Orta İtalya Seyahati, Kişisel Gelişim, Pelin YİĞİT

Orta İtalya Seyahati yazısını ve Pelin YİĞİT yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Orta İtalya Seyahati

26.09.2022 09:00 - Pelin YİĞİT
Orta İtalya Seyahati

Uçakla Milano'ya öğle saatlerinde indiğimizde hava oldukça sıcaktı. On gün sürecek İtalya seyahatimizin başında ellerimizde bavullar, cebimizde haritamız ve gidilecek rotayla heyecan içindeydik. Her seyahatimiz gibi bunda da kendi yol planımızı hazırlamış, kızım ve eşimle uçaktan mutluluk içinde inmiştik. Milano'da üç gün kalıp sonrasında Floransa'ya geçecektik. Merkezi tren istasyonunun bulunduğu Staz Centrale F.S caddesi yakınlarındaki üç yıldızlı bir otelde kalmak üzere yerimizi ayırmıştık. Temiz, sakin, merkezi bir yerde olması nedeniyle günlük gezilerimizde kolaylık sağladı. Şehir gezimize herkes gibi Milano'nun kalbi Duomo'dan başladık.

135 kubbesiyle bu eşsiz katedrali gece ve gündüz olmak üzere uzun uzun seyrettik. Meydan turistler, satıcılar ve güvercinlerle oldukça kalabalık oluyor. Katedralin hemen solunda kraliyet sarayı, sağda Vittorio Emenaule II adlı galeri var. Süslü vitrinleri, restoranları, mimarisiyle oldukça güzel bir yer. Galeri 1878 yılında açılmış, zemini bol mozaikli, kubbeleri camdan. Tam ortasında bulunan mozaikte bir tur dönerseniz tekrar Milano'ya geleceğinize inanılıyor. Çıkışta Leonardo Da Vinci' nin heykelini görüyorsunuz. Tam karşısında Scala Operası var. Sıcakta olsa sabahtan akşama kadar devamlı gezdik.

Gezilecek yerlerin başında Sforzesco Şatosu yer almaktadır. Kentin en eski yerleşim bölgesinde yer alan şato, 1368 yılında yapımı tamamlanıp daha sonra yıkılan askeri yapının yerine 15. Yüzyılda dikilmiş. I. Francesco Sforza tarafından yaptırılan şato iki yüzyıl kadar genişletilmeye devam etmiş. Şato tamamen bittiğinde Avrupa'nın en büyük şatolarından birisi haline gelmiş. 19. Yüzyıla gelindiğinde ise şatonun büyük bir bölümü yıkılmış, kullanılamaz hale gelmiş. 1891 yılında başlayan restorasyon çalışmaları 1905 yılında tamamlanabilmiş.

Milano'dan Floransa'ya geçip tarihi bir meydan olan Piazza SS. Annunziata meydanında neoklasik bir binada ki otelimize giriş yaptık. Floransa'da dört gün kalacaktık, kaybedecek zamanımız yoktu. Bu yüzden hemen sokaklarda gezmeye başladık. Floransa tarih ve estetiğin buluştuğu şehirlerin başında geliyor. Zaten gezerken geçmişe dair hayal kurmadan edemiyorsunuz. Düşünsenize Michelengelo'nun, Da Vinci'nin hatta Dante'nin dolaştığı sokaklarda dolaşıyorsunuz Zaten 300 metre ilerde meşhur Floransa Katedrali Duomo'yu gördük. Flippo Brunelleschi tarafından 1926 yılında yapılmaya başlanmış. Önünde uzun kuyruk her saat oluyor. Sıcakta beklemeyi göze alamadığımızdan çevresinde bu eşsiz binayı gezerek, insan seline katılarak o büyüsüne kapıldık. Floransa'nın kalbinde yer alan Santa Maria del Fiore yani İtalya'nın en meşhur kiliselerinden Floransa Katedrali, Floransa şehrinde yer alan en meşhur ve en önemli yapılardan biri ve en yüksek yapısıdır. Floransa Piazza Della Signoria Meydanı; bu meydan tam bir açık hava müzesi gibi. Meydanda birbirinden etkileyici ve güzel heykeller yer almakta. Heykelleri görünce siz de çok etkileniyorsunuz. Gelmeden bu heykellerin hepsinin kendine has bir de hikâyelerini öğrenirseniz daha iyi olur. Neptün çeşmesi, Davud heykelinin kopyası ve daha birçok büyüleyici heykel ve Palazzo Vecchio bulunuyor. Senyörler Meydanı yani "Piazza della Signoria" Floransa'nın en güzel meydanı. Duomo'dan yürüyerek kısa sürede buraya ulaşmak mümkün. Bir yanda Palazzo Vecchio yani Eski saray, Medicilerin ilk sarayı. Bir yanda dünyanın en büyük Rönesans sanatı kolleksiyonu Uffizi galerisi, bir yanda sokak sanatçıları, bir yanda güzel kafeler. Bir o kadar da kalabalık yaşayan bir şehir.

