuma Halleri, kitapla hemhal olan birçok kişinin durumunu gözler önüne seren ve bu durumu irdeleyen bir eser. Canan Olpak Koç, Okuma Halleri ile okuru yeni bir keşfe çıkararak yaşama birçok pencere açar. Okuma Halleri, zihinlere yeni baştan okumayı öğretmekle birlikte gülümsemeyi ve ağlamayı söz üzerinden okuma haliyle anlatır. Geçmişi, şimdiyi ve kimi zaman da geleceği okuma halleri üzerinden bir çıkarımla gözlemlersiniz bu eserle. Okumanın Halleri, ruh ve yaşam arasında hiçbir şey feda etmeden; genel, soyut, daima arayan ve yeniliğe açılan, yeri geldiğinde yön verici bir eylem hali olarak vücut bulur.

Shakespeare, Baki, Fuzuli duygulara hâkim olmalarıyla bugüne değin isimlerinden bahsettirmeyi başarmış ve kitapla uzaktan yakından ilgisi olan herkes tarafından en azından isimleri bilinen yazar ve şairlerdir. Sait Faik, “Yazmasam çıldıracaktım” der, yazının büyülü dünyasının bir yansımasıdır bu, en önemli özelliklerinden biri de iyileştirici gücünün bir yansıması…

Sözler ve anlamlar, okurken, onunla hemhal olurken büyür, gelişir ve yer edinir insanlarda. İnsanlar, insanlara dair ve yaşama dair sözlerle daha anlamlı hale bürünür, çünkü yazının/yazarın amacı da budur: insana hayata ve yaşantıya dair pencereler aralamak.. Gönül gözü açık Veysel, iki kapılı bir hana benzetirken dünyayı, Yunus; malın mülkün yalan olduğuna, her gelenin bir müddet oyalandığını aktarır insanlara… Gelen çeker gider bu dünyadan, sözler baki kalır. Neşat Ertaş; “Cahildim dünyanın rengine kandım” der. Söz vicdanın da sözüdür ve evrenseldir. Tüm insanları ayrıca duygu birliği içerisinde bütünleştirir. Diego, “Deniz kendisini özü ve sözü ile bir olanlara gösterir.” der. Titrek bir kuş kanadında parlayan alev, gül yapraklarında eskiyen ıtır, akşamların son deminde amansız çöken efkâr, yârin dudağından getirilmiş bir katre alev gibi karanfil... Söz, hayatı ayrıntılarda yaşama sanatıdır. Alınan nefese rayihalandırma lüksü, yeni anlamlar kazandırma, dünyayı olduğu gibi ve hak ettiği şekilde görebilmektir. Ve her kalem aslında en çok kendini yazar. Yazılı her metin, bir yazarın kayıp hayaller coğrafyasını anlatmasıdır. Cümlelere emanet okurların sonsuz dünyalara yelken açmasıdır. Söz sanatı, hiçbir tanımın sınırlı kalıplarına sığmayacak genişliğin ta kendisidir.

Canan Olpak Koç, sıcacık sohbet samimiyeti içinde, Okuma Halleri eseriyle yaşayan Türkçe’nin hazzını okura denemelerle sunmaktadır. Okuma çabasının esere olan tavrımızdan ibaret olmadığı, eserle birlikte; zamanı, yazarı ve nesneleri bile anlama ihtiyacı olduğunu düşünerek, hayata edebiyat merkezli yeni bir bakışla okura, okurun anlamını vermeye çalışmaktadır. Pessao’dan Nassrettin Hoca’ya, İskender’den Cengiz Han’a, Manguel’den Şemsettin Sami’ye ve oradan masaya, duvarlara, ebabile, kapıya; bu dünyanın her türlü değerinin tanıklığını Okuma Halleri’ni çoğul bir mertebeye taşımaktadır. Dört ana başlık altında toplanan otuz yedi denemeleri ile Okuma Halleri’nin en özgünüdür.

Tanrı ilk olanı yaratıyor, sanatçı ise ona benzeyen bir başka şeyi oluşturmaya çalışıyor ama asla aynısı değil. Bu farklılık, hayatın anlamını sadece daraltmaya ya da olduğu kadarıyla göstermeye değil, beraberinde onu çeşitlendirmeye, çoğaltmaya yönelik olduğunu ileri sürmemizi sağlıyor. İnsanla dünya arasındaki güçlü ilişkileri ortaya çıkaran, insana dünyada bulunma bilincini anlatan edebiyattır. Başka bir bakışla hayatı yeni baştan inşa ederek zenginleştirerek kendini aşma imkânı sunan da edebiyattır. İnsanı ortalama kültürün üzerine çıkarırken, söz aracılığıyla kendi varlığını tazeler. İnsan; kelimenin harcını her yeni baştan, karınca dünyayı yeni bakışla yeni baştan tekrar tekrar kurma olanağına yazarak vakıf olmaktadır. Yani insan kelimelerin harcı...

