Şairler Geçidi: Şadi Oğuzhan ile Konuştuk, Söyleşi, Ethem ERDOĞAN

Şairler Geçidi: Şadi Oğuzhan ile Konuştuk yazısını ve Ethem ERDOĞAN yazarına ait tüm yazıları Kitaphaber.com.tr sitemizden okuyabilirsiniz.

Şairler Geçidi: Şadi Oğuzhan ile Konuştuk

15.11.2022 09:00 - Ethem ERDOĞAN
Şairler Geçidi: Şadi Oğuzhan ile Konuştuk

Kendinizi nasıl tanımlarsınız?

Bence bir şairi/yazarı ortaya koyduğu metinlerle tanımlamak daha doğru olur. Bunu da yapması gereken, metinlerin asıl muhatabı olan okurlardır.

Şiir yazma biçiminizi anlatır mısınız? Şiirin mutfağı sizde nasıldır?

Alışkanlık haline getirdiğim bir yazma biçimim olduğunu söyleyemem. Her an, her yerde başlayan yazma süreci; evde, masa başında word dosyasına aktarmakla somutlaşır ama bundan sonrası oldukça uzun sürer. Tamamlanması demek istiyorum.

Günümüz şiirlerinin sorunları nelerdir? Çözüm ne olabilir? Şiirimizin bugünkü durumu hakkında neler dersiniz?

Günümüz şiirlerinin sorunundan söz etmeden önce, günümüz insanının, günümüz şairinin sorunlarından bahsetmek gerekir. Tanpınar 1932'de yayımlaıdğı bir makalesinde şöyle demiş: …''Asrımıza mahsus bir nevi rahatsızlık vardır ki, etrafımızdaki havayı şiir için müsait bir iklim olmaktan çıkarıyor. Hareketin lüzumuna ve hatta esas olduğuna inanılan bir devirde yaşamak ve bunu iyice bilmekten gelen bir endişe ve rahatsızlık, bizzat sanatkârın da kendisine ve sanatına olan imanını sarsıyor.

Bu acaip psikolojinin başında, asrımızın istisnai kıyınetine kendimizin de inanmış olmamız geliyor, daha doğrusu zamanımız, meseleleri o büyüklüğü ve ehemmiyetiyle bizi buna mecbur ediyor. Bir taraftan teknik terakkiler ve hayatî itiyatlarımızı altüst eden icatlar, diğer taraftan insanlığın istikbali şu veya bu şekilde halline bağlı görünen birtakım hayatî problemlerin mevcudiyeti, bunların etrafında birikmiş zihniyetilerin birbirine karşı açtığı amansız mücadele ve nihayet hayatın en ufak bir gaflet anımızı bile affetmez gibi görünen o şedit akışı, sanatı kendi çerçevesi içinde adeta lüzumsuz bir hâle koyar gibi olmuştur.''

received_260404959591498

Çözüm nedir? Çözüm şu: Şair bu şiddetli hareket ve akışa karşı sükûnetini koruyabilirse, etrafın ilgisizliğine karşı kendini kabul ettirmek ve yararlı bir şey yaptığını kanıtlamak için didinmeye kalkmazsa yani bu hareketlilik karmaşasına kendini kaptırmadan şaheserler üretmeye devam edebilirse, yarının az sayıda da olsa örnek gösterilebilecek isimleri arasında yer alabilir. Ama burada, üretilen metinlerin şahesere kıvamında olması gerektiğinin altını bir kez daha çizmek gerek. Oldubittiye getirilmiş, özensiz ve derme çatma metinlerin böyle bir savaş meydanında ne kadar cılız ve güçsüz duracağı aşikâr.

Dergi takip ediyor musunuz? Hangi dergilerde yazdınız/yazıyorsunuz? Dergilerdeki şiirler üzerine neler söylersiniz?

Birkaç dergi takip ediyorum tabii. Etmeye çalışıyorum. Türk Edebiyatı, Dergâh (şu sıralar yayımına ara vermiş olan), Hece, Muhit, Varlık, Yedi İklim, Türk Dili, Edebiyat Ortamı gibi. Bu dergilerde zaman zaman şiir, öykü ve denemelerim yayımlanıyor.

Dergilerdeki şiirler hakkında görüşüm şudur: Şairi dışında nerdeyse kimse okumuyor onları. Yazmayı, yayımlatmayı seven ama okumayı sevmeyen bir edebiyatsever nüfusumuz olduğu kanısındayım. O yüzden dergilerdeki şiirler zayıf da güçlü de olsa karşılığını bulamaz. Benim şiirler hakkındaki görüşümden çok okurların görüşü önemli. Onlarsa okumuyorlar. Kesin bilgi. Hatta şairler birbirini okumuyorlar.

received_338181428194514

Hikâye / öykü türü günümüzün popüler edebiyat türleri arasında. Şiire ilginin az olduğunu düşünüyor musunuz? Evet ise neden?

Az önceki soruya verdiğim cevapta olduğu gibi, öykü/hikâye yazmaya hevesli hatta yazan ve yayımlatma heyecanı içinde olan ama kendisininki dışındakileri okumayan kimselerden oluşan bir kalabalık var.

