Şairler Geçidi: Ayşe Altıntaş ile Konuştuk, Söyleşi, Ethem ERDOĞAN

Şairler Geçidi: Ayşe Altıntaş ile Konuştuk yazısını ve Ethem ERDOĞAN yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Şairler Geçidi: Ayşe Altıntaş ile Konuştuk

18.08.2022 09:00 - Ethem ERDOĞAN
Şairler Geçidi: Ayşe Altıntaş ile Konuştuk

Kendinizi nasıl tanımlarsınız?

Şiiri fener yapmış karanlıkta kendini arayan.

Şiir yazma biçiminizi anlatır mısınız? Şiirin mutfağı sizde nasıldır?

Belli bir düzeni yok diyebilirim. İlhamla gelip sonradan düzenledikleri de var, neredeyse bütününü birden yazdıklarım da. Her şiirin kendine has karakteri ya da kaderi var diyebilirim.

Günümüz şiirlerinin sorunları nelerdir? Çözüm ne olabilir? Şiirimizin bugünkü durumu hakkında neler dersiniz?

İstisnasız her dönemin kendine has bazı sorunları olmuştur. Dönemin içinde sesini bulamamış şairler her dönemde olduğu gibi günümüzde de vardır. Şunu söyleyebilirim ki günümüz şiiri de çabuk tüketilen her nesne gibi tüketilecektir, özgün bir sesi olanlar hariç.

Dergi takip ediyor musunuz? Hangi dergilerde yazdınız/yazıyorsunuz? Dergilerdeki şiirler üzerine neler söylersiniz?

Onlarca dergide yazdım. Son yıllarda ise sadece Yedi İklim ve Hece dergilerinde. Birçoğunu takip ediyordum fakat bu sıralar takip edemiyorum, mümkün olsa da hepsine ulaşabilsem. Dergilerin edebiyatın bel kemiği olduğunu düşünüyorum. Bugün adını büyük şair diye andığımız kişilerin hemen hemen hepsi edebiyat dergilerinde yetişmiştir. Bu dergilerde yazmak, işin vitrini olduğu için her defasında biraz daha sınırlarını zorlamak ihtiyacı hisseder şair. Bu anlamda dergi takip etmenin ve dergilerde yazmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Yayımlanan şiirlerde çok ilgimi çeken olmuyor maalesef, belki bir iki tane. Onların da çoğunda güzel bir iki mısra bulunuyor ama bu güzelliğin şiirin bütününe yayılamadığını görüyorum.

Hikâye / öykü türü günümüzün popüler edebiyat türleri arasında. Şiire ilginin az olduğunu düşünüyor musunuz? Evet ise neden?

Tam tersini düşünüyorum. Şiir her dönem daha çok ilgi görmüştür. Mesela, çoğu insan bir dönem şiir yazmıştır fakat devam edememiştir. Çünkü şiir büyük bir emek ister bu anlamda zorlar ve dönüştürür insanı. Dönüşüme uyum sağlayamayan kişi ise yolda kalır. Ya da şiir onunla yolculuğuna devam etmek istemez, yolda bırakıp gider onu. Okur içinde aynı şeyleri söylemek mümkün.

Şiir sadece bireysel bir düşünüşün eseri mi yoksa toplumsal olay ve olgular da aynı oranda etkili midir?

"İnsanın kendini anlatması, şehirleri anlatmak, toplumu anlatmak, çağı anlatmak demek." der Sezai Karakoç. Şair şiirini bireysel bir düşünüşle yazabilir fakat bu içinde yaşadığı toplumdan, tanık olduğu olaylardan tamamen kendini soyutlayabileceği anlamına gelmez. Nitekim "İnsan toplumsal bir varlıktır."

Şiiri ortaya çıkartan koşullara ek olarak neler söyleyebilirsiniz?

Şairin gördüğü ve duyumsadığı her nesne şiiri ortaya çıkarabilir. Doğanın şarkısını duyabilen şair, Yaradan tarafından verilen bir yetenekle notalara dökecektir bu şarkıyı. Ve her koşulda yapabilir bunu.

Şiir ve şuur arasında birbirini etkileyen ya da tetikleyen bir ilgiden söz edebilir miyiz? Toplumun akıbeti açısından şiiri değerlendirmek mümkün mü?

Şuursuz şiir düşünülemez çünkü şair sürekli olarak hakikati arayan, bu arayışta hem insanı hem de yaşadığı toplumu irdeleyen, inceleyen kişidir. Bu arayışını mısralara dökebilen şuurlu bir şair elbette toplumun akıbetine de yön verebilir.

