Özgürlük Dosyası: Herkesin İşine Kimse Karışamaz, Düşünce, Vildan KINALI

Özgürlük Dosyası: Herkesin İşine Kimse Karışamaz yazısını ve Vildan KINALI yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz

Özgürlük Dosyası: Herkesin İşine Kimse Karışamaz

08.01.2024 10:27 - Vildan KINALI

ozgurluk

Byung Chul Han, Psikopolitika adlı eserinde :

"Her aygıt, her iktidar tekniği boyun eğdirmekte kullanılan kendi kutsal nesnelerini (Devotionalie) üretir. Bunlar iktidarı maddileştirir ve sabitleştirir. Devot, boyun eğmiş demektir. Akıllı telefon dijital bir kutsal nesne, hatta dijital kutsal nesnenin ta kendisidir. Tabi kılma aracı olarak tıpkı elde taşınma kolaylığıyla bir tür cep telefonunu (Handy) andıran tesbih gibidir.(Almanca'da cep telefonu anlamına gelen 'handy' İngilizce el anlamına gelen 'hand' kelimesinden türemiştir.) Her ikisi de insanın kendini sınamasına, kendini kontrol etmesine hizmet eder. İktidar, gözetleme işini bireylere devrederek verimliliğini artırmış olur. Like /Beğendim dijital "Amin"dir. Like 'ı tıklarken iktidar düzenine tabi kılarız kendimizi. Akıllı telefon sadece etkili bir gözetleme aracı değil, aynı zamanda taşınabilir bir günah çıkarma sandalyesidir. Facebook dijitalin kilisesi, sinagogudur (sinagog'un kelime anlamı "toplantı" dır).

Günümüzde özgürlüğün sınırlarının kalkmış gibi görünmesinde en büyük etken sosyal medya diyebilir miyiz? Dedik bile. Geçenlerde gene sosyal medyada rastladığım bir geyikte kadının birine araba kullanırken neden sinyal vermediği sorulduğunda "Benim nereye gideceğim kimseyi ilgilendirmez" şeklinde cevap verdiği anlatılıyordu. Bu aslında özgürlük konusunda geldiğimiz noktanın çok çarpıcı bir örneği. Gene, ülkece çok iyi tanıdığımız bir gazetecinin sosyal medya profilinde şöyle yazıyor: "Aylağım. Bu hesapta terbiyesizlik yapan hoşuma gitmeyen bir şey söyleyen olursa anında bloklanır. Bir de küfür yer(…)" Bu profili gören başka bir sosyal medya fenomeni İç İşleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünü etiketleyerek göreve davet ediyor ve asıl ikilem burada başlıyor. Biri herkesin istediğini söyleyemeyeceğine dair uyarıda bulunurken, diğeri, herkesin istediğini söyleyemeyeceğine dair uyarıyı, "istediğini söyleyemezsin" mantığıyla şikâyet ediyor. Burada kimin haklı olduğuna nasıl karar vereceğiz? Yalnızca dünya görüşü bakımından bize yakın olanı tercih ederek işin içinden çıkabilir miyiz? Bu bizi adil kılar mı?

Özgürlüğün Sınırları

Özgürlük meselesi bugünkü haliyle oldukça çetrefil bir hal almış gibi görünüyor. Özgürlüğün sınırlarını nasıl belirleyeceğiz?

Bir deterjan markasının sloganı olan "Kirlenmek güzeldir" sözde çocuklara bahşedilen özgürlüğü simgeliyor. Özgür çocuklar, mutlu bireyler yanılsamasının bir parçası olarak birçok annenin diline dolandığını görüyoruz. Bir çocuk için özgürlük rahatlıkla döküp saçmak, kirletmek ve kirlenmektir. Ama kirlenmek gerçekten güzel midir?