İlginin son yıllarda şiirden öykü/hikâyeye doğru kaydığına dair görüşler okuyorum etrafta. Bazı arkadaşlar, yayıncıların şiir kitabı basmaya istekli olmadığını söylüyorlar şu sıralar. Bu demek oluyor ki şiir kitaplarına ilgi azalmış. Peki, öykü kitaplarının satışları ne durumda? Gerçek anlamda bir satış patlaması var mı?

Şiir sadece bireysel bir düşünüşün eseri mi yoksa toplumsal olay ve olgular da aynı oranda etkili midir?

Bu ve takip eden iki diğer soruyu aynı cümlelerle cevaplamak yerinde olacaktır. Son şiir kitabımın sunuş kısmında şöyle demiştim: ''Edebiyat bir sanattır ve sanat, insanlar tarafından yine insanlık adına ortaya konur. Toplum dediğimiz şey de zaten aynı gökyüzü altında nefes alan insanlar bütünüdür. Eklemek isterim ki kadim bir medeniyete sahip olan bu güzel ülkenin bir bireyi olarak, gerek kendi tarihimiz, gerekse dünya tarihini bilmek, bu ve diğer coğrafyalarda nelerin olup bittiğinin şuurunda olmak; sevinç ve kederlerin arkasındaki gerçeklerin hayattaki karşılıklarını edebiyat diliyle yorumlamak vazgeçilmez sorumluluklarımdan biridir.''

received_693023705030094

Şiiri ortaya çıkartan koşullara ek olarak neler söyleyebilirsiniz?

-

Şiir ve şuur arasında birbirini etkileyen ya da tetikleyen bir ilgiden söz edebilir miyiz? Toplumun akıbeti açısından şiiri değerlendirmek mümkün müdür?

-

Şiirin metropol ya da taşra ile bağı nedir? "Büyük şiir büyük şehirlerde mi yazılır"?

İletişim imkanları hızla yayıldığı için, taşra-metropol ayrımı ortadan kalkmaya başlayalı epey oldu. Elinde mobil telefonla koyun güden çoban, çektiği fotoğrafları anında instagrama yüklüyor. Evinde son model tv ve bilgisayar da var. Evler, sokaklar, okullar, bahçeler artık şehirlerdekinden neredeyse farksız.

Metropollerde semtler arasında da farklar vardı. Örneğin İstanbul'da Bağdat Caddesi ile Bağcılar'daki Kirazlı Caddesi. Ama son yıllarda fark da hızla kapanıyor.

Büyük şiir büyük şair tarafından yazılır. Son sözüm budur.

Şiirde kuşak kavramı üzerine değerlendirme yapmak ister misiniz? Bu konuda neler söylersiniz?

Kuşaklara ayırarak analiz etmek, modern zamanların bir yöntemidir. Anlamsız da değildir aslında ama ''kuşak'', insanlar tarafından getirilmiş bir sınıflandırma biçimi olmaktan öteye gitmez. Yakın yaşta olanlar, aynı yıllarda şiire başlamış olanlar, aynı dönemlerde dergilerde görünenler vs gibi alt başlıklarla oluşturulur. 1960 kuşağı ya da 1980 kuşağı gibi.

Şairleri buna benzer ölçütlerle kuşaklara ayırmak mümkündür ve değerlendirme yaparken işe de yarayabilir ama bazen zorluklarla da karşılaşılabilir. Örneğin, Nurettin Durman ya da Hilmi Yavuz hangi kuşağa dâhil edilebilir? Şöyle diyelim, kuşaklara sığmayan şairler olabilir. Ve var.

received_971840293445897

Şiir eleştirisi var mı günümüzde? Bir şiir eleştirisi nasıl olmalıdır? Bu alanda dikkatinizi çeken isimler kimler?

Eleştiri Türk edebiyatına 19. Yüzyıldan itibaren girmeye başladı. Batıdan transfer edilen bir tür. İlk örneklerini Ziya Paşa'nın, Namık Kemal'in, Recaizade'nin, Muallim Naci'nin, Ahmet Haşim'in manzum-mensur metinlerinde ve poetik yazılarında görmeye başladık. Bunlar daha çok, divan şiirine, gelenekçi anlayışa ve siyasal rejime bakışla ilgiliydi. Ahmet Haşim'in poetik yazısı da şiirde anlamı önceleyen gelenek taraftarlarına yönelik sert bir cevap saldırı mahiyetindeydi.

Bu ilk eleştiri denemelerinde bir eleştiriden ziyade mizah ya da daha doğru bir deyimle hiciv kokusu alırız. Oysa eleştiri bir metni üstün ve zayıf yönleriyle; dil varlığı, tema, kişi kadrosu ve üslup bakımından aynı kategoride yayımlanmış diğer metinlerle karşılaştırarak, kuramsal ve yorumbilimsel kavramlar ve tekniklerle açıklanarak yapılırsa gerçek bir eleştiri sayılabilir. Ayrıca, bir eleştiri yazısı, eleştirmenin öznel fikirlerini de aktardığı, öneriler getiren bir metin olmalıdır. Yani bir metni iyi/kötü gibi sıradan ifadelerle bir yere koyma basitliğine düşmemelidir. Metne sorular sormalı ve buna cevaplar aramalı, cevapları da yorumlamalıdır.

