Sahafiye 5: Erenlerin Bağında Kısa Bir Gezinti, Edebiyat, Ethem ERDOĞAN

Sahafiye 5: Erenlerin Bağında Kısa Bir Gezinti yazısını ve Ethem ERDOĞAN yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Sahafiye 5: Erenlerin Bağında Kısa Bir Gezinti

04.04.2024 09:00 - Ethem ERDOĞAN
Sahafiye 5: Erenlerin Bağında Kısa Bir Gezinti

Kısa Öz Geçmiş

Yakup Kadri edebiyatımızın önemli kalemlerindendir. Birçok disiplinde eserler vermiştir. Romancılığı, gazeteciliği ve politikacılığı ön planda olsa da edebi hayatında iki mensur şiir kitabı vardır: Erenlerin Bağından ve Okun Ucundan. Bunlar edebiyatımızın en güzel mensur şiir örnekleridir. Sahaflarda bulunma ihtimali olan bu kitabı şiir sevmeyenler de sever. Yakup Kadri'nin otuz üç yaşında yazdığı bir eser. Gençlik gelgitleri ve melankoli yanına özlem de almış yeter miktar. Okudukça sizin yazdığınız-yazmak istediğiniz metinler olduğu zehabına kapılacaksınız. Yakup Kadri'nin genç olmasına rağmen (33 yaş) olgun bir kalem gibi yazdığı bu mensur şiirler, günümüzdeki "usta şairlerin iyi roman yazdığı" algısını tersine çevirecek cinsten: Yakup Kadri, usta bir romancının aynı zamanda usta bir şair de olabileceğinin örneği.

Yakup Kadri edebiyatımızın modern dönemine öyle ya da böyle damgasını vuran bir yazar. İlginç olan da katıldığı her topluluğun kısa sürmesi… Neyi hangi saikla yaptığını anlamamız gerekiyor. Mesela Fecr-i Âti'ye neden katıldığı, neden Nev Yunani olduğu ya da neden dil inkılabına katılmadığını anlamak… Bunun için biyografisine göz atmamız gerekiyor.

27 Mart 1889'da Kahire'de doğar, ilköğrenim adresi Manisa'dır. İdadiye İzmir'de başlar babasının ölümü üzerine annesiyle Mısır'a döner ve eğitimini İskenderiye'deki bir Fransız okulunda tamamlar. 1909'da Fecr-i Âti topluluğuna katılır. Mütareke yıllarındaki yazılarıyla Kurtuluş Savaşı'nı destekler. 1921'de Ankara'ya çağrılır. 1923'te Mardin, 1931'de Manisa milletvekili olur. 1932'de Vedat Nedim Tör, Şevket Süreyya Aydemir, Burhan Asaf Belge ve İsmail Hüsrev Tökin ile birlikte Kadro Dergisinin kurucuları arasında yer aldır. Savunduğu bazı görüşler aşırı bulunduğu için Kadro Dergisinin 1934'te yayımına son vermek zorunda kalır. Aslında Kadro Dergisi, yönetici kesimle fikir ayrılığına düşmüş, Kemalizmi değiştirmekle suçlanmıştır. Bu derginin kemalizm yorumundan kaynaklanır.

Bu tarihten sonra uzun yıllar büyükelçilikler yapar. 27 Mayıs 1960'tan sonra Kurucu Meclis üyeliğine seçilir. Siyasi hayatının son görevi 1961-1965 arasındaki Manisa milletvekilliğidir. Onun Fecr-i Âti sanat anlayışı Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı ve Milli mücadele dolayısıyla değişir. Toplumun çeşitli dönemlerdeki gerçekliğini eserlerinde ele alır. Kiralık Konak I. Dünya Savaşı öncesinin, Hüküm; Gecesi II. Meşrutiyet'in, Sodom ve Gomore; Mütareke döneminin, Yaban; Kurtuluş Savaşı yıllarının, Ankara; Cumhuriyet'in ilk on yılının, Bir Sürgün; II. Abdülhamid döneminin işlendiği romanlardır. Panorama; 1923-1952 yıllarını kapsar. Karaosmanoğlu iyimser bir devrimciyken umutlarını yitirerek romanı devrimci yönde kullanmaktan vazgeçer. 1955'ten sonra da anı kitaplarından başka bir şey yazmaz. Bu yazıda onun "Erenlerin Bağından" eserini konu edineceğiz. Bir asrı deviren bu kitap çok önemli ve bir o kadar da sahafiye… Ama önce; "Erenlerin Bağından" eserindeki mensurelerin Yahya Kemal'e ithaf edildiğinden dolayı bu ithafa kaynaklık eden mevzua eğilelim.

