Rasim Özdenören’in Kent İlişkileri Üzerine Bir Okuma, Düşünce, Bilal CAN

Rasim Özdenören’in Kent İlişkileri Üzerine Bir Okuma yazısını ve Bilal CAN yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Rasim Özdenören’in Kent İlişkileri Üzerine Bir Okuma

05.10.2022 10:02 - Bilal CAN
Rasim Özdenören’in Kent İlişkileri Üzerine Bir Okuma

İnsanlar, topluluk olarak yaşama gerekliliğini yerine getirmek, bir arada yaşamak için bazen sessiz bir anlaşma ile bazen de kurallarla oluşturulmuş çeşitli birliktelik ağları kurarak bu günlere erişmiştir. Bir arada olma gereksinimi, çeşitli açılardan değerlendirilebilir. Bunlar; güvenlik, dini, ekonomik, sosyal, siyasal, etnik, kültürel olarak ele alınabilir. Bir araya gelme biçimleri çeşitli açılardan da bir mekâna ihtiyaç duyar. Çünkü insanlığın biraradalığı mutlaka mekâna bağlıdır. Bu mekânlar kuruluş aşaması açısından az önce bahsettiğimiz unsurlarla ilintilidir. Bu bakımdan denilebilir ki; "ilkel de olsa, her dengeli toplum, üyelerine toplanma ya da buluşma merkezleri sağlama gereği duyar" (Pirenne, 2006, s. 47). Bu gereklilik bir tür zorunluluk olarak algılanmaktadır.

İnsanlığın mekân serüveni, bir nevi onun da serüvenidir. Zaman düz bir çizgi gibi kabul edilir, dolayısıyla insanlığın bu düz çizgide yol alması beklenilir. Bu düz çizgide yol alan insan kimi zaman kurucu roller üstlenmiş, geçmişin mirasını devralarak geleceğe geçmişten dersler çıkartarak ilerlemiş, kimi zaman ise geleceğini yakarak geçmişten de daha eskiye dönerek kendisine yeniden bir sıfır noktası icat etmiştir. İnsanlığın mekân serüveninin okuması yapılırken onun her daim ilerlemeci yönüne vurgu yapılır. Mağaradan gökdelenlere doğru gelinen süreçte bu ilerlemeci yaklaşım icat edici, kurucu bir rol ile değerlendirilir. Mağara, ilkel insanın yurdu iken gökdelenler modern insanın birer yansıması olarak ele alınır. Bu durum tamemen bir algı meselesidir. İnsanın mekân sınırının birer yansıması olarak okunur bu süreç. Groh'un da ifade ettiği üzere "mekânsal sınırı algılayamasaydık kedi ile halının farklı varlıklar olduğunu anlayamazdık" (Groh, 2019, s. 15). Dolayısıyla algımızdaki değişikliğin zamansal bir kayma ile kendini gösterdiği muhakkak fakat arayışımız hakikattir. Mekân içerisinde mekân arayışımız, asli vatanımız ile sanal vatanlar icat ederek kendiliğimizi mekânlar içerisinde rahatlatmaya çalışımızın nedeni belki de özlem duyduğumuz asli gerçeğe yöneliktir.

Kente Giriş

Kent, birçok açıdan tanımlanmakla bilinir. Tarihçilerin yaklaşımı onu ortaya çıkartan olaylar bütünlüğüyle, şahitlik edilen olaylara yöneliktir. Mimari açıdan kent; yapı, uyum/uyumsuzluk, doğal/yapay, kurgu/gerçek bağlamında kullanılan malzeme ve ortaya çıkan yapının dinamik/statik unsurları üzerinden projelendirme üzerinedir. Kurgu/gerçek mekânlar iç içe girmiştir edebî anlatılarda. Çünkü edebiyatçı bir mekânı zihninde tekrardan kurgular, bu kurgu üzerine inşa eder eserini. Kişiler, olaylar bu kurguda belirli bir yerleşime sahip olur. Edebî anlatılardaki mekân unsuru kurgu/hayali olsa da mutlaka gerçek/hakiki mekâna yaslanır. Sosyolojinin kente bakışı ise kentin ortaya çıkışıyla birlikte başlayan ve süregelen değişim-dönüşüm ekseninde mekân-insan ilişkisi üzerinedir genel olarak. Bir süreç okuması mesabesindedir bu durum. Sosyoloji kenti ele alırken hem tarihçinin, hem mimarinin hem edebiyatın hem de diğer bilimlerin sağlamış olduğu imkânlar dâhilinde geniş bir bakış açısı sunmaya çalışır. Sonuç olarak kent, insan topluluklarının bir eseri, bir kolektif hareket alanı olarak sosyolojinin alanına dâhil olarak incelenir. Sosyolojinin kente bakışı, kentin kurulduğu temel, buradaki toplumsal ilişki biçimleri gelenek ve modernizm okumasını da bir gereklilik olarak sunar. Çünkü kent, altyapısını tamamen modernizm ile birlikte kurmuştur.