Okuma, yazanla sessiz bir konuşmaymış… Kelimenin sükûtunda hayata tanıklığın zenginliği saklıymış. İnsanların yüzlerini okuyacaksın ve senden önce yazılmışları ihmal etmeyeceksin yüzlercesini okuyacaksın da tek bir cümle yazabileceksin. O cümleye yine de şüpheli yaklaşacaksın. Sonra rüyalarını yazacaklarına ortak edeceksin. Sabır, sadakat, tutku ve çalışma yazarları birbirinden ayıran dört özelliktir.

Kitap, Okumak ve Hayat

Günün en az yarım saatini okuyarak geçirmemiz hem kendimiz hem de insanlığın geleceği için en faydalısı olacaktır. Okumak en temel eylem olmalıdır. Çünkü hayata sığmayan deneyimler yazıya yerleşir. Harflerin çağrısına kulak vermeli. Tarihin izdüşümü en sade haliyle yazı sayesinde belleğe taşınmaktadır. Okumak bütün duyguların ortaklık kurmasıyla insanı çepeçevre sarar. Alberto Manguel’e göre kitap, simgesel olarak o denli önemlidir ki varlığı ya da yokluğu, bakanın gözünde kişiyi akıl gücü ile donatır ya da ondan arındırır. Canan Olpak Koç’a göre okumak böyledir işte. O ölümün elinden bir şeyler kurtarabilmektir. Birkaç arkadaşım okumayı şöyle tanımlamakta: Hatice'ye göre kitap okumak keşfetmektir. Elif’e göre kitap okumak yalnızlık hissinden kurtarırken ruhuna en iyi gelen ilaçtır. Sümeyra'ya göre kitap okumak ihtiyaç, yemek yemek gibi yemenin kendisi üzerine düşünmeye bile gerek olmayan olmazsa olmaz, içerik üzerine düşünülendir. Bana göre kitap okumak bilgidir, düşüncedir, hatıradır, yeniliktir, sevgidir, aşktır, her şeydir, hayatın anlamıdır... Okuma kültürüyle yetişen birey, ait olduğu toplumu başarılı ve güçlü bir toplum haline getirir. Isac Asimo, günümüzde hayatın bence en üzücü tarafı, bilimin bilgiyi biriktirme hızının, toplumun bilgelik edinme hızından daha fazla olmasıdır. İnsanoğlu yetişemiyor, farkında da değil yetişemediğinin. Hayatın sunduğunu doğru okumalıyız.

Hayat ve edebiyat, daha doğrusu okuma, iç içe eylemler bütünlüğüdür. Bu eylemler bütünlüğü içerisinde kimi zaman bir zamanı okurken kimi zaman bir insanı, kimi zaman bir sayfayı, kimi zaman sessizliği, hastalığı, dertleri okuruz. Okumaktan vazgeçmeyiz asla. Bu okuma, bizim hayatımızın her safhasında bir şekilde kendine yer edinmektedir. Canan Olpak Koç da Okuma Halleri ile bizi hayatın bir gerekliliği üzerine, okuma halleri üzerine düşünmeye sevk etmektedir.

Okuma Halleri

Canan Olpak Koç

Pruva Yayınları

136 Sayfa

2019


Yazar: Ülker GÜNDOĞDU - Yayın Tarihi: 18.10.2021 09:00 - Güncelleme Tarihi: 16.10.2021 23:09
830

Ülker GÜNDOĞDU Hakkında

Ülker GÜNDOĞDU

1977 yılının Ocak ayında Konya Ereğli’de dünyaya geldi.  Ereğli Lisesi’nde eğitimini tamamladıktan sonra iş hayatına; Ankara’da IBM Bilgisayar Satış Temsilcisi olarak atıldı. İstanbul’da kendi şirketlerini kurana dek çeşitli işlerde çalıştı. İstanbul’da yaşamakta. Kütüphanesini oluşturduğu yirmi üzeri alandaki, beş bini aşkın kitabının anlamını, canına okudu. 

Bilgisayar, dil, gitar, estetisyenlik alanlarında eğitimler aldı. Yurt içi ve yurt dışı olmak üzere yirmi şehri, kültürel gezme imkanı buldu. Kitaplara, yazmaya, tablolara, eski ve yeni objelere, tüm renklere ve dört sitil yüzmeye tutkun. “O kadar derinim ki” diyen okyanusu kıskanmakta.

18.08.2020 tarihinde Kitap Haber ailesine katıldı. Kitap Haber Kültür Sanat Editörü olarak biteviye yazmaya devam etmekte. Kitap Haber Dergisi, Yolcu Dergisi, Şehir ve Kültür Dergisi, Teferrüc Dergisi, Aydos Edebiyat Dergisi’nde yazdı ve yazmakta. İlk yazmaya amatör olarak bir roman ile başladı. Şu ana kadar bir roman, bir deneme, bir öykü, bir Kadıköy’ün Semtleri, iki değerlendirme dosyaları; en güzel haliyle gün yüzüne çıkmak için naçizane enikonu hazırlanmakta. 

1998’de evlendi. Bir oğul ve bir kız evladı var. Ailesi ve kitaplarıyla huzurlu bir yaşamın diğerkâm ve müptezel yolcusu. Bibliyomani değil sadece bir kitap daha okuyacak…

Ülker GÜNDOĞDU ismine kayıtlı 106 yazı bulunmaktadır.