yakupkadrikaraosmanoglu Nev Yunani Dönem

Nev Yunanilik, Akdeniz havzasının medeniyet hususundaki gelişmiş yönlerinden faydalanmayı amaç edinmiş, 1912'de batılı bir anlayış üretme amaçlı ortaya çıkan harekettir. Kurucuları Yahya Kemal Beyatlı ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu'dur. Bu hareket eski Yunan klasiklerini örnek alarak eser vermeye dayanır. Yahya Kemal Beyatlı Eski Yunan medeniyetine olan inancını şu cümle ile açıklamıştır: "Biz medenîler, Akdeniz etrafında bir havuzun kenarlarındaki kurbağalar gibiyiz." Akdeniz'in medeni zenginliklerine inanan ve bunun üzerine bir edebiyat inşa etmeyi planlayan bu fikir hareketi uzun süre varlığını koruyamamıştır; Balkan Savaşının patlaması ve düşmanlardan birinin de Yunan olması buna mani olmuştur.

Erenlerin Bağından

"Erenlerin Bağından", Yakup Kadri'nin 1918 yılından itibaren dergilerde yayımlanan ve 14 parçadan oluşan mensur şiirlerinin başlığıdır. Edebiyat tarihi Yakup Kadri'nin eserleri bağlamında onun mensur şiirlerine ve özellikle de "Erenlerin Bağından" başlığı altında toplananlara ayrı bir önem atfeder. Bu husustaki bir görüş şöyledir: "Erenlerin Bağından his, fikir ve üslûp bakımından Yakup Kadri'nin mensur şiirde ulaştığı en yüksek mertebe olduğu için onu diğerlerinin mihveri saymak mümkündür" (AKI, 2001, s. 61)

Bu mensureler Yahya Kemal'e ithaf edilerek yazılan, Yakup Kadri'nin iç dünyasındaki çalkantıların ve buna zemin olan tarihi sürecin izleriyle doludur. Hatta onun edebi anlayışındaki değişmelerin de ülkenin yaşadığı çalkantılarla paralel ilerlediğini söylemek gerekir. Bu bağlam, net bir şekilde, "Erenlerin Bağından" başlığı altında yazdığı mensur şiirlerinin duygu ve düşünce yükünden anlaşılacaktır. Bu metinlerde; hayatın geçiciliği, yokluğun (ölümün) gücü, varlıktan kopuş, medeniyetin temizliği yok edişi, uzlet, mesafe ve zamanı yenmek, işgal ve istilâlar, plâtonik aşk, sevda-kader, saadet ve ölüm işlenmiştir. Bu durumu tema bireysel ve insanidir, cümlesiyle bağlamak gerekir. Yukarıdaki temler dünyanın her yerinde yaşanabilir ve şairlerce yazılabilir özelliktedir çünkü. Durum elbette sanata yönelir: başta sanat kendisine dönüktür kişinin. Oysa eserin son parçalarında Yakup Kadri'nin karamsar bireyselliğinden çıkarak millete yöneldiği görülür. Bu durum insani ve vicdani bir görev olmuştur ancak sanata karşı ihanet gibi gelir ona. Kitabın 10. Ve 13. Metinlerinde bu açık şekilde görülür. "… Asıl hezimet, bizim için gönlümüzü milletin aşkına bağladığımız günden başladı. Velût ve muhteşem uzletin kapıları bize o günden sonra kapandı." Sonraki metinler de aynı minvaldedir. Bu durum da hem kendisinin hem de mensureleri ithaf ettiği Yahya Kemal'in değişen konumlarıyla ilgili olmalıdır.

Yazıyı bitiriyorum. Elimdeki bu eser 1985'te Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları'ndan çıkmış evet ilk baskı. Belki inanmazsınız ama on bin –sayıyla 10.000- basılmış. İnsana "Bir zamanlar kültür bakanlığımız da varmış yahu! Önemli eserleri basıyormuş!" dedirtiyor. Alıntılarla baş başa bırakayım sizi:

Yıllar yârlardan, yârlar yıllardan vefasız. Kara baht bir kasırga gibi. Bu ne baş döndürücü iş? Geceler günleri, günler geceleri kovalıyor; cefalar cefaları kolluyor. Saçlarımızda aklar akları, alnımızda çizgiler çizgileri doğuruyor. Kadere boyun eğmek güç, isyan tehlikeli, felek hiç acımayacak mı? Heyhat, aziz dost, onu döndüren kara bahtın kasırgası… Sayfa 5

