Pınar Çekirge ile Tiyatro ve Yazı Üzerine, Söyleşi, Necla DURSUN

Pınar Çekirge ile Tiyatro ve Yazı Üzerine yazısını ve Necla DURSUN yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Pınar Çekirge ile Tiyatro ve Yazı Üzerine

25.12.2021 09:00 - Necla DURSUN
Pınar Çekirge ile Tiyatro ve Yazı Üzerine

Pınar Çekirge kimdir? Bize biraz kendinizden söz eder misiniz?

1960 yılında İstanbul'da dünyaya geldim. Eğitim yılları, sonrasında iş hayatı ve emeklilik. Tiyatro, daha çok okumak, yazmakla geçen zamanlar diyelim. İnsanın kendinden bahsetmesi zor aslında... Yine de; narsist, evhamlı, ego-manyak, oldukça defolu, paranormal biriyim diyebilirim.

Siz çok yönlü birisiniz. Yazar yönünüzle edebiyatı ve kitapları, araştırmacı yönünüzle muhtelif konuların yanısıra özellikle sinema ve tiyatro üzerine çok şey konuşulabilir. Bize biraz bu durumunuzdan bahseder misiniz? Böylesine çok yönlü olabilmeyi, güncel kalabilmeyi nasıl başarıyorsunuz? Çok okuyarak, çok gezerek, çok izleyerek mi besliyorsunuz bu dinamik yapınızı?

Ne güzel övgüler bunlar. Hiperaktif bir yapım var. Çalışırken dinlenenlerdenim yani. Yorulmak nedir bilmem. Sürekli okuyorum. Ve tabii çok iyi bir tiyatro izleyicisi olduğumu söyleyebilirim. 1965 'den bugüne tam 56 sezon boyunca yüzlerce piyes izledim. Asıl okulum tiyatroydu ve hep öyle kaldı. Hayatı ve duyguları o piyeslerle öğrendim.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Beşeri ve İktisadi Coğrafya Bölümü'nü bitirdikten sonra Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü'nde yüksek lisans yaptınız. Eğitiminizin devamında akademisyen, ilgi alanlarınız vesilesiyle tiyatro veya sinema oyuncusu olmayı hiç düşündünüz mü? Çocukluk hayallerinizi süsleyen bir meslek var mıydı?

Sahnede olma hayalim vardı. Ancak sahnede o ışıkların altında olmak isteyip de yapamayan ne olur; ya iyi bir izleyici ya da iyi bir eleştirmen... Sanırım asla rol alamayacağım piyesleri başkalarına aktarmak istedim hep. İstanbul Belediyesi Konservatuarı Bale Bölümü'ne devam etmiştim ilkokuldayken. Balet olmak gibi bir hayalim vardı. Ancak solfej dersinin üstesinden gelemeyince, psikoloji eğitimi almaya karar verdim. Sahi, sekiz dokuz yaşındayken Filiz Akın, Ediz Hun için senaryolar yazardım. Haydi itiraf edeyim; o senaryolar filme çekilecek, ben de Filiz Akın ve Ediz Hun ile kamera karşısına geçecektim tabii... dedim ya, paranormal biriyim...

"Marazi Aşklar", "İntiharıma İki Saat Kala", "Benim Stand-Up'ım", "Gizli Defter", "Size Geçmişim Diyebilir miyim?", "Üvey Anne Efsanesi", "Sahne Tozu" kitaplarınızdan bazıları. Kitaplarınızın isimlerinden çeşitli konularda yazdığınızı söyler gibi. Yazacağınız konuyu nasıl belirliyorsunuz? "Tam da bu konuyu yazmalıyım işte." diyerek mi yola çıkıyorsunuz?

Sanırım kısmen de olsa, kalemim yettiğince bazı konularda farkındalık yaratmak istiyorum. Birkaç "ilk" im var örneğin."Yalnızlık Adası'nın Erkekleri "( 1991), " Başrolde Filiz Akın " ( 2007, 2014, 2020 ), "Üvey Anne Efsanesi" ( 2001 ) ni bu ilk'ler arasında sayabilirim. Çok unutkan bir toplumuz. Bugün ya da dünde olup bitenleri yarın için belgelemek gibi bir amacım da oldu hep...

Kitaplarınız dışında hangi mecralarda yazılarınızla okuyucunuza ulaşıyorsunuz?