Peki bir sporcu için nedir özgürlük? Cevabı hemen Nike veriyor; "Just do ıt" Her şey mümkün! Her şeyin mümkün olabilmesi sporcunun özgürlüğünü simgeler diyebiliriz. Nike'da sloganlar bitmez ve özgürlüğü damardan pompalar; "Günü çalıştırın, sizi yönetmesine izin vermeyin". Yöneten-yönetilen ilişkisi, bahşedilme-hak etme açısından pekâlâ özgürlük bağlamındadır. Kimsenin bizi yönetmesine izin vermeyip, zamanı bile boyunduruğumuza almamız telkini modern zamanların "özgür birey" senfonisiyle uyumlu bir nidadır.

Bir banka kartı veya yazılım şirketi bizi "olmak istediğimiz yer"e rahatlıkla götürebilir. Yeter ki bilgisayar başına oturalım. Eğer boynumuza bir ip takıp, ipi kapitalist şirketlere verirsek bize özgürlüğümüzü verirler kısacası. Bu kapitalizm eleştirileri bayık bir hal aldı. Zira tepeden tırnağa kapitalist bireyler olarak yaşayıp, bu ideolojiyi eleştirmemiz de ayrı bir tezatlık. İş tüketmekle sınırlı kalsa tamam. Düşünme biçimimize gelince orada tökezliyoruz. Yani bu iş dini yaşayış şeklimize kadar gelip dayanıyor. Mesela markaların özgürlük vaatleri bize, günümüz özgürlük anlayışının alt metnini sunuyor. Özgürlüğün sınırları söz konusu olduğunda, "Kirlenmek Güzel" midir?, "Her şey mümkün" müdür? Gibi soruları sorabilmek gerekiyor ama cevap oldukça karmaşık haliyle çıkıyor karşımıza. Ya da şöyle bir örnekle anlatalım. Bir erkeğin, sırf moda olduğu için giydiği bir kıyafeti eleştirdiğinizde, iş gelip başörtüsü yasağına kadar dayanıyor. Bu ikisi mukayese ediliyor. Biri inancından dolayı hür iradeyle yapılan diğeri moda olduğu için dayatmayla kullanılan bir şeyken bu dayatma o kadar sinsi oluyor ki birey bunu özgürlük addediyor. Hele de sosyal medya ve kapitalizm bir araya geldiğinde ise özgürlük bile kıyasıya tüketilen bir meta haline geliyor.

Birçok felsefeci özgürlük kavramını ele alırken otorite ya da devlet bağlamında inceliyor. Lord Acton'un[1] kitabında geçen şu satırları buna örnek gösterebiliriz.

"Feodalizm, toprağı her şeyin ölçüsü ve efendisi yaptı. Toprağın ürününden başka bir zenginlik kaynağına sahip olmayan insanlar, açlıktan ölmemek için toprak ağasına bağımlı oldular; böylece toprak ağasının gücü, bireyin özgürlüğünden ve devletin otoritesinden üstün oldu. Bir Fransız özdeyişine göre, her baron kendi toprağının hükümdarıdır."

Modern zamanlarda sosyal medya kullanımı açısından düşününce her birey kendi sayfasının "baron"u gibi adetâ. Sapla saman birbirine karışmış durumda. Ya da en başta Byung Chul Han'ın dedikleri açısından bakacak olursak iktidarı elinde bulundurduğunu zanneden köle!

Muhammed Hamidullah'ın İslâm Peygamberi isimli eserinde yer alan bir bölümü hatırlıyorum[2]. Cahiliye döneminde Kâbe çevresinde "insan yerleştirme" görevlileri bulunuyor. Bu görevlilerin işi Kâbe'nin etrafında uygunsuz kıyafetlerle dolaşan, ahlâk kurallarına aykırı davranan, yüksek sesle konuşan insanlara engel olmak. Belirttiğimiz üzere cahiliye devri gibi yozlaşmış bir dönemde böyle bir uygulamanın varlığı oldukça dikkat çekici. Kaldı ki Mekke'de bir devlet bile yok. Fakat toplumsal normların, özgürlüğün sınırlarını belirlediğini görüyoruz. Biz bu sınırlamaları "Cahiliye döneminde bile…" diye değerlendirirken, bir başkası "Cahiliye dönemi olduğu için…" şeklinde değerlendirebiliyor. Özgürlüğü kısıtlayan her şey birçoklarına göre demode artık çünkü.