Toplum felsefecileri ve sosyoloji alanındaki düşünürler/sosyologlar geleneksel toplumdan modern topluma dönüşümü birçok farklı görüşe göre değerlendirmektedir. Sosyolojinin atölyesi olarak tarihi gören Saint-Simon (Meriç, 2009, s. 75 ) için toplum; tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş, Tönnies; cemaatten cemiyete geçiş, Spencer; basit toplumlardan karmaşık toplumlara geçiş, Howard Becker; mekanik dayanışmalı toplumlardan laik toplumlara geçiş olarak bu durumu açıklamışlardır. Modernleşme, gelenekten bir kopuşu, tarımın makineleşmesi, eğitimin kurumsallaşması ve zorunlu hale gelmesini de beraberinde getirerek artı ürün denilen değerin çoğalmasını sağlamış, bunun dizginlenmesi ve çeşitli açılardan değerlendirilmesi için de fabrikalaşmayı zorunluluk olarak sunmuştur. Dolayısıyla; zorunluluk olarak sunulan fabrikalar, yoğun iş gücüne ihtiyaç duymuş, ihtiyaç duyulan bu iş gücünün de işe daha yoğun katılımı için yeni mekânlar kurgulanmasını gerektirmiştir. Modern olarak anılan kentlerin kökeni tam da bu süreç içerisinde kendini göstermiştir. Kentler iş eksenli makro mekânlar olarak kurgulanmıştır. Odak noktası ticaret olması dolayısıyla ekonomiktir. Onu ayakta tutan temel unsur budur. Dolayısıyla ilişki biçimlerinden çeşitli sosyal etkileşimlere değin, kentteki iletişim ağı maddi temeller üzerinden kendini gerçekleştirir. Modernizmin her yönüyle prangalarla çevrili "bireyleşmiş" insan tipinin üzerinden "özgürleştirici" bir etkiye sahiptir.

images_3 Kent İlişkileri ve Rasim Özdenören'in Kente İlgisi

Kent insanın mekâna olan yaklaşımı bir amaçsallık içerir. Konum, muhit, güç, statü vs. ekseninde maddi unsurlar elde etmek için bir yarış içerisinde olduğu diğer bireyler ile arasında bir mücadele sözkonusudur. Ortaya koyduğu bu mücadelede Makyevelist bir tavır sergiler ve kendi kişisel menfaatini önemser. Bu nedenle kent insanı, gittikçe kendi menfaatleri ekseninde hareket eden, kendi dünyasını kurgulayan ve giderek toplumsallıktan uzaklaşan bir duruma da sürüklenir. Toplumsallaşma/sosyalleşme mekânlarında kendine özgü eğlence biçimleriyle sosyallikler inşa eder, elde ettiği bu sosyalliklerle de farklı ilişki biçimleri geliştirerek modern birey olmanın gerekliliklerini yerine getirir. Bu bakımdan kentsel ilişki, kent bireylerinin ilişki biçimleri üzerine düşünmek, inşa edilmiş yahut sunulmuş yeni sosyallikler sahasının da irdelenmesine imkân sağlayacaktır.