Gafil! Bil ki, yalnız "şimdi"nin bir değeri var. "Dün" ve "yarın" mevcut değil bile. En güzel ana "Dur" demek ve onu uzatmak; işte saadetin yegâne sırrı. Sayfa 7

Nedense hulyamız bize kâfi gelmedi! Bütün güzellik gibi bütün hakikat de onda değil miydi? Bize aşk için kadın, vecd için bâde lâzım mıydı? Biz ki Elest bezminde sevmişler, Elest bezminde mest olmuşlarız. Bu zevâhir âlemindeki her fiilimiz o ulvî sarhoşluğu bozmadan başka bir şeye yaramadı. Şimdi kalbimiz boş, başımız doludur. Sayfa 14

Kalbin en aziz mihmanı ne? Safvet değil mi? Vah onu kaybedenlere; onlara artık felâh yok. Sevda ve gençlik beni terk etti; ümitle hulya kâh gelip kâh gidiyor. Lâkin o kaldı. Ey tek vefâlı! Ey mahzun gönlün tek şenliği! Sen bir öksüz hemşirenin ruhu musun? Sayfa 16

Düşün ki, bana "Sev" dese, tekrar seveceğim. "Bekle! Ara! Çalış" dese bekleyeceğim, tekrar arıyacağım, çalışacağım. Lâkin o hiç emretmiyor. Yalnız gülüyor ve ağlıyor. Sayfa 16

Sükûn ve uzlette hiçbir şey yok. Aç, haris ve mütecessis ruhların hiçbiri ona uğramasın. Çünkü uzlet ne bir saray, ne bir bahçedir; hattâ ne de bir mâbet. Gerçi, pek çok olgun canlar, onda hem bir saray, hem bir bahçe, hem de bir mâbet buldular. Ben bu esrara erecek miyim? Uzlet bana bir sihirli ülke gibi ne vakit açılacak? Bilmem; şimdilik tevekkülle onun altından kapısı önünde bekliyorum. Sayfa 25

bir hızla yıldızlardan yıldızlara atladım. Aradım, sordum, bağırdım. Aziz dost, lakin vardığım mıntıkada her şey sükûttu, her şey rükúttu. Sayfa 31

Dünyanın bütün yolları bir gurbet diyarına akıyor.Bu gurbet diyari çoraktır; onu biz göz yaşlarımızla sulayacağız. Sayfa 45

Aziz dost, bülbül şeyda ise gül perişandır. Kim kime rahmedecek? Sayfa 49

Evet, ne sevgilinin eti, ne güzelliğin şekli vardır. Sevgili bir remiz ve güzellik bir sırdır. O güzelliğin visaline ve bu güzelliğin sırrına erenler hayran döndüler ve ne söylediklerini bilmediler, henüz dili açılmamış çocuklar gibi maverai bir lisanla konuştular. Sayfa 44

Ve uzaktan sahraya nâzır olan bir ev methüsena edilir. Sizler, tabiatı kazma, kürek civarınızdan söküp atmak istersiniz. Fakat tabiat daima tekrar gelir ve hedef olduğu o haksız hakaretten gizlice öc almasını bilir. Sayfa 82

Buranın eşiğini aştıktan sonra bize saatlerin, bize günlerin, bize yarının, bize öbür günün lüzumu kalmıyor. Bu dakikaların her birinde ebediyyetin derin ve değişmez çeşnisini tadıyoruz; artık hiçbir zevkin daha fazlasını istemiyoruz, burada zevklerin en câvidanisine eriyoruz. Sayfa 88

Başvurular

AKI, N. (2001). Yakup Kadri Karaosmanoğlu İnsan-Eser-Fikir-Üslûp. İstanbul: İletişim Yayınları..

Erenlerin Bağından
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Devlet Kitapları, 1000 Temel Eser serisi
118 Sayfa

Yayın yılı: 1970


Yazar: Ethem ERDOĞAN - Yayın Tarihi: 04.04.2024 09:00 - Güncelleme Tarihi: 25.03.2024 19:00
469

Ethem ERDOĞAN Hakkında

Ethem ERDOĞAN

Kütahya doğumlu. 1995 yılında Alkım edebiyat dergisini bir grup arkadaşıyla beraber çıkardı. Yazı ve şiirlerini Alkım, Kırağı, İpek Dili, Edebiyat Ortamı, Hece ve Yediiklim edebiyat dergilerinde yayınladı.

Ethem ERDOĞAN ismine kayıtlı 179 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 5 kitap bulunmaktadır.

Twitter Kitapyurdu.com