Şairler Geçidi: Mehmet Özger ile Konuştuk, Söyleşi, Ethem ERDOĞAN

Şairler Geçidi: Mehmet Özger ile Konuştuk yazısını ve Ethem ERDOĞAN yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Şairler Geçidi: Mehmet Özger ile Konuştuk

22.11.2022 09:00 - Ethem ERDOĞAN
Şairler Geçidi: Mehmet Özger ile Konuştuk

Kendinizi nasıl tanımlarsınız?

İnsan olmaya ve insan kalmaya gayret ediyorum. İyi bir okur olmaya çalışıyorum.

Şiir yazma biçiminizi anlatır mısınız? Şiirin mutfağı sizde nasıldır?

Sanırım şiir yazmak bende iki şekilde gelişiyor. İlki bir dize geliyor. Geliyor derken öyle havadan gelmiyor. Okurken, bakarken, şiir ya da roman okurken ya da bir film izlerken. Bir ses oluşuyor önce şiirin sesi. Bu ilk dize ya da imge şiirin ne olacağına karar veriyor.

Bazen de bir fikir olarak oluşuyor şiir. Üzerine düşünmeye başlıyorum. Oluşan o fikir ya da imgeyle ilgili bulduğum metinleri okuyorum. Bazen birkaç film izliyorum. Bazen ilgili şiirleri okuyorum. Mutlaka şiirin parçaları oralardan çıkıyor. Bir de istediğiniz kadar benzer şiir okuyun kendi şiirinizi yazıyorsunuz en azından bende öyle. Başka alanlar besliyor şiiri…

Günümüz şiirlerinin sorunları nelerdir? Çözüm ne olabilir? Şiirimizin bugünkü durumu hakkında neler dersiniz?

Kabul etmemiz gerekir ki bugün yirmi yıl önceki zaman değil. Bu kısacık zamanda büyük değişimler yaşadık. Artık başka konular, başka meseleler, başka dertlerimiz var. Hayat değiştikçe şiir de değişir. Ama mutlaka şiir kendi dilini kullanarak hayata bir şey söyler. Günümüz şiirinin sorunları… Her şeyden önce eski zamanlar gibi belli kanonik yaklaşımlar yok şiirde. Böyle olunca da çok değişik şiirler aynı zamanda yazılabiliyor. Farklı şiir tarzlarını kendi kriterleri içinde değerlendirmek gerekir. Ancak günümüzde insanın meselesi azaldı. Meselesi çok ama oylumlaşmadan kaybolup gidiyor meseleler. Sürekli gündem değişiyor. Bu da şiire konu vermiyor doğrusu. Hazmedemeden bir meseleyi atıyoruz hemen. Öyle olunca da şiirlerin bir meselesi olmuyor genelde.

m1

Bir başka sorun ise transhümanizm vb. yeni akımlar insanı, anlamı ve sözü bitirmek istiyor. Robotların yazdığı şiirler var mesela şimdi. İnsanın ortadan kaldırılmaya çalışıldığı bir çağda söz insanı kurtaracak bir tutamak olabilir. Söze ve şiire sahip çıkmak gerekir. Hiç olmadığı kadar anlamsız şiirlerin yazıldığı bir çağdayız. Bir anlamı taşıma zorunluluğu var sözün bu çağda bana göre…

Günümüz şiirinin sorunundan çok günümüz insanının sorunları daha önce gelmeli. Şiir, hayattan ayrı bir yerde değil.

Dergi takip ediyor musunuz? Hangi dergilerde yazdınız/yazıyorsunuz? Dergilerdeki şiirler üzerine neler söylersiniz?

Yedi İklim uzun yıllardır yazdığım ve okuduğum bir dergi. Onun dışında Hece, Muhit, İstanbul Bir Nokta, Türk Dili, Aşkar, Edebiyat Ortamı, Mahalle Mektebi, Kitaplık gibi dergilerin çoğuna en azından bakarım. Hangi dergilerde nasıl şiirler çıkıyor genelde haberim olur. Bazen underground dergilere de bakarım.

