Rasim Özdenören’e Göre “Müslümanca Yaşamak” Nas�, Düşünce, Faik ÖCAL

Rasim Özdenören’e Göre “Müslümanca Yaşamak” Nasıl Olmalıdır? yazısını ve Faik ÖCAL yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden

Rasim Özdenören’e Göre “Müslümanca Yaşamak” Nasıl Olmalıdır?

29.09.2023 09:00 - Faik ÖCAL
Rasim Özdenören’e Göre “Müslümanca Yaşamak” Nasıl Olmalıdır?

Müslümanlar ve modernizm ya da modern dünyada Müslümanca yaşamak… Rasim Özdenören her geçen gün bizim olmaktan çıkan dünyada, Müslümanca nasıl yaşanır, dahası dünya nasıl İslam kılınır, sorunlarını Müslümanca Yaşamak kitabında inceliyor.

Evvela Özdenören, Müslümanca Yaşamak'ta düzlemini sağlam bir muhakeme üzerine kuruyor: Tesir etmek. İnancını samimi yaşayanlar, 'ötekini' etkiler. Müslüman inancında samimiyse, sorun yoktur, er-geç dünya bizim kılınacaktır, bu haliyle ötekini etkilemesi kaçınılmazdır. Ama samimi değilse Müslüman… İşte Özdenören tam da bu noktaya dikkat çekiyor.

Hazreti Peygamber de buyurmuştur, İslam bütünüyle samimiyettir. Müslümanca Yaşamak aslında Müslümanların samimiyetini sorgular. Bir başka deyişle, 'sekuler' zemin, neden Müslümanca yaşamaya engel oluyor? Bu engelleri çıkaranlar Müslümanlar mı yoksa ötekiler mi? Sekuler zeminde Müslümanlar neden 'onlardan' menfi etkileniyor, kendine yabancılaşıyor, özüne sahip çıkamıyor, kendisi olamıyor?

Özdenören, bizi Müslüman'ın Kur'an merkezli zihin haritasını çıkarmaya davet ediyor. Kitabında kendi çıkardığı haritayı okuduğumuzda, özellikle birkaç hususun/kavramın altını kalın çizgilerle çiziyor. Bunlar, yaşama tarzını belirlemek, bilinçli müdahale etmek, yerinde ve zamanında eylemde bulunmak (biz bunu dosdoğru olmak diye de okuyabiliriz!), samimi olmak, sabırlı olmak, azmetmek, bütünlükçü düşünmek, İslam'ın evrenselliğini yakalamak. Sonra Müslümanların eksiklerini sıralıyor Özdenören, ruhun muştusunu veren yedi güzel adamdan birinin acısını yüreğimizin derinliklerinde hissederken.

Madem Hazreti peygamber buyurmuş, dünya ahretin tarlasıdır, ahreti kazanacak bir başka zemin (sebepler dairesi) yoktur; o halde bu zemini neden sekuler hale gelmesine müsaade ediyoruz, zemini tepeden tırnağa İslamlaştırmıyoruz. İslamiyet, ne Hıristiyanlık gibi ruhbanlık taşır içinde ne de Yahudilik gibi cenneti yeryüzünde inşa etmeye kalkışır. İslamiyet, dünyayı ahreti kazanma yeri/vesileler yurdu/sebepler dairesi olarak görür. Kitaptan hareketle kendimize soralım: Neden bu zemine sahip çıkmıyoruz, zemine kapılmadan? Neden bu zemini İslamlaştırmıyoruz, özümüzden sapmadan, hakikatimizden taviz vermeden? Dahası ve vahimi, neden zemini amaç haline getirmişiz, araç yapmamız gerekirken? İki noktada Hıristiyanlara ve Yahudilere benzeme yoluna gidiyoruz ve Özdenören'den uyarılar alıyoruz. Zemini hiçe saymak Hıristiyanlar gibi, zemine taparak Yahudiler gibi… Oysa İslamiyet, muvazene dinidir. Yine Hazreti peygamberin kutsi sözüyle ifade edersek, hiç ölmeyecekmiş gibi dünya, yarın ölecekmiş gibi ahret için çalışmak gerekirken. Hazreti peygambere tabi olmak demek, dünya-ahret dengesini sağlamak demektir.

Müslüman'ın zihin haritası onlar tarafından belirlendiği ve şekillendirildiği için dünya-ahret dengesi sağlanamıyor. Bizim ne yapıp edip bir an evvel kendi kelimelerimizle, kavramlarımızla Kur'an merkezli zihin haritamızı çıkarmamız gerekir. Ki böylece muvazeneye kavuşup, ayağa kalkalım.

Müslüman yaşamak demek, Müslümanca ölmek, Müslümanca dirilmek demektir. İlginç olan husus şudur ki, Müslümanca düşmeyen Müslümanca kalkamaz düştüğü yerden. Müslümanlıkla alakası olmayan, dahası yeminli İslam düşmanlarının istediği biçimde düşüyoruz yere. Bu yüzden secdelerimizde garip siluetler görünüyor, yabancısı olduğumuz sesler kulaklarımıza çalınıyor, soğuk sular ayaklarımızın altından akıyor. Bu yüzden mi Rabbimizin razı olacağı şekilde belimizi doğrultamıyoruz? Kıyamdayken, onların buyurduğu, öngördüğü, tanzim ettiği dünyevi meşgaleler 'film şeridi' gibi geçiyor gözlerimizin önünden, içimizden, kalbimizden. Çünkü ayaklarımızın altındaki zemin ziyadesiyle profan/sekuler. Çünkü kederlerimiz ziyadesiyle dünyevi, düşlerimiz ziyadesiyle uzun, kaygılarımız pek pervasız, ruhumuz dağınık, fikirlerimiz izole ve fundamantalist.

İşte Müslümanca Yaşamak bütün bunlara karşı bir uyarı niteliğindedir ve ne yapılması gerektiği konusunda da fani dünyadan baki ahrete yolculuk yapan Müslümanların kaza yapmaması için (ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn; Fatiha: 7) Ku'ran merkezli hakiki bir yol haritasıdır.

Müslümanca Yaşamak
Rasim Özdenören
İz Yayıncılık
Sayfa 155
İstanbul, 2020


Yazar: Faik ÖCAL - Yayın Tarihi: 29.09.2023 09:00 - Güncelleme Tarihi: 12.10.2023 14:09
702

Faik ÖCAL Hakkında

Faik ÖCAL

2000’de Cumhuriyet Üniversitesi Sosyoloji mezunu... 2004 yılında Franz Kafka’nın Romanlarında Birey ve Devlet İlişkisi üzerine yaptığı tez ile yüksek lisansını yaptı.

Çeşitli sitelerde ve dergilerde yazıları çıkmakla birlikte 2008’den beri düzenli olarak Yolcu Dergisi’nde yazılar yazmaktadır.

 

Yayımlanmış Kitapları:

Yitik Anılar Şehri, Erguvan Yayınları, 2008.
Aziz ve Aciz Emanetçi, Erguvan Yayınları, 2008.
Dört Mevsim Beş Vakit Hüzün, Roza Yayınları, 2012.
Uzaktaki, Az Kitap, 2021.
101 Kürtçe Roman 1. Cild, Sitav Yayınları, 2022.
Beyaz Hüzün, Az Kitap, 2022
Yeni Bir Aydınlanma Felsefesi, Zilan Akademi, 2023
Deprem Günlüğü, KDY, 2023 

İnstagram: faikocal02

Twitter: @ocal_faik

Faik ÖCAL ismine kayıtlı 70 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 7 kitap bulunmaktadır.