Tiyatro Tiyatro Dergisi ve arsızsanat.com da yazıyorum... Öncesinde; Paros, Kadın, Popüler Psikiyatri, Rapsody In Blue, Koza gibi dergilerde de yazdım.

En son tiyatrodergisi.com'da "Yine Düşler Serpti Sahneye ve Kalplerimize" başlığı ile Dilek Türker'i yazdınız. Bu ve bu türden yazılarınızı –nispeten yeni bir edebi bir tür olan "porte" olarak değerlendiriyor musunuz? Yazım türünüzü nasıl tanımlarsınız?

Röportaj ve nehir söyleşiler çok hoşuma gidiyor. Mesela; Ömür Göksel ile 3 yılı aşkın bir süre nehir söyleşi yaptım. "Cebimde Saklı Şarkılar "( 2020 ) kitabı böyle oluştu. Ayrıca bu röportajların çoğunu Yavuz Pak ile gerçekleştirip kitaplaştırıyoruz. Evet, katılıyorum, portre diyebiliriz. Konuştuğum kişinin bir tür portresi, haklısın.

Kitaplarınızdan bir çoğunun adında "kadın" kelimesi var. "Marjinal Kadınlar", "Fotoğraftaki Kadın Fotoğraftaki Sır", "Öteki Kadın", "Adı Diğer Kadın" adlı kitaplarınız bu duruma örnek gösterilebilir. Bu yoğunlaşma hakkında bize neler söylersiniz?

Duygu Asena'nın, "Kadın" dergisinde ilk genel yayın yönetmenim Tuna Serim ve Rapsody In Blue 'da genel yayın yönetmenim Tülay Bilginer'in kadın konusunda yazmamda etkileri olmuştur. Ayrıca sıkı bir feminist olduğumu belirtmeliyim.

Sizin, Filiz Akın ve Ajda Pekkan sevginizi okuyucularınız olarak biliyoruz. "Profili Olmayan Kadın: Bir Süperstar'ın Yaşamından" ve "Başrolde Filiz Akın" isimli kitaplarınız bu sevginin ürünü. Bize bu konudan bahseder misiniz, bu sevginin kaynağı nedir?

Hayal kahramanlarım oldular ikisi de. Hayran olduğum ikonlardı. Bana göre, batılılaşma serüvenimizin en önemli simgelerinden olarak yıllardan yıllara geçtiler. Unutulmadan, eskimeden.

"Paralel Sorgu" ve "Dyonissos'un Çocukları" isimli kitaplarınızda Yavuz Pak ile birlikte çalıştınız. Çalışmanızdaki etkileşimden, aranızdaki iş bölümü frekansından ve bir projenin başlangıcından sonlandığı sürecin evreleri hakkında bilgiler verebilir misiniz?

2012 de başladık beraber yazmaya. Demek ki neredeyse on yıl olmuş. Birbirimize gölge olmadık. Ne önüne geçtik, ne arkada kaldık; Yanyana durmayı başardık. Bu önemliydi. Birbirimizi iyi biçimde tamamladık. Güzel bir uyum ve doku uyuşması sağladık diyebilirim. Hayata farklı da bakmıyoruz, bu da önemli. Röportaj yapacağımız kişi için bir süre ön çalışma yapıyoruz. Sorularımızı hazırlıyoruz birlikte. Aslında zor biriyim, benimle çalışmak zordur. Yavuz bunu başardı.

Yeni projelerinizi veya geleceğe dönük planlarınızı öğrenebilir miyiz?

61 yaşındayım. Önümde kalan seneler geride bıraktıklarım dan az. Hayatı ertelemeden yaşamış biri olarak, akıl ve beden sağlığım elverdiği sürece yazmaya, okumaya, anlatmaya devam edeceğim.

Kitaplarınızdan izniniz olmadan veya kaynak gösterilmeden alıntı yapıldığı oldu mu? Eğer olduysa bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Yaşanmaması için sizce hangi tedbirler alınmalı?

Mesela dün bir tesadüf sonucu YouTube'a yüklenmiş bir belgeselde "Ve Perde Kapandı " (2021 ) adlı kitabımda yer alan bir bölümden bazı yerlerin izin hususunu bir yana bırakalım, kaynak bile gösterilmeden kullanılmış olduğunu fark ettim. 1990'larda da şu an aramızda olmayan bir aktör yazdığı tiyatro oyununda, " Yalnızlık Adası'nın Erkekleri "( 1991 ) adlı kitabımdan, yine kaynak göstermeden alıntılar yapmıştı. Ehh, demek ki iyi yazıyorum... Aslında yaptırım gerekli.