Yedi İklim Hece, Muhit, İstanbul Bir Nokta, Türk Dili, Aşkar, Edebiyat Ortamı dergilerinde yazı ve şiirlerim çıktı. Bazen başka dergilerde de yazdığım oluyor.

Tuhaf ama dergilerdeki şiirler birbirine çok benziyor. Mesela klasik tarzda yazanlar birbirine benziyor bu doğal tamam da postmodern diyebileceğimiz bir tarz da var onlar da benziyor birbirine. Şiir bu topraklarda bitmez ama ülkenin üzerinde bir tür umutsuzluk var, şiirde de bu umutsuzluk var. Durağanlaştı gibi son kaç yıldan beri…

Hikâye / öykü türü günümüzün popüler edebiyat türleri arasında. Şiire ilginin az olduğunu düşünüyor musunuz? Evet ise neden?

m2

Şiire ilgi az değil sadece önceden daha çok ilgi varmış vehmi içerisindeyiz. Hiçbir zaman şiir popüler olmadı ki bugün de olsun. Şiirin popülizme karşı bir karın ağrısı vardır. Bununla beraber bazı şiir yorumcularının arabesk metinlerini şiir sayarsanız başka. Anlatı daha somut ve anlaşılması kolay bir türdür. Şiir, daha zordur.

Şiir sadece bireysel bir düşünüşün eseri mi yoksa toplumsal olay ve olgular da aynı oranda etkili midir?

Okur- yazar- eser arasında bir bağ vardır. Tamamen bireysel bir metin olabilir mi? Olabilir ama az sayıda ürünlerdir onlar. Şiir, hayattan ayrıldığı zaman plastikleşir, bu da şiire asıl özünü veren insani tarafı öldürür. Adorno'nun Edebiyat Yazıları adlı kitabında Lirik Şiir başlıklı bir metin vardır. O yazıda lirik şiirin bile toplumsal yapıdan ayrı düşünülemeyeceğini ele alır. Ancak şiirin bir ideolojinin nesnesi olmasından siz etmiyoruz burada. Toplumdan kastımız ideoloji değil.

Şiiri ortaya çıkartan koşullara ek olarak neler söyleyebilirsiniz?

Şiire çalışmak şart. Ama şairlik kumaşı yoksa şiir yazmak zahmetli bir uğraşa dönüşür. Şairlik kumaşı olmadan olmaz.

Şiir ve şuur arasında birbirini etkileyen ya da tetikleyen bir ilgiden söz edebilir miyiz? Toplumun akıbeti açısından şiiri değerlendirmek mümkün müdür?

m3

Şiir ve bilinç yan yana durur. Bilinçsiz şiir olur mu hiç? Bilinci yoksa bir insan, insan türüne bile ait sayılmaz. İnsanı insan kılan bilincidir. Robotlar ya da yapay zekâ neden şiir yazamaz? Çünkü kendilerine ait bir bilinçleri yok. Peki, ortada yazılmış metinler var diyeceksiniz. Var ama şiir değil onlar. Sadece birkaç hesaplama sonucunda ortaya çıkmış söz yığını. Edebiyat kuramlarında edebi bir ürünün yazınsallık ölçütü olarak karmaşıklık da gösterilir. Bütünlük, karmaşıklık vb. özellikleri bilinçsiz bir varlıkta bulmak mümkün değildir.

Başka toplumları bilmem ama bizim toplumumuzda şair aydın olmak zorundadır ve topluma yön vermek zorundadır. Bu, son iki yüzyılda gerçekleşmiştir. Önümüzdeki zamanlarda da benzeri olacaktır. Şair, bu topraklarda aydın olmak zorundadır. Çünkü bizim ne felsefemiz var ne de gerçek anlamda bir aydın tabakamız. Tek tek az sayıdaki aydınları saymıyorum.

Şiirin metropol ya da taşra ile bağı nedir? "Büyük şiir büyük şehirlerde mi yazılır"?