Şiirin metropol ya da taşra ile bağı nedir? "Büyük şiir büyük şehirlerde mi yazılır"?

"İnsan cenneti yitirmiştir, ama onu tekrar arayabilir ve bulabilir. "der Sezai Karakoç. Cennetten düştüğümüz bu dünyada hangi araçla olursa olsun aradığımız yine cennettir. Metropol ya da taşra fark etmez, kendini arayan her yerde bulabilir. Bunu şiirle yapan için ise metropol daha fazla sancılıdır diyebiliriz. Büyük şiirler genelde en sancılı dönemlerde yazılır.

Şiirde kuşak kavramı üzerine değerlendirme yapmak ister misiniz? Bu konuda neler söylersiniz?

Müsaadenizle, bu soruyu cevaplamak istemiyorum.

Şiir eleştirisi var mı günümüzde? Bir şiir eleştirisi nasıl olmalıdır? Bu alanda dikkatinizi çeken isimler kimler?

Çok fazla olmasa da var. Dikkatimi çeken isimler arasında Mehmet Özger, Celal Fedai ve Ali Ural'ı sayabilirim. Ek olarak şunu söyleyebilirim ki bazı dergi editörlerinin, şairin şiirini kendi şiirine ya da şiir anlayışına dönüştürmeye çalıştığı görülüyor. Bu durumun şiir yazmaya çalışan gençler için bir tehlike arz ettiğini düşünüyorum.

Şiir, kurucu bir unsur olarak geçmişten günümüze birçok kurucu toplumun duygu ve düşünce bütünlüğü içerisinde hareket etmesini sağlayan bir etkiye sahip tür. Bu bakımdan şiirin rolü üzerinden kültür ve medeniyet okumaları nasıl yapılabilir.

Sezai Karakoç, Edebiyat Yazıları'nda "Şair, sadece felakete uğramış ulusu için ağıt yakan, ağlayan biri değildir; onu ayağa kaldırmak için başını yükselten, toplum minberine çıkan kahramandır da. Umutlandırandır, muştular saçandır." der. Mehmet Akif Ersoy'un, İstiklal Marşı'nı yazmaktaki gayesi ve Türk milletine 'Korkma' diye seslenmesi buna verebileceğimiz en güzel örneklerdendir.

Şiirde usta-çırak ilişkisi bağlamında bu ilişkinin eğitim-etki/gölge riski üzerine neler düşünürsünüz?

Şiirde usta çırak ilişkisi hep vardı, var olmaya da devam edecektir. Çağdaşı olsun ya da olmasın okuduğum hemen hemen her şairde bir başka şairin etkisini görüyorum. Etkilendiği şairden daha kuvvetli bir şiir ortaya koyamayan şair gölge olarak kalır, kalacaktır.

Folklor şiire düşman mıydı hala öyle midir?

"Şiirde azalan verimler kanunu var" demişti Cemal Süreya. Dil bir açıdan işlendikçe o alanda elde edilen verimler bir noktadan sonra azalmaya başlıyor. Elbette klişe şiirin düşmanıdır fakat günümüzde yeni ve farklı bir şey söylemek namına, saçma, bir anlam bütünlüğü olmayan şiirlerinde yazıldığını görüyoruz.

Roman, hikâye/öykü yazarların birbirleriyle çekişmeleri pek gözlemlenen bir durum değilken şairlerin çekişmeleri, Türk edebiyatında en sık rastlanan bir durum olarak görülmektedir. Şiirin ve şairlerin çekişmeleri hakkında neler söylersiniz?

Aslında toplumun her alanında var bu durum. Çünkü herkes kendi sesine hayran. Hikaye ya da roman yazarlarının da şairlerden bir farkı yok diye düşünüyorum.

Bu güzel söyleşi için teşekkür ederim.


Yazar: Ethem ERDOĞAN - Yayın Tarihi: 18.08.2022 09:00 - Güncelleme Tarihi: 18.08.2022 12:09
838

Ethem ERDOĞAN Hakkında

Ethem ERDOĞAN

Kütahya doğumlu. 1995 yılında Alkım edebiyat dergisini bir grup arkadaşıyla beraber çıkardı. Yazı ve şiirlerini Alkım, Kırağı, İpek Dili, Edebiyat Ortamı, Hece ve Yediiklim edebiyat dergilerinde yayınladı.

Ethem ERDOĞAN ismine kayıtlı 176 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 5 kitap bulunmaktadır.

Twitter Kitapyurdu.com