Ben, eleştiriyi böyle yapmaya gayret ediyorum. İsim saymak istemiyorum. Ciddiyetle yapan arkadaşların varlığından memnuniyet duyuyorum.

Şiir, kurucu bir unsur olarak geçmişten günümüze birçok toplumun duygu ve düşünce bütünlüğü içerisinde hareket etmesini sağlayan bir etkiye sahiptir. Bu bakımdan şiirin kurucu rolü üzerinden kültür ve medeniyet okumaları nasıl yapılabilir?

Tragedyalar ve dinî metinler de dâhil milat öncesinden 14. yüzyıla kadar nerdeyse bütün edebiyatın manzum formda sunulduğunu görüyoruz. Dünya edebiyatında hikâye ve romanın başladığı tarihe kadar rakipsiz bir türdür şiir. Burjuva sınıfının toplum katmanlarından biri olmaya başlaması, aydınlanma çağıyla birlikte sanayide ve teknikte kaydedilen ilerlemelerle özellikle matbaa makinasının icadı, şehirleşme, iş bölümü, felsefe alanındaki gelişmeler, psikolojinin bir bilim dalı haline gelmesi, dünyadaki siyasal ve ekonomik dönüşümlerin beraberinde toplum hayatında, insan ilişkilerinde yaşanan değişim ve karmaşa; düşünce yazılarının, eleştiri türündeki eserlerin ve romanların yaygınlaşmasına yol açtı. Çünkü şiir özünde bir düşünce ifade etme yöntemi değildir. Bunun için nesir daha geniş fırsatlar sunar. Nitekim bizim edebiyatımızda da batılılaşma hareketlerinin paralelinde yaşanan en belirgin değişimlerin başında, ilk örnekleri çeviri ve sonraları telif olmak üzere hikâye ve roman sayısındaki artış gelir.

Bu gerçekler, bir toplumun edebiyatında şiir dışında düzyazının da belirleyici ve yansıtıcı rol üstlenmekte olduğunu göstermektedir. Şiir kadîm bir tür olarak elbette önemli bir kültür taşıyıcısıdır ancak bir toplumun edebiyatında artık şiir kadar düzyazıyla oluşturulmuş eserler de büyük öneme sahiptir.

Şiirde usta-çırak ilişkisi bağlamında bu ilişkinin eğitim-etki/gölge riski üzerine neler düşünürsünüz?

Tecrübe, el ve göz becerisinin ön planda olduğu bir mesleğin aktarımında usta-çırak ilişkisi oldukça işlevsel sayılabilir. Zanaatta meslekî hüner; teknik, alet-edevat ve deneyimle birlikte performansa dönüşür. Oysa sanat daha kişisel, daha içe dönük bir aktivitedir. Sanatçının en önemli gücü, ona verilmiş olan eser yaratma ilhamı ve özenli çalışmadır. İşte bu ikincisinden, yani çalışma bahsinden bakarsak, bir sanatçı adayının nasıl çalışması gerektiği yolunda büyüklerinden tavsiyeler alması anlamlı olabilir. Ancak bu, sanatsal yaratımın kişiselliği gerçeğini ortada kaldırmaz. Bu nedenle, bir ustanın talimatı ve el vermesiyle oluşturulan ürün, sanat eserinin biriciklik ilkesiyle çelişir.

Folklor şiire düşman mıydı hala öyle midir?

Folkor şiire düşman değildi. Şimdi de değil. Marifet odur ki geçmişten devralınan birikim; yani kelime, anlam, motif, imge ve çağrışımlar bütünü, taze bir nefesle dönüştürülebilsin.

Roman, hikâye/öykü yazarların birbirleriyle çekişmeleri pek gözlemlenen bir durum değilken şairlerin çekişmeleri, Türk edebiyatında en sık rastlanan bir durum olarak görülmektedir. Şiirin ve şairlerin çekişmeleri hakkında neler söylersiniz?

Hiçbir şey. Ben kimseyle çekişmiyorum. Eleştirebilirim ama. Ve bunu ancak yazıyla yaparım. Lâfla değil. Ve ancak yazılı cevaba itibar ederim.


Yazar: Ethem ERDOĞAN - Yayın Tarihi: 15.11.2022 09:00 - Güncelleme Tarihi: 26.10.2022 23:43
536

Ethem ERDOĞAN Hakkında

Ethem ERDOĞAN

Kütahya doğumlu. 1995 yılında Alkım edebiyat dergisini bir grup arkadaşıyla beraber çıkardı. Yazı ve şiirlerini Alkım, Kırağı, İpek Dili, Edebiyat Ortamı, Hece ve Yediiklim edebiyat dergilerinde yayınladı.

Ethem ERDOĞAN ismine kayıtlı 176 yazı bulunmaktadır.

Yazarımıza ait 5 kitap bulunmaktadır.

Twitter Kitapyurdu.com