Osmanlı İstanbul’unda Ramazan ve Ramazan Sofraları, Kara Tahta, Misafir Köşesi

Osmanlı İstanbul’unda Ramazan ve Ramazan Sofraları yazısını ve Misafir Köşesi yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsin

Osmanlı İstanbul’unda Ramazan ve Ramazan Sofraları

03.05.2024 09:00 - Misafir Köşesi
Osmanlı İstanbul’unda Ramazan ve Ramazan Sofraları

Mücahit Balıkçı yazdı...

Kitap Osmanlı İstanbul'unda Ramazan hazırlıklarını, bu aya mahsus ibadetleri, gelenekleri, merasimleri, eğlenceleri ve bayram kutlamalarını ele alıyor. Hem sarayda hem evlerin mutfaklarında pişen lezzetli yemeklerle muhteşem iftar sofraları bu kitabın sayfalarında yeniden kuruluyor. Osmanlı İstanbul'unda Ramazanlara tanıklık edenlerin hatıralarını bir yol haritası olarak belirleyen yazara, bu uzun ve zevkli yolculukta seyyahların gezi notlarından arşiv kayıtlarına kadar pek çok kaynak eşlik ediyor.

İmparatorluk başkentine özgü ''Ramazan medeniyeti'' ne dair zevkli ve öğretici bir giriş rehberi…

Ramazan ayının toplumun her kesimine hitap eden bir özelliğinin olması, İslam dünyasında bu aya özgü bir hayat biçiminin doğmasına sebep olmuştur. Senede bir kez gelen bu mübarek ay, Müslümanlar tarafından sevinç ve hasretle beklenir; Ramazan yaklaşınca herkes tatlı bir telaşa kapılır ve bu kıymetli zaman dilimini en güzel şekilde geçirmek için hazırlıklara girişirdi.

Ramazanın yaklaşmasıyla birlikte Osmanlı toplumu içinde bulundukları maddi ve manevi duruma göre bu ay için hazırlanır, akabinde iftar yemekleri ve ziyafetler verilir, ihtiyaç sahiplerine sadakalar dağıtılırdı. Durumu uygun kişiler gerek ihtiyaç sahiplerine gerekse İstanbul kibarlarına iftar sofraları kurar ve ikramda bulunurlardı. Konakların mutfakları iftar vakitlerinde herkese açık olur, ihtiyacı olanlar buralarda orucunu açabilirlerdi. Ramazan ayı yüzyıllar geçse de öneminden hiçbir şey kaybetmemiş, gerek dini gerekse sosyal hayata kattığı birçok uygulamayla sosyal hayata renk katmıştır. Bu eserde; Osmanlılarda Ramazanın yeri ve Ramazana özel uygulamalar, faaliyetler ve adetler araştırılmıştır.

Osmanlı İmparatorluğı'nda Ramazan kendi içerisinde farklı bir yaşam tarzı oluşturmuş ve durum veciz bir şekilde ''Ramazan Medeniyeti'' şeklinde adlandırılmıştır.

Ramazan ayının İslam da diğer aylar arasında seçkin bir yeri vardır. Müslümanların tamamını ilgilendiren bir ibadetin (oruç tutmak) mevcut olması, bunun dışında diğer ibadetleri de bünyesinde barındırmasından dolayı bütün İslam dünyasında ve elbette Osmanlılarda önem arz eden bir aydır. Bu mübarek ayı önemli kılan birçok husus bulunmaktadır. Bunlardan ilki ve en önemlisi Kur'an-ı Kerim'in bu ayda indirilmiş olmasıdır. Kur'an'da, ''Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır'' buyrulmuştur. İslam'ın beş şartından biri olan orucun bu ayda tutulması, bin aydan hayırlı sayılan Kadir gecesinin Ramazan ayının 27.gecesine tekabül etmesi, Müslümanlar için Ramazanı ehemmiyetli kılan diğer özelliklerdir. Bu sebeple Ramazan ayı ''On Bir Ayın Sultanı'' olarak adlandırılmıştır.