Eskiden öyle bir söylem vardı. Ama eski o kadar eskide kaldı ki bugünün eskisi her an değişiyor. Dünya küçük bir köy sayılır. Bu şekilde merkez-taşra ilişkisi kalmadı ki büyük şiir küçük şiir olayı kalsın. Üstelik büyük şiir falan yazılmıyor artık. Çünkü şaheser, büyük şair, büyük şiir kavramları biraz da romantik dönemlerin söylemi. Asıl sorun artık büyük şiir yazılmıyor çünkü meta anlatılar bitti ya da bitme noktasına getirildi. İnsan olabildiğince sözden ve şiirden uzaklaştırılmaya çalışılıyor. Anlamı, sözü, şiiri olmayan insan zaten bitmiştir. Onları yok etmek çok daha kolaydır.

Şiirde kuşak kavramı üzerine değerlendirme yapmak ister misiniz? Bu konuda neler söylersiniz?

Kuşak kavramı da büyük şiir kavramı gibi biraz eskiye ait bir kavram. Çünkü bugün bütün kuşaklar sanki aynı çizgide gibi. Kuşaklar vardı elbette ama bugün o kuşaklar belirginliğini yitirdi. Mesela Seksen kuşağından yazan şairler var daha. Bugünün genç şairi de yazıyor. Hangisinin genç olduğunu anlamak zor. Belki de bugünün genç kuşakları çok hızlı yaşadıkları için çok hızlı yaşlanıyorlar da. Kuşak, çizgileri belirgin zamanların kavramı, şimdi o çizgiler kayboldu…

m5

Şiir eleştirisi var mı günümüzde? Bir şiir eleştirisi nasıl olmalıdır? Bu alanda dikkatinizi çeken isimler kimler?

Şiir eleştirisi var elbette ama en zor iş, şiir eleştirisi yazmak. Çünkü bu topraklar eleştiriye kapalı. Eleştiri sorgulama ister, akletmek, kafa patlatmak, okumak, araştırmak, aynı metni yerine göre beş on kere okumak, farklı metinlerle karşılaştırmak, benzer metinlerden farkını bulmak… Eleştirinin her çeşidi kültürel birikim istiyor. Şiir eleştirisi yazanlar var ancak kıymeti de bilinmiyor. Öyle olunca çok da heves edilmiyor bu alana. Şiir eleştirisi yazanlar elbette var. Kimisi kuramsal kimisi doğrudan metinlerden hareketle… Ancak isim vermek daima sorunludur, ismini zikretmediğimiz kişilere haksızlık olur, o sebeple gerek yok. Dergileri takip edenler zaten bilirler.

Şiir, kurucu bir unsur olarak geçmişten günümüze birçok toplumun duygu ve düşünce bütünlüğü içerisinde hareket etmesini sağlayan bir etkiye sahip tür. Bu bakımdan şiirin kurucu rolü üzerinden kültür ve medeniyet okumaları nasıl yapılabilir.

Şiiri her toplum için kurucu unsur olarak görmek doğru olmaz. Türkler, Farslar, Araplar vb. bazı toplumlar için şiir her yüzyılda anlam içermiştir. Ne var ki her toplum için aynı şeyleri söylemek mümkün değildir. Bununla birlikte güçlü dillerin temelinde güçlü şiir geleneklerin olduğunu söyleyebilirim. Firdevsi, Hafız, Sadi ve Mevlana'yı çıkarırsanız Farsçadan, dil yarı yarıya ölür. Türkçe için de benzeri durum söz konusudur.

Şiirin kurucu gücünden söz edilebilir. Bizde Yunus, Fuzuli, Şeyh Galip, Baki, Nedim; birçok halk şairi; modern dönemin Akif, Yahya Kemal, Haşim, Necip Fazıl, Nazım Hikmet, Sezai Karakoç gibi şairleri bugün yaşadığımız zamanın kültürel iklimini oluşturmuştur. Bu şairleri yetiştiren medeniyet İslam medeniyetidir Nazım Hikmet de dâhil olmak üzere.