Floransa'da beni en mutlu eden şey sokak grafittilerdi. Daha önceden öğrendiğimiz ünlü muralcilerin çizimlerini Floransa'da sokak sokak aradık. En sevdiğimiz Exit/ Enter grafittilerini bulmak için tüm gün yarıştık. Uffizi Müzesi kesinlikle görülmesi gerekenlerden. Ama ne yazık ki burada da uzun kuyruklar oluyor. Sabırla beklemek gerekiyor. İçeride Leonardo, Michelengelo, Raffaello, Caravaggio, Goya, Botticelli ve daha birçok ünlü sanatçının eserlerini görebilmeniz mümkün. Uffizi, 1560 yıllarında, çalışma ofisleri olarak Vasari tarafından yapılmış. Meydan yine birçok sanatçının da heykelleri vardı. Sütunlara yerleştirmişler.

Ponte Vecchi; yani eski köprü. 1345 yılında inşa edilmiş ve halen ayakta. Manzarasıyla harika bir köprü. 2. Dünya savaşından kalan tek köprü. Ponte vecchio tarafından yaptırılmıştır. Köprünün yapılış amacı ise oldukça ilginçtir. O dönem halk tarafından pek de sevilmeyen Medicilerin Arno nehri üzerinden bir saraydan diğer saraylarına geçmeleri için bir tür gizli geçit olması nedeni ile yapılmış. Üzerinde ve yanı başında dükkânlar, satıcılar, turistler yine her yerde. Arno nehri gün batımında ayrı bir güzel.

Floransa Loggia del mercato nuovo çarşısı; Son derece ünlü ve çok eski bir çarşıdır. Çarşı 16. Yüzyılda yapılmış ve o zamandan bu yana kadar aktif olarak kullanılmaktadır. Çarşı Rönesans mimarisi örneği. Yapıldığı dönem çarşı ipek ve bazı değerli ürünlerin satıldığı bir yermiş. Çarşının içinde Piglet Çeşmesi yer almakta. Turistlerin bu çarşıya aslında daha çok bu çeşmeyi görmeye geliyorlar.

Floransa da yeme içmeye gelince.. Her yerde olduğu gibi bu şehirde de her keseye göre yerler var. Floransa seçkileri yaparsak şöyle;

  • Gusta Pizza'da odun ateşinde birbirinden güzel pizzalar...
  • All'Antico'da birbirinden güzel sandviçler...
  • Rivoire kafesinde macchiato...
  • Ditta Artigianale, şehrin en iyi kahve dükkanı...
  • Venchi 'de dondurma...

Buradaki sayılı günlerimiz bittiğinde istikametimiz trenle 90 dakika uzaklıktaki Pisa kenti oldu. Pisa tabi ki Floransa'ya göre oldukça küçük bir yer. Ama biliyorsunuz ki insanların akın akın gelmesinin nedeni o muhteşem eğik bina Pisa Kulesi. Zamanında okul kitaplarında gördüğümüz yapıyı göreceğimiz için çok heyecanlıydık. Tren istasyonundan başlayarak meşhur Corso caddesinden 25 dakika kadar yürüyorsunuz. Cadde üzerinde çeşitli meşhur dükkanları izleyerek, Piazza del Vittoria Emanuella ve Piazza del Garibaldi gibi ufak meydanlardan geçtik.Nerede bu Pisa diye söylene söylene ilerlerken bir köprüye geldik. Pisa Kulesi'nin inşası 1173 yılında başlamış. İlk iki kat eğik değilmiş. Ancak 3. kat inşa edilirken 1178 yılında kule eğilmeye başlamış. Kulenin eğildiği 1185 yılında mimar tarafından fark edilmiş. Pek çok çözüm denendiyse de önüne geçilememiş. Çünkü kulenin inşa edildiği toprağın yapısı elverişsizmiş. Bu dönemde Floransa ile Pisa şehri arasında savaşlar nedeniyle kulenin inşası bir yüzyıl kadar sekteye uğramış. Pisa Kulesi bulunduğu meydanda yalnız değil; yan yana bir katedral ve bir vaftizhane bulunuyor hemen arka tarafta ise mezarlık var. Kuleye çıkış mümkün fakat çok önceden internet üzerinden online rezervasyon yaptırmak gerekiyor.

Üç şehiri yaklaşık olarak on günde gezdiğimiz bir seyahat olmuş, İtalya'ya ikinci gelişimizden de çok memnun kalarak ayrılmıştık.

Pisa Kulesi bulunduğu meydanda yalnız değil; yan yana bir katedral ve bir vaftizhane bulunuyor hemen arka tarafta ise mezarlık var. Kuleye çıkış mümkün fakat çok önceden internet üzerinden online rezervasyon yaptırmak gerekiyor ve kişi başı 18€ ödemeniz gerekiyor.


Yazar: Pelin YİĞİT - Yayın Tarihi: 26.09.2022 09:00 - Güncelleme Tarihi: 26.09.2022 14:39
1120

Pelin YİĞİT Hakkında

Pelin YİĞİT

1973 Kocaeli doğumlu. Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü mezunu. 29 yıldır MEB'de okul öncesi öğretmenliğine devam ediyor.

Pelin YİĞİT ismine kayıtlı 17 yazı bulunmaktadır.

YouTube Kişisel