Rasim Özdenören'in Kent İlişkileri adlı eseri, kenti birçok açıdan ele alarak, onu yaşayan, soluk alıp veren, bir kokusu, bir hüznü ve hasreti barından dolayısıyla duyguları barındıran makro mekân olarak ele almaktadır. Özdenören'in kente yaklaşımı; gözlemleri, hisleri ve bu eksende düşünce dünyasında yoğurduklarıyla ilişkili bir açıklama ile kendini gösterir. Eserinin girişinde de belirttiği gibi "benim niyetim, hiç de teknik anlamda sosyolojik ve ekonomik bir değerlendirmenin sonuçlarını sunmak olmadı. Aslında ne belli bir kent tanımından yola çıktım, ne de belli bir tanıma ulaşma amacı güttüm. Bilakis, bir tanımın getirebileceği kısıtlamalardan elimden geldiğince uzak durmaya çaba gösterdim" (Özdenören, 2011, s. 7) ifadeleri, onun kente belirli bir bilim perspektifinden bakmaktan ziyade çoklu bakış açısıyla geniş bir biçimde ele almak istediğini göstermektedir. Özdenören, kenti ele alırken emtianın, kapitalizm, küresel hareketler bağlamında irdeler. Onun için küresel dil, sessiz bir anlaşma gibi kendini gösterir bu kentlerde. Bu dil de kimseye ihtiyaç duymadan, sadece bir kart ile anlaşma yoludur (Özdenören, 2011, s. 22).

Kent, modernizmin bir sonucu olarak çıkan makro mekândır. Dolayısıyla medeniyetten ziyade uygarlık ile anılır. Özdenören de kenti ele alırken "uygarlık" ile ele alır ve kent insanın arada sırada da olsa kendini doğaya bırakma isteği duyduğunu, bunun da geçici olduğunu ifade eder (Özdenören, 2011, s. 32). Doğaya kaçma isteğinin sonucunun da belirli bir süre sonra yeni bir kent inşa etme sürecini beraberinde getirdiğini ifade eden Özdenören, kenti çelişkileriyle birlikte irdeleyerek kentin tüm çelişkileriyle insanın insanî macerasının somutlaştığı bir alan olduğunu belirtir (Özdenören, 2011, s. 97). Özdenören'in parça parça unsurlar/şeyler üzerinden kenti odağına aldığı Kent İlişkileri eseri, insanın kent hayatındaki gerginliği ekseninde bir tür modernizm sorgusu da barındırarak, insanlığın modernizm ile birlikte kentteki durumunun da birer yansımasını sunmaktadır.

Kaynakça

Groh, J. M. (2019). Mekân Yaratmak. İstanbul: Metis Yayınları.

Meriç, C. (2009). Saint-Simon İlk Sosyolog, İlk Sosyalist (13. Baskı b.). İstanbul: İletişim Yayınları.

Özdenören, R. (2011). Kent İlişkileri (3. b.). İstanbul: İz Yayıncılık.

Pirenne, H. (2006). Ortaçağ Kentleri (6. Baskı b.). (Ş. Karadeniz, Çev.) İstanbul: İletişim Yayınları.


Yazar: Bilal CAN - Yayın Tarihi: 05.10.2022 10:02 - Güncelleme Tarihi: 05.10.2022 10:40
908

Bilal CAN Hakkında

Bilal CAN

Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji lisansını tamamladıktan sonra yüksek lisansını da aynı üniversitede tamamladı. Sosyolojik çalışmaları mekân, kent, şehir ve edebiyat sosyolojisi üzerine yoğunlaşmıştır. Şiirleri, denemeleri, kitap değerlendirmeleri ve eleştirileri bir çok dergide yer aldı.

Kitaphaber.com.tr sitesinin kurucuları arasında yer alıyor ve 2015'ten itibaren genel yayın yönetmenliğini yapıyor. Evli ve 2 çocuk sahibidir. 

Yayınlanmış Kitapları

Diriler Evinden Notlar, Ahenk Kitap, 2024.

Bir Kuşu Taşlarla Bu Çöle Bağladılar, Hece Yayınları, 2023.

Zaman İçinde Mekân, Hece Yayınları, 2021. (TYB 2021 Şehir Kitabı Ödülü)

İnsanlığın Ağlama Tarihine Bir Giriş, Hece Yayınları, 2021.

Kebikeç, İzdiham Yayınları, 2019.

Kentle Kavga: Mustafa Kutlu Öykücülüğünde Mekân, İzdiham Yayınları, 2017.

Bilal CAN ismine kayıtlı 344 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 6 kitap bulunmaktadır.

Twitter Kitap Satış Sitesi Kitapyurdu.com