Bütün bu tartışmaların arasında 1967'den itibaren İsrail'in kontrol noktalarıyla, havadan, karadan ve denizden gözetlemek suretiyle abluka altına aldığı Gazze halkı var. Bir yandan özgürlüğün sınırsızlığını konuşurken bir yandan da İsrail'in baskılamak için geçtikleri turnikelerin bile ölçüsünü küçülttüğü, son tahlilde evlerini başlarına yıktığı Filistin halkı, Çin zulmünün her türlüsüne maruz kaldığı için sesini dünyaya duyurmakta bile zorlanan Doğu Türkistan halkı, kişisel hak ve hürriyetlerden mahrum bırakıldığı için patlayan Ortadoğu coğrafyası dünyanın ve özgürlük meselesinin utanç vesikası olarak önünde duruyor. İkilem haline gelmiş "Özgürlük" meselesine farklı açılardan bakmaya çalışarak bir dosya hazırladık ve istifadenize sunuyoruz. Bereketli okumalar dileriz…

[1] Lord Acton, Özgürlüğün Tarihi Üzerine İki Deneme, Vakıfbank K.Y.2020

[2] Hamidullah, Muhammed, İslam Peygamberi, s.702, Beyan, 2004


Dosya Yazıları

1. Yazı: Özgürlük ve Gerçeklik - Yasin Ramazan

2. Yazı: Zihni Yeniden Sınırlamak ve Sinemada Özgürlük - Abdullah Kasay

3. Yazı: Teknolojinin Toplum Üzerindeki Çift Yüzlü Etkisi: Özgürlük ve Bağımlılık - Ahmet Melih Karauğuz

4. Yazı: Ahmet Murat Özel İle KitapHaber Özgürlük Dosyası Röportajı

5. Yazı: Hak Ve Özgürlükler Bilmecesi - Mesut KINALI

6. Yazı: Özgürlük Dosyası: Şehir, Medeniyet ve Özgürlük - F.Sueda Kurt

7. Yazı: Özgürlük Dosyası: Erich Fromm'a Göre Özgürlükten Kaçış - Faik Öcal

8. Yazı: Özgürlük Dosyası: Kaçıştan Sonsuz Bekleyişe Dönüşen Film: "The Endless Trench" - Necla Dursun

9. Yazı: Özgürlük Dosyası: Kader ve Özgürlük - Merve Yurtsever

10. Yazı: Özgürlüğü Zıddıyla Bulmak - Ayşenur OKAN ŞENGEL

11. Yazı: Gençlere Sorduk: Size Göre Özgürlük Nedir?

12. Yazı: Pippi Uzun Çorap'ı ve Özgürlüğünü İyi Bilirdik - Gülhan TÜRKALP

13. Yazı: Gerçekten Özgür Müyüz? - Gurbet Lüy

14. Yazı: Türkiye'de Kadın Özgürlüğü ve Feminizm - Tuba Yavuz

15. Yazı: Tutuklular Çemberinden Bir Bakış - Perihan PANCAROĞLU


Yazar: Vildan KINALI - Yayın Tarihi: 08.01.2024 10:27 - Güncelleme Tarihi: 14.02.2024 01:46
883

Vildan KINALI Hakkında

Vildan KINALI

1982 Kütahya doğumlu. Kütahya İmam Hatip Lisesi’nden 1999’da mezun oldu. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında çalıştı. Uluslararası ilişkiler okudu. Bazı yazarlardan yazmak üzerine eğitimler aldı. Edebiyat ve Uluslararası İlişkiler alanları arasında seçim yapamadığı için birini diğerine uyarlamaya çalışıyor.

2023’te “Kasım Bunlar Çok mu Lazım?” isimli çocuk kitabı yayınlandı. Evli, üç çocuk annesi. Konya’da yaşıyor.

Vildan KINALI ismine kayıtlı 18 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 1 kitap bulunmaktadır.