Ramazan, Kameri yılın Şaban ayından sonra, Şevvalden önce gelen dokuzuncu ayının adıdır. Ramazan kelimesinin kökeni ve anlamlarıyla ilgili çeşitli rivayetler vardır. ''Günün çok sıcak olması, güneşin kum ve taşları çok ısıtması, kızgın yerde yalınayak yürümekle ayakların yanması'' anlamlarına gelen ramad'dan; ''güneşin güçlü ısısından çok fazla kızmış yer'' anlamındaki ramda'dan; ''yaz sonunda ve güz mevsiminin başlarında yağıp yeryüzünü tozdan temizleyen yağmur'' anlamındaki ramadi'den ya da ''kılıcı veya ok demirini inceltip keskinleştirmek için iki yalçın taş arasına koyup dövmek'' anlamındaki ramd'dan türediği sözlüklerde belirtilir. Bu aya Ramazan adının niçin verildiği hakkında en fazla kabul gören açıklama, bu ayın rastladığı mevsim gereği çok sıcak ve yakıcı bir özelliğe sahip olmasıdır.

Tarih kitapları ve araştırmaların çoğu bizlere dönemin siyasi ve askeri olaylarını aktarmaktadır. Bunların dışında doğrudan toplum ve sosyal hayata dair birincil kaynaklarda çok fazla bilgi bulunmaması, dönemin sosyal hayatının merak edilmesine ve araştırılmasına yol açmıştır. Son yıllarda üzerinde önemli çalışmalar yapılan Osmanlı sosyal hayatına dair ilgi her geçen gün artmaktadır. Bu çalışmada da Osmanlı İstanbul'unun Ramazanları ele alınarak ''Ramazan medeniyeti'' ve Ramazan boyunca ciddi bir değişim geçiren sosyal hayat incelenmeye çalışılmıştır.

Kitapta Osmanlı İstanbul'unda Ramazan öncesinde yapılan hazırlıklardan başlayıp bir ay boyunca yapılan faaliyetlere, bu aya özgü geleneklere, merasimlere, eğlencelere ve dini etkinliklere yer verilmiştir. Aynı zamanda Ramazan ayında gerek saray gerek hanelerin mutfaklarındaki alışkanlıklar, bu aya özgü sofralar ve sofra adabı da ele alınmıştır. Ramazan öncesi ve Ramazan ayı içerisinde yaşanan sürecin yanı sıra bu ay sonundaki bayramları da ele alarak bayram boyunca uygulanan adetler ve bayramlaşma merasimi gibi Osmanlı İmparatorluğu'nda büyük bir öneme sahip olan törenlere de yer verilmiştir. Kitap, elden geldiğince, eski İstanbul Ramazanlarını her yönüyle ele almayı amaçlamıştır.

Çalışmada Osmanlı İstanbul'unda yaşayarak Ramazanlara tanık olmuş kişilerin hatıraları, bir yol haritası olarak belirlenmiş ve bu yol üzerinde ilerlenmiştir. Genel hatlarıyla hatıratların siyasi ağırlıklı olması değinilen konu üzerinde çalışılmasında zorluklara sebep olmuşsa da Ramazana dair elde edinilen bilgiler de azımsanacak türden değildir. Bunların yanı sıra Osmanlı Arşivi'nde Ramazan ayıyla ilgili pek çok belge bulunmaktadır, bu belgeler de incelenerek çalışmamızda kullanılmıştır. Ayrıca günümüzde yapılan araştırmalardan da istifade edilmiştir.

5 bölümden oluşan eserin 1.bölümü Sarayda, evlerde, camilerde ramazan hazırlıklarını ve hilalin gözlenme durumlarını; 2.bölümü ramazan geceleri, oyunlar, sergilerini; 3.bölümü Osmanlı İmparatorluğu'nda ramazan sofraları, davetlerini; 4.bölümü Ramazan Bayramları ve Bayrama özel gelenekleri, hazırlıkları, bayram sabahı, bayramlaşma merasimi, bayramlaşma sofralarını konu edinmiştir.