"Okumaya doyamam." dediğiniz kitabın, "İzlemeye bıkmam." dediğiniz tiyatro oyununun, "Dinlemekten usanmam." dediğiniz şarkının adını öğrenebilir miyiz?

"Hıçkırık", "Hedda Gabler", "Kimler Geldi Kimler Geçti ".

Bu güne kadar bir çok sanatçı ve yazarla röportajlar yaptınız. Bunların her biri sizin için çok değerli, bu tüm okuyucularınızın malumu. O nedenle aralarından seçim yapmanızı değil de yaptığınız röportajlarından konu açıldığında ilk aklınıza gelen hangisi? Neden?

Filiz Akın; düşünsenize hayran olduğunuz bir yıldız oyuncuyla röportaj yapmak. O günü hiç unutamam. Karşısında resmen titriyordum heyecandan. Ve; Duygu Asena. 1984' de Duygu, benimle röportaj yapmıştı, 1999 'da ise O benim konuğum olmuştu. Hoş bir anıydı. Duygu Asena'yı çok özlüyorum.

Seyahat etmeyi severmisiniz? Seyahat rotanızı tespitte en büyük etken/ler nedir? Bu güne dek sizi en çok etkileyen şehri ve mekanı öğrenebilir miyiz?

Girne'yi çok seviyorum, Atina'yı da. Seyahat etmek hoşuma gider. Rota derken, genelde çok beğendiğim yerlere yeniden gitmek gibi bir takıntım vardır.

Küresel salgın dönemini nasıl geçirdiniz? Bu bağlamda yaşadığınız şehirdeki sosyal hayatı ve özel ilgi alalarınız hakkında bir değerlendirme yapabilir misiniz?

Salgın ile ilgili yasaklar gelene kadar tiyatro, sinemaya gitmeye devam ettim. Dijital ortamda piyes izledim bol bol. On-line röportajlar yaptım. İki kitap yazdım.

Röportajlarınızda sıklıkla yer bulan bir soru var, müsaadenizle bu defa sizden rol çalarak bu soruyu size yöneltmek istiyorum: "Buğulu bir cama ilk ne yazarsınız?"

Narsist ve egomanyak biri olarak, kendi adımı yazardım. Hem de büyük harflerle.

Evinizde sadece bir cümleyi tekrar edebilecek bir papağanınız olsa o cümle ne olurdu?

Zor soru, hiç düşünmediğim bir şey. Oidipus'un final repliği desem: "Kimsenin son anını görmeden iyi yaşadı deme."

Sizin gibi renkli bir kişiliğin koleksiyonu olmalı diye düşünüyor insan, var mı?

5.000'e yakın afiş ve fotoğraftan oluşan Filiz Akın Arşivim var. 200 küsur oyuncak bebek koleksiyonum var. Ajda Pekkan'ın tüm plak ve albümleri var. Ve tabii kitaplar...

Hayatınız bir film olsa soundtrack'inin hangi şarkı olmasını istersiniz?

"İf we were free" yani Ajda'nın yorumuyla " kimler geldi kimler geçti "

Bu söyleşiyi yapan siz olsaydınız kendinize hangi soruyu sorardınız?

Hayatta senden geriye kalacak son cümle ne olmalı?

O halde ben sorayım o cümleyi…

Hiç pişman olmadım çünkü koşulsuzca sevdim...hepsi bu!

Kitaphaber.com ailesi olarak Pınar Bey'e bize vakit ayırdığı için teşekkür ederiz.


Yazar: Necla DURSUN - Yayın Tarihi: 25.12.2021 09:00 - Güncelleme Tarihi: 21.12.2021 23:36
2407

Necla DURSUN Hakkında

Necla DURSUN

1976 Sakarya doğumludur. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Yerel Yönetimler Anabilim Dalı Küresel Şehirler ve İstanbul Araştırmaları Bilim Dalı’nda Yüksek Lisansını “Kuzguncuk Semt Tarihini İnsandan Okumak; Bir Seçki ile Şahsiyetler” konulu yüksek lisans teziyle tamamlamıştır. Finans sektöründe çalışmakta ve İstanbul’da yaşamaktadır.