Şiir üzerinden kültür ve medeniyet okumaları zaten yapılıyor. Yüzyıl yüzyıl giderek şiirdeki değişimlerden toplumsal değişimlere varmak mümkün. Yine aynı şekilde şiirden hareketle kültürü oluşturan temel unsurların gelişimini bulabiliriz. Ahmet Paşa'nın şiiri ile Baki ve Nefi şiirlerini karşılaştırmış olsak kültürel değişimin ve bakışın nasıl değiştiğini görebiliriz. Şairlerin şiirlerinden milletlerin ufkunu, kültürel zeminini, medeniyet algısını görebiliriz. Bugün İranlı düşünürler kendilerini tanımlarken Şehname'deki mitik unsurları medeniyet anlayışlarının temel unsuru kabul ederler.

Batılılar edebi ürünleri kültürel çalışmalarının zeminine yerleştirirler. Edward Said, Terry Eagleton, Harold Bloom, Umberto Eco, Roland Barthes vb. birçok eleştirmen kültürel okumalarını genelde edebiyat üzerinden yapmışlardır.

Şiirde usta-çırak ilişkisi bağlamında bu ilişkinin eğitim-etki/gölge riski üzerine neler düşünürsünüz?

Usta-çıraklık bu çağda eğer mümkün ise mutlaka olmalı. Ama nerede o usta, nerede ustaya sabır gösterecek çırak? Bu, meselenin reel politiği, bir de gölge boyutu var elbette. Bunu Bloom yazmış. Etkilenme Endişesi… Şair, mutlaka kendi ustasından da başka ustalardan da kurtulmak zorundadır. Kendi şiirini yazmak zorundadır. Otantik bir meseledir bu. Ustayı aşmak değildir asıl sorun. Kendisi olabilmektir. Kendisi olamayan bir kişi iyi bir şair olamaz.

Folklor şiire düşman mıydı hala öyle midir?

Folklor şiire düşman yargısı Cemal Süreya'nın kastı mahsusası bağlamında elbette düşmandır. Cemal Süreya, klişeleşmiş ifadelerin modern şiiri öldürdüğünü, şairin kendi imgelerini ve kendi dilini bulmasına engel olduğunu söylüyordu. Yani yüzyıldan beri süregelen turnalar, önümüzde engel olarak duran dağlar vb. kalıp ifadelerin şairin kendi imgelemine engel olduğu düşüncesi doğrudur. Oraya takılıp kalırsanız sorun yaşarsınız. Ne var ki bu klişelere yeni anlamlar yüklerseniz başka bir yere taşımış olursunuz. Mesela Cemal Süreya "gül" imgesini çok farklı şekillerde kullanmıştır. Bu gül, artık o gelenekteki gül değildir.

Roman, hikâye/öykü yazarların birbirleriyle çekişmeleri pek gözlemlenen bir durum değilken şairlerin çekişmeleri, Türk edebiyatında en sık rastlanan bir durum olarak görülmektedir. Şiirin ve şairlerin çekişmeleri hakkında neler söylersiniz?

Sanatçı olma iddiası en çok şiirde göze çarpar. Bir iddia sahibi olmak kolay mesele değildir aslında. Şiir yazan kişi bu iddiadadır. Öykücülerin çekişmeleri göze batmıyor çünkü bir öykü görünürde hakikate mesafelidir. Çünkü eni sonu kurgudur. Şiir öyle değildir, daha doğrusu şiire sanki şiirle şair aynıymış gibi bakılır. Elbette birbirinden farklıdır. Şair de bir öykücü kadar kurgusal davranır ancak adına kurgu demez.


Yazar: Ethem ERDOĞAN - Yayın Tarihi: 22.11.2022 09:00 - Güncelleme Tarihi: 26.10.2022 23:54
773

Ethem ERDOĞAN Hakkında

Ethem ERDOĞAN

Kütahya doğumlu. 1995 yılında Alkım edebiyat dergisini bir grup arkadaşıyla beraber çıkardı. Yazı ve şiirlerini Alkım, Kırağı, İpek Dili, Edebiyat Ortamı, Hece ve Yediiklim edebiyat dergilerinde yayınladı.

Ethem ERDOĞAN ismine kayıtlı 178 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 5 kitap bulunmaktadır.

Twitter Kitapyurdu.com