Başta İstanbul olmak üzere Osmanlı toplum hayatında Ramazan; hazırlık evresi, bir ay süren oruç ayı, ardından gelen bayramla kendine özgü bir atmosferde yaşanırdı. Huzurlu bir ay için en üstten en alt kademeye kadar herkes üzerine düşen görevi yerine getirirdi.

Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde büyük bir coşkuyla beklenen Ramazan ayı geldiğinde on bir ay boyunca evlerinde oturanlar, kadın erkek, genç yaşlı demeden sahur vakitlerine kadar sokaklarda, çarşılarda dolaşır, alışveriş yapar, çeşitli eğlencelere katılırlardı. Osmanlı İstanbul'unda Ramazan demek sosyal hayatın canlandığı, insanların bir yandan ibadet ederken bir yandan da gezip eğlendiği koca bir ay demekti.

Ramazanın kendine has gelenekleri, uygulamaları ve merasimleri bulunmaktaydı. Rü'yet-i hilal'in tespitinden, bayramın son günü ikindi vakti yapılan top atışına kadar geçirilen bu uzun zaman diliminde cami minarelerinde kandil yakma ve mahyalar kurmaya, Karagöz, orta oyunu, meddah gösterilerine, padişahın huzurunda yapılan tefsir derslerine ve Hırka-i Saadet ziyareti gibi birbirinden farklı uygulama ve faaliyetlere yer verilirdi.

Ramazan ayının en önemli bahsi iftar sofralarıdır. Ramazan boyunca hanelerde iftar daveti verilsin ya da verilmesin, her akşam mükellef sofralar kurulmaktaydı. Çeşit çeşit iftariyelikler, en leziz yemekler, hamur işleri, çeşit çeşit tatlılar, şerbetler iftar sofralarını süslerdi. Bu sofralar herkese açık olur, konu komşu, eş dost dışında ihtiyaç sahibi kim varsa iftarlara davetsiz gelerek kendileri için kurulan sofralarda gönlünce iftar ederlerdi. İftar sofrasına gelen kimse geri çevrilmezdi. İftara gelen her kim olursa olsun, kendisine hane sahibi tarafından diş kirası adı altında harçlıklar veyahut çeşitli hediyeler verilirdi. Ramazan ayının yirmi altısına kadar devam eden iftar davetleri, bugünden sonra yerini bayram tebriklerine bırakırdı.

Bayramlarda mesire alanlarına ve mahalle meydanlarına salıncaklar, dönme dolaplar, atlıkarıncalar kurulur, çocuklar gönüllerince bayramın tadını çıkarırdı.

On bir ay boyunca beklenen Ramazan ayı böylece sonlandığında halk bir sene sonrakine kavuşmanın dileğiyle bu aya veda ederdi.

Gerek klasik dönemde gerekse 19. Yüzyıldan sonra yaşanan modernleşme süreciyle birlikte Ramazan ayı bazı konularda değişime/dönüşüme uğramıştır. Fakat bugün de özü itibarıyla Müslüman âlemine aynı heyecanı aynı lezzetle yaşatmaya devam ediyor.

Osmanlı İstanbul'unda Ramazan Kültürü ve Ramazan Sofraları
Fadime Aşık
Ketebe Yayınları
2020 İstanbul
139 Sayfa


Yazar: Misafir Köşesi - Yayın Tarihi: 03.05.2024 09:00 - Güncelleme Tarihi: 29.04.2024 03:41
279

Misafir Köşesi Hakkında

Misafir Köşesi

Kitaphaber ailesine misafir olmuş konuk yazarların yazılarını bu profilde bulabilirsiniz.

Misafir Köşesi ismine kayıtlı 1037 yazı bulunmaktadır.