Necla DURSUN ismine kayıtlı 48 yazı bulunmaktadır.

Yorumlar
  • Ülker Gündoğdu 2021.12.25 13:25

    Bambaşka bir dünya görüşünün, samimi anlatımını ortaya çıkaran etkin soru seçimleri; devasa iddasızlığın özgürlüğünü sunmuş. Hayranlıkla okuduğum kaleminizin gayretine sağlık.

  • Cüneyt Tolan 2021.12.25 17:38

    Sıcak sohbetiniz ile Pınar beyi tanıma fırsatı veren bu güzel yazı için teşekkürler .

  • Goncagül Günal 2021.12.25 17:51

    Kaleminize. Yüreğinize sağlık. Çok güzel bir söyleşi olmuş. Pınar Çekirge'yi biz Pamuk kökenliler iyi tanırız. Ben özellikle severim kendisini. Tahmin ettiğim ama bilmediğim yönleriyle daha iyi tanıma fırsatım oldu böylece. Çok teşekkürler.

  • Ali Adıgüzel 2021.12.25 18:16

    Gerek Pamukbank zamanındaki bitmez tükenmez enerjinizle ve hzmetlerinizle, gerekse Halkbank zamanındaki hizmetlerinizlerinizle unutulmaz aşılamaz bir çıta bıraktınız. Neclacığım özenle ve ufuk açıcı sorularlarınla şahane ve keyifli cevaplar almamızada olanak verdiğin teşekkür ediyorum ikinizede.
    Saygı ve sevgilerimle

  • Güler Akalın 2021.12.25 20:25

    Öncelikle İki güzel insanın buluşarak gerçekleştirdiği , içten , samimi , riyasız anlamlı röpörtaj için ikinizi de kutluyorum . Çok çalışmak , okumak, çok okumak , ideallerin peşinde koşmak, başarma azmi ve koşulsuzca sevmek, sonuç ortada, alkışlıyorum
    Sevgi ve sağlıcakla kalın .

  • Aysegul Akmese 2021.12.25 22:49

    Merhaba sizlere bu yaziyi Pinar beyin seyahat etmeyi sevdigi Girne /KKTC'den yaziyorum. Iki deger verdigim kisinin soylesisini gormek heyecanlandirdi beni. Pinar bey cok sevdigim ayrica sosyal medyadan da takip ettigim bir hazinedir, keza Necla da can arkadasimdir. Roportaj da cok guzel ve keyili olmus. Tebrik ederim. Girne'ye yolunuz duserse beklerim.

  • Pınar Çekirge 2021.12.26 14:15

    Bazı röportajlar özeldir, değerlidir.Necla Dursun beni sayfasına konuk etmek istediğinde, çok mutlu oldum.İster istemez 1984 yılına döndüm bir an Duygu Asena'nın karşısındaydım ve onun yönelettiği soruları yanıtlıyordum.Sonrasında Yalçın Pekşen, Gürdal Kızıldağ, Belma Akçura, Tuna Serim, Aziz Üstel, Tülay Bilginer, Kürşat Başar, Tarık Dursun K., benimle röportajlar yaptılar...ve Necla Dursun.

    Demek ki hala söylenecek sözlerim varmış...

    Tekrar çok teşekkür ederim.

  • Gökmen Dursun 2021.12.26 14:20

    Pamukbank ve Halkbank ta Kültür Vakfı denince Pınar Çekirge akla gelirdi. Hala daha da gözlerim arıyor.
    Böylesine güzel ve içten bir söyleşiyi bizlerle buluşturan Necla Hanıma ve samimiyetiyle cevap veren Pınar beye teşekkür ederim

  • Başak Turan 2021.12.26 15:32

    Canım Neclanın kaleminden Pınar Çekirge ile zamanda tiyatro ve edebiyat turu yapmanın keyfini yaşıyorum, emeğine sağlık canım arkadaşım

  • Başak Turan 2021.12.26 15:33

    Canım Neclanın kaleminden Pınar Çekirge ile zamanda tiyatro ve edebiyat turu yapmanın keyfini yaşıyorum, emeğine sağlık canım arkadaşım

  • Elif Dursun 2021.12.26 19:36

    Ilk izlediğim tiyatro Ayakkabının Öteki Teki isimli oyundu. Oyun bitince izlemeye devam edeceğim diye çok ağlamıştım, Annem beni salonda dışarı çıkartamamiştı Sesimi duyan oyunun tek oyuncusu Derya Yıldırım yanıma gelmişti. Üzülme, akşama bi daha oynayacağım, misafirim ol, bir daha izle diyerek beni teselli etmisti. Birkaç yıl sonra annem Kültür Vakfı 'nın Yuno isimli oyuna götürdü beni. Oyun bittiğinde Pınar Abi yanımıza geldi. Anneme biliyor musun anne, Ayakkabımın Öteki Teki oyunundan sonra en eğlendiğim oyun oldu dedim. Bunu duyan Pinar Abi aaaa öyle mi, bu oyunun yazarı da o, durun sizi buluşturayim dedi bize. Derya Hanım yanımıza geldi ve onunla ilk karşılaştığımi anlayınca beni hatırladı. Pınar Abi o gün beni cok sevindirmisti.Simdi bu yazdıklarımı okuyorsa tekrar teşekkür ederim ona. O bence çok bilgili biri.

  • Derya Yıldırım 2021.12.28 21:48

    Sevgili Elif Dursun ne kıymetli bir anı paylaştıkların. Bizim gibi iğneyle kuyu kazan, suyun üzerine yazı yazan tiyatro emekçilerinin uykularının boşa kaçmadığının en güzel kanıtı.
    Pınar Çekirge gibi uzun yıllar bir tiyatro sever olarak salonları doldurur ve alkışlarınla, güzel varlığınla tiyatro emekçilerinin yüzünü güldürürsün umarım. Seyretmeye olan tutkun, sanata olan sevgin daim olsun. Kalbimdesin. İyi ki yollarımız kesişmiş, canım Pınar Çekirge! Var ol????

  • Necla Dursun 2021.12.29 10:50

    Sevgili Derya Yıldırım, Ayakkabımın Öteki Teki oyununu Kafikoy Haldun Taner Sahnesi'nde Elif'le izledikten sonra "gitmicem oyun devam etsin ayakkabıyi yine arasın" diye ağlayınca kayıtsız kalmayarak yanımıza gelmeniz, Elif'in göz hizasına çökerek teselli edip "saat 3 te bi daha oynicam, gitme kal, otur burda, benim misafirim olup izle " dediğiniz an bu gün gibi gözümün önünde. Birkaç yıl sonra Mecidiyeköy Gönül Ülkü Gazanfer Özcan sahnesinde tekrar yollarımız kesiştiğinde Elif kadar ben de şaşırmıştım. Yine yıllar sonra yani bu gün buradan haberleşiyir olmak, sizin gibi işini gönülden icra eden biriyle eskiyi anmak çok özel. Duyarlı davranıp yorum yazdığınız için teşekkür ederim. Pınar Bey'in sizinle yaptığı röportajı yapıldığı dönem okumuştum bu gün yine okuyup size dair bilgilerimi tazeledim. Pınar Bey ve Yavuz Pak Bey'in soruları kendinizi anlatmaniza harika bir firsat oluşturmuş. Teşekkür ederim.

    Ayrıca bu vesile ile yorum yazarak güzel görüşlerini ileten herkese ayrı ayrı teşekkür ederim.

    Ve tabii ki Pınar Bey'e teşekkürlerin en büyüğünü gönderiyorum. Sevgili Pınar Bey bilmelisiniz ki; sizinle tanışmış olmak en değerli şanslarımdan biri.

  • Banu Kaya 2022.01.05 18:43

    Yıllarca Pınar Bey'in röportajlarını ilgiyle takip ederken, şu an büyük bir keyifle okuduğum bu harika röportajla, kalplerimizde ayrı bir yeri olan, her birimizin hayatına güzel izler bırakan çok kıymetli Pınar ÇEKİRGE'yi daha yakından tanıma fırsatı buldum. İyi ki varsınız. Teşekkürler. Sevgilerimle.

  • Seda Gür 2022.01.09 01:14

    Çalışma hayatımda iyi ki tanıdığım dediğim çok kıymetli Necla'cığım ve Pınar bey, nasıl güzel bir yazı olmuş. İçten, akıcı sohbetinize eşlik etmek çok keyifliydi. Pınar beyin başarı dolu hayatını bizimle paylaştığın için çok teşekkürler güzel Necla'cığım. Sağlıkla kalın, Kucak dolusu